ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Tarihül-İslam > Hudeybiye dekilerin sayısı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hudeybiye dekilerin sayısı  (Okunma Sayısı 655 defa)
19 Nisan 2011, 13:24:01
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 19 Nisan 2011, 13:24:01 »



Hudeybiye'dekilerin Sayısı


İkrime b. Ammâr, İyas b. Seleme'den babası Seleme b.Ekvâ (r.a)'ın şöyle dediğini nakleder:

-Biz bindörtyüz kişilik bir gurub olarak Resûlullah (s.a.v)'le beraber Hudeybiye'ye kadar geldik. Orada sulanmakta olan elli koyun vardı. Resûlullah varıp kuyunun ağzına oturdu. Ya dûa etti veya kuyuya tükrüğünden bırakmıştı ki, kuyu kaynamaya başladı. Kuyu bizi suladı biz de suya kandık. Hadisi Müslim tahric ediyor.[21]

Bekkâî[22] anlatıyor: ibni Ishak derki; bana Zührî, Urve aracılığıyla Misver b. Mahreme ve Mervan b. Hakem'in şöyle anlattığını haber verdiler:

"Resûlullah (s.a.v) Hudeybiye yılı -Ka'beyi ziyaret maksadıyla yola çıktı. Maksadı harbetmek değildi. Beraberinde yetmiş tane deveyi de, hac kurbanı olarak beraberinde şevketti. İnsanlar yediyüz kişi olup her deve on kişinin kurbanı olmuştu." İbni İshak derki:

Halbuki bana ulaşan bilgilere göre Cabir (r.a): "biz Hudeybiye ga-zileri bindörtyüz kişi" diye nakletmiştik.[23]

Sonra İbni İshak, Zührî'den bu haberi baştan sona rivayet eder. Bu rivayette birçok garîb ifadeler yer almaktadır ki, şu bunlardan biridir:

- Urve b. Mes'ûd, Peygamber (s.a.v) ile konuşmaya başladı. Muğîre (r.a)'de Efendimizin başucunda zırhlara bürünmüş olarak dikiliyordu. Urve konuşurken elini Efendimizin sakalına uzattıkça Muğire onun e-line vuruyor ve, "sana ulaşmadığı sürece, sen elini Resûlullah'ın saka­lından çek" diyordu. Urve de, "Yazık sana, ne kadar sert, ne kadar ka­tısın" diyordu. Rasûlü-Ekrem gülümseyince, Urve:"Yâ Muhammedi bu da kim?" diye sordu. O da, "bu, kardeşiyin oğlu Muğîre b. Şu'be'dir" buyurdu. Bunu duyan Urve: "bre hilebaz, ben senin günahını daha dün yıkayıp temizleyebildim" dedi.

İbni Hişâm bunu nakledip, burada konuya şu açıklığı getirir: "Urve, bu "bre hilebaz..." demesi ile şunu kasdediyordu. Muğîra (r.a) Müslü­man olmadan önce sakif kabilesinin Malik oğulları boyundan on üç kişiyi öldürmüştü. Bu yüzden Ölünün boyu Malik oğulları ile Muğîra'nın boyu El-Ahlaf arasında kavga büyümüştü. Urve b. Mes'ût ölülerin yerine on üç diyet ödemiş ve sulh yapılmış idi.[24]

İbnü Lehî'a anlatıyor: Bize Ebû'l Esved, Urve b. Zübeyr'in şöyle de­diğini anlattı:

- Mekke'li Kureyşî'ler yola çıkıp Beldah vadisine ve oradaki kuyu başlarına Peygamber (s.a.v)'den önce geldiler ve konakladılar. Resûlullah (s.a.v) müşriklerin kendinden önce geldiğini görünce, Hudeybiye'de konakladı. Çok sıcak bir mevsim olup orada sadece bir kuyu vardı. Çok oldukları için topluluk susuzluktan korktular. Su çekmek için birkaç kişi kuyuya indiler. Resûlullah (s.a.v) içinde su olan bir kova isteyip ondan abdest alıp, ağzına su alarak mazmaza ya­parak bunu kovaya püskürdü ve kovanın kuyuya boşaltılmasını em­retti. Sonra ok kuburundan bir ok çıkarıp onu kuyuya attı ve Allah'a dûa etti. Kuyu su ile dolmaya başladı, öyle yükseldi ki, kuyudan elleriyle bile su almaya başladılar. Kuyunun ağzına çepeçevre oturmuşlardı.[25]

İbni İshak Zührî'den naklediyor: Efendimiz Medine'den yola çıkıp Usfan denen yere geldiğinde Bişr b, Süfyân rastgeldi ve "Ya Resûlallah! İşte Kureyş şu tarafta, gelişinden haberleri var, genç de­velerle ve çocuklarla ve kaplan derisinden zırhlar giyinerek geliyorlar. Zî Tuvâ'da konakladılar ve seni oraya sokmayacaklarına yemin ettiler. Halid b. Velîd'de süvarilerinin komutanı. Onları Kur'âı'l Ğamîm'e ka­dar getirdi" dedi. Efendimiz de.

"Kureyş'e yazık oldu. Harb onları yedi bitirdi. Ne olurdu be­nimle diğer arablarm arasından çekilselerdi. Eğer onlar beni yenerse bu diğer arablarm arzu ettiği birşey olurdu. Ama Allah bana zafer verirse güruh güruh İslama girerler. Vallahi Allah yo­lunda şu baş şuradan ayrılana kadar yada zafer elde edene kadar çarpışacağım." buyurdu. Sonra: "Bizi Kureyş'in geldiği yoldan başka bir yol ile götürecek kim vardır" buyurdu.[26]

İbni İshak arılatıyor: Bana Abdullah b. Ebî Bekr haber verdi ki, Eşlem kabilesinden adamın birisi Efendimizin bu isteği üzerine, "Ya Resûlullah! Ben yol gösteririm" dedi.[27] Onları oradan alıp dağ kovukları arasında taşlık, kayalık bir cılga'dan[28] götürdü. Bu yol ayrıl­dıkları yola göre çok kötü olduğundan Müslümanlara çok meşakkatli geldi. Vadi'nin bittiği yerde yumşak arazili bir yere geldiler. Resûluîlah (s.a.v) oraya varınca ashabına:

"Haydî "Allah'a istiğfar eder ve ona tevbe ederiz" deyin" bu­yurdu. Onlarda "Estağfırullahe'l azîme ve netûbû ileyh" dediler. Efendimiz de; "İşte İsrail oğullarına teklif edilipte söylemedikleri (Kur'an'daki) "Hıtta" bu idi" buyurdu.[29]

Abdü'I Melik b. Hişam (ibni îshak'tan naklen)[30] şöyle anlatır: Resûlullah (s.a.v);

"Mihsan (İbni Hişâm'da El-Hamş) sırtları arasındaki sizi Mekke'nin aşağı tarafında Hudeybiye konaklama yeri olan Seniyyelü'l Mûrûr'a götürecek olan sağ yola sapın" buyurdu. Kureyşliler Müslüman atları­nın çıkardığı toz bulutunu görünce yollarını değiştirip Kureyş'in bulunduğu yere geri döndüler.[31]

Şu'be ve diğerleri Husayn aracılığıyla Salim b. Ebî'l Ca'd'ın şöyle dediğini naklederler: Ben Cabir (r.a)'a, "Hudeybiye bîatında kaç kişiy­diniz" diye sordum. O da: "Biz bin beşyüz kişiydik." deyip oradaki su­suzluklarını da şöyle anlattı: Resûlullah'a bir kab içinde su getirildi. Elini kabın içine koydu. Su, sanki kaynakmışcasına parmakları arasın­dan kaynamaya başladı. Biz sudan içtik, kullandık, hepimize yetti. Yüzbin kişi olsak yine bize kafi gelecekti.

Buharî bu haberi başka bir yol ile Husayn'dan nakleder.[32]

Ebû Avâne, El-Esved b. Kays-Nübeyh el-Anezî isnadıyla Câbir b. Abdullah (r.a)'m şöyle dediğini rivayet eder:

- Resûlullah (s.a.v) ile Evs kabilesine bir gazaya çıkmıştık. O gün dörtyüz kişiydik. Namaz vakti girdiğinde Resûlullah (s.a.v): "Toplu­lukta abdest alacak kabı olan yokmu?" buyurdu. Adamın biri koşup i-çinde azıcık su bulunan bir kab getirdi. Toplulukta bundan başka hiç su yoktu. Resûlullah (s.a.v) bu suyu bir bardağa boşalttı sonra bununla abdest aldı. Sonra bardağı bırakıp oradan geri çekildi. Bu kere insanlar (Efendimizin el sürdüğü bir şeye el sürüp bereketlenmek için) kadehe saldırıp "elinizi sürün" diyorlardı. Ashabının bu sözlerini duyduğu zaman Resûlullah (s.a.v) "ağır davranın!" buyurup sonra elini bu ka­dehteki suya daldırdı ve "Sübhanallah" deyip ashabına da: "Abdesti güzelce alın" buyurdu. Cabir derki: "Gözlerime körlük vererek beni imtihan eden zata yemin ederim ki, ben suyun pınarını Resûlullahın parmakları arasından kaynayan pınarı gördüm. Ashabın hepsi abdest alana kadar elini çekmedi." Bu hadisi Müsedded, Ebû Avane'den nak­lediyor.[33]

İkrime b. Ammar el-Iclî, İyâs b. Seleme yoluyla babası Seleme (r.a)'dan şöyle nakleder:

- Resûlullah (s.a.v) ile beraber bir gazaya çıkmıştık. Yolda öyle bir kıtlığa yakalandık ki, bindiğimiz develerden birini kesmek bile aklı­mızdan geçti. Resûlullah emir verdi de, biz azık kablarımızı topladık ve Efendimizin önüne deriden bir sofra serdik. Yolcuların azıkları bu sofrada toplandı. Ben bu toplananları sizin için tahminleyeyim diye boyumu uzattım. Onu tahminen ölçtüm. O, bir oğlağın diz üstü çök­müş hali kadar bir yiyecek olmuştu. Biz ise bindörtyüz kişiydik. Buna rağmen hepimiz yiyip doyduğumuz gibi kalanını da torbalarımıza dol­durduk. Sonra Nebî (s.a.v); "Abdest alacak bir kab var mı?" buyurunca adamın biri içinde bir kaç damla su bulunan bir matara getirdi. Efen-

dimiz bunu bir kupaya boşalttı. Hepimiz bu sudan hem de bol bol ala­rak abdest aldık. Biz bin dörtyüz kişiydik. Bizden sonra sekiz kişi da­ha geldi ve "abdest alacak suyumuz varmı?" diye sordular. Resûlullah (s.a.v) de, "Abdest tamam oldu" buyurdu. Bu hadisi Müslim rivayet ediyor.[34]

Musa b. Ukbe, İbni Şihab-ı Zührî aracılığıyla İbni Abbas (r.a)'dan şöyle dediğini nakleder: Resûlullah (s.a.v), Hudeybiye'den geriye dönmek üzere hareket ettiğinde, Ashabından binleri gelip onunla ko­nuştular ve; "Ya Resûlallah! Kıtlıktan tükendik, insanların kiminde binek değil yük develeri var. Ondan birini kessen olmaz mı?" dediler. Ömer (r.a)'de: "Ya Resûlallah öyle yapma! Çünkü insanlarda binek devesinden fazla sayıda bulunması daha iyidir" dedi. Nebi (s.a.v) de:

"Haydi sofralarınızı ve habalarmızı yere yayın" buyurdu. Onlar da öyle yaptılar. Sonra Efendimiz "kimin ya­nında fazladan azık ve yemek varsa getirsin sofraya sersin" buyurdu. Onlara dûâ etti, sonra da: "haydi kaplarınızı getirin" buyurdu. Onlarda Allah'ın dilediği kadarını aldılar.

Bu hadisi Musa b. Ukbe'ye NâiT b. Cübeyr anlatmıştır.[35]

Yahya b. Süleym et-Tâifî, Abdullah b. Osman b. Hüseym -Ebû't-Tufeyl isnadıyla Abdullah b. Abbas (r.a)'dan şöyle nakleder:

- Resûlullah (s.a.v) Kureyşlilerle sulh yapmak üzere Merri-Zahrân denen yerde konakladığında ashabı kendisine: "Ya Resûlallah! Şu yük develerimizden bir kısmını kesmeye müsaade etseniz de, etini yiyip yağını kullansak, çorbasını pişirip içsek, yarın onların üzerine yürüdü­ğümüz zaman biz tam rahatlamış olarak saldırırdık" dediler. Nebi (s.a.v) de:

"Hayır! Lakin bana azığınızdan artanları getirin" buyurdu. Bir sofra serip azıkların fazlasını üstüne boşalttılar. Resûlullah onlara bereket duası yaptı. Onlar tokluktan mideleri şişene kadar yiyip, sonra da bu­nun artanlarını dürüp azık kablarına koydular.[36]

İmam Mâlik, İshak b. Abdillah b. Ebî Talha aracılığıyla Enes (r.a)'ın şöyle dediğini anlatıyor: Bir ikindi namazı girdiği vakit ashabın abdest için su arayıp bulamadıkları bir sıra Resûlullah (s.a.v)'i gördüm. Kendisine bir abdest kabı getirildi. Resûlullah (s.a.v) elini bu kaba ko­yarak insanlara bundan abdest almasını emretti. Ben, parmaklarının arasından suyun pınar gibi kaynadığını gördüm. İnsanlar en sonuncusuda bitir...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hudeybiye dekilerin sayısı
« Posted on: 09 Nisan 2020, 20:03:53 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hudeybiye dekilerin sayısı rüya tabiri,Hudeybiye dekilerin sayısı mekke canlı, Hudeybiye dekilerin sayısı kabe canlı yayın, Hudeybiye dekilerin sayısı Üç boyutlu kuran oku Hudeybiye dekilerin sayısı kuran ı kerim, Hudeybiye dekilerin sayısı peygamber kıssaları,Hudeybiye dekilerin sayısı ilitam ders soruları, Hudeybiye dekilerin sayısıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &