Sultan-ı Levlâk, Fahr-ı Âlem
İnsanlar için kullandığımız ifadeler hislerimizi açığa vuran ciddi ipuçları içerirler. Bizler insanları ne kadar tanırsak ve hayatımızda onlara ne kadar yer verirsek onları andığımızda da kullandığımız ifadeler o derece nezih, hoş ve dikkatli ifadeler olur. Seçtiğimiz ifadeler, hakkında konuştuğumuz ve andığımız insanın bizim için neler ifade ettiğini onu hayatımızda nereye koyduğumuzu açıkça ortaya koyar.
Hele bahsettiğiniz şahsiyet bütün insanlık için bir değer, bir kıymet ifade ediyorsa durum başkadır. Özellikle de insanların en üstünü, en kıymetlisi ve Cenâb-ı Hakk’ın en sevgilisi ise o insan için artık sıradanlık söz konusu olamaz. Ondan bahsediliyorken sıradan bir beşer gibi bahsedilemez.
Öyle ki Fahr-ı Âlem, Habîb-i Zîşan, Resûl-i Ekrem, Resûl-i Kibriyâ, Fahr-ı Kâinat, Sultan-ı Rusûl Hazret-i Muhammed Mustafa Aleyhissalâtü Vesselam Efendimiz’in ismini anarken mutlaka bu alâmet-i farikalardan biri konulmalıdır. Zira Resûlullah Efendimiz, Rabbimiz katında öyle büyük bir mânâ ifade eder ki âlemler hürmetine yaratılır, onunla anlam bulur, kıymet kazanır, bilinir. Âlemleri yaratan Halık-ı Zülcelâl, yarattıklarına O’nunla anlatılır. O’nunla hakkıyla hamd ve senâ edilir.
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın