ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Tasavvuf Dergileri > Tasavvuf Klasikleri > Nübüvvet ve Velayet
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Nübüvvet ve Velayet  (Okunma Sayısı 1723 defa)
02 Ağustos 2011, 13:53:22
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 02 Ağustos 2011, 13:53:22 »



Mektubat-ı İmam Rabbanî’den



Haziran 2009 126.SAYI


Ali KAYA kaleme aldı, TASAVVUF KLASİKLERİ bölümünde yayınlandı.

Nübüvvet ve Velayet

Bir takım kimseler yanlış bakışları sebebiyle velayetin peygamberlikten üstün olduğunu söylemişlerdir. Özün özü olan dinin hükümlerini de kabuk olarak değerlendirmişlerdir. Ne yapabilirler ki, onlar sadece dinin şeklini görebilmişler; dinin özünden, kabuğu dışında hiçbir nasipleri olmamıştır. Peygamberlerin halkla olan münasebetleri sebebiyle nübüvveti eksik görmüş, onların bu münasebetini sıradan halkın münasebeti gibi düşünmüşlerdir. Münasebeti Hak Tealâ ile olan velayeti, bu münasebetten üstün tutmuş ve velayetin peygamberlikten üstün olduğunu söylemişlerdir.

Velayet mertebesinde olduğu gibi yükseliş zamanı nübüvvet kemalâtındaki teveccühün de Hak Tealâ’ya doğru olduğunu bilememişlerdir. Hatta velayet mertebesinde, nübüvvet makamında hasıl olan bu yükseliş ve kemalâtın ancak sureti bulunabilir. Nübüvvetteki iniş (halk ile ilişki ve tebliğ) zamanı halka olan teveccüh, velayetteki gibidir. Şu kadar var ki, velayette dış halka yönelmiş iken, bâtın Hak Tealâ’ya yönelmiştir. Nübüvvette ise zahir ve bâtının her ikisi de halka yönelmiş durumdadır. Bu makamın sahibi bütün gücü ile halkı Hak Tealâ’ya davet etmektedir.

Nübüvvetin halk ile ilişkisi ve tebliği, velayetinkinden daha olgun ve mükemmeldir. Bazılarının sandığı gibi, onların halk ile olan münasebetleri sıradan insanların münasebeti gibi değildir. Zira peygamberler daha ilk adımda ağyarla ilgilenmeyi terk etmişler, bunların yerine halkın yaratıcısı ile ilgilenmeyi elde etmişlerdir. Bu büyüklerin halk ile olan ilişkileri halkın hidayeti ve irşadı içindir. Halk ile ilgileri onları yaratıcısına götürmek, Mevlâ Tealâ’nın razı olduğu şeyleri onlara göstermek içindir. Elbette halk ile olan bu tür bir münasebet, yani halkı Hak Tealâ’nın dışındakilere kulluk etmekten kurtarmak, kendi nefsi için Hak Sübhanehu’ya yönelmiş bir kimsenin yaptığından üstündür.

Mesela bir kimse Allah Tealâ’yı zikirle meşgul iken, bir âmâ bu esnada ortaya çıksa ve ayağının önündeki çukura atmak üzere olsa, bunu gören kimsenin zikre devam etmesi mi yoksa âmâyı tehlikeden kurtarması mı faziletlidir? Elbette ki, âmâyı kurtarmak zikirden daha üstündür. Zira Allah Tealâ’nın ne ona ne de onun zikrine ihtiyacı vardır. Ancak âmânın ona ihtiyacı vardır ve onu bu durumda kurtarmak gereklidir. Hele de bu kurtarma işi onun görevi ise, bu durumda onu kurtarmak zikrin kendisi olur. Zira bu Allah Tealâ’nın emrini yerine getirmektir.

Zikirle meşgul olmak, bir hakkın ifa edilmesi yani Mevlâ Tealâ’nın hakkını yerine getirmek demektir. Gözetmekle görevli olduğu kimseyi kurtarmakta ise iki hakkın yerine getirilmesi vardır. Biri kul hakkı, diğeri ise Mevlâ Tealâ’nın hakkıdır. Hatta âmâyı kurtarmak yerine zikirle meşgul olmak masiyet bile sayılabilir.

Tasavvufa İntisap


Hak yolunu tutmuş olan sâlik, öncelikle sağlam bir itikada sahip olmalı sonra da dinin emirlerini yerine getirmelidir. Amel ve itikatla ilgili bu iki kanada sahip olduktan sonra ilahî yakınlık basamaklarında yükselmeye yönelerek, karanlık geçitleri ve aydınlık yolları aşmaya talip olur.

Ancak bilmek gerekir ki bu yükselme ve menzilleri aşma, kamil ve mükemmil (kemale erdirmeye yetkin) bir şeyhin teveccühüne bağlıdır. Bu özellikteki mürşit, yolu bilen ve ona ulaştıran, nazarı kalp hastalıklarına şifa, teveccühü ise sevilmeyen çirkin ahlâkı söküp atmaya yardımcı biridir.

Salik önce mürşidi arasın. Hak Tealâ’nın fazlı ile onu tanırsa onu tanımanın büyük bir nimet olduğuna inanarak ondan ayrılmasın ve bütün tasarruflarında ona uysun.

Şeyhülislâm el-Herevî demiştir ki: “İlahî! Veli kullarını nasıl bir özellikte yarattın ki; onları tanıyan seni bulmakta ve seni bulamayan onları tanıyamamaktadır!”

Arzu ve isteklerini mürşidinin arzu ve istekleri içinde bütünüyle yok etmelidir. Tüm arzularından kendisini arındırmalıdır. Mürşidinin hizmetinde himmet halkasına bağlanmalı, var gücüyle çalışmalı ve asıl mutluluğun burada olduğuna inanarak onun emrettiği her şeye sımsıkı sarılmalıdır.

Tabi olunan mürşid, salikin kabiliyetine uygun olanın zikir olduğunu görürse zikri emreder; teveccüh ve murakabenin uygun olduğunu görürse bu ikisine yönlendirir. Yalnızca sohbetin yeterli olduğunu bilirse o zaman sohbeti emreder.

Emirler Yasaklar ve Yükselme


Ameller ikiye ayrılır: Emirlere sarılmak ve yasaklardan kaçınmak. Emirleri yerine getirme hususunda meleklerle insanlar ortaktır. Yalnızca emirleri yerine getirmekle yükselme mümkün olsaydı, melekler de ilerlerdi.

Yasaklardan kaçınmak ise insanlara has kılınmıştır. Bunun meleklerle ilgisi yoktur. Çünkü onlar bizzat korunmuş oldukları için emre aykırı hareket etme gibi bir durumları yoktur ki muhalefet etmeleri yasaklansın. Bundan dolayı yükselme ve ilerleme, amellerin bu kısmının yani yasaklardan kaçınma kısmının yerine getirilmesine bağlı kılınmıştır.

İşte bu yasaklardan kaçınma hususu nefse muhalefetin ta kendisidir. Zira dinin hükümleri nefsanî arzuları yok etmek ve çirkin adetleri engellemek için gelmiştir. Çünkü nefsin yapısı ya haram işlemeyi ya da harama götüren fuzuli mübahlar işlemeyi gerektirir. Dolayısıyla fuzuli mübahlardan kaçınmak da nefse muhalefet demektir.

Allah’tan Utanmak


Akıllı olan kişiye düşen, sermayesi olan ömrünün sayılı günlerini Allah Tealâ’nın razı olduğu yerlerde sarf etmektir. Kulun Mevlâsı davranışlarından razı ve hoşnut değilse, hayattaki sefanın ne anlamı olabilir? O zaman hayattan tat almak mümkün müdür?

Hak Tealâ bütün ve parça tüm halleri bilmektedir. Her yerde hazır ve her işimizi gözetlemektedir. O halde Allah’tan hayâ etmek gerekir. Mesela, ayıp ve çirkin işler işlenirken Allah’ın yaratıklarından birinin gördüğü zannedilse o ayıp ve çirkinlik asla işlenmez. O mahlukun, ayıpları görmesi kesinlikle istenmez.

Bu çok garip bir durumdur! Bu nasıl bir beladır ki, insanların çoğu Hak Tealâ’nın var olduğunu, kalplere, sinelere ve sırlara muttali olduğunu bildiği halde Allah’tan korkmaz. Yasaklanan davranışlarla ilgisini kesmez ve bunu önemsemez!

Bu nasıl bir müslümanlıktır ki; onların nezdinde bir mahlukun itibarı kadar Hakk’ın itibarı yoktur! Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allah’a sığınırız.

Zikir ve Tesbihatın Önemi


Peygamber Efendimiz s.a.v. şöyle buyurmuştur: “Cennet boş bir arazidir. Oraya fidan dikmek, ‘sübhânellâhi ve’l-hamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber (Allah’ı tesbih ve tenzih ederim, hamd Allah’a aittir. Allah’tan başka ilâh yoktur ve Allah en büyüktür)’ tesbihini okumakla olur.” (Tirmizî, nr. 3462; Taberânî, el-Evsât, nr. 4170; el-Kebîr, 10/173; Ebu Nuaym, Hilye, 9/276).

Bir başka hadis-i şeriflerinde ise şöyle buyurmuşlardır: “Her kim, ‘sübhânellâhi’l-azîm ve bi-hamdihî (yüce olan Allah’ı tenzih ve O’na hamdederim)’ zikrini okursa onun için cennette bir hurma ağacı dikilir.” (Tirmizî, nr. 3464, 3465; Hâkim, el-Müstedrek, nr. 1847).

Görüldüğü üzere cennetteki ağaçlar yapılan tesbihin neticesidir. Aynı şekilde cennette olan her şey salih amellerin neticesidir. Bundan dolayı cennetteki nimetlere ulaşmak ve onlardan tatmak, hiç şüphesiz çok değerlidir ve Allah Tealâ’nın hoşuna gider. Hak Tealâ’ya kavuşma vesilesi olur.   


[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Nübüvvet ve Velayet
« Posted on: 14 Kasım 2019, 15:33:15 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Nübüvvet ve Velayet rüya tabiri,Nübüvvet ve Velayet mekke canlı, Nübüvvet ve Velayet kabe canlı yayın, Nübüvvet ve Velayet Üç boyutlu kuran oku Nübüvvet ve Velayet kuran ı kerim, Nübüvvet ve Velayet peygamber kıssaları,Nübüvvet ve Velayet ilitam ders soruları, Nübüvvet ve Velayet önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &