ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Tasavvuf Dergileri > Tavan Arası >  Oyuncaklarıma Benziyor
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Oyuncaklarıma Benziyor  (Okunma Sayısı 803 defa)
07 Haziran 2012, 17:01:19
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 07 Haziran 2012, 17:01:19 »



Tavan Arası



Ali Sözer |
Nisan 2012 | TAVAN ARASI   


‘Oyuncaklarıma Benziyor’


Sanayi Devrimi’nden itibaren insanoğlu, tek hakikatin bilim olduğu vehmine kapılmış, bu anlayış zamanla çetin bir din karşıtlığına dönüşmüştür. Üstad Necip Fazıl, Dünya Bir İnkılap Bekliyor adlı konferansında bu durumu şöyle eleştiriyor:

“Benim bir formülüm var, onu söyleyeyim. Dünyanın en zeki makinesi, bugünün elektronik beyinleri vs., dünyanın en aptal adamının tırnağını keserken gösterdiği makine kabiliyetinden daha geridir. Çünkü dünyanın en aptal adamında, mesela tırnağı çatlaksa o yeri bırakmak veya dikkatli kesmek şuuru vardır. Makinede ise bu yoktur.

Beşer, yaptığı şeyin kendi mahsulü olduğunu anlamıyor. İnsan cüz’îleştiriliyor, küllîleştirilmekten uzaklaştırılıyor. Herkes bir düğmeye basmakla işi hallettiğini sanıyor. Ve sentez yapabilen idrak kalmıyor. En büyük tehlike bu!.. Halbuki makine hakikatte bir oyuncaktır.

Küçük yaşta bir torunum var benim. Bir gün bir çocuk saffeti içinde dünyanın en derin hakikatini dile getirivermez mi? Televizyonda bir feza (uzay) filmi oynuyordu. Ben de gözüm ekranda, makinenin ne aptal bir şey olduğunu yanımdaki iki profesöre anlatıyordum. Çocuk birden bire döndü, “Dede, dedi, bunlar benim oyuncaklarıma benziyor!”

‘Kendini At Gizlice Gel’

Geçtiğimiz ay söz vermiştik. Hulusî-i Darendevî hazretlerinin nükteli, lâtifeli şiirlerine devam edelim:

Bir gün Osman Hulusi Efendi, Somuncu Baba Camii’nin eyvan bölümünde otururken sevdiği bir ihvanı, Topal Hoca lakabıyla bilinen Halil İbrahim Hoca yanına gelir. Muhabbetli dostlar bir araya gelince birkaç kişi daha toplanır.

Ancak sakilik (çaycılık) yapacak kimse bulunmaz. Hulusi Efendi, komşusu H. Muhyiddin Tütüncü’nün kardeşi Tayyar Tütüncü’ye sohbette sakilik etmesi için bir pusula gönderir:

“Gözüm Tayyar, hızlıca gel / Kendini at gizlice gel
Topal Hoca yoldaşımız / Dost izini izlice gel
Hücre-i aşk meskenimiz / Başka değil düzlüce gel
Yandı semâver ikisi / Bezmine biz sizlice gel
Zâr olagel yâr olagel / Hoş gül-i gülzâr olagel
Hâr olanı n’eylemeli / Can ile yok var olagel.”

Tayyar Efendi koşarak gelir ve semaverin başına oturur. Ancak demlikte çay yoktur. Kıtlık zamanları olan bu yıllarda çay ve şeker bulmak gayet zordur, karneyle verilmektedir.

Darende Zaviye mahallesinden olup, Sivas’ta demiryollarında çalışan Ali isimli bir şahıs, annesi Hatice Hanım’a bir paket çay göndermiştir.

O zaman çok kıymetli olan bu hediye etrafta duyulmuştur. Çaydan haberi olan Tayyar Efendi malumat verince, Hulusi Efendi kalemi eline alıp şöyle bir pusula yazarak Tayyar Efendi’nin eline tutuşturur:

“Kambura var kambura / Eline al tambura / Bir atımlık çay için / Kendini ver zambura.”

Aile olarak lakapları kamburlar olarak bilinen evin hanımı pusulayı görünce yeteri kadar çayı verir. Tayyar Efendi de sevinerek gelir. O gün çok güzel bir sohbet olur.

Sâdât-ı Kiram’ı Sevdiren Kitap


Bazı kitaplar vardır hacmi küçük fakat manası büyüktür. Azdır ama özdür. İz bırakır, birkaç sayfayla bir meseleye bakışımız değişiverir. Bahsedeceğimiz kitap da böyle bir kitap. Yazarı Sâdât-ı Kiram’dan Ahmed Haznevî k.s. hazretlerinin oğlu Alaeddin Haznevî hazretleri. Kitap, Abdullah Demiray’ın tercümesiyle “Hazret ve Şâh-ı Hazne – Hayat ve Menkıbeleri” adı altında Semerkand yayınlarından çıktı. Adından da anlaşıldığı gibi Şeyh Muhammed Diyaüddin ve Ahmed Haznevî hazretlerinin kısaca hayatları, silsileleri, ilim ve ahlâkları anlatılıyor.

Alaeddin Haznevî hazretleri o mübarek zatların hayatını, ahlâkını özümsemiş ve bize bal gibi bir öz sunmuş. Kitabı okuyunca insan “Bu eseri okuyan kişi Sâdât-ı Kiramı anlar, sever” demekten kendini alamıyor. Zaten en güzel eserler Efendimiz s.a.v.’i, sahabi efendilerimizi, alimlerimizi ve Allah dostlarını anlatanlar değil mi? Kitaptan kısa bir bölümü paylaşalım:

“Ahmed Haznevî k.s. ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını giderir, açları doyurur, çıplakları giydirirdi. Müritlerinden bazıları ile, kapısına gelen ve çalışmaktan aciz olan kimselerin bakımını üstlenir, onların masraflarını kendi malından karşılardı. Pek çok müridi ve çevresi olmasına rağmen (bunların ihtiyaçlarını karşılamak için) kimseden bir şey beklemezdi. Zaten onlar da dünyalık bir mal yardımında bulunmazlardı.

Onun en belirgin özelliği, diğer insanlardan ziyade alimlere ve talebelere önem vermesiydi. İlim talebeleriyle yakından ilgilenir, onların ihtiyaçlarını giderirdi. Medresesinde okuyan kırk kadar talebenin elbise, yatak ve diğer birçok ihtiyacını kendi özel malından karşılardı.

Dört bir yandan kendisine gelen fakir ve muhtaçları eli boş çevirmez, onlara (istediklerini) bol bol verirdi. Nitekim vefatına sebep olan hastalığa yakalandığında, ‘Allah’a hamdolsun! Ömrüm boyunca kapıma gelen hiçbir ihtiyaç sahibini eli boş gönderip onu hayal kırıklığına uğratmadım. İsteyen herkese durumuna, mevcut imkanlara ve nasibine göre bir şeyler vermeye çalıştım’ derdi.”

‘Kendi İtikadımıza Dönelim!


Ferid Kâm (1864-1944), Osmanlı bakiyesi önemli mütefekkirlerimizdendir. Bir sohbetinde, iki asırdır ortalığı kasıp kavuran maddeci-materyalist felsefeye karşı, çare olarak İslâm itikadına dönüşü gösterir:

“Allah’a hamdolsun biz tasdik eden zümredeniz. Onun için maddecilerin fikrini, itikadını bırakalım da kendi itikadımıza, fikrimize uygun söz söyleyelim. Azizim, insan bu görülen ve algılanan heykelden ibaret değildir. Ruh denilen ilahî sırdan ibarettir.

Nefse hakim ol ve onun faziletlerini tamamlayıp geliştir. Çünkü sen bedeninle değil, ruhunla insansın! İnsanın nefsinin şuuruna sahip olması ilk olarak kabul edilmesi gereken apaçık hakikatlerdendir. Yani bütün mülahazalardan, bütün düşüncelerden önce gelir. İnsanın kendi varlığını inkâr etmesini, Hoca Nasreddin merhumun gelen bir misafiri savmak için içeriden ‘Efendi odada yok!’ demesi gibidir.”

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Oyuncaklarıma Benziyor
« Posted on: 14 Kasım 2019, 10:00:52 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Oyuncaklarıma Benziyor rüya tabiri, Oyuncaklarıma Benziyor mekke canlı, Oyuncaklarıma Benziyor kabe canlı yayın, Oyuncaklarıma Benziyor Üç boyutlu kuran oku Oyuncaklarıma Benziyor kuran ı kerim, Oyuncaklarıma Benziyor peygamber kıssaları, Oyuncaklarıma Benziyor ilitam ders soruları, Oyuncaklarıma Benziyorönlisans arapça,
Logged
07 Haziran 2012, 17:16:29
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« Yanıtla #1 : 07 Haziran 2012, 17:16:29 »




    Rabbimin güzel kulu çok,elhamdülillah..Allah razı olsun hepsinden,inşaallah..
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &