ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Tarihül-İslam > Kudüs ün fethi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kudüs ün fethi  (Okunma Sayısı 4376 defa)
14 Nisan 2011, 13:52:22
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 14 Nisan 2011, 13:52:22 »



Kudüs’ün Fethi




Bu yıl Ömer (r.a.), Şam diyarına gidip Kudüs'ü fethetti. Havran'ın kasabası olan Cabiye'ye gelip orada kendisinden mütevatir olarak ri­vayet edilen meşhur hutbesini okudu.[521]

Kudüs'ün fethine gelince:

Taberi bu hususta (özetle) şöyle nakleder:

-Ömer (r.a.)'m Şam seferine çıkışı -denildiğine göre- şu sebepten olmuştur: Ebu Ubeyde, Kudüs'e geldiğinde halk ondan aynen Şam halkının sulh şartları üzere anlaşma yapmak isteyip bu işin imzalan­masını bizzat Ömer (r.a.)'ın üstlenmesini istediler. Ebu Ubeyde de du­rumu Hz. Ömer'e yazdı ve şehirden ayrıldı.

Bir de ona Amr'ın gelmesi için yazdı. O hadise de şudur:

Amr b. El-Âs Ecnadeyn'e geldiğinde Rumların Artabûn adlı bir komutanı vardı ki, Rum dahisi idi. Muazzam bir ordu kurmuş idi. Amr yardım isteyen ve Artabun'u anlatan bir mektubu Ömer'e yolladı. Ömer onu okuyunca; biz Rum Artabûn'a Arab'ın Artabun'unu gönderdik deyip istişare ederek ona yardım gönderdi. Bu .yardımlarını hep birden Amr'a değil, Şam şehirlerini fetihle uğraşan .diğer komutanlara yolluyordu ki, o şehirlerden kimse Artabun'a yardıma gelmesin.

Amr, Ecnadeyn'de onu bir türlü tuzağa düşüremedi. Elçilerden de sadra şifa verecek netice çıkmadı. Bunun üzerine elçiliği bizzat kendi yapmaya karar verip elçi kılığında Artabun'a gitti. Ona gerekeni söy­ledi. Onun dediklerini dinledi. Bu arada Atabun'un kalelerini iyice bakıp öğrenerek, ne yapması gerektiğini anladı. Artabun da içinden: "Vallahi bu olsa olsa Amr dedikleridir, değilse de Amr'ın danışmanla­rından biridir. Ben Müslümanlara bunu öldürmekten daha büyük bir darbe indiremem." diye geçirdi. Bir nöbetçi çağırıp ona gizlice: "Çık şu noktaya var, bu oraya gelince onu öldür" diye emretti.

Amr b. El-As bu telaştan durumu sezdi ve ona: "Sen beni dinledin ben de seni! Senin söylediğin benim kafama tam yattı. Lakin ben da­nışma kurulundaki on kişiden biriyim. Ömer bizi Amr'a yardım et­memiz, ve onun yaptıklarına bakmamız için yolladı. Ben varıp bu on kişiyi alıp geleyim. Onlar da senin bana yaptığın teklife benim gibi bakarsa baş komutan ve diğer komutanlar onların görüşüne katılır. Benim gibi görmezlerse onları yerlerine geri yollarsın!" dedi. O da: "Tamam!" dedi. Artabûn birini çağırıp gizlice ona yolladığı adamı ça­ğırttı. O gelince Amr'a haydi git de arkadaşlarını getir!" dedi. Amr gi­dip gelmeyince durumu anlayan Rum komutan: "Herif beni kandırdı, bu insanların en dehası." dedi. Amr'ın bu hilesini Ömer duyduğunda çok sevindi ve: "Allah için bu Amr çok yaman bir herifi yendi" dedi. Çaresiz kalan Artabûn savaşa girdi. Yermuk'taki gibi çok çetin bir çarpışma oldu, çok ölü verildi.

Sonra Artabun yenilip İliya'ya (Kudüse) sığındı. Artabun İliya'ya geldiğinde Müslümanlar onun girişine müsaade ettiler. İliya'daki İs­lâm ordusu da Ecnadeyn'deki Amr'a katıldı. O sırada Artabun: "Sen benim dostum ve dengimsin, zira sen kendi milletinin arasında ma­kamca benim gibisin. Vallahi Ecnadeyıı'den sonra Filistin'de fethede­bileceğin bir yer yok, aldanma, geri dön. Yoksa senden evvelkilerin uğradığı hezimete uğrayacaksın." dedi.

Amr, Rumca bilen birini ona yollayıp: "Rumca bilmez gibi davran, ve ne dediğini iyi anlayıp bana haber ver." dedi. Adamın eline bir mektup verdi. İçinde: "Mektub'un bana geldi. Sen kendi toplumunda benim dengimle benim gibisin. Eğer bir özellik sana yanlış yaptırırsa benim üstünlüğümü kavrayamazsın. Sen de biliyorsun ki, bu ülkeyi fethedecek olan kimse (eski kitaplara göre) benim. Ben sana falan, falan ve falancaya yardımcı olmanı teklif ederim, benim bu kitabımı onlara oku, onlar aramızdaki bu meselede bir görüş belirtsinler." diye yazıldı.

Elçi mektubu alıp Artabun'a onların huzurunda verdi. Onlar mek­tubu okuyunca gülüştüler ve Artabun'a: "Peki bu ne diyor, sen onun burayı fetheden kimse olmayacağım nereden biliyorsun?" dediler. O da: "Bu fethin sahibi eski kitaplara göre adı üç harfli O-m-r olan biri­dir." dedi. Elçi bunları duyup geri döndü ve Amr'a söyledi. Amr da bu fethin Ömer (r.a.)'ın elinde olacağını anladı.

Amr, Ömer'e yardım isteyen bir mektup yollayıp: Ben çok zor, çok çarpıcı bir harbe, fethi senin için saklanan bir ülkeye harbe hazırlanı­yorum, görüşünü bildir!" diye yazdı. Ömer mektubu okuyunca Amr'ın bu lafının bir teşvike değil, bir bilgiye dayandığını anladı ve insanlara yola çıkıyoruz, diye ilan ederek hazırlandı. Sonra yola çıkıp Cabiye denen yere kadar geldi. Ömer (r.a.) tam dört defa Şam'a gelmiş oldu.

1- Atı ile geldiği

2- Deve üzerinde geldiği

3- Veba hastalığını duyup geri döndüğü yolculuk

4- Bu son yolculuğu, bunu da eşeğin üstünde yaptı. Şam diyarındaki komutanlara da, Cabiye'de şu gün buluşalım diye yazdı. Ona ilk önce Yezid, Ebu Ubeyde ve Halid geldiler. Elbi­seleri ipekli idi. Ömer onları böyle süslü püslü görünce taş alıp onlara attı ve: "Beni bu kılıkla mı karşılıyorsunuz. Sizin iki yıldır karnınız doydu, bu tokluk sizi ne çabuk yoldan çıkardı! Vallahi siz bu işi ikinci yüz yılın başına kadar böyle yaparsanız Allah bu nimeti sizden alıp başkalarına verecektir!" dedi. Onlar da: "Ey Mü'minlerin Emiri! Bu sadece yalmak dedikleri (kaşındırmayan sağlam) bir elbise, üzeri­mizde silah var, ondan giydik." deyince Ömer: "Tamam öyleyse." dedi.

Hz. Ömer'in torunu Salim b. Abdillah der ki:

-Ömer Şam diyarına girince, kendisini Şam yahudilerinden birisi karşıladı ve: "Esselamu aleyke ya Faruk! Tliya'nm (Kudüs'ün) sahibi sensin. Vallahi Allah İliya'yı fethetmeden seni geri döndürmeyecek." dedi. Kaç kere Amr'ı heveslendirdiler, o da askerlerini heveslendirdi ama ne Kudüs ne de Remle'ye gücü yetmedi.

Ömer Cabiye'de iken birden insanlar silahlara sarıldılar. Ömer: "Ne oluyorsunuz?" deyince: "Gelen kılıçlı süvarileri görmüyor musun?" dediler. O bakınca bir bölüğün kılıçları panldayarak geldiklerini gö­rünce: "Korkmayın bunlar güvenlik istemeye geliyor, onlara güvenlik verin!" dedi. Onlara güvenlik verildi. Onlar geldiler ki, meğer Kudüs halkı imiş. Onlara İliya ve ona bağlı yerlerde bir de Remle ve civarın­daki yerlerde geçerli olmak üzere bir belge yazdırdı. Böylece Filistin birisi İliya ve civarı, diğeri Remle ve civarı olmak üzere ikiye ayrılmış oldu. Onlar tam on tane büyük iskan yerinden ibaretti. Filistin ise Şam'ın bütün şehirlerine denkti.

Bu sulha o gelen Yahudi de şahit oldu. Hz. Ömer ona Deccal hak­kında bazı sorular sordu.

Halid ve Ubade anlatıyor: Hz.. Ömer Kudüs halkına şu metni yazdı:

-Bismillahirrahmanirrahim. İşte şu vesika, mü'minlerin emiri, Al­lah'ın kulu Ömer'in Kudüs halkına verdiği vesikadır. Canlarına, mail larına, kiliselerine, haçlarına, hastasına, sağlıklısına, diğer din men­suplarına, kiliselerinin eve çevrilmeyeceğine yıkılmayacağına, Kudüs ve civarından bir şey eksiltilmeyeceğine, haçlarından ve mallarından bir şeye ilişilmeyeceğine, dinlerine baskı yapılmayacağına, hiç kim­seye zarar verilmeyeceğine, onlarla İliya'da hiçbir Yahudi'nin iskan ettirilmeyeceğine dair güvence veriyorum. îliya halkı da buna karşılık diğer şehir halkı gibi cizye vergisi verecek, Bizanslıları oradan onlar, bizzat kendileri çıkaracak. Bizans Rumlarmdan kim oradan çıkarsa istedikleri güvenli bir yere gidene kadar can ve mallan korunacak. Ama güvenle İliya'da oturmak isteyen kimse İliya halkı gibi vergi ve­rerek oturabilecek. İliya halkından Rumlarla beraber malını alıp git­mek isteyen de güvenli yer varana kadar can ve mallan emniyette ola­cak, bunların kalan haç ve kiliselerine dokunulmayacak. Diğer yerler­den olup da bu Artuvan'la beraber savaşa gelenler de dilerse aynı vergi ile İliya'da kalabilecek, dileyen Bizans Rumlarıyla gidecek, aile­sine dönmek isteyen de dönecek ve bunlardan bir şey alınmayacak. Bu anlaşma metninde bulunan maddelere Allah'ın taahhüdü. Peygambe­rinin zimmeti (koruması) Halifelerinin zimmeti ve mü'minlerin zim­meti, bu vergiyi vermek şartıyla- geçerli olacaktır. Bu anlaşmaya Halid b. Velid, Amr b. El-As, Abdurrahman b. Avf ve Muaviye b. Ebu Süfyan şahitlik etmiş imza atmışlardır. On beşinci yılda yazılmıştır.

Hz. Ömer bu anlaşmayı yollayıp Kudüs'e yöneldi. Varıp doğruca Mescid-i    Aksa'ya    gitti.    Kapıya    yaklaştı,    açılınca:    "Lebbeyk Allahümme Lebbeyk, dedi ve içeri girip Davud (a.s.)'m mihrabına yöneldi. Orada nafile kıldı. Biraz sonra sabah oldu. Müezzin ezan okudu. Ömer (r.a.) öne geçip birincide "Sad" suresini, ikinci rekatta da "Esra" suresinin baş tarafını okuyarak namaz kıldırdı. Ka'b'a: "Kıb­leyi ne tarafa yapalım?" deyince Ka'b, kaya'ya (ağlama kayası) doğru deyince: "Ya Ka'b, vallahi Yahudilere benzedin, biz kıbleyi mescidin ortasına Peygamberimizin yaptığı gibi yapalım" deyip kıbleyi belir­ledi. Sonra kalkıp Hıristiyanların Kudüs'e hakim olduğu zaman, Hı­ristiyan Rumların yerin altına gömdükleri -o vakit- çöplük olan Ya­hudi kıblesine geldi. Oraya varınca bir kısmını çıkarıp bir kısmını bı­raktılar. Hz. Ömer elbisesiyle orayı temizledi. Ka'b ve yanındakiler tekbir getirdiler. Hz.. Ömer onları yanma çağırdı ve nedenini sordu. Çünkü Ömer her yerde takva gösterilmesini sevmezdi. Ka'b: Rumlar Yahudilere saldırıp mağlup olunca kiliseyi gömmüşler. Sonra galip gelmişler ama onu çıkaramamışlar. İranlılar gelip Yahudilere saldı­rınca, Yahudilere isyan etmişler. Sonra "işte sen gelene kadar Rumlar onlara galiptiler" diye bazı geçmiş kıssalar da anlattı.[522]

 

Pekmezin Helal İlan Edilişi
 

Enes b. Malik der ki: Kudüs'te Ömer'le ben de bulundum. Bir pa­paz gelip, şarap haram olmasına rağmen, üzümden yapılan bir şeyden bahsetti. Ömer onu görmek istedi. Papaz getirip bunu gösterdi ve bu­nun, şıranın üçte biri kalana kadar kaynatılarak yapıldığını söyledi. O da parmağıyla tadın...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Kudüs ün fethi
« Posted on: 30 Mart 2020, 00:40:03 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kudüs ün fethi rüya tabiri,Kudüs ün fethi mekke canlı, Kudüs ün fethi kabe canlı yayın, Kudüs ün fethi Üç boyutlu kuran oku Kudüs ün fethi kuran ı kerim, Kudüs ün fethi peygamber kıssaları,Kudüs ün fethi ilitam ders soruları, Kudüs ün fethiönlisans arapça,
Logged
19 Nisan 2015, 19:02:26
Kaan Han
Dünyalılar
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 778


« Yanıtla #1 : 19 Nisan 2015, 19:02:26 »

Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuh
Allah Razi olsun
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &