ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Güncel Meseleler > Sizden Gelenler( Güncel Meseleler ) > Çarlık Rusya sının yıkımı ve Türkiye
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Çarlık Rusya sının yıkımı ve Türkiye  (Okunma Sayısı 457 defa)
13 Kasım 2010, 18:09:03
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 13 Kasım 2010, 18:09:03 »



Çarlık Rusya'sının yıkımı ve Türkiye


Kocaman Rus ülkesi, eski bir bina gibi, günden güne sallanmaya ve çökmeye başlamıştı. Fakat prensler, halkın ihtiyaçlarını görmüyor, daha lüks ve rahat yaşamaya bakıyordu.

"Zulmeden nice şehirleri ve ülkeleri (halkı) zulmettiklerinden dolayı kırıp geçirdik, helak ettik ve onlardan sonra başka bir topluluk yarattık" (Enbiya/11)
"Bir millet kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez." (Ra'd/11)
Bu ayet-i kerimelere göre toplumlar ve ümmetlerde meydana gelen her türlü değişiklik o toplumların kendi durumlarında oluşan değişikliğe bağlıdır.
Toplumların hayatında gözlenen mutluluk ve mutsuzluk, nimet ve cezalandırma, kurtuluş ve yok oluş gibi durumların oluşmasına o halkların kendileri ortam hazırlarlar. Kısacası bir millet kendi sonunu kendisi hazırlar.
Yaklaşık bir buçuk asırdır baskı ve istibdat ile idare edilen ülkemizde bu durum daha ne kadar sürecek diye zaman zaman düşünmüyor değiliz. Çünkü zulüm ve baskı elbette ilelebet sürmez. Her şeyin fıtri bir ömrü ve miadı vardır. Ayrıca böyle bir yönetimden halk olarak da yukarıdaki ayet-i Kerimeler mucibince sorumluluğumuz vardır. Unutmayalım ki, ‘insanlar kendi idarecilerinin yolundadırlar’(Hadis-i Şerif).
Ama ben halkının kan ve gözyaşı üzerinde saltanatını sürdüren ve alttakilerin içinde bulunduğu dram karşısında vicdanen etkilenmeyen, taş gibi hissiz, insani duygularını yitiren üst elit gurubun akibetine projeksiyonu çevirmek istiyorum. Şunu rahatlıkla ifade etmeliyim ki, onların da yolunun sonu görünüyor. Saltanatları yıkılmak üzeredir. 12 eylül’e birazda bu noktadan bakıyorum. Yakinim var ki, masum ve mazlumların duası bu defa netice verecektir.
Ümidim Rusya’nın yıkım sürecini anlatan kitabı okuduktan sonra daha da arttı. Sizlerle de paylaşmak istiyorum. Zira neden ümidimin arttığını Rusya ile kıyasladığımızda sizler de görecek ve eminim aynı ümidi taşıyacaksınız. Ülkemizin içinde bulunduğu  bugünkü durumu daha net görmek için ve nereye doğru gittiğimizi daha iyi anlamak için, dünkü Çarlık Rusya’sını yıkıma götüren uygulamalardan bazılarına bakalım:
“…..Rusya’nın adım adım yıkıma gittiğini gören genç Vasilef, Petrograt civarındaki halkın yaşadığı mahalleleri dolaşır; fabrika işçilerinin toplandıkları yerlere gider, orada yüzlerce işçiyle görüşür ve halka seslenen konferanslar vermeye başlar.
Vasilef’in anlatımı ve ifade şekli sade olmakla beraber, çok açık ve çok canlı idi. Halk ile konuşurken heyecana gelir, gözleri parlardı. Sohbetleri çağlayan ırmak gibi ruhları okşar, kederli kalplere ümit ve teselli serperdi. Halkın ısrarı üzerine kenar mahallelerinde bulunan küçük kilisede papazlığı kabul etti.
Tatevolu rahibin sohbetlerine fabrika işçileri ile birlikte mühendisler de devam etmeye başladılar. Hatta Çar’ın sarayına mensup bazı aristokratlarda sohbetlerine gelmeye başlamışlardı. Bu aristokratlar arasında prensesler, kontesler ve bakanlar da bulunuyordu. Bunlar Vasilef’in sohbetleri hakkında şöyle  diyorlardı:
“ İnsan, sizin sohbet ve konferanslarınızı dinlerken, temiz bir dağ havasını teneffüs eder gibi oluyor.”
Vasilef, sohbetlerinin birinde, kendini heyecanla dinleyen topluluğa şunları söylüyordu:
“Hayatın bitmemek bilmez binbir işlerinin arasında sahip olmamız gereken gerçek düşünceleri kaybediyoruz. Hiç durmaksızın en iyi yemek ve içecekleri, en rahat oturacak ve yatacak yerleri hazırlamayı düşünüyoruz. Hepimiz budalaca, giyinip süslenmeye ve değerli vaktimizi zevk ve eğlence içinde geçirmeye çalışıyoruz. Memleketimizde artık maneviyatla uğraşan neredeyse hiç kimse kalmamış gibidir. Yarınlarımızı düşünen idealist insanlar kayboldu.
Herkesin aklında yalnız bir şey var, o da; nerede ve nasıl daha fazla kazanç sağlayabileceğini düşünmekten ibarettir. Herkes zevk ve safaya dalmış bir haldedir. Şimdi insanlar, bir yangın anında felaketzedelere yardım etmek yerine , yağmacılık yapıp, mal kaçıran soygunculara benziyorlar.
Kocaman Rus ülkesi ise, eski ve ahşap bir bina gibi, günden güne  sallanmaya ve çökmeye  başlıyor. Fakat insanı en çok üzen nokta şudur ki, bu manzara karşısında hiç kimsenin kalbi sızlamıyor, büyük bir felakete ve çöküşe doğru hızla giden ülkemizi kurtarmak için hiç kimse ciddi bir faaliyette bulunmuyor.”...
Rusya’nın o zamanki hali gerçekten çok kötüydü. Prensler ve önde gelen idareciler Vasilef’in yanına gelip, vatan topraklarının, ülke kaynaklarının, yer altı zenginliklerinin nasıl yağma ve talan edildiğini, ormanlarının ve arazilerinin ise yabancılara nasıl peşkeş çekilip, nasıl satıldığını anlatırlardı.
Bu sözleri dinleyen Vasilef’in öfke ve hiddetten tüyleri ürperir:
 “ Aman yâ Rabbi! Bu duruma karşı ne yapmalı?...” diyerek elleri ile başını döverdi. Gözlerini açmak lazımdı. Ama kimin? Ve nasıl?
Aleksandır, çocuklara ahlâk ve din dersi vermek üzere zengin ailelerin evlerine davet edildiği zaman bunu severek kabul ediyordu. Artık kendisi Rusya’nın seçkin aileleri arasında, aranan ve sorulan biri olmuştu. Çocuklarla sohbet etmek için, bir prensin veya bir kontun evine davet edilmediği tek bir gün yoktu.
Pop Aleksandır da bu durumdan memnundu. Çünkü cahil kalmış ve unutulmuş olan milyonlarca halkın içinden çıkıp yetişmiş bir insan ve onların bir elçisi olmak sıfatıyla bu yüksek mevkide konuşmalarının bir etki yapabileceğini ümit ediyordu. Her fırsatı değerlendirerek toplumun ihtiyaçlarından, dertlerinden ve korkunç bilgisizliklerinden yakınırlardı. Halkın daha rahat çalışabilmesi için, onlara hürriyet verilmesi ve işçilerin dayanılması mümkün olmayan yaşama şartlarının mutlaka düzeltilmesi gerektiğinden bahsederdi.
 “Halk topluluğu, devletin temelidir,” derdi. “Eğer temel çürük ise, devlet binası da zayıf demektir.”
Tatevo’lu din adamı, “Millet bu halden memnun değildir, için için kaynıyor!” sözleri ile kontları, prensleri ve diğer büyük memurları ikaz etmeye çalışıyordu.
 “Milyonca halkın yürekleri öfke ve kin ile doludur. Bir gün milletin sabrı tükenebilir. İnsanların kalbinde biriken öfke ve intikam duyguları taştığında, suların taştığı gibi, birden bire patlar. Kendisini kuşatan bütün engelleri devirir. O zaman korkunç bir felaket olacaktır. Cahil olan halk bu durumlarda öyle taşkınlıklar ve vahşetler yapar ki, bu yaptığına kendisi de pişman olur ama o zaman iş işten geçmiş olur.”
Aleksandır’ın bu konuşmaları kontların ve prenslerin hoşuna gitmezdi. Bunları dinlemek istemezler veyahut belli belirsiz bir gülümseme ile karşılık verirlerdi:
 “Siz idealistsiniz. Fazla abartıyorsunuz. Hem halkın, gerçekten ne durumda olduğunu bilmiyorsunuz. Her millette halk tabakası cahildir, vahşidir. Onlar parmaklık gerisinde ve kafesler içinde tutulmalıdır. Halkın yaşayışını düzeltmeye çalışmak ve bunu düşünmek boşuna bir gayrettir. Çünkü halkın durumu düzeldikçe, halk daha da bozulur. Onlar yoksulluk ve mahrumiyete katlanmaya alışmışlar. Yalnız ihtiyaçlar kendilerini zorladığı zaman çalışırlar..”
Vasilef bu tür sözleri hemen her yerde, o kadar çok kişiden duymaktaydı ki… Ümidinin iyice zedelendiği bir gün, hanımına şöyle dedi:
 “ Bu adamların hepsi taştan birer duvar.!.. Ne söylersem etki etmiyor. Kafaları sersem, kalpleri ise merhametsiz. Hepsi de gururlu mu gururlu!.. Ancak bir gün gelecek ve bu halkı isyan ettirecekler. O zaman hem kendilerini, hem de bütün Rusya’yı mahvedecekler! Büyük bir felakete sürükleyecekler.”...
Vasilef, nihayet Çar’ın yedi yaşındaki oğlu için saraya davet edilir. Burada Çar’a da halkının yoksulluk ve acılarında bahsetmeye başlayınca  Çar kızarak ve öfkeyle kolktuğundan kalkarak:
 “Bir daha bu gazeteci gevezeliklerini benim huzurumda tekrar etmeyiniz!..”  demişti.
 “Halkımın neye ihtiyacı olduğunu ben kendim çok daha iyi bilirim. Zamanı gelince ben halka gerekli olan şeyleri vereceğim. Fakat bunun henüz zamanı gelmemiştir.”
Bu sözleri söyledikten sonra Çar arkasını dönerek Vasilef’e selam bile vermeden salondan çıkıp gitmişti.
Vasilef, burada da hakkın ve adaletin sesinin sağır duvarlara çarptığını anladı. Bundan sonra bir köşeye çekilerek ibadetle meşgul olmaya başladı.
Zaman onu ne kadar da haklı çıkardı…” (Grigory Petrov, İdeal Öğretmen. Zafer Yayınları)
İşte bir kısım Fotoğrafını çektiğim 1917 öncesi Rusya’sının durumu hatırlatmak istedim.
Bugün kendi ülkemizde de halkımızın durumu, O zaman ki Rusya’nın durumundan farklı olmadığını görüyoruz.
Elit yönetici tabakanın ve zengin kesimin  halka nasıl baktığını, onları nasıl sürü, çoban gibi telakki ettiklerinin haberlerini medyada okumaktayız. Halka hangi hakların verilip verilmeyeceğini zamanı geldiğinde kendilerinin karar vereceklerini söylüyorlar. Halkının üstüne bir kâbus gibi çökmüş kendilerine entel denilen bu bir avuç kaymak tabakasının nasıl direndiğini, üstünlüklerini ve imtiyazlarını kaybetmemek için adeta nasıl bir savaş verdiklerini, hakların vatandaşa geçmemesi için nasıl çırpındıklarını müşahede ediyoruz.  Ama oligarşik zümrenin bu imtiyazını ilelebet devam ettirmesi elbette mümkün değil.
Zaman bir kez daha Vasilef’i haklı çıkaracaktır. Sünetullah diye tabir ettiğimiz bu İlahi kanun  (yukarıda zikredilen ayetler) burada da hükmünü icra edecek.
Nasıl bu gün Rusya’da artık kontlardan, prenslerden söz edilmiyorsa; yakın gelecekte ülkemizdeki devlet imkânları ile beslenen bu imtiyazlı guruplar da  tarihteki yerini alacaktır.
Hiç kimsenin kuşkusu olmasın.



Recai BİLEN

 
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Çarlık Rusya sının yıkımı ve Türkiye
« Posted on: 07 Haziran 2020, 11:37:09 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Çarlık Rusya sının yıkımı ve Türkiye rüya tabiri,Çarlık Rusya sının yıkımı ve Türkiye mekke canlı, Çarlık Rusya sının yıkımı ve Türkiye kabe canlı yayın, Çarlık Rusya sının yıkımı ve Türkiye Üç boyutlu kuran oku Çarlık Rusya sının yıkımı ve Türkiye kuran ı kerim, Çarlık Rusya sının yıkımı ve Türkiye peygamber kıssaları,Çarlık Rusya sının yıkımı ve Türkiye ilitam ders soruları, Çarlık Rusya sının yıkımı ve Türkiye önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &