ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Tasavvuf Nedir ?  > Sizden Gelenler (Tasavvuf)  > Yalniz senin için
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yalniz senin için  (Okunma Sayısı 736 defa)
24 Temmuz 2010, 16:05:54
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 24 Temmuz 2010, 16:05:54 »



YALNIZ SENİN İÇİN


Söze gönül ile başlayalım,

Her kelimede dönüp bir bakalım kalbimize

Yola gönül ile başlayalım,

Her adımda dönüp bir soralım kalbimize


Senin için Rabbim

Kelâm senin için, yol sana gider Şair kime söyler, yolcu kime gider?

Her zerrede maksut sensin İnsanın maksudu kim?

Sen kalbime bakarsın Kalbim kime bakar, neye meyleder?

Kalp ile başlamaktır niyet

Kalbi Kâbe kılmaktır


Allah için mi?

Din, Allah için sevmek, Allah için kızmaktı Böyle dedi Allah Rasulü sav

Sahabilerden Ebu İdris el-Havlânî ra bir gün Şam mescidine gitmişti Orada bir genç gördü ki, dişleri parlıyor, yüzü gülümsüyor ve çevresinde kalabalık bir cemaat toplanıyor

Cemaat herhangi bir konuda ihtilafa düştüğü zaman ona danışıyor, onun görüşünü alıyorlardı Gencin kim olduğunu sorduMuaz b Cebel'dir, denildi

Ebu İdris ra ertesi gün erkenden mescide gitti O genci mescitte namaz kılar vaziyette buldu Namazını bitirinceye kadar bekledi Sonra karşısına geçip selam verdi ve gence şöyle dedi:

- Seni Allah için seviyorum

Muaz b Cebel ra:

- Allah için mi? dedi Ebu İdris ra:

- Allah için, dedi

Muaz b Cebel ra Ebu İdris ra' ın elbisesinin kuşağından tutup kendine doğru çekti ve şöyle dedi:

- Müjdeler olsun sana! Çünkü ben Allah Rasulü'nden şöyle duydum: “Allah Tealâ buyuruyor ki: Benim rızam için birbirini sevenlere, benim rızam için birlikte oturup sohbet edenlere, benim için birbirlerini ziyaret edenlere ve benim rızam için malını ve gücünü sarf edenlere muhabbetim vacip olmuştur”

 

Hz Ali ra bir harpte müşriklerden birisiyle savaşıyordu Zorlu bir mücadeleden sonra adamı yere düşürdü ve kılıcını adamın boynuna dayadı Bu sırada adam Hz Ali ra'ın yüzüne tükürdü Hz Ali adamı öldürmekten vazgeçerek hemen bıraktı ve geri çekildi Müşrik hayretle sordu:

- Neden beni öldürmüyorsun?

Hz Ali ra :

- Seninle Allah için dövüşüyordum ve seni onun yolunda öldürecektim Fakat sen bana tükürünce nefsim adına hiddetlendimİşime kendi öfkem karıştığı için niyetim zedelendi Onun için seni öldürmedim, dedi Adam:

- Seni kızdırayım da beni çabucak öldüresin diye yüzüne tükürmüştüm Madem ki dininiz bu kadar saf ve halis, muhakkak hak dindir, dedi ve müslüman oldu

 

Sen yarattın Rabbim Yarattığını severiz

Senin yolundaki yolcuyu severiz

Sana giden yolu severiz

O yoldaki taşı toprağı severiz

Ama kim ki fesat karıştırır dinine, kim ki engeller koyar sana giden yollara, kendimizi unutur, senin için kızarız bir gün


Niyetlerimiz yükselir

Kelimeler yere aittir, sözler toprağa ait, sesler bedene ait Yerde kalır, unutulur taşa kazınsa

Maksatlar ulaşır göğe, niyetler kanatlanır



Rasulullah sav bir gün namaz kılmak için ayağa kalktı ve mescittekilere sordu:

- Malik b Duhşum nerede?

Oradakilerden biri şöyle dedi:

- O , Allah'ı ve Rasulü'nü sevmeyen bir münafıktır Efendimiz sav şöyle dedi:

- Öyle deme! Görmüyor musun? O, lâ ilâhe illallah dedi ve bununla Allah'ın rızasını murat ediyor Allah Tealâ kendi rızasını murat ederek lâ ilâhe illallah diyen kimseye cehennem ateşini haram kılmı ştır

Ve Efendimiz sav buyurdular: “Kim insanların kalbini kazanmak için güzel konuşmayı öğrenirse ve Allah'ın rızasının dışında, Allah'tan başkasını murat ederek ilim öğrenirse, ateşteki yerini hazırlasın”

Kalbimizdeki niyetlerdir cehennem ateşini söndüren ya da gül bahçelerini yakıp kavuran

 
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Yalniz senin için
« Posted on: 04 Nisan 2020, 15:32:57 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Yalniz senin için rüya tabiri,Yalniz senin için mekke canlı, Yalniz senin için kabe canlı yayın, Yalniz senin için Üç boyutlu kuran oku Yalniz senin için kuran ı kerim, Yalniz senin için peygamber kıssaları,Yalniz senin için ilitam ders soruları, Yalniz senin içinönlisans arapça,
Logged
24 Temmuz 2010, 16:06:12
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« Yanıtla #1 : 24 Temmuz 2010, 16:06:12 »

O andaki niyetler

Biliriz gönlümüzde başlar en büyük mücadeleler Din yalnız senin oluncaya kadar cihat gönlümüzdedir Çünkü sen “Cihada hazır bulunun” (Âl-i İmran, 200) buyurdun

Efendimiz sav bir gün şöyle dediler:

“Ümmetimin şehitlerinin çoğu başı yastıkta ölenlerdir Onlar harbe gitmeyi ve cengâver olmayı isterler fakat buna bir türlü imkan bulamazlar Onların niyetleri önemlidir Başları yastıktadır, fakat niyetleri çok üstündür

Savaş alanında nice öldürülenler vardır ki, onların niyetlerini de ancak Allah bilir”

 

Allah Rasulü sav arkadaşlarıyla Tebük yolculuğundaydı, buyurdular: “Medine'de bıraktığımız nice kimseler vardır ki bizim kateddiğimiz mesafe, çiğnediğimiz topraklar, kâfirleri kızdıran her adımımız, infak ettiğimiz her şey, çektiğimiz sıkıntı ve açlıktan alacağımız mükafat gibi onlara da mükafat vardır”

Sahabiler , bu nasıl olur, diye sordular Allah Rasulü sav buyurdular:

- Çünkü onların niyetleri bizimledir, onları mazeretleri geri bırakmıştır

 

Başı yastıkta şehit olanlar vardı

Bununla beraber…

Birisi cihat meydanında öldürülmüştü Ona “katil-i himar ” yani “merkebi peşinde ölen adam” dediler Çünkü o, savaştığı adamın azık, elbise ve merkebini almak gayesiyle savaşmış fakat onları alamadan öldürülmüştü

 

Bir sahabi gelerek Efendimiz sav'e sordu:

- Ya Rasulallah ! Dünyalık kazanmak maksadıyla cihat etmek isteyen kimse hakkında ne buyurursunuz?

Efendimiz sav :

- Onun için hiçbir ecir yoktur, buyurdu Sahabiler bu cevabı çok ağır buldu ve soruyu soran zata:

- Tekrar sor Belki maksadını iyi anlatamadın, dediler Adam tekrar sordu:

- Ya Rasulallah ! Dünyanın geçici menfaatini arayarak Allah yolunda cihada çıkmak isteyen kimse için ne dersiniz?

Allah Rasulü sav şöyle buyurdu:

- Onun için hiçbir ecir yoktur

Oradakilerin isteği üzerine sahabi sorusunu bir kez daha sordu ve yine aynı cevabı aldı:

- Onun için hiçbir ecir yoktur!

 

Hz Ömer ra'ın hilafeti devrinde bazı sahabiler toplanmış, Allah yolunda herhangi bir şekilde çalışırken katledilmiş kişilerden söz ediyorlardı Birisi:

- Allah yolunda çalışıyorlardı Ecirleri Allah'a aittir, dedi Bir başkası da şöyle dedi:

- Allah onları öldürüldükleri andaki niyetleri üzere diriltir

Konuşulanları duyan Halife şunları söyledi:

- Evet! Ruhumu elinde bulunduran Allah'a yemin ederim ki, Allah onları öldürüldükleri andaki niyetleri üzere diriltecektirÖyle ya, bazıları gösteriş için veya duysunlar diye, bazıları dünyalık, bazıları da savaşmaktan başka çare bulamadıkları için muharebe ederler Kimileri de sabreder, mükafatını Allah'tan bekleyerek Allah rızası için cenk ederler


 
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
24 Temmuz 2010, 16:06:32
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« Yanıtla #2 : 24 Temmuz 2010, 16:06:32 »

Bir bedevi, Nebi sav'e gelerek iman etti, kendisine tabi oldu ve şöyle dedi:

- Senin yanında hicret etmek istiyorum

Peygamberimiz sav de onu bir sahabiye tavsiye etti Ve bedevi mücahitlerin develerini otlatmaya başladı

Hayber Gazası yapılmıştı Ganimetler pay ediliyordu O kişiye da pay ayırdılar Adam sordu:

- Nedir bu?

- Allah Rasulü'nün senin için ayırdığı hissedir, dediler Bunun üzerine bedevi Allah Rasulü sav'in yanına vararak:

- Ben sana bunun için tabi olmadım Atılan bir ok ile boğazımdan vurulup öleyim de cennete gireyim diye sana tabi oldum, dedi Peygamberimiz sav :

- Eğer doğru söylüyorsan Allah seni doğrular, arzuna kavuşursun, buyurdu

Sonra düşmanla savaşmaya gittiler Bir süre sonra o bedevinin cesedini getirdiler Tam gösterdiği yere, boğazına ok saplanmıştı Peygamberimiz sav :

- O bedevidir, değil mi? dedi Sahabiler:

- Evet odur, dediler Peygamberimiz sav:

- O Allah'a doğru söyledi, Allah da onu doğruladı, buyurdu Sonra onu kendi mübarek cübbesiyle kefenleyerek namazını kıldırdı Namazda iken şöyle dediği duyuldu:

- Allahım ! Bu senin kulundur, senin yolunda hicret ederek yurdundan çıkmıştı Şehit olarak öldürüldü Ben buna şahidim!

 


Senin yolundayız

Gönlümüz şahit olsun, gönlümüz doğrulasın yönümüzü, dilimizi

Bedir'de bulunsaydık, Hendek'ten bir taş da biz kaldırsaydık, Uhud Dağı'nda bir dağ gibi düşseydik toprağa…


Yolda olmak

Hicret emri gelmiş, müslümanların çoğu hicret etmiş, Medine'ye gitmi şti Mekke'de yalnızca bir özrü sebebiyle gidemeyen çok az sayıda müslüman kalmıştı Leys Oğulları'ndan gözleri görmeyen, fakat çok zengin bir müslüman olan Damra ra da geride kalanlardandı Kendini hicretten muaf tutulanlardan görmedi ve bir gün yardımcılarına şöyle dedi:

- Ben istisna tutulanlardan değilim, hicrete imkan bulabilirim Çünkü hem malım var hem de yardımcım Haydi beni bir deveye bindirin

Deveye bindirildi ve ağır ağır yola çıktı Ten'im denilen yere vardığında ecel onu yakaladı Vefat etti ve Ten'im'de defnedildiDamra ra hakkında şu ayet nazil oldu:

“Her kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de bulur Her kim de Allah'a ve peygambere hicret maksadıyla evinden çıkar da, sonra ölüm kendisine yetişirse, muhakkak ki onun ecri Allah'a düşer Allah çok yarlıgayıcı, çok esirgeyicidir” ( Nisa, 100 )

Kimileri Medine yolunda düşer lakin Medine'dedir Kimileri ise…

 

Sahabilerden biri, Ümmü Kays ra ile evlenmek istedi Fakat Ümmü Kays o günlerde Mekke'den Medine'ye hicret etmeyi düşünüyordu Kendisiyle evlenmek isteyen sahabiye , niyeti ciddi ise Medine'ye hicret etmeyi ve orada evlenmeyi teklif etti

Mekke'deki kurulu düzenini henüz terk etmeyi düşünmeyen o sahabi, Ümmü Kays ra ile evlenmek arzusuyla Medine'ye hicret etmek zorunda kaldı

Bu durumunu bilen sahabiler ona “ Ümmü Kays'ın Muhaciri” diye takılmaya ve onun hicret sevabı alıp almadığını tartışmaya ba ş ladılar  Bu tartışmadan haberdar olan Rasul-i Ekrem sav meseleye açıklık getirmek için şöyle buyurdu:

“Yapılan işler niyetlere göre değerlenir Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır

Şimdi, kimin niyeti Allah'a ve Rasulü'ne varmak, onlara hicret etmek ise, eline geçecek olan sevap da Allah ve Rasulü'ne hicret sevabıdır

Kim de elde edeceği bir dünyalığa veya evleneceği bir kadına kavuşmak için yola çıkmışsa, onun hicreti de hicret ettiği şeye göre değerlenir”

Mekke uzaktır bize, Medine uzaktır

Lakin hicret gönülledir

Kalbin her halde Kâbe'ye yönelmesiyledir

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
24 Temmuz 2010, 16:06:53
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« Yanıtla #3 : 24 Temmuz 2010, 16:06:53 »

Az veren gönülden


Efendimiz sav insanları sadakaya teşvik ettiğinde, Ebu Ukayl ra çok az miktar hurma karşılığında bir gece sabaha kadar sırtında su taşıdı Aldığı hurmanın yarısını ailesine ayırdı, diğer yarısını da Rasulullah sav'e sadaka olarak verilmek üzere getirdi Efendimiz sav “Götür, sadaka malları üzerine dök” buyurdular

Münafıklar, Ebu Ukayl'ın sadakasını dillerine dolayıp alaya aldılar ve:

- Ebu Ukayl'a bakın! Şuncağız hurmalarla Allah'a yaklaşmış, dediler

Bunun üzerine Allah Tealâ Tevbe Suresi'nin 79 ayetini nazil eyledi:

“Sadaka vermekte gönülden davranan ve ancak elinden geldiği kadar verebilenlerle alay eden kimselere, bu davranışlarının cezasını Allah verir! Onlara can yakıcı bir azap vardır!”

Değil mi ki gönülden veriliyor, değil mi ki maksut O; O'nun rızası, verilen yarım hurma da olsa göklere kanatlanır

Lakin niyetler ihlâsını kaybeder de, nice kurbanlar yük olur omuzlarımıza, engel olur dolanır ayaklarımıza

O kadar gizli ki

Allah Rasulü sav buyurdular:

“Şehitler, malını infak edenler ve alimler , amellerinin mükafatı olarak cennet isteyecekleri zaman Allah Tealâ onları yalanlayarak her birine şöyle der: ‘Yalan söylediniz; biriniz desinler diye cömertlik etti, diğeriniz kahraman desinler diye cesaret gösterdi, diğeriniz de falanca ne alimdir desinler diye okudu' Ve hiç biri mükafat alamaz”

Sahabilerden biri bir gün Ubade b Samit ra'a sordu:

- Ben harbederken Allah rızasını murat ettiğim gibi, başkalarının beni övmesini de isterim

Ubade ra :

- Sana bu amelinden bir hayır yok, dedi Adam bu sualini üç defa tekrar etti, hep aynı cevabı aldı:

- Sana bu amelinden bir hayır yok!

Hz Ubade ra sonra, Allah Tealâ'nın “Ben ortaklardan en çok uzak olanım” buyurduğu kudsi hadisi okudu

 

Efendimiz sav bize bildirdi ki, şirk, gecenin zifiri karanlığında, kara bir taş üzerinde yürüyen bir karıncanın ayak izinden daha gizli Ve müslümanı elbette taşa, yıldıza tapınma gibi bir şirk beklemiyordu Bizlere şu uyarı geliyordu:

“…Kim Rabbi'ne kavuşmayı ümit ve arzu ediyorsa güzel bir amel işlesin ve Rabbi'ne ibadette hiçbir kimseyi ve hiçbir şeyi ortak tutmasın” ( Kehf , 110)


İnsanlar unutur, bırakır gider

Bir bakarız yalanlarlar Şahitlikler bozulur

Gönlümüze yazılanlar kalır bir tek


İyi niyet taşları

“Cehennemin yolları iyi niyet taşlarıyla döşelidir” diyor bir düşünür Gönlümüzdeki iyi niyetler elimizin işlediği şerli, gayri meşru aykırı işleri hayra çevirmez Temiz bir kalpten ancak temiz işler sâdır olur Rabbi'ne teslim bir kalp, rızık endişesiyle, gelecek korkusuyla harama uzanmaz “İlim öğrenmek de farz”, ya da “insanlara hizmet!” kaygısıyla kendini ateşe atmaz Hiç değilse günahını bilir de tevbeye yönelir, bir de niyeti yük etmez omuzlarına

 

“Yaptıkları her işi ele alır, onu toz duman ederiz” (Furkan, 23)

Bu ayetinin dehşetinden sana sığınırız Rabbim

Kalbimiz doğrulasın yapıp ettiklerimizi ki, boş bir yorgunluk kalmasın geriye Kuru kuruya bir açlık kalmasın geriye

Sırat'ta yük olmasın ibadetlerimiz, toza dumana karışıp kaybolmasın

Bir gün öyle isteyelim ki seni, kendimizi unutalım, yapıp ettiklerimizi unutalım, cenneti unutalım

Herkes senden isterken, biz seni isteyelim



ELVİDA ÜNLÜ
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &