ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Kuran-ı Kerim > Sizden Gelenler( Kuran-ı Kerim) > Kuran açısından ilim
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kuran açısından ilim  (Okunma Sayısı 597 defa)
10 Ekim 2010, 15:56:23
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 10 Ekim 2010, 15:56:23 »



KUR’ÂN AÇISINDAN İLİM


Ta'lim-i esmada muhatap sadece Hz. Adem değil, belki evveliyle, âhiriyle bütün insanoğullarıdır. Hz. Adem'e öğretilen şeylere gelince onların hepsi bir nüve, birer çekirdek mahiyetindedir. Yani nasıl ki onun sulbünde bütün kan grubları, bütün ırklar mündemiç idi; ona bildirilen ve öğretilen şeylerde de bütün ilimlerin nüvesi, çekirdeği vardı.

Kur’ân-ı Kerim’e göre insanı mümtaz kılan özelliklerin başında ilim kabiliyeti gelir. Beşeriyete verilen bu kabiliyet, insanların atası olan Hz. Adem (a.s.)’a, varlıkların isimlerini öğretme ile başlamıştır. Allah, yeryüzünde Kendisine vekil olacak bir mahluk yaratacağını bildirdiğinde melekler bundan hoşlanmadıklarını ifade ettiler. Allah, yaratacağı mahlukun bu işe layık olduğunu belirterek, ‘Ben, sizin bilemediğiniz çok şeyi bilirim.’ buyurdu. “Ve Adem’e bütün isimleri öğretti. Müteakiben önce onları meleklere göstererek, ‘İddianızda tutarlı iseniz haydi bana şunları isimleriyle bir bildirin bakalım.’ dedi. ‘Sübhansın ya Rab! Sen’in bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki? Her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan Sen’sin.’ dediler. Allah, ‘Adem! Varlıkların isimlerini onlara sen bildir!’ dedi. O da isimleriyle onlara bildirince Allah buyurdu: ‘Ben size demedim mi ki göklerin ve yerin sırlarını Ben bilirim. Hem Ben sizin gizli-açık yapmakta olduğunuz her şeyi bilirim.’ O vakit meleklere, ‘Adem’in önünde eğilin!’ dedik. İblis dışında hepsi secde ettiler.” (Bakara, 2/30-34) Bunun anlamı şudur: Allah, insanlığa kapsamlı bir ilim kabiliyeti vererek Kendisinin isim ve sıfatlarının tecellisi olan hadsiz kâinat üzerinde tasarruf imkanı vermiş ve evreni onlara amade kılmıştır. Hz. Adem’e öğretilen, dünyanın sonuna kadar onun neslinden gelecek olan bütün insanlığa verilen ilim kabiliyetidir.1 Beşeriyetin gerçekleştireceği bütün maddi ve manevi gelişmeler, bunun neticesidir.

Kur’ân-ı Hakîm bazen münferit, cüz’i hadiseler zikrederek onun arkasındaki küllî düstura, ana prensibe dikkatleri çeker. Nitekim melaikenin Hz. Adem (a.s.) karşısındaki tutumları ve ona isimlerin öğretilmesi münferit bir olaydır. Ama onun ötesinde Allah Teala’nın insan nev’ine verdiği çok kapsamlı kabiliyetler sayesinde onun önüne, hadde, hesaba gelmez muazzam bir ilim âlemi açtığına, o ilimleri öğrenme ve adeta sınırsız denilebilecek kâinatı yönetme, orada istediği gibi tasarrufta bulunma özelliğine işaret eder. Böylece bu cüz’î hadisenin arkasındaki ana prensibe dikkat çeker. İnsan bu dünyaya ilim ve dua ile tekâmül etmek için gönderilmiştir. Mahiyet ve kabiliyet itibariyle her şey ilme bağlıdır.2 Bütün hakiki ilimlerin esası ve ruhu, Allah’ı tanımaktır. İlim ve marifetin kaynağı, Allah’ın güzel isimleridir. Her bir ilmin, her bir fennin hakikati, Allah’ın bir ismine istinad eder. Mesela: İlimler, O’nun el-Alîm isminden, hikmetler O’nun el-Hakîm isminden kaynaklanır. Tıp ilmi, O’nun Şâfî ismine dayanır. Hayat taşıyan bütün canlı varlıklar O’nun Hayy ve Muhyi isminin tecellisidirler. Bu şuur, kâinatı Allah namına okuma gayreti ve eğitimi verir. Onun için Kur’ân, ‘Yaratan Rabbinin adıyla oku!’ hitabıyla başlamıştır.3 Demek istenilen, nasıl olursa olsun bir okuma olmayıp, “Rabbisinin adıyla” bir okumadır.

Kur’ân nazarında Rabbimizi bize tanıtan iki kitap vardır: Birisi, “Bakılan, incelenen tekvinî kitap”, diğeri, “Okunan, tenzilî kitap”tır. Kur’ân, her iki kitabın da birimlerine “ayet” adını verir. Kâinatı ve insanlığı yaratan Yaratıcı, evreni mükemmel bir ilim ve sanat harikası olarak yaratmış, isim ve sıfatlarını onunla tanıtmış, oraya nihayetsiz imkânlar yerleştirmiştir. Bunu yaratmaktan maksatlarını ve bundan istifade yollarını göstermek için de “kullanma kılavuzu” olarak “tenzilî kitabını” göndermiştir. Böylece Kur’ân’a göre, bilimsel gerçekle dini gerçek şeklinde iki ayrı gerçek değil, tek gerçek, tek kaynak vardır. Bu anlayış, yani bilimsel bütünlük anlayışı, İslâm dininin temel akidesi olan “tevhid”in, Allah’ın birliğinin neticesidir.

Rabbimiz bununla yetinmemiş, bu iki kitabın manalarını, onları nasıl okumak gerektiğini öğrettiği, model olarak yarattığı bir öğretmeni, rehberlik ve uygulamayı gösterme gayesiyle görevlendirmiştir. Çünkü öğretmensiz bir okul düşünülemez. Öğretmensiz kitap, manasız bir eşya olur. Yazıyı, okumayı, doğru düşünme yollarını gösteren bir rehber şarttır. Bundan ötürü Hz. Peygamber (aleyhisselam) ‘Ben, ancak öğretmen olarak gönderildim.’ demiştir.4 Aslında bütün peygamberler de böyledir. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.s.), nübüvvet binasının son tuğlası olduğunu belirtmiştir. Allah O’na ve O’na tâbi olarak bütün mü’minlere şöyle dua etmelerini emretmiştir: “Ya Rabbi! Benim ilmimi artır!” (Taha, 20/114) Hz. Peygamber bir duasında ‘Ya Rabbi! Bana varlıkların hakikatini olduğu gibi göster!’ diyerek sırf gerçek peşinde olmayı ideal olarak göstermiştir. Keza ‘İki günü eşit olan (yani her gün ilmini artırmayan) aldanmıştır.’ buyurmuştur. Bedir savaşı esirlerinden yazı bilenlere, on Müslümana yazı öğretmeyi kurtuluş fidyesi yapmış, yazı öğreten esirleri serbest bırakmıştır.

Gerçekten, Kur’ân’ın ilme tahsis ettiği pek geniş bir alan vardır. Usandırmamak için bunlardan sadece birkaç tanesini zikretmekle yetinmek istiyorum:
وَلاَ تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ أُولَئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْئُولاً
“Hakkında bilgin olmayan şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz, kalp gibi azaların hepsi sorguya çekilecektir.” (İsra, 17/36) Şu halde insan daima hakikat peşinde, gerçek bilgi peşinde olacaktır. Tam bilgi edinmediği takdirde sorumlu olacaktır.
قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ “De ki: İddianızda tutarlı iseniz delilinizi ortaya koyun!” (Bakara, 2/111) Öyle ise bilgi veya belgeye dayanmayan tez geçerli olamaz, mücerret iddiadan ibaret kalır. إِنَّمَا يَخْشَى الله مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاءُ “Kulları içinde ancak âlimler, Allah’ı lazım geldiği tarzda tazim ederler.” (Fatır, 35/28)

Bu ve benzeri ayetlerden çıkarılan prensiplerle Kur’ân, İslâm medeniyetinin başlıca kurucusu olmuştur. Nahiv, Sarf, Lügat, Belagat, Tefsir, Hadis, Kelam, Kıraat, Fıkıh, Feraiz, Tasavvuf, Ahlak, Hat, Tezhip gibi sayısız ilimler Kur’ân’dan kaynaklanmıştır. Kur’ân’ın, ilimlerin esası olması, elbette ayrıntıları öğretme şeklinde olmamıştır. O, temel prensipleri vermiştir. Kur’ân’ın verdiği teşvik ve hareketle Müslümanlar diğer medeniyetlerdeki ilimleri de alıp özümsemişler, sadece taklit şeklinde almayıp kendilerine mal etmişler ve kısa zamanda o ilimlerde de öncülüğü ele almışlardır. 9. yüzyılda mesela tıp veya astronomi biliminin meseleleriyle meşgul olan bir bilgine ne yaptığı sorulduğunda o, tereddüt etmeden ‘Kur’ân’ı tefsir etmeye çalışıyorum.’ diyebiliyordu. Başka medeniyetlerden ilim almaya İslâm’da engel yoktur, bilakis teşvik vardır. Nitekim Hz. Peygamber (a.s.) “Hikmet, mü’minin yitiğidir. Nerede bulursa onu almaya en layık olan odur.”5 demiştir. Böylece Müslümanlar miladi 8. asırdan takriben 16. asra kadar tabiat bilimlerinde de öncü olmuş, Avrupa rönesansının başlıca faktörlerinden olmuşlardır. Gazzali’nin (v. 1111) el-Munkız mine’d-dalâl (Yanlışlıktan Kurtaran) adlı kitabı Kur’ân’ın verdiği bilimsel metodu güzel bir şekilde özetler. R. Descartes’in (ö. 1650) Discours de la methode (Metot Üzerine Konuşma) eserinde Gazzali’nin etkilerini öne süren birçok araştırmacılar vardır. Metodik şüphe, kesin bilgilerden hareket ederek yola çıkma, analiz, deney, sonunda kontrol etme gibi metod unsurları bakımından, bu iki eser arasında ilginç paralellikler bulunmaktadır. Alman oryantalisti C. Brockelmann’ın Geschichte der Arabischen Litteratur (Arapça Yazılmış Kültür Mirası) adlı beş ciltlik eseri ile Frankfurt Üniversitesinde çalışan Türk bilim adamı Fuat Sezgin’in Geschichte des Arabischen Schrifttums adlı on iki ciltlik eseri, günümüze ulaşan İslâm bilim mirasını yeterince gösteren kitaplar sözlüğünü teşkil ederler. Bu eserler, İslâm tarihinin ilk asrından itibaren o devirlerde mevcut bütün ilimlere dair yazılıp da bugün elimiz altında olan on binlerce kitap hakkında çok kısa bilgi verirler.

“İlm” maddesi, Kur’ân-ı Hakîm’de en çok kullanılan birkaç kökten biri olup çekimleri ve müştaklarıyla beraber yaklaşık dokuz yüz defa varid olmuştur. Kur’ân kelimelerinin toplamının 78.000 kadar olduğunu düşünürsek, yaklaşık her 90 kelimeden birinin ilmi hatırlattığını, bunun da çok dikkate değer bir sıklık teşkil ettiğini görürüz. İlim, bir şeyi tam, mükemmel bir şekilde bilmektir.6 Bu kökten gelen Âlim ismi, Kur’ân’da 153 yerde Allah’ı tavsif etmiştir. El-Alîm: “Olmuşu, olmakta olanı ve gelecekte olacak şeyleri bilen, Kendisine kâinattan hiçbir şey gizli kalmayan ve ilmi küçük-büyük, zâhir-bâtın, gizli-açık her şeyi kuşatan” tarzında tarif edilmektedir.7 Ma’rife, şu’ur, fıtna, akl, va’y, der’, idrak vb. gibi Arapçada bilmeyi ifade eden kelimeler, ilmin özel şekillerine delalet ederler. Cenab-ı Allah’ın, bilmesini ilm kavramı ile ifade edip, öteki kavramları Kur’ân’da insanlar için irad ettiği halde, Kendisine bir defa dahi izafe etmemesi, elbette dikkate alınması gereken bir husustur. Az önce saydıklarımızdan fıtna maddesi Kur’ân’da yer almaz. İdrak ise yalnız bir yerde gelmiş ise de8 müşakele babından kullanılmıştır, mutlak olarak Allah Teala’ya izafe edilmemiştir. Dolayısıyla Kur’ân’ın, az önce zikrettiğimiz dünya çapındaki büyük ilmî inkılabı gerçekleştirmesinin tamamen makul olduğunu, bunda şaşılacak bir tarafın bulunmadığını anlayabiliriz.

Âlimler, erken bir dönemden beri, Kur’ân’ın öğretmesiyle varlığı: 1- Vacip (zorunlu) 2- Müstahil (imkansız) 3- Mümkin olarak...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Kuran açısından ilim
« Posted on: 17 Eylül 2019, 18:06:15 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kuran açısından ilim rüya tabiri,Kuran açısından ilim mekke canlı, Kuran açısından ilim kabe canlı yayın, Kuran açısından ilim Üç boyutlu kuran oku Kuran açısından ilim kuran ı kerim, Kuran açısından ilim peygamber kıssaları,Kuran açısından ilim ilitam ders soruları, Kuran açısından ilimönlisans arapça,
Logged
11 Aralık 2016, 17:50:09
Ceren
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 25.266


« Yanıtla #1 : 11 Aralık 2016, 17:50:09 »

Esselamu aleykum.Rabbim bizleri kur ani kerimi okuyan ilim alan ve islam icin ilim icin hizmet eden ve feyzine eren kullardan olalim inşAllah...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &