ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Hazreti Muhammed a.s.v > Son Peygamber > Bi setten Sonra
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bi setten Sonra  (Okunma Sayısı 963 defa)
13 Aralık 2009, 23:52:43
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 13 Aralık 2009, 23:52:43 »



Bi setten Sonra


Peygamber (sav) efendimiz ganimetleri paylaştırır, herkese hakkım verir, bundan ötesine iltifat etmezdi. Onun yegane gaye si, adaleleti gerçekleştirmekti. Bundan başka birşey istediği yok tu. Ganimetten, herkese cihaddaki yararlığı nisbetinde pay verir di. Ayrıca kalblerini İslamiyet´e ısındırmak istediği bazı kimsele re de pay ayırırdı. İslam´ın bir ucundan tutunmuş, yani İslam´a tam manasıyla sarılmamış olan kimselere de, gönüllerini İslami yet´e ısındırmak maksadıyla bol miktarda dünya malı verirdi. Ni tekim Mekke´nin fethi esnasında İslam´a giren bazı Kureyşliler´e, gönüllerini İslam´a ısındırmak ve hiçbir zorlanmayla karşılaşma dan gönüllü olarak kabul ettikleri dinlerini devam ettirmeleri maksadıyla ganimetten bir miktar zekat ve sadaka malı ile onla rın gönüllerini kazanmak istemişti.

Bir defasında, kaiblerinde iman zayıflığı bulunan kimselerden biri Peygamber efendimize "Adil ol" demiş,Peygamber efendimiz de ona şu cevabı vermişti: "Yazıklar olsun sana! Adaleti ben uygu lamayacağım da kim uygulayacakla

Bu haberi, hadis kitaplarında geçen ayrıntılarıyla nakledelim: Katade´nin rivayetine göre, müslümanlığa yeni girmiş bir bedevi ganimetleri taksim etmekte olan Peygamber efendimize gelerek şöyle demişti: "Ya Muhammed: Vallahi Allah sana adaletli olmanı emrettiği halde sen adaleti tatbik etmiyorsun!" Onun bu sözüne Peygamber efendimiz şu karşılığı vermişti: "Yazıklar olsun sana! Adaleti ben tatbik etmeyeceğim de kim tatbik edecek ?!" O adama böyle dedikten sonra Allah´ın Peygamberi etrafında bulunan sa-habilere şu uyarıda bulunmuştu:

"Bundan ve benzerlerinden sakının. Doğrusu benim ümmetim de buna benzer bazı kimseler mevcut olup Kuranı okuyacaklar, ama Kur´an onların hançerelerini aşmayacaktır. Böyleleri isyan ederlerse onları öldürün. Sonra yine isyan ederlerse, yine öldü rün." Buharı ve Müslim´in "Sahibelerinde de buna benzer bir ri vayet mevcuttur. Bu rivayet, Peygamber efendimizin mutlak su rette adaleti tatbik ettiğine işaret etmektedir. Çünkü Peygamber efendimiz, herhangi bir engelle karşılaşmadan kendisinin adale tine itirazda bulunan kimsenin sözüne kulak vermiş, onu dinle miştir. Ancak ona cevaben kendisinin adil olduğunu ve kendisin den sonra bazı adaletsizliklerin görüleceğini beyan buyurmuştur. Her kim Peygamber efendimiz gibi adaleti tatbik ederse, kurtulu şa erer ve kim de adaletten saparsa, uçuruma yuvarlanır.

Yukarıdaki rivayet, ikinci olarak söz konusu adam gibi adalete itiraz eden ve kendi heveslerine göre hüküm veren kimselerin İs lamiyet için çıban başı olacaklarını ifade etmektedir. Bu gibi kim selere fırsat verilmemesinin Islami yönetim için selamet olacağı açıklanmaktadır. Böylelerinin adil devlet başkanına karşı isyan ettikleri takdirde, öldürülmeleri gerekir. Nitekim Hz. Ali şöyle demiştir: "Hakkı isteyen kimse hata ederse, batılı isteyip de isabet eden kimse gibi olmaz"

Sonra Peygamber efendimiz bu olaydan hemen sonra kendi mutlak adaletini gösteren ve güvenilir bir kimse olduğunu des tekleyen şu sözlerini söylemiştir:

"Hayatım kudret elinde bulunan Allah´a yemin olsun ki, ben kendiliğimden size ne birşey veriyorum, ne de sizden bir şeyi me-nediyorum. Ben sadece hazinedarım." Adil Peygamber, haksızlık ettiğini zannettiği zaman kendi şahsına da hakkı tatbik ederdi. Bir defasında ganimetleri taksim ederken, bedevi müslüman-lardan biri onunla münakaşa etmiş, Peygamber efendimiz de elindeki bir değnekle onu geri itmişti. Bedevi canının acıdığını söyleyince, o güvenilir ve adil Peygamber, yaptığı şeyin aynısını kendisine tatbik etmesi için değneği bedeviye vermiş; bedevi de Peygamber efendimize kısas tatbik etmekten utandığı için hak kından feragat etmişti.

Peygamber efendimiz adalet hususunda çok duyarlı olduğu ve Allah katına, üzerinde kul hakkı olmadan çıkmayı arzuladığı için, ölüm döşeğinde hasta yatmaktayken kalkmış ve şöyle demişti:

"Ey insanlar! Her kime vurmuş isem işte sırtım.. Gelsin bana kısas tatbik etsin. Her kimin ırzına lafatmışsam, işte ırzım, gelsin bana kısas tatbik etsin. Her kimin malını almışsam, işte malım, gelsin alsın. Kendisine kızmamdan düşman olmamdan korkma sın. Çünkü bu bana yaraşmaz. Şunu iyi bilin ki, içinizde en çok sevdiğim kişi, eğer varsa hakkını gelip benden alan, ya da bana helal edendir ki, Rabbimin huzuruna temiz bir nefis ile çıkayım."

Muhammed (sav) ashabını, zulmün her türünden, insanların mallarım haksız nedenle yemekten, her çeşidiyle zalimlere yar dım etmekten men ederdi. Bu işi sıkı tutarak şöyle derdi: "Mazlu mun bedduasından sakının. Çünkü onun bedduası ile Allah ara sında herhangi bir perde (veya engel) yoktur ."

"Bir zalim ile birlikte yürüyen kişi, doğrusu ateşe doğru koş muştur."

Peygamber efendimiz, mahkumları hakimlerin zulmü karşı sında susmaktan, yönetilenleri yöneticilerin adaletsizlikleri kar şısında ses çıkarmamaktan men etmiştir. Çünkü onların susma ları, o zalimler için bir tür yardım ve destektir. Bununla ilgili ola­rak Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur:

"Cenab-ı Allah çoğunluğu azınlığın zulmü sebebiyle sorguya çekmez. Ancak çoğunluk, azınlığın zulmünü görür de onlara karşı çıkmazlarsa Cenab-ı Allah onları sorguya çeker."

Peygamber efendimiz zalimleri adalete boyun eğdirmek için müslümanları yükümlü kılmış, onları bu hususta kuvvet kullan maya keşvik edip şöyle buyurmuştur:

"Allah´a andolsun ki, sizler mutlaka iyiliği emredecek, kötü lükten sakındıracak, zalimin ellerinden tutup onu hakka götüre ceksiniz. Ya da Cenab-ı Allah kalplerinizi birbirine vurur, sonra dua edersiniz, ama duanıza icabet edilmez."

Bu hadisler, iki büyük gerçeği ortaya koymaktadır:

1- Peygamber efendimiz adalete şiddetle tutunmuş, insanları ona davet etmiş ve adaleti elden bırakmamalarım tavsiye etmiş tir. Çünkü adalet, asıl itibariyle bir olgunluktur. Adillik, insanın nefsinin müstakim olduğuna ve dürüstlüğüne işaret eder. İster yönetici, isterse yönetilen olsun, adil kimse dürüst kimsedir. Ada let, insan için mutlak olgunluk demektir.

2- Peygamber efendimiz insanları sosyal adalete davet ediyor du. Çünkü toplum,ancak adalet sayesinde düzene girer. Kişi bu düzen sayesinde aile efradına adil davranır, onlara zulmetmez. Koca karısına haksızlık etmez. Yakın yakınına, idareci yönetimi altında bulunana, idare ettiği kimselere, hakim hükmü altındaki lere, efendi kölesine haksızlık etmez. Peygamber (sav) efendimiz, Rabbinden naklettiği kudsi bir hadiste şöyle buyurmuştur:

"Ey kullarım! Ben kendi nefsime adaleti yazdım (zorunlu kıl dım). Öyle ise birbirinize zulmetmeyin ."

Peygamber efendimiz müslümanların özel ve genel davalarım çözüme bağlar, aralarında Allah´ın hükmü ile hüküm verirdi. Çünkü içine hiçbir şekilde batıl karışmayan tek hüküm Allah´ın hükmüdür. O, yargılamalarında Cenab-ı Allah´ın yargısıyla hük mederdi. Allah´ın emir ve yasaklarına göre karar verirdi. Onun hükümleri adildi. Güçlülere asla iltimasta bulunmaz, zayıfların haklarım heder etmezdi. Mahzum oğulları kabilesine mensup Fa-tıma adındaki bir kadın harsızlık yaptığında, Kureyşliler o kadı na ceza uuygulanmaması için çare bulma hususunda çareler ara maya başlamışlardı. Peygamber efendimizin, Fatıma´nın elini ke seceğinden endişe duymaya başlamışlardı. Elini kestirmemek için, çok sevdiği Usame´yi Peygamber efendimize göndermişlerdi. Peygamber efendimiz Usame´ye; "Allah´ın koyduğu hadîerden bi rini uygulatmamak için mi tavassutta bulunuyorsun?" diye sor muş, sonra da kalkıp müslümanlara şöyle hitapta bulunmuştu:

"Bazı kimselere ne oluyor ki, Allah´ın hadlerinden biri için şe faatte bulunuyorlar1?! Oysa sizden önce mevcut olan milletleri he lak eden şey şu idi: Şerefli kimseler hırsızlık yaptığında, ona iliş miyor, aynı suçu güçsüz kimseler yaptığında elini kesiyorlardı. Allah´a andolsun ki, hırsızlık yapan Muhammed´in kızı Fatımo bile olsa, onun da elini keserimi" Peygamber efendimiz o kadar adildi ki, Allah´ın hükümlerinden biri sözkonusu olduğu zaman, asla tereddüt etmez ve kimseye iltimasda bulunmazdı. Peygam ber efendimiz hısımları gördüğü zaman, onların davalarının özü ne bakardı. Ondan sonra kimin haksız kimin haklı olduğunu öğre nir, haksızın aleyhinde hüküm verirdi. Sadece dış görünüşe bak maz, işin hakikatine önem verirdi. Buhari ile Müslim´in "Sa-hih´lerinde rivayet olunduğuna göre, adamın biri bir başkasının elini ısırmış, eli ışınlan adam, elini ısıranın ağzından çekerken onun ön dişlerini düşürmüştü. Bu iki şahıs davalaşmak üzere Peygamber efendimizin huzuruna gelmişlerdi. Rivayetten anlaşıldığına göre davacı, ısıran şahıstı. Peygamber efendimiz ısıranı kınayarak düşen dişlerinin diyetini hiçe saymış ve şöyle buyur muştu: "Biriniz damızlık bir hayvanın ısırışı gibi, kardeşini ısır mış; bu nedenle sana verilecek bir diyet yoktur !"

Bu hükmünde de görüldüğü gibi Peygamber efendimiz, mese lenin özüne bakardı. Çünkü tecavüzün konusu ve tecavüze sebep olanın kim olduğu ancak bu şekilde öğrenilebilir. Sonra bu riva yette de görüldüğü gibi, bir şahıs kendi nefsini savunmak iste miştir. Kendisine yöneltilen zulmü ancak diğerine zarar vererek bertaraf etmesi gerekmiştir. Bu nedenle de yaptığı fiilden kay naklanan suçtan kurtulmuştur. Aslında suçlu, her ne1 kadar zara ra uğramış olsa da, bu zarara sebebiyet veren kişidir.

Peygamber efendimiz yargılamalarında üç şeyi gözönünde bulundururdu:

1- Allah´ın hükümlerini infaz etmede insanlar arasında eşitliği ve adaleti sağlamak. Bu hususta amir veya kumandan ile, sıradan ve sokaktaki adam arasında, şerefli ile zayıf kimse arasında asla fark yoktu. Aksine kanun Önünde hepsi eşitti. Bir rivayette şöyle denilmektedir: "İnsanlar, bir tarağın dişleri gibi eşittirler."

2- Peygamber efendimiz verdiği hükmün sosyal sonucunu da gö...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Bi setten Sonra
« Posted on: 22 Ağustos 2019, 16:52:01 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Bi setten Sonra rüya tabiri,Bi setten Sonra mekke canlı, Bi setten Sonra kabe canlı yayın, Bi setten Sonra Üç boyutlu kuran oku Bi setten Sonra kuran ı kerim, Bi setten Sonra peygamber kıssaları,Bi setten Sonra ilitam ders soruları, Bi setten Sonraönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &