ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Tarihül-İslam > Safiyye nin r.a. kıssası
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Safiyye nin r.a. kıssası  (Okunma Sayısı 665 defa)
19 Nisan 2011, 13:15:58
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 19 Nisan 2011, 13:15:58 »



 

Safiyye (R.A.)'Nın Kıssası


Bekkâı, İbni İshâk'm şöyle dediğini anlatır: Resûlullah Hayber mal­larına varıp onları birer birer aldı, kaleleri teker teker fethetti. İlk fet­hettiği Nâim'in kalesi idi. Muhamrned b. Mesleme'nin kardeşi Mahmûd b. Mesleme de orada şehid edildi. Kaleden üzerine bir de­ğirmen taşı atıldı ve şehid oldu. Sonra el-Kamûs adlı İbnü Ebî'l Hukayk'ın kalesi fethedildi. Resûlullah (s.a.v) onlardan bir çok esir al­dı. Bunlar arasında Huyey b. Ahtab kızı Safıyye ile amcasının iki kızı da vardı. Resûlullah bu kızları Dıhyetü'l Kelebî'ye verdi.[138]

Yûnus b. Bükeyr, İbni İshak'tan nakleder: Bana bu olayı Muham med b. Mesleme el-Ensarî'nin bir oğlu ailesinden birinden, aynı za­manda Miknef de bu olayı bana şu şekilde anlattılar:

- Resûlullah (s.a.v) hayber halkını önce El-Vatîh ve Es-Sülalim de­nen   iki   kalede  kuşattı.   Yahudiler  helak   olacaklarını   anlayınca, Resûlullah (s.a.v)'e haber salıp, kendilerini başka yere sürerek kanla­rını korumasını istediler. Oda kabul etti. Artık Nebî (s,a.v) malların hepsine: Eş-Şık, En-Netâ, el-Küteybe kaleleri ile, az önce adı geçen iki kale dışındaki bütün kalelere sahip oldu. Yahudilerin bu yaptıkları Fedek halkı tarafından duyulunca onlar da Resûlullah'a elçi gönderip, kendilerininde sürülüp canlarının korunmasını ve O'nunla malların a-rasından çekilmelerini teklif ettiler. O da kabul etti.

Bu hususta onlarla Resûlullah arasında anlaşdırıcı olarak gidip ge­len Muhaysa b. Mes'ûd idi. Bu şartı kabule razı olduklarında mallar hususunda Peygamber (s.a.v)'in kendilerine "yarıcı" muamelesi yap­masını isteyerek, "Biz bu malların kullanmasını ve imar etmesini siz­den daha iyi biliriz" dediler. Peygamber (s.a.v)'de "Yarı yarıya" onlarla bu konuda anlaşma yaptı. Ancak, "biz sizi buradan çıkarmak istediği­mizde çıkarabüme" şartıyla anlaşmayı kabul etti. Fedek halkıda bunu evet dediler.

Hayber malı bütün mücahitlerin arasında Fey yani ganimet malı olarak dağıtıldı. Fedek bahçelikleri ise Resûlullah'a tahsis edildi. Çünkü Müslüman ordusu orayı almak için ne at ne deve göndermişti.[139]

Hammâd b. Zeyd, Abdülazîz b. Suheyb ve Sabit aracılığıyla Enes (r.a)'dan nakleder:

- Resûlullah (s.a.v), Hayberlilere galib gelip savaşçılarını öldürmüş ve çoluk çocuğunu esir almış olduğunda, Safıyye'de Dıhyetü'l Kelebî'-nin sehmine düşmüş idi. Sonra Resûlullah (s.a.v)'in oldu. Efendimiz (s.a.v) onunla evlendi, âzât edilmesini de mihrinin bedeli yaptı.

Hadisin ravisi Abdü'laziz, öteki Ravî Sabite:

"Yâ Ebû Muhammedi Sen Enes'e, "peki, ya mihir olarak Ona ne verdi idi." diye sordun mu? deyince Sabit, "Efendimiz O'na kendini mihir olarak verdi" deyip gülümsedi.

Bu hadis Buharî ve Müslim'in ittifakla naklettikleri bir hadistir.[140]

Ya'kub b. Abdirrahman, Amr b. Ebî Amr aracılığıyla Enes (r.a)'dan şöyle nakleder: Nebî (s.a.v)'e Safıyye'nin güzelliği anlatıldı. O henüz yeni gelin olmuş, kocası Kinâne b. Rabî1 b. Ebi'l Hukayk harpte öldü­rülmüş idi. Resûlullah (s.a.v) onu kendine seçmişti. Biz -geri dönerken Hayberle Medine arasındaki- Seddû's Sahbâ mevkiine geldiğimizde Safıyye (hayızı bittiği için) evlenebilmesi helal olmuş, Resûlullah da onunla zifaf yapmıştı. Ufak bir deri üzerinde -düğün yemeği olarak-Hays (denen hurma ezmesi yemeği) ikram etti.

Ben Peygamberimizi bineğinde arkasına doladığı bir aba ile ona o-turak yaptığını, deveye bindireceğinde devesinin yanına gelip oturdu­ğunu, Safıyye'nin de gelerek ayağını Nebî (s.a.v)'in dizine basarak de­veye bindiğini gördüm.

Nihayet Uhut dağı görününce Resûlullah (s.a.v.) : Bu öyle bir dağdır ki, biz onu severiz o bizi sever" buyurdu. Buharî hadisi buradakinden daha uzun naklettiği gibi Müslimde nakletmiştir.[141]

Muhammed b. Ca'fer b. Ebî Kesîr, Humeyd'in Enes (r.a)'tan şöyle duyduğunu anlatır: Resûlullah (s.a.v) Hayber ile Medîne arasında üç gece ikamet ederek Safıyye ile düğününü yaptı. Ben ashabı Resûlullah' in düğün yemeğine da'vet ettim. Ziyafette ne ekmek ne et vardı. Ancak Bilal'e deri bir sofra getirmesini emretti, sofra serilip üzerine hurma, katık ve yağ konuldu.

Müslümanlar, "Safıyye'nin Efendimizin Cariyesi mi, yoksa hanımı olarak "Mü'minlerin annesi" sıfatım mı aldığı" hususunu konuştular ve kendi aralarında, "eğer onu hicaba büründürmezse o zaman cariye ola­rak almıştır, hicaba büründürürse o da mü'minlerin annelerinden biri olmuştur" dediler. Göç Medine'ye doğru harekete geçince Efendimiz devesinin hörgücünde kendi oturduğu yerin ardında Safîyye'ye de yer hazırlattı ve Onun artık görünmemesi için insanlarla arasına örtü çekti.

Bu hadisi Buharî rivayet etmiştir.[142]

Hammad b. Seleme derki, sandığıma göre bize Ubeydullah b. Ömer Nâfı aracılığıyla Abdullah b. Ömer'den nakletti ki: Resûlullah (s.a.v) Hayberlilerle çarpışarak onları kalelerine sığınmaya mecbur etti. Ora­daki arazilere, ziraata ve hurma bahçelerine el koydu. Onlarda, Hayber'den sürülmeye hayvanlarına yükleyebilecekleri kadar yanlarına eşya almaya altın ve gümüşlerini Resûlullaha bırakmaya ve can gü­venliğiyle oradan çıkmaya razı olarak Nebî (s.a.v)'le anlaşma yaptılar.

Nebî (s.a.v) onlara hiçbir şeyi saklamama şartı koşup, eğer saklar­larsa ne zimmîlik koruması, ne de verilen sözde durma, kalacaktı. La­kin Yahudiler Huyey b. Ahtab'a ait içinde para ve ziynet bulunan bir deri tuluğunu sakladılar. Huyey bunu Benû Nadr, Medine'den sürül­düğü zaman alıp Haybere getirmişti. Resûlullah (s.a.v), Huyey'in am­casına;

"Huyey'in Benû Nadır'dan getirdiği o zinet tuluğu ne oldu?" diye sorunca O, "O'nu geçim masrafı ve Harp masrafı alıp götürdü," dedi. Efendimiz de:

Bu malın Benü Nadr'dan geldiği-süre pek yakındır. Mu malda bu kadar kısa süre içinde harcana­bilecek mikdardan çok fazladır." buyurup bu adamı Zübeyr (r.a)'a teslim etti. O da ona biraz işkence yapınca, "Ben Huyey'i şurada bir yerde bir harabe etrafında dolaşırken görmüştüm" dedi. Gerçektende Huyey harpten Önce bir harabeye girip çıkardı. Oraya gidip etrafı ara­dılar ve tuluğu harabede buldular.

Bunun üzerine Resûluîlah (s.a.v), Ebî'l Hukuyk'm iki oğlunu da öl­dürttü ki, bunlardan birisi Safıyye'nin eşiydi. Resûlullah onların çoluk ve çocuklarını esir olarak aldı, onların mallarını da -kendi yırtıp atmış oldukları anlaşmayı bozma suçu ile- taksim etti. Yahudileri oradan sürgün etmek isteyince onlar, "Yâ Muhammedi bırakta bu topraklarda kalıp onu İslah ederek arazileri işletmeye devam edelim" dedi. Rasûlü Ekremİn ve ashabının bu toprakları işleyecek işçileri yoktu, kendileri­nin de orayı İslaha ayıracak zamanlan yoktu. Efendimiz (s.a.v)'de On­lara Hayberi, "Ziraatın, hurmanın ve Resûlullah'm gözüne değen her şeyin yarısı Müslümanlara verilmek şartıyla" verdi.[143]

Artık her yıl Abdullah b. Ravaha (r.a) oraya gelir, ziraat ve meyveyi tahmin ederek ölçer ve yarısını onlardan tazmin ederdi. Yahudiler o-nun tahminindeki katı tutumunu Peygamber'e şikayet ettiler, herri de ona rüşvet teklif ettiler. O da, "Bre Allah düşmanları! Siz bana pis, ha­ram şeymi yedireceğinizi sandınız? Vallahi ben sizin yanınıza bana in­sanların en sevgilisi olan zatın yanından geldim. Sizin Kur'ân'da may­mun ve domuzlardan addedilmeniz yüzünden siz benim en sevmedi­ğim kişilersiniz. Lakin benim size olan buğzum ve Muhammed (s.a.v) olan sevgim size karşı beni asla adaletsiz davranmaya sevk edemeye­cektir." Deyince, Yahudiler: "İşte yer ve gök böyle bir adaletle ayakta durur" dediler.

Resûlullah (s.a.v), Safıyye (r.a)'mn gözünde bir morluk görüp, "bu ne?" diye sorunca, "Benim başım uykuda iken İbni Ebî'l Hukayk'ın göksünde idi. Rüyamda kucağıma sanki bir ayın indiğini gördüm ve bunu ona anlattım. O da bana bir tokat attı ve sen Yesrib (Medine) kiralıyla evlenmeyi mi içinden geçiliyorsun?" dedi. Safiye derki: Resûlullah bana insanların en sevimsizi gibi geliyordu. Hem babamı hemde kocamı öldürmüştü. Ama bana sürekli olarak, "Baban arabları hep aleyhime kışkırtırdı ve yapacağı her türlü kötülüğü yapmıştı"'diye­rek özür diledi. Nihayet gönlümdeki bu nefret sökülüp gitti.

Resûlullah (s.a.v), her yıl hanımlarına Hayber'den gelen seksen Öl­çek hurma, yirmi ölçek arpa verirdi. Nihayet Hz. Ömer zamanında Yahudiler, Müslümanlara hileye başladı. Hatta Abdullah b. Ömer'in üzerine bir evin damından bir taş atıp ellerini sakat bıraktılar. Bunun üzerine Ömer (r.a), ashab'a, "kimin Hayberde ortakta hissesi varsa be­nimle gelsinde, orayı bölüşelim" deyip vardı ve araziyi sahiplerine taksim etti. Yahudilerin reisi, "Bizi buradan çıkarmayın, bırakmda bu arazide Resûlullah'ın ve Ebû Bekr'in bıraktığı gibi yine kalalım" diye rica etti. Sen Resûlullah'ın sana söylediği şu sözün benim aklımdan çıktığımmı sanıyorsun:

"Senin deven seni Şam tarafına doğru gün be gün, gün be gün alıp götürdüğü zaman halin ne olacak" demişti." dedi ve Hudeybiye Musalahasında bulunupta Haybere gelenler arasında Hayber arazisini taksim etti.

Buharı bu hadisi Kitabında başka bir rivayete şahit olarak getirdi ve "Ona da Hammad b. Seleme rivayet etmiştir" dedi.[144]

Ebû Ahmed el-Merrâr b. Hameveyh, Muhammed b. Yahya el-Kinânî -Malik- Nâfi1 isnadıyla İbni Ömer (r.a)'ın şöyle dediğini rivayet eder: Hayberde elimin mafsalından sakat kaldığımda Ömer hitap için kalkıp: "Resûlullah (s.a.v) Hayber Yahudilerini bıraktıkları mallarını çalıştırmak için işçi muamelesi yapmış ve " ^L^jSİ U f&jîj Allah hakkınızdaki bu hükmü böyle bıraktığı sürece bizde -değiştirmez-öyle bırakırız." buyurmuştu. Ömer'in oğlu Abdullah Haybere oradaki malına bakmaya gelmişti. Geceleyin ona bir zulüm yapıldı ve elleri sakat kaldı. Orada bize onlardan başka düşman olan ve itham edebile­ceğimiz bir başkası olan yok. Ben onla...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Safiyye nin r.a. kıssası
« Posted on: 09 Nisan 2020, 21:24:38 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Safiyye nin r.a. kıssası rüya tabiri,Safiyye nin r.a. kıssası mekke canlı, Safiyye nin r.a. kıssası kabe canlı yayın, Safiyye nin r.a. kıssası Üç boyutlu kuran oku Safiyye nin r.a. kıssası kuran ı kerim, Safiyye nin r.a. kıssası peygamber kıssaları,Safiyye nin r.a. kıssası ilitam ders soruları, Safiyye nin r.a. kıssasıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &