ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Tasavvuf Dergileri > Tencere > Palyaçonun Bir Günü
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Palyaçonun Bir Günü  (Okunma Sayısı 468 defa)
06 Ekim 2011, 12:48:46
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 06 Ekim 2011, 12:48:46 »



Tencere


Nisan 2006 88.SAYI
 

Ferzan TOPATAN kaleme aldı, TENCERE bölümünde yayınlandı.

Palyaçonun Bir Günü

Üniversitenin ilk yıllarıydı. Tıp fakültesine girememiştim. Babam yıkılmış hayallerini toplamakla meşguldü ve benimle konuşmuyordu. Bir çocuğun babasının gözünde başarısız olması bu ülkenin en önemli sivil sorunudur. Büyüklerinin korkularını dindiremeyen, arzularını karşılayamayan çocuklar mezarlığında benim içinde bir çukur açılmıştı çoktan. Kazandığım bölüm filan umurumda değildi; artık sürüden kopmuş bir insan olarak, her nasihat dolu sohbetin en sık kullanılanlar bölümünde ismim baştaydı. Ne olacaktı benim halim!.. Başarılı komşu çocuklarını dövmek için yaptığım planlardan, sabaha karşı kıldığım namazlarda tövbe ederek vaz geçiyordum. Bazen namazı da bırakıyordum. Kimsenin bu tembel, başarısız çocuğun iyi bir şey yaptığını bilmelerini istemiyordum. Sabah ezanında bulduğum huzurun ailemce keşfedilip bir şablona hapsedilmesini de istemiyordum. Kızgındım onlara ve onların beğendiği çocukların, insanların, davranışların tümünden kaçmak, uzak durmak istiyordum. Babamın gittiği camiye gitmek istemiyordum. Onların bana vereceği bir şeyi almak istemiyordum. Onlara hak veriyordum çünkü. Onları seviyordum. Onlar haklıydılar bana kızmakta, beni cezalandırmakta, benim olamadığım şeyleri bana göstermekte... Onların beni cezalandırmasına izin veriyor ve havadaki o gerilimin devam etmesi için, çilemi çekmek için gayret ediyordum. Hakikaten kötü bir adam olmalıydım ki, ailem haklı olsun... Bu yüzden bilmemeliydiler benim hakkımdaki hiçbir şeyi.

Onların bağrına basamadığı çocuğu paketleyip gömdüm ve bir başka kişi oldum. Ta ki o güne kadar.

Gidip geldiğim tiyatro çalışmaları sırasında tanıştığım insanlar oldu. Onlara benzemiyordum. İçmiyordum, oruç tutuyordum, filan... Ama onlara da benziyordum biraz. Ben de onlar gibi kendimi göstermek istiyordum. Kendi numaramı yapmak ve beğenilmek, sevilmek, alkışlanmak... Aslında alkış umurumda değildi. Kendime yeni bir hayat alanı kurmak istiyordum sanki. Yönetmenin benden pek hoşlandığını hissediyordum. Tiyatro grubunu finanse eden kişi, Nurgül Abla beni seviyordu galiba ve gruptan kopmama birkaç kez de engel olmuştu.

Okula gitmek için evden çıktığım ama kendimi şehrin sokaklarına bıraktığım o gün tiyatro çalışmalarının yapıldığı binaya geldim. Burası bir alışveriş merkezinin üst katındaydı. Nurgül Abla ve yönetmenimiz Yiğit bunalmış, sıkıntılı bir haldeydi. Selam verdim ve ne olduğunu sordum. Nurgül Abla lösemili çocuklar için bir etkinlik planlamıştı. Lösemili çocukları eğlendirmek için iki palyaço hastaneye gidecekti. Palyaçolardan biri Yiğit’ti, fakat öteki palyaço sırra kadem basmış, kendisinden haber alınamıyordu. Onun yerine birisini bulmak için uğraşmışlar ama kimseyi ayarlayamamışlardı. Çocuklar onları bekliyordu ve fazla vakitleri yoktu. Ben palyaço olurum, dedim. Yiğit kıpkırmızı kesilip yüzüme baktı. Nurgül Abla şaşırmış, ciddi misin, yapabilir misin, dedi. Denerim, dedim. Yiğit, olmaz, dedi. Hiç deneyimin yok senin. Nurgül Abla ona dönüp, bak tek başına yapamayacağını sen söyledin. Çocuklar palyaço göreceğini ümit ediyor. Eğer iptal edersek bu çok kötü olur. Neden denemiyorsunuz, dedi. Yiğit çok sinirlenmişti ama çaresizdi. Peki, dedi, umarım bir felaket yaşamayız.. Nurgül Abla, kendini şartlandırma, bakarsınız çok güzel geçer, hadi göreyim sizi, dedi. Yiğit kostümleri almak için yukarı çıkacağını, aşağıda buluşmamızı söyledi. Nurgül Abla beni durdurup, bak Ferzan, dedi. Yiğit kazandığı paraya ortak olmandan çekiniyor... Ben para istemiyorum ki, dedim. Biliyorum, dedi, sen onu boş ver. O çocukların biraz morale ihtiyacı var. İyi bir palyaço olman önemli değil, onları sevdiğini göster. Onlar için orada olduğunu bilsinler, dedi. Bu sözler niye dokundu bilmiyorum. Peki, dedim, merak etmeyin. İyi bir palyaço olacağım...

Arabada giderken hiç konuşmadık. Kostüm çantamı almış, bizi karşılayan doktorlarla hastane koridorları boyunca ilerliyorduk. Yiğit ne kadar sinirliyse, ben de o kadar heyecanlı ve sevinçliydim. İkimizi görenler benim asıl komik olduğumu sanıp, soruları bana soruyordu. Ben de ustam daha iyi bilir deyip, öfkeden kudurmuş Yiğit’in zoraki gülümsemelerini seyrediyordum. Kostümlerimizi giydik, sonra yiğit bana bazı talimatlar verirken makyaj yaptı. O ne söylerse onu yapacaktım, her şeye karışmayacaktım, kazık gibi durmayacaktım filan... Kırmızı renkli takma burunlarımızı takınca bayağı bir palyaçoya benzemiştim.

Odaya girdiğimde çok heyecanlıydım. Ama içeride saçları dökülmüş, ağızlarındaki beyaz maskelerle solgun yüzlü çocukları görünce alt üst oldum. Kimisi yataklarında kalkamadan duran, kimisi ayakta lösemili çocukları görünce içime öyle bir şey çöktü ki bildiğim her şeyi orda bırakıp kaçıp gitmek istedim. Bayan bir doktor bizi çocuklara tanıttı. Bir iki çocuk gelip elimden tuttu. Eğilince biri burnumu tutup bıraktı. Ve çocuklar güldü. Sonra Yiğit bazı komiklikler yapmaya başladı, bazı numaralar... Ben de onun istediği gibi yapmaya, onu taklit etmeye çalışıyordum. Bir sürü salaklık yapacaktım ve sevimli olacaktım. Abartarak oynamalıydı. Ben bir sakarlık yapacaktım, Yiğit benim boğazımı sıkacaktı, ben yine de elinden kurtulacaktım. O bana tekme atacaktı, ben zıplayıp komik sesler çıkaracaktım. Çocuklar gülmeye başladılar ama Yiğit o kadar yapmacaktı ki... Ben planlamadığımız bir iki şey yaptım, çocukların arasına karıştım. Birini kucağıma aldım. Çocukların arasına saklandım. Ve yiğit beni tekmelemesin diye çocukların beni tekmelemesine izin verdim. Hastaydılar ama sıkı tekme atıyorlardı. Herkes çok neşeliydi, çocuklar özellikle beni tekmelemek için yarışıyordu adeta. Mahvolmuştum. En sonunda doktor hanım çocuklardan bize teşekkür edip vedalaşmamızı istedi. Acıdan iki büklümdüm ama gülümsemeye çalışıyordum. Hepsi gülüyor, el sallıyor, alkışlıyordu.

Soyunma odasında makyajımızı silerken, düşmanı olduğumu unutup, nasıldım diye sordum Yiğit’e. Çok kötüydün, dedi. Sakın bunu bir daha deneme!.. Üstümüzü değiştirdik. Yiğit işi olduğunu, beni bırakamayacağını söyleyip gitti. Hastanenin koridorunda yarım yamalak silinmiş makyaj kalıntılarıyla sendeleyerek yürüyordum. Çocuklar canıma okumuştu. Ama mutluydum. Bir işe yaramıştım. Birileri için iyi bir şey yapmıştım. Önüme bir çocuk çıktı. Lösemili çocuklardan biri. Elinde bir çiçek vardı ve bana uzatıyordu. Tek bir papatya. Arkasında az önceki doktor hanım. Eğilip çiçeği aldım. Sizi çok sevdiler, dedi doktor hanım, yine gelmenizi istiyorlar. Belimi tutarak doğruldum, inşallah, dedim. Çocuğun gözleriyle gözlerim buluşunca daha fazla kalamadım orada. Gülümsemeye çalışıp, el sallayarak dışarı çıktım, yürüdüm saatlerce. Güldüm, ağladım, şükrettim, tövbe ettim...


[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Palyaçonun Bir Günü
« Posted on: 06 Haziran 2020, 08:24:45 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Palyaçonun Bir Günü rüya tabiri,Palyaçonun Bir Günü mekke canlı, Palyaçonun Bir Günü kabe canlı yayın, Palyaçonun Bir Günü Üç boyutlu kuran oku Palyaçonun Bir Günü kuran ı kerim, Palyaçonun Bir Günü peygamber kıssaları,Palyaçonun Bir Günü ilitam ders soruları, Palyaçonun Bir Günüönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &