> Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Hazreti Muhammed a.s.v > Son Peygamber > Hz. Peygamberin Uhud´daki Uygulamaları
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hz. Peygamberin Uhud´daki Uygulamaları  (Okunma Sayısı 854 defa)
18 Aralık 2009, 22:47:32
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 18 Aralık 2009, 22:47:32 »



Hz. Peygamberin Uhud´daki Uygulamaları


Büyük Bedir savaşı, nefis müdafaası, düşman saldırısını bertaraf etmek ve İslam´ın çağrısını yayıp korumak maksadıy la, savaşın meşru kılındığını müslümanlara gösteren bir olay olmuştur. Nitekim Kur´an-ı Kerim de bunu açıklıkla beyan bu yurmaktadır: "Kendileriyle savaşılan (mü´min) lere, (savaşma) izni verildi. Çünkü onlara zulmedilmiştir ve şüphesiz Allah, onlara yardım etmeye kadirdir."´(Hac: 39)

"Sizinle savaşanlarla, Allah yolunda (size de) savaşın, ama aşırı gitmeyin. Doğrusu Allah aşırı gidenleri sevmez."

"Fitne ortadan kalkıncaya ve yalnız Allah´ın dini ortada ka lıncaya kadar onlarla savaşın." (Bakara-193)

"Savaş hoşunuza gitmediği halde, size farz kılındı, ihtimal ki, hoşlanmadığınız şey sizin iyiliğinizedir. Ve ihtimal ki, sev diğiniz bir şey sizin kötülüğünüzedir. Allah bilir, siz bilmezsi niz" (Bakara: 216)

işte bunlar gibi, savaşın mübahlığı, hatta fesadı bertaraf et mek maksadıyla vacipliği hususunda bir çok ayeti kerime nazil olmuştur. Nitekim Cenab-x Allah bir ayeti kerimede konuyla il gili olarak şöyle buyurmuştur: "Eğer Allah, insanların bir kıs mıyla diğerlerini savmasaydı, dünya bozulurdu. Fakat Allah, bütün alemlere karşı lütuf sahibidir." (Bakara 251)

Bu ayetler, savaşın ilk meşru kılındığı zamana göre nazil ol muşlardı. Uhud savaşına gelince, burada cihadla ilgili olarak Hz. Peygamberin yaptığı işler sonucunda bazı ayrıntılı hüküm ler meşru kılınmıştır. Ordusunu düzene koymak ve düşmanını karşılamak gibi işlerden çıkarılan hükümlere şu örnekleri vere biliriz:

a- Uhud gazasında sabit kılınan hükümlerden biri şudur: Onbeş yaşına varmamış olan kimseler savaşa katılamazlar. Ancak bedeni kuvveti olan, ya da ok atma ve benzeri alanlarda savaş sanatına vakıf bulunan kimseler onbeş yaşına varmamış olsalar bile savaşa katılabilirler. Hz. Peygamber, yaşları onbeşe ulaşmamış iki delikanlıyı; biri ok atma ustalağına, diğeri de güreş dolayısıyla bedeni kuvvete sahip olduğundan dolayı sava şa kabul etmiştir.

Hz. Peygamber kadınları da, mücahitlere su taşımak yaralı ları tedavi etmek maksadıyla cepheye kabul etmiştir. Bunlar gerektiğinde mücahitlere yardım edecek, hatta onlarla birlikte savaşabileceklerdir. Örneğin Uhud savaşında müşrikler tara­fından kuşatma altına alınan Hz. Peygamberi, canlarıyla koru yan mücahitlerle birlikte bazı kadınlar da korumaya çalışmış lardı. Bunun sonucunda Cenab-ı Allah müşriklerin heveslerini kursaklarında bırakmış ve Hz. Peygambere ilişmemişlerdi.

tşte bu nedenle fıkıhçılar kadınların da, tedavi gibi amaçlar la cepheye gitmelerinin caiz olduğunu söylemişlerdir. Bazı fı kıhçılar kadının ancak savaşçı olma durumunda ata binebilece ğine cevaz vermişlerdir.

b- Savaş için hazırlığa girişildiğinde ve savaşa gitmek üzere yola çıkıldığında, artık askerlerin tereddüte düşmeleri caiz de ğildir. Çünkü tereddüt, askerler arasındaki birliğin ortadan kalkmasına, ihtilafa düşmelerine ve birbirlerini yardımsız bı rakmalarına sebebiyet verir. Bu nedenledir ki, Resulullah (sav) savaş zırhını giydiğinde mücahitlerin görüşlerini değiştirmiş olduklarını görünce, onlara şöyle demiştir: "Bir Peygamberin, savaş zırhını giydikten sonra,t ekrar onu çıkarması yakışık al maz" Aynı şekilde mü´minlerin şura neticesinde kararlaştır dıkları bir işte de asla tereddüt etmemeleri gerekir. Çünkü bu gibi kesinleşen konularda tereddüt etmek, mü´minler arasında çekişme ve dağılmalara yol açar.

c- Mücahitlerin, başkasının özel mülkü de olsa, toplu halde iken diledikleri yoldan geçmeleri caizdir. Nitekim Peygamber (sav) efendimiz de ordusunu münafık bir yahudinin bahçesin den geçirmiş, itiraz edenlere aldırış etmemişti. Bu gibi durum larda Özel mülkiyetin saygınlığı kalmaz. Ancak böyle bir du rumda çoğunluğa bir zarar gelecekse, o zaman bu tür uygula maya gidilemez. Ordunun geçeceği yollar kapanmışsa ve sadece bir şahsın özel mülkiyetinde olan yoldan veya bahçeden geçme zorunluluğu ortaya çıkmışsa, -sahibi her ne kadar itiraz etse de- ordu o yoldan ve özel mülkten geçebilir. Bu nedenle pey gamber efendimiz, Uhud savaşına giderken kör bir yahudinin bahçesinden geçmiş ve bahçe sahibinin itirazına aldırmamış: "O, hem gözü, hem de kalbi kör olan, basiretsiz bir adamdır]? demişti.

d- Cihad eden bir kimsenin, gevşeklik ve teslimiyet havası içinde değil, fakat onurlu ve üstünlük havası içindeyken, güçlü ve kuvvetliyken Allah yolunda şehit olmak istemesi caizdir. Ama bu gibi durumlar dışında ölümü istemek caiz değildir. Ni tekim Abdullah bin Cahş, cihad için öne atıldığı bir sırada şöyle demiş: "Allahım! Beni müşriklerden, küfrü büyük, gazabı ve öfkesi şiddetli olan bir adamla karşılaştır. Onunla vuruşa yım da, beni öldürsün; üzerimdeki malları silah ve teçhizatı yağmalasın. Sonra da burnumu ve kulaklarımı koparsın. Ya rın ahirette senin huzuruna çıktığım zaman "Ey Cahş Oğlu Ab dullah! Burnun ve kulakların niye kesildi?" diye sorduğunda: "Ey rabbim senin uğruna ve senin yolunda kesildi" diye cevap vereyim

Öyle görülüyor ki, Abdullah bin Cahş, bu duayı, müşrikle rin, şehitlerin vücudlarmdan parçalar kopardıklarım gördüğü bir zamanda yapmıştır.

e- Müslüman, intihar ettiği zaman günahkar olur, cehenne me girer. Bir kişi, şiddetli bir yaralanmadan dolayı dayanamı-yacak bir hale geldiği bir anda bile kendini öldürürse, bu inti har olur ve cehennemlikler arasına katılır. Bu hükme varışımı zın sebebi şudur: Uhud savaşında Kuzman ismindeki bir müs-lüman ağır şekilde yaralanmış, artık yaraların acısına dayana-mıyacak hale gelmişti. Dayanılmaz ağrılar sonucunda intihar etmişti. Peygamber efendimiz sahabelerine onun günahkar ol­duğunu duyurmuştu. Çünkü o, Allah´ın rahmetinden ümit kes mişti. "Doğrusu kafirler topluluğundan başkaları Allah´ın rah metinden ümit kesmezleri (Yusuf 87)

f- Peygamber Efendimizin sünneti uyarınca, şehitler yıkan maz ve kefenlenmezler. Şehit düştükleri esnada üzerlerindeki giysileri ile birlikte ve kanlan yıkanmadan defnedilirler.

g- Yine peygamber efendimizin sünneti uyarınca, şehitler vuruldukları yerde defnedilirler. Başka bir mekana taşınmaz lar. Böylece kabirlerini ziyaret edenler iki şekilde ibret almış olurlar. Bu derslerden biri, Allah yolunda şehit olmayı ve cihad etmeyi istemek; diğeri ise onların şehit düştükleri, cihad ettik leri yerleri görmektir. Çünkü onlar, yaptıkları cihad ve elde et tikleri şehitlik mertebesi sayesinde gazilik ve şehitlik gibi iki güzel rütbeden en üstün olanını kazanmışlardır.

Uhud´da bazı sahabiler şehit düşen yakınlarını Medine´ye taşımışlardı. Bir haberci, onlara Resulullahın emrini duyurdu. Şehitlerin, şehit düştükleri yere geri getirilmelerini söyledi. Cabir bin Abdulah der ki: Bir ara ben Medine mezarlığının yanındayken halam, babamla dayımın cesetlerini getirdi. On ları bir hayvanının üzerinde taşıyordu. O sırada adamın birinin şöyle seslendiğini duyduk: Haberiniz olsun! Resulullah (sav), şehitleri Uhud´a geri getirmenizi ve vuruldukları yere defnet menizi emrediyor! Bunun üzerine biz de, babamla dayımın ce setlerini tekrar Uhud´a götürdük.

Resulullah (sav) in tatbikatı uyarınca şehitlerin, vuruldukla rı yerde defnedilmeleri sünnet haline gelmiştir.

h- îki, ya da üç kişinin aynı mezara defnedilmeleri caizdir. Nitekim Resulullah (sav) iki veya üç kişiyi aynı mezara defne diyordu. Ve: "Bu ölülerden hangisi daha çok Kur´an okurdu?" diye sorduğunda sahabiler hangisine işaret ederlerse hayattay ken biribirleriyle dostlukları olan iki kişiyi aynı mezara defne-derdi. Örneğin Abdullah bin Amr bin Hazm ile Amr bin Ce-muh´u aynı mezara defnetmiştir. Çünkü bunlar, yaşarken bir birleriyle dostlukları olan ve birbirlerini seven kimselerdi.

i- îslam ordusunun Uhud´da paniğe kapıldığı sırada bazı mü´minler, kafir zannederek bazı mü´min kardeşlerini de yan lışlıkla öldürmüşlerdi. Bu duruma maktullerin kanları boşa gitmeyecek, aksine beyt-ül maldan diyetleri Ödenecekti. Ni tekim Peygamber (sav), bu işler hep kendi kumandası altında iken vuku bulduğundan ve kendisi de mü´minlerin veliyyü´l-emri olduğundan dolayı maktullerin diyetlerini beyt-ül maldan Ödedi.

j- Mazereti olan mü´minler cihad yükümlülüğünden kurtu lurlar. Ancak bunlar mücahit olarak cepheye gittikleri takdir de cihad sevabını kazanırlar. Öldürüldükleri takdirde şehitlik mertebesine yükselirler. Mazeretleri doyasıyla cihaddan geri kalmaları bir ruhsattır. Ancak bu ruhsat cihadın umumi vacipligini ortadan kaldırmaz. Fakat bu gibi mazeretler sahiplerinin cihaddan geri kalmalarına ve cehpeye gitmemelerine cevaz ve rir. Nitekim hastalık veya sefer halindeki bir kimse de maze retli olduğundan, oruç tutmama ruhsatına sahiptir. Ama tuttu ğu takdirde orucu kabul edilir. Bu gibi hallerde, tutamadığı günler sayısınca başka bir zamanda oruç tutarlar.

Müzminlerden Amr bin Cemuh, topal olduğu halde cepheye katılmıştı. Oysa topalların cihada katılma yükümlülükleri yok tu. Buna rağmen Peygamber Efendimiz onu cihad etmekten alıkoymadı. Cihada katıldı ve şehid edilene kadar vuruştu. Ha yatta iken dostu ve arkadaşı olan diğer bir şehitle birlikte aynı mezara defnedildi.

k- Düşmanlar, müslümanların bulunduğu şehrin kapılarına dayandıkları zaman, mü´minlerin onlarla çarpışmaları için mutlaka dışarı çıkmaları gerekmediği gibi, onların şehrin içine girmelerini de beklemezler. Aksine, savaş taktiklerinin gerek tirdiği şeyi yapmaları icab eder. Eğer dışarı çıkmaları gereki yorsa dışarı çıkarlar, şehir içinde beklemeleri gerekiyorsa şehir içinde beklerler. Nitekim Peygamber Efendimiz de Uhud sava şında gereğini yapmıştı.

1- Şura, mü´minler üzerine vaciptir. Nitekim Hz. Peygamber de mü´...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.039


View Profile
Re: Hz. Peygamberin Uhud´daki Uygulamaları
« Posted on: 28 Şubat 2021, 06:17:00 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hz. Peygamberin Uhud´daki Uygulamaları rüya tabiri,Hz. Peygamberin Uhud´daki Uygulamaları mekke canlı, Hz. Peygamberin Uhud´daki Uygulamaları kabe canlı yayın, Hz. Peygamberin Uhud´daki Uygulamaları Üç boyutlu kuran oku Hz. Peygamberin Uhud´daki Uygulamaları kuran ı kerim, Hz. Peygamberin Uhud´daki Uygulamaları peygamber kıssaları,Hz. Peygamberin Uhud´daki Uygulamaları ilitam ders soruları, Hz. Peygamberin Uhud´daki Uygulamalarıönlisans arapça,
Logged
09 Şubat 2021, 01:59:24
Ceren
Bölüm Görevlisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 26.381


« Yanıtla #1 : 09 Şubat 2021, 01:59:24 »

Esselamu aleyküm.peygamber efendimizin Uhud savaşındaki uygulamalarını oğrenmis olduk.rabbim razı olsun bilgilerden kardeşim...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &