> Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Akaid Eserleri > Tahavi Şerhi > Veliler ve Velilik
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Veliler ve Velilik  (Okunma Sayısı 826 defa)
08 Ocak 2012, 11:43:34
Vatan Var Olsun !
Dünyalılar
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.940


« : 08 Ocak 2012, 11:43:34 »



Veliler ve Velilik


Yüce ALLAH şöyle buyurmaktadır: "Haberiniz olsun ki ALLAH’ın velilerine hiçbir korku yoktur, onlar üzülmezler de. Onlar iman edip takvâlı davrananlardır." (Yunus, 10/62-63)

Veli terimi, düşmanlığın zıttı olan (ve dostluk anlamına gelen) -vav harfi üstün olarak- "velâyet"ten gelmektedir. Hamza, Yüce ALLAH’ın: "Sizin onlarla hiçbir velâyetiniz yoktur." (el-Enfâl, 8/72) buyruğundaki "velâyet" kelimesinin "vav" harfini esre olarak "vilâyet" diye okumuş; diğerleri üstün olarak "velâyet" diye de okumuşlardır. Bu iki okuyuşun iki ayrı söyleyiş olduğu söylendiği gibi; "velâyet" şeklindeki okuyuşun yardım etmek anlamında, "vilayet" okuyuşunun emirlik anlamında olduğu da söylenmiştir.

ez-Zeccâc dedi ki: Esreli okuyuşun caiz olması, bir takım kimselerin bir takım kimseleri veli edinmesinde bir çeşit sanat ve iş (amel) bulunduğundan dolayıdır. Bu tür bir anlam ihtiva eden bütün kelimelerde aynı durum söz konusudur. el-Hiyâta (terzilik) gibi...

Mü’minler -buna göre- ALLAH’ın velileridir. Yüce ALLAH da onların velisidir. O şöyle buyurmaktadır: "ALLAH iman edenlerin velisidir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkartır. Kâfir olanların velileri ise azgınlar (Tağût)dır. Onları aydınlıktan karanlıklara çıkartırlar." (el-Bakara, 2/257); "Bu böyledir. Çünkü ALLAH iman edenlerin velisidir. Kâfirlerin ise hiçbir velisi yoktur." (Muhammed, 47/11)

Mü’minler de birbirlerinin velisidirler: "Mü’min erkeklerle, mü’min kadınlar birbirlerinin velisidirler." (et-Tevbe, 9/71); "Gerçek şu ki, iman edenler, hicret edenler, ALLAH yolunda mallarıyla, canlarıyla cihâd edenler, (muhâcirleri) barındıranlar ve (ALLAH’ın dinine) yardımcı olanlar (var ya); işte onlar birbirlerinin velisidirler." (el-Enfâl, 8/72) surenin sonuna kadar...

Bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: "Sizin veliniz ancak ALLAH’tır, O’nun Rasûlüdür, namazı dosdoğru kılan, rükû ederek zekatı veren mü’minlerdir. Kim ALLAH’ı, Rasûlünü ve iman edenleri veli edinirse; (bilsin ki) muhakkak ALLAH’ın (dininin) taraftarları galip gelecek olanların ta kendileridir." (el-Maide, 5/55-56)

Bütün bu nasslarda, mü’minlerin birbirlerinin velisi oldukları, ALLAH’ın da onların hem velileri, hem de mevlâları olduğu tespit edilmektedir. ALLAH, mü’min kullarını veli edinir. O onları sever, onlar da O’nu. O onlardan razı olur, onlar da O’ndan hoşnut olurlar. Kim ALLAH’ın bir velisine dahi düşmanlık ederse, ALLAH’a karşı tek başına savaş ilan etmiş demektir.

ALLAH’ın mü’minleri bu şekilde veli edinmesi, O’nun rahmet ve ihsanındandır. Yaratığın yaratığa muhtaç oluşu dolayısıyla veli (dost) edinmesine benzemez. Yüce ALLAH şöyle buyurmaktadır: "Ve de ki: ‘Çocuk edinmemiş, mülk (ve hakimiyetin)de hiçbir ortağı olmayan, âcizliğinden ötürü velisi (yardımcısı) da bulunmayan ALLAH’a hamd olsun.’ O’nu tekbir ettikçe et!" (el-İsra, 17/111)

Buna göre acizliğinden ötürü Yüce ALLAH’ın velisi (dost ve yardımcısı) yoktur. Aksine izzet bütünüyle ALLAH’ındır. Kendisine yardımcı olacak bir veli edinmeye ihtiyacı bulunan hükümdarlara ve başkalarına benzemez O.

Velilik, bir bakıma imana benzer. O takdirde hocamızın maksadı şu olur: Veliliğin aslı itibariyle bütün veliler birbirine eşittir. Ancak bunun kamil olanı var, eksik olanı var. Kemal derecesinde velilik, takvâ sahibi mü’minler için söz konusudur. Nitekim Yüce ALLAH şöyle buyurmaktadır: "Haberiniz olsun ki, ALLAH’ın velilerine hiçbir korku yoktur, onlar kederlenecek de değillerdir. Onlar iman edip takvâ’lı davrananlardır. Onlar için dünya hayatında da, âhirette de müjde vardır." (Yûnus, 10/62-64)

Buradaki "onlar iman edip takvâlı olanlardır" buyruğu, iman edip takvâ sahibi olanların "ALLAH’ın velisi" olduklarını, bunun onların bir özelliği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu üç âyet-i kerîmede sözü edilen vaadlere layık olanlar onlardır. Bu ise, çok oruç tutmakla, çok namaz kılmakla ya da üstü başı yırtık pırtık olmakla, riyazetle (bedeni mahrumiyetlere katlanmakla) olacak bir şey değil; sevdiği ve gazap ettiği hususlarda O’na uygun düşmektir. (Yani sevdiklerini sevip gazap ettiklerine gazaplanmaktır.)

Bu hususta daha önce iman meselesinde geçtiği üzere, ehl-i sünnet arasında lafzî, onlarla ehl-i bid’at arasında da mana ile ilgili bir anlaşmazlık bulunmakla birlikte, mü’min bir kimsede bir bakıma velilik (dostluk), bir bakıma düşmanlık bir arada bulunabilir. Nitekim bazen onda küfür ve iman, şirk ve tevhid, takvâ ve fücür, nifak ve iman da bulunabilir. Ancak Şarî’e hem lafız, hem mana itibariyle muvafakat etmek, yalnızca mana itibariyle O’na muvafakat etmekten iyidir. Nitekim Yüce ALLAH şöyle buyurmaktadır: "Onların pek çoğu ALLAH’a şirk koşmadıkça, bir türlü O’na iman etmezler." (Yusuf, 12/106); "De ki: ‘İman etmediniz. Ancak teslim olduk, deyiniz.’" (el-Hucurât, 49/14)

Bu âyete dair açıklamalar ve buradaki muhatapların, konu ile ilgili iki görüşten doğru olanına göre münafık olmadıklarına dair izahlar, daha önceden geçmiş bulunmaktadır.

Peygamber -Sallallahu aleyhi vesellem- de şöyle buyurmaktadır: "Dört haslet vardır ki, kimde bulunurlarsa katıksız münafık olur. Kendisinde bunlardan bir tanesi bulunan kişide de, -onu terkedinceye kadar- münafıklık hasletlerinden birisi var demektir: Konuştu mu yalan söyler, antlaştı mı bozar, söz verdi mi sözünde durmaz, tartıştı mı haddi aşar."[80] Bir rivayette de "söz verdi mi sözünde durmaz" yerine: "ona bir emanet verildi mi hainlik eder" denilmektedir. Buharî ve Müslim bunu, Sahih’lerinde rivayet etmişlerdir.

İmanın şubelerine dair hadis de daha önceden geçmiş bulunmaktadır.[81]

Hz. Peygamber’in: "Kalbinde zerre ağırlığı kadar iman bulunan kimse, cehennem’den çıkacaktır"[82] hadisi de daha önceden geçmişti.

Bundan anlaşılıyor ki; bir kimsede münafıklığın bir çok hasleti bulunsa dahi, imanın (esasını teşkil eden) en az bir miktarına sahip olmuş ise, o kişi ebedî olarak cehennem’de kalmayacaktır. Bu kimse sahip bulunduğu münafıklık hasletleri miktarınca azab görecek, sonra da cehennem’den çıkartılacaktır.

Buna göre itaatler imanın şu’beleri, masiyetler küfrün şu’beleridir. Küfrün şu’belerinin en başı inkar, iman şu’belerinin en başı da tasdiktir.

Peygamber -Sallallahu aleyhi vesellem-in söylediği rivayet edilen: "Bir araya gelip toplanan her bir topluluk arasında mutlaka ALLAH’ın dostu (veli) bir kimse vardır; ne o, onlar onun varlığını bilirler, ne de kendisi kendisini bilir" sözü ise asılsızdır ve bu batıl bir sözdür. Çünkü bu topluluğun fertleri kâfir olabilirler; ya da fâsık olarak öleceklerden olabilirler.

ALLAH’ın kamil velilerine gelince; bunlar, Yüce ALLAH’ın şu buyruklarında nitelikleri belirtilen kimselerdir: "Haberiniz olsun ki, ALLAH’ın velilerine hiçbir korku yoktur, onlar kederlenecek de değillerdir. Onlar iman edip, takvâlı davrananlardır. Onlar için dünya hayatında da, ahirette de müjde vardır." (Yunus, 10/62-64)

Takvâ ise Yüce ALLAH’ın buyruğunda şöylece anlatılmaktadır: "Yüzlerinizi doğuya ve batıya döndürmeniz birr (iyilik, takvâ) değildir. Fakat asıl birr, ALLAH’a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba, peygamberlere iman edenin, ona olan sevgisine rağmen malı akrabaya, yetimlere, yoksullara, yolculara, dilenenlere, kölelere verenlerin, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren, ahitleşince ahitlerini yerine getirenlerin, sıkıntıda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenlerin yaptığıdır. Sadakat gösterenler işte bunlardır. Takva sahibi olanlar da ancak bunlardır." (el-Bakara, 2/177)

Takva sahipleri: Muktesid (orta yollu) olanlar ile mukarreb (yakınlaştırılmış) olanlar, olmak üzere iki kısma ayrılırlar.

Muktesid olanlar, kalp ve azalar ile ifa edilen amellerin farz olanlarını işleyerek Yüce ALLAH’a yaklaşan kimselerdir.

Sâbikun (ileri geçen ve yakınlaştırılmış olan mukarrebler) ise; Yüce ALLAH’a farzlardan ayrı olarak nafilelerle yakınlaşan kimselerdir. Nitekim Sahih-i Buharî’deki rivayete göre; Ebu Hureyre -Radıyallahu anh-den, Rasûlullah -Sallallahu aleyhi vesellem-, şöyle buyurmuştur: "Yüce ALLAH buyuruyor ki: Kim benim bir veli’me düşmanlık ederse, bana teketek savaş ilan etmiş demektir. Hiçbir kulum bana kendisine farz kıldığım şeyleri eda etmeye denk bir amelle yakınlaşmış değildir. Kulum nafilelerle bana yakınlaşmaya devam edip durursa sonunda Ben de onu severim. Onu sevdim mi, artık Ben onun kendisiyle işittiği kulağı, kendisi ile gördüğü gözü, kendisi ile yakaladığı eli, kendisi ile yürüdüğü ayağı olurum. Eğer Benden dilekte bulunursa, andolsun ki ona (dileğini) veririm. Eğer Bana sığınırsa, Ben de onu himayeme alırım. Yapmayı murad ettiğim işler arasında kendisi ölümden hoşlanmadığı, Ben de kendisine kötülük yapmayı istemediğim için mü’min kulumun canını almakta tereddüt ettiğim kadar hiçbir hususta tereddüt etmem."[83]

Veli: Düşmanın zıttıdır. Bu kelime, yakın olmak, yakınlaşmak anlamındaki "el-vely"den türemiştir. Buna göre veliyullah (ALLAH’ın velisi); ALLAH’ın sevdiği şeyler hususunda O’na muvafakat etmek suretiyle ALLAH’a yakın olan ve O’nun razı olacağı işleri yaparak O’na yakınlaşmaya çalışan kimsedir. Bunların durumu ise Yüce ALLAH’ın şu buyruğunda dile getirdiği gibidir: "Kim ALLAH’tan korkarsa ona bir çıkış yolu ihsan eder ve ona ummadığı bir yerden rızık verir." (et-Talâk, 65/2-3)

Ebu Zerr -Radıyallahu anh- dedi ki: Bu âyet nazil olunca Peygamber -Sallallahu aleyhi vesellem- şöyle buyurdu: "Ya Ebu Zerr, şayet insanlar bu âyet gereğince amel ederlerse, hiç şüphesiz onlara yeter."[84]

Yüce ALLAH, insanlar için darlık olan hususlarda takvâ sahiplerine çıkış yolu gösterir ve ummadıkları yerlerden kendilerine rızık gönderir. Böylelikle Yüce ALLAH, zararlı şeyleri kendilerinden uzakla...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.039


View Profile
Re: Veliler ve Velilik
« Posted on: 16 Nisan 2021, 20:40:34 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Veliler ve Velilik rüya tabiri,Veliler ve Velilik mekke canlı, Veliler ve Velilik kabe canlı yayın, Veliler ve Velilik Üç boyutlu kuran oku Veliler ve Velilik kuran ı kerim, Veliler ve Velilik peygamber kıssaları,Veliler ve Velilik ilitam ders soruları, Veliler ve Velilikönlisans arapça,
Logged
07 Nisan 2021, 08:37:15
Mehmed.
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 17.663



Site
« Yanıtla #1 : 07 Nisan 2021, 08:37:15 »

Esselamü aleyküm Rabbim bizleri doğruların yolundan ayırmasın Rabbim paylaşım için razı olsun
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Hizmet nimettir.
10 Nisan 2021, 00:31:42
Sevgi.
Bölüm Görevlisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 16.658



« Yanıtla #2 : 10 Nisan 2021, 00:31:42 »

Aleyküm selam. Bu bilgileri bizlerle paylaşan kardeşlerimizden Allah razı olsun
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &