ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Peygamberimiz (S.A.V) > Sizden Gelenler (Peygamber Efendimiz ) > Beklenen ve müjdelenen peygamber
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Beklenen ve müjdelenen peygamber  (Okunma Sayısı 438 defa)
14 Ekim 2010, 14:58:38
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 14 Ekim 2010, 14:58:38 »



Beklenen ve Müjdelenen Peygamber



1. İbrahim'in (aleyhisselâm) Duası, İsa'nın (aleyhisselâm) Müjdesi

Bir gün ashabdan biri ALLAH Resûlü'ne: "Yâ ResûlALLAH, biraz kendinizden bahseder misiniz?" der. Cevabının bir kısmında, ALLAH Resûlü şöyle buyurur: "Ben, İbrahim'in duası ve Hz. İsa'nın muştusuyum."[1]

Kur'ân-ı Kerim iki ayrı âyetiyle bu hususa temas eder:

1) Hz. İbrahim (aleyhisselâm) şöyle dua etmiştir:


رَبَّنَا وَابْعَثْ فِيهِمْ رَسُولاً مِنْهُمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ إِنَّكَ أَنْتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

"Rabbimiz! Onlara kendi içlerinden, Senin âyetlerini kendilerine okuyacak, onlara Kitap ve hikmeti öğretecek, onları temizleyecek bir elçi gönder. Yegâne Azîz ve Hakîm Sensin."[2]

2) Hz. İsa'nın (aleyhisselâm) müjdesi:

وَإِذْ قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ إِنِّي رَسُولُ اللّٰهِ إِلَيْكُمْ مُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرَاةِ وَمُبَشِّراً بِرَسُولٍ يَأْتِي مِنْ بَعْدِي اسْمُهُ أَحْمَدُ فَلَمَّا جَاءَهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ قَالُوا هَذَا سِحْرٌ مُبِينٌ

"Hatırla ki, Meryem oğlu İsa, 'Ey İsrailoğulları! Ben size ALLAH'ın benden evvelki Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi de müjdeleyici olarak gönderdiği peygamberiyim.' demişti. Fakat o, kendilerine apaçık deliller getirince 'Bu, aşikâr bir büyüdür.' dediler."[3]

Evet, ALLAH Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), sürpriz olarak ortaya çıkmış biri değildir. O daha gelmeden asırlarca önce haber verilen ve gelmesi bütün cihan tarafından beklenen bir nebidir.

O'nun nübüvvetine en büyük delil, mucizeliği ebedî olan Kur'ân‑ı Kerim'dir. Evet, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan'da yüzlerce âyet, İki Cihan Serveri'nin hak nebi olduğunu dile getirmektedir. O'nu bütünüyle inkâr edemeyen bir kişinin, Efendimiz'in risaletini inkâr etmesi asla mümkün değildir. Ancak biz başlı başına müstakil bir mevzu olan o hususa şimdilik girmeyeceğiz. Zaten yeri geldikçe, peyderpey delil olarak müracaat ettiğimiz âyetleri arz ederken, bu mevzu da kısmen anlatılmış olacaktır.

2. Tevrat'ın Müjdeleri


Biz bu bölümde, yüzlerce defa tahrife uğramasına rağmen, içinde hâlâ ALLAH Resûlü'ne işaret ve bişaretler taşıyan, Tevrat, İncil ve Zebur'dan bazı kısımları nakletmek istiyoruz. Meselenin tafsilatını, mevzu ile doğrudan alâkalı müstakil eserlere ve bilhassa, Hüseyin el-Cisr'in "Risale-i Hamîdiye"sine havale ederek, burada sadece mühim gördüklerimizden bazılarını arz edeceğiz.

A. Fârân Dağları

1944 senesinde Londra'da basılan Tevrat'ın Arapça tercümesinden bir âyet: "ALLAH insanlığa Sînâ'da teveccüh etti. Sâîr'de tecellî buyurdu. Fârân dağlarında zuhur edip kemaliyle ortaya çıktı."[4]

Yani ALLAH'ın (celle celâluhu) rahmeti ve insanlığa olan merhameti, ihsanı, Hz. Musa'nın (aleyhisselâm) Cenâb-ı Hak'la mükâlemede bulunduğu Sînâ'da zâhir olmuştur. Bu rahmet, o devrede Hz. Musa'ya verilen nübüvvettir. Sâîr, Filistin'dir. Orada Cenâb-ı Hakk'ın rahmeti vahiy yoluyla gelip Hz. İsa'yı ve çevresindekileri bürümüştür. Aynı zamanda Hz. Mesih, Rabb'in tecellîlerine mazhar büyük bir peygamberdir. Çokları tecellî ile zuhuru birbirine iltibas ettiklerinden bu meselede de karışıklığa düşmüşlerdir. Evet, onda tecellî eden nefha-i ilâhîdir. Fârân dağlarında ise, Cenâb-ı Hak, sırr-ı ehadiyet ve makam-ı ferdiyetle zuhur etmiştir. Fârân Mekke'dir. Çünkü Tevrat'ın başka bir yerinde, Hz. İbrahim'in, oğlu İsmail'i Fârân'da bıraktığı anlatılmaktadır. Öyleyse, Tevrat'ta geçen Fârân'dan maksat Mekke'dir. Sırasıyla bu âyette üç nebiden bahsediliyor. Bunlardan birincisi Hz. Musa, ikincisi Hz. İsa (aleyhisselâm), üçüncüsü ise Son Peygamber, İki Cihan Serveri Hz. Muhammed Mustafa'dır (sallallâhu aleyhi ve sellem).

Tevrat'taki âyetin devamında şu ifadeler var:

وَمَعَهُ أُلُوفُ اْلأَطْهَارِ، فِي يَمِينِهِ سِنَّةِ النَّارِ

"O'nun yanında binlerce tertemiz, pırlantamisal ashabı olacaktır. Ve sağ elinde ateşten iki ağızlı balta bulunacaktır." Bu ibareden, O'nun cihada memur olacağı anlaşılmaktadır.

Malumdur ki ALLAH Resûlü, vahyin bidayetinde Hira dağında bir mağaraya çekilir ve orada kendini tefekkür ve ibadete verirdi. İlk vahiy bu dağda gelmişti.[5] Fârân eğer Mekke değilse başka neresi olabilir ki, oradan İslâm dini gibi bir din zuhur edip şarka-garba yayılmış olsun. Dünyada böyle bir yer mevcut olmadığına göre, Tevrat'ta geçen Fârân, Mekke'ye işarettir. Ayrıca yukarıda da belirttiğimiz gibi, Tekvin'in 21. âyetinde geçen ve Hz. İsmail'in yerleştiği yeri anlatan "Fârân'da yerleşti." ifadesi, dediğimizi ispatlayan en büyük ve en açık bir delildir. Aksini iddiaya da kimsenin gücü yetmeyecektir. Bu mevzuda yapılan itirazlar ilmîlikten uzak, indî mülâhazalardır. Hele âyetin sonundaki ashab ve cihada memur olmaya işaret eden kısımlar hiçbir tereddüt ve şüpheye meydan vermeyecek şekilde, o zâtın Hz. Muhammed Aleyhisselâm olduğunu göstermektedir.

B. Hz. İsmail Soyundan

Tevrat'tan ikinci âyet: Cenâb-ı Hak, Tevrat'ın bu âyetinde Hz. Musa'ya hitaben şöyle demektedir: "Onlar için (İsrailoğullarının) kardeşleri arasında senin gibi bir peygamber çıkaracağım, sözlerimi O'nun ağzına koyacağım ve O'na emrettiğim her şeyi onlara söyleyecek."[6]

19. âyet de bunu tamamlar mahiyettedir:

وَمَنْ لَمْ يُطِعْ كَلاَمَهُ الَّذِي يَتَكَلَّمُ بِهِ بِاسْمِي فَأَنَا أَكُونُ الْمُنْتَقِمَ مِنْ ذَلِكَ

"Benim ismimle söyleyeceği sözlerine itaat etmeyenlerden bizzat Ben intikam alacağım."

Bu âyetteki İsrailoğulları'nın kardeşi tabiriyle Hz. İsmail'in soyundan gelecek bir peygambere işaret edilmektedir ki, Hz. İsmail'in neslinden geldiği bilinen tek peygamber, Efendimiz Hz. Muhammed Aleyhisselâm'dır. Ayrıca O da Hz. Musa (aleyhisselâm) gibi bir şeriatla gelecektir. Diğer taraftan, bu âyette gelecek peygamberin "ümmî" olacağı belirtilmektedir.

İtaat etmeyenlerden alınacak intikam ise, dine ait müeyyidât ve ukûbat olmak gerektir ki, bu da ancak İslâm dininde vardır.

Tevrat'ta zikri geçen bu peygamberin Hz. İsa ve Hz. Yûşa (aleyhimesselâm) olma ihtimalleri ise kat'iyen mümkün değildir. Zira bu peygamberler İsrailoğullarındandır. Ayrıca birçok meselede Hz. İsa (aleyhisselâm) yeni herhangi bir hüküm getirmemiş, sadece Hz. Musa'ya (aleyhisselâm) ittiba etmiştir. Hz. Yûşa'nın ise Hz. Musa'ya benzemediği gün gibi âşikârdır. Çünkü o yeni bir şeriatla gelmemiştir. Hâlbuki "Doğrusu Biz size hakkınızda şahitlik edecek bir Peygamber gönderdik. Nasıl ki, Firavun'a da bir peygamber göndermiştik."[7] âyeti de Hz. Musa ile Efendimiz arasındaki benzerliği beyan etmektedir. Aslında daha ötesinde bir delile de ihtiyaç yoktur.

C. Diğer Özellikleri

Tevrat'tan üçüncü âyet: Abdullah b. Amr b. Âs, Abdullah b. Selâm ve Kâ'bu'l-Ahbâr (radıyallâhu anhüm) ki, bunların üçü de geçmiş kitapları en iyi bilen insanlar olarak şöhret yapmış zatlardır. Kendi devirlerinde, o günkü kadar tahrife uğramamış Tevrat'ta şöyle bir âyet bulunduğunu naklediyorlar:

يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِنَّا أَرْسَلْنَاكَ شَاهِداً وَمُبَشِّراً وَنَذِيراً وَحِرْزاً لِلْأُمِيِّيّنَ أَنْتَ عَبْدِي وَرَسُولِي سَمَّيْتُكَ الْمُتَوَكِّلَ لَيْسَ بِفَظٍّ وَلاَ غَلِيظٍ وَلاَ سَخَّابٍ فِي اْلأَسْوَاقِ وَلاَ يَدْفَعُ بِالسَّيِّئَةِ السَّيِّئَةَ وَلَكِنْ يَعْفُو وَيَغْفِرُ وَلَنْ يَقْبِضَهُ اللّٰه ُحَتَّى يُقِيمَ بِهِ الْمِلَّةَ الْعَوْجَاءَ بِأَنْ يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إلاَّ اللّٰهُ

"Ey Nebi! Biz seni şahit, müjdeleyici, uyarıcı ve ümmîlere sığınak olarak gönderdik. Sen Benim kulum ve elçimsin. Sana "Mütevekkil" adını verdim. O haşin ve kaba değildir. Çarşılarda yüksek sesle bağırıp çağırmaz. Kötülüğe kötülükle mukabele etmez. Affeder, bağışlar. ALLAH O'nunla eğri bir milleti 'Lâ ilâhe illâllah' demek suretiyle doğrultuncaya kadar O'nun ruhunu kabzetmez."[8]

Şimdi düşünelim: Tevrat'taki bu hitap kimedir? Derin le mesine bir tahlile ihtiyaç dahi duymadan, âyetin zâhirî mânâsı bu hitabın gelecek bir peygambere ve peygamberler içinde bizzat Hz. Muhammed'e (sallallâhu aleyhi ve sellem) yapıldığını göstermektedir. O, bütün insanlığa gönderilmiş bir peygamberdir. Ve bu mevzuda sanki âyet O'na şöyle demektedir:

Seni bütün insanlığa, doğru yolu müjdeleyici ve onları eğri yolun encâmından da sakındırıcı bir beşîr ve nezîr olarak gönderdim. Sen fenalıklara göğsünü gerecek ve insanların, gidip Cehennem çukurlarına düşmelerini engelleyeceksin. Aynı zamanda bu eğri büğrü, dolambaçlı yollarda karanlık içinde kalmışlara, bir ışık olacak ve ellerinden tutup, onları Cennet'e ve Cemalullah'a kavuşturacaksın.

Seni cahiliye devrinin ümmî cemaatine bir hırz, bir sığınak olarak gönderdim. Sana uyandıkları zaman korunacak ve kollanacaklar.. ve yine Sana dayandıkları müddetçe varlıklarını sürdürebilecekler…

Sen Benim kulum ve resûlümsün. –Evet, bizler de Tahiy yat'ımızda hep O'nun kulluğunu ve risaletini dile getiriyoruz– Ben sana "Mütevekkil" adını koydum. Cihan senin karşına dikilse ve sen de onlarla yaka paça olmak zorunda kalsan, yine zerre kadar sarsıntı geçirmezsin. Evet, her peygamberin kendine göre bir tevekkül ufku vardır. Ama sen bu hususta bir başkasın. Onun içindir ki, Ben sana "Mütevekkil" dedim.

Sonra da hitap gayba dönüyor ki buna "iltifat" diyoruz:

"O öfkeli, etrafını kıran bir nefret insanı değildir. Aksine O bir edep, vakar, ciddiyet ve temkin insanıdır. O, sokaklarda bağırıp çağırmaz. Çünkü bu tür dikkat çekme gayreti, bir zaaf ve bir gurur alâmetidir ki, O böyle mezmum sıfatlardan münezzeh ve müberradır."

Kötülüğe asla kötülükle mukabele etmez. Bi...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Beklenen ve müjdelenen peygamber
« Posted on: 05 Nisan 2020, 23:29:43 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Beklenen ve müjdelenen peygamber rüya tabiri,Beklenen ve müjdelenen peygamber mekke canlı, Beklenen ve müjdelenen peygamber kabe canlı yayın, Beklenen ve müjdelenen peygamber Üç boyutlu kuran oku Beklenen ve müjdelenen peygamber kuran ı kerim, Beklenen ve müjdelenen peygamber peygamber kıssaları,Beklenen ve müjdelenen peygamber ilitam ders soruları, Beklenen ve müjdelenen peygamberönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &