> Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Aile Hayatı > Sizden Gelenler( Aile Hayatı ) > Boşama ve keyfîlik
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Boşama ve keyfîlik  (Okunma Sayısı 3364 defa)
11 Mayıs 2009, 00:43:28
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 11 Mayıs 2009, 00:43:28 »



--------------------------------------------------------------------------------

Boşama ve keyfîlik



İnsanlık tarihinin en ciddi müessesesi ailedir. Muhkem bir kaziyye olarak söylenen bu gerçek insanları, toplumları birbirlerinden ayırt eden din, dil, ırk vb. her türlü unsurdan bağımsız olarak ilk insandan beri değişmemiştir ve değişmeyecektir.

İslam bir din olarak genel değerleri, hukuki olarak da usûl ve füruu ile aileyi emsali İlahi dinler ve emsali olmayan gayr-i İlahi inançlardan çok farklı bir yere oturtmuştur. Boşanma ile alakalı teorik temeller ve içtihadi hükümler bu çerçevede oldukça önemli bir yere sahiptir.

Fakat ne kadar acıdır ki günümüzde İslam'da boşanma dendiği zaman çoklarının aklına gelen ilk şey keyfiliktir. Bu zihniyete göre "aile kurumunun kaderi, boşama hakkı elinde olan kocanın iki dudağı arasındadır. Öyle ki şaka olarak ya da sarhoş iken, zorlama karşısındaki ağızdan çıkan "boş ol" sözleriyle bile boşanma gerçekleşmektedir!"

Burada bir problemin gözümüze çarpması lazım, çünkü aile ile alakalı ayet, hadis ve bunlardan muktebes hükümlerde sorumluluk ve ciddiyet, bunları algılayış ve uygulamada sorumsuzluk ve ciddiyetsizlik söz konusu. O zaman birilerinin, bir yerlerde yanlış yaptığı muhakkak. Amacımız bu yazı silsilesinde o yanlışa işaret etmek.

Bir; hukukî sorumluluk doğurmayan akitler üzerinde durmuştuk daha önce yayınlanan bazı yazılarımızda. İmam nikahı örneğini vermiş ve boşamadan da bir cümle ile bahsetmiştik. Boşama ve boşanma meselesine de aynı perspektiften yaklaşılmalıdır. Bunun detayı için o yazılarımıza bakılabilir. İki; her meselede olduğu gibi İslam'ı genel-geçer değerleri, bedene, ruha ve akla hitap eden hükümleri, problem olan, çözüm bekleyen spesifik alanlardaki içtihadi yaklaşımları ile bir bütün olarak ele almak lazım. Dini doğru anlamanın yegane yolu budur. Boşa(n)ma ahkamı bundan müstağni değildir. Çünkü bu çerçevenin dışına çıkan parçacı yaklaşımlar, değil üzerinde durduğumuz boşama/boşanmayı, hiçbir sorunu çözmez; aksine sorun üretir.

Buna göre, İslam'da boşama hakkı erkeğe verilmiştir. Ama bu demek değildir ki kadının boşanma hakkı yoktur. Hukuk diliyle ifade edeyim, erkeğin sebepsiz, şartsız, manisiz yani hiçbir kaide ve kural tanımadan yaptığı boşamalar geçerlidir. Hayır, böyle bir şeyi hiç kimse söyleyemez. Ayet, hadis ve fıkhî ahkam orada dururken bunu hiç kimse İslam'a mal edemez ve ona yamayamaz. Boşanma hakkı neden erkeğe verildi sorusu başlı başına ele alınması ve yukarıda bir-iki cümle ile bahsettiğimiz sistemin bütüncüllüğü içinde değerlendirilmesi gereken ayrı bir mevzudur.

Boşama usulünde prensiplere gelince; -ki bu yazımızın konusudur- Kur'an'da yer alan genel ilkeler açısından bakıldığında, boşamanın belli bir prosedüre tabi olduğu muhakkaktır. Prosedürdeki sıralamaya muhalefet etme, Kur'anî ilkeleri çiğneme demektir.

Çiğnenen bu ilkelere rağmen gerçekleştirilen boşamanın hukukî sonuç doğurup-doğurmayacağı ayrı mesele, ama bunun inanç ve ahlak açısından kadınıyla-erkeğiyle Müslüman'a yakışmadığı tartışma götürmez.

İslam'a göre boşamanın meşru gerekçeleri vardır. Kocalık/karılık vazifesini yapmama veya yapamamadan, zina ithamına kadar birçok şey sıralanabilir. Fakat bizim yaklaşım noktamız yine bu meşru sebepler içinde yerini alan geçimsizlik; Kur'an'ın tabiriyle nüşûz olacak. Geçimsizlik erkek ve kadın tek taraflı olabileceği gibi çift taraflı da olabilir. Her iki duruma göre boşama ile sonlanacak yola girildiğinde uğranacak duraklar vardır.

Toplumumuzda kanayan bir yara olan bu önemli hususa haftaya devam edelim.

Ahmet Kurucan
Zaman

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Boşama ve keyfîlik
« Posted on: 29 Haziran 2022, 15:07:23 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Boşama ve keyfîlik rüya tabiri,Boşama ve keyfîlik mekke canlı, Boşama ve keyfîlik kabe canlı yayın, Boşama ve keyfîlik Üç boyutlu kuran oku Boşama ve keyfîlik kuran ı kerim, Boşama ve keyfîlik peygamber kıssaları,Boşama ve keyfîlik ilitam ders soruları, Boşama ve keyfîlik önlisans arapça,
Logged
11 Mayıs 2009, 00:44:15
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« Yanıtla #1 : 11 Mayıs 2009, 00:44:15 »

Kur'an'a göre boşa/n/ma prosedürü


Geçimsizlikten kaynaklanan boşa/n/malarda Kur'ânî perspektiften uğranması zorunlu olan durakları anlatıyorduk. Buna geçmeden önce bir hususu özellikle belirtme ihtiyacı duyuyorum; aşağıda okuyacağınız şeyler Kur'an'ın boşama prosedürü ile alakalı ortaya koyduğu, Hz. Peygamber'in (sas) fiilî ve kavlî uygulama ve beyanları ile tarihte kendine yer bulan ilkelerdir.

Hamza Aktan Hoca'nın tesbitleri içinde geçimsizlik durumunda Kur'an'ın eşlere çizdiği yol haritası şu şekildedir. Sırasıyla;

1- Karşılıklı sabır ve tahammül. "Onlarla hoşça, güzelce geçinin! Şayet onlardan hoşlanmayacak olursanız, olabilir ki bir şey sizin hoşunuza gitmez de Allah onda birçok hayır takdir etmiş bulunur." (4/19)

2- Eşlerin birbirlerini uyarması. Geçimsizliğin kimden kaynaklandığına göre değişik şekiller alan bu uyarma sahfasında, konuşma, nasihat etme, bir müddet ayrı kalma vb. eşin kişilik ve karakterine, örf ve âdete göre değişik uygulamalar olabilir. (4/5; 4/128)

3- Kadın ve erkek tarafından akrabaların devreye girmesi. (4/35)

4- Bu safhaların hiçbirinden netice alınamaması durumunda boşama ve boşanma.

Sıra boşa/n/maya gelince takip edilecek metot söz konusu olunca;

Bir; "Eşlerinizi boşayacağınız vakit onların iddetlerini dikkate alarak boşayın ve iddeti dikkatle sayın!" (65/1) ayetinden hareketle boşamanın belli bir süre içinde olma zorunluluğu. Ayette dikkate alınması istenen iddet, Efendimiz'in (sas) kavli beyanıyla içinde eşlerin iradi olarak cinsel ilişkiye girmedikleri temizlik dönemidir. Aybaşı halinde eşini boşayan İ. Ömer'e "karına geri dön" emri ve boşamayı geçersiz sayması, bunu çok net bir şekilde göstermektedir.

İki; aynı anda birden fazla boşama hakkının kullanılmaması. Efendimiz'in (sas) beyanları içinde kocanın boşama hakkını bu şekliyle kullanması doğru değildir. Üç boşama hakkını aynı anda kullanan sahabiye; "Ben henüz sizin içinizde yaşarken, Allah'ın kitabıyla oynuyor musunuz?" çıkışı bunun göstergesidir.

Üç; iki şahit bulundurulması. "Bekleme sürelerinin (üç âdet süresinin) sonuna yaklaştıkları zaman, onları ya güzelce evinizde alıkoyun, evliliği devam ettirin, yahut güzellikle ayrılın ve bu boşanmaya sizden iki âdil kimseyi şahit tutun ve şahitliği de Allah için dürüst yapın!" (65/2-3)

Gazete makalesi çerçevesinde bunların hepsini başka ayet, hadis, erken dönem uygulamaları ile temellendirmemiz, farklı fukaha içtihadlarını mukayeseli olarak anlatmamız imkânsız. Ama anlattığımız kadarıyla dahi olsa sizin de gördüğünüz gibi Kur'anî ilkelerden çıkan mana boşa/n/mada keyfîliğin yeri olmadığı gerçeğidir. Çok açık ve net, "İslam'da kadının kaderi, kocasının iki dudağı arasındadır." demek Kur'an'a yapılmış bir iftiradan ibarettir.

İki haftadır ele aldığımız boşamada takip edilecek sıralama Allah'ın inananlara talimatıdır. Bunların bir talimat olduğunu da bizzat Allah kendi beyanıyla bizlere intikal ettirmektedir; "İşte sizden Allah'a ve âhirete iman edenlere verilen talimat, yapılan tavsiye budur. Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona sıkıntıdan çıkış kapıları açar. Onu hıç ummadığı yerlerden rızıklandırır. Allah'a dayanıp güvenene Allah kâfidir. Allah, buyruğunu elbette yerine getirir. Gerçekten Allah her şey için bir ölçü, her iş için bir vâde belirlemiştir. (65/2-3)

Pekala bu sıralamaya uymayanlar kendilerine tanınmış hakkı kötüye kullanmış sayılırlar mı? "Hakkın kötüye kullanımı cezai müeyyideye tabidir" hukuk kuralından hareketle, bunlara ceza verilebilir mi? Bu soruya fukahanın verdiği cevap "evet"tir. İsterseniz bunu da bir başka yazıda ele alalım.


Ahmet Kurucan
Zaman

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
11 Mayıs 2009, 00:45:11
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« Yanıtla #2 : 11 Mayıs 2009, 00:45:11 »

Boşamada yetki düzenlemesi


Boşa/n/manın Kur'anî ve ahlakî temellerini işaret eden iki yazımız olmuştu. Fıkhî yorumlara girmeden takip edilmesi gerekli prosedürü anlattığımız o yazılarda, hakkın kötüye kullanımının cezaî müeyyideye konu olabileceğini ve bunu bir başka yazıda ele alabileceğimizi söylemiştik.

İslam boşama hakkını erkeğe verir; ama bu hak sınırsız değildir. Sınırsızlık cahiliye döneminin tatbikatıdır, İslam ona sınırlama getirmiştir. Meşru boşanma sebepleri tahakkuk etmeden bu hak kullanılamaz. Kadının da bu sebepler ortada olduğu halde erkeğin boşamama inadı ve direnci karşısında karşılıklı anlaşma veya yetkili mercilere müracaatla boşanma hakkı vardır. Erkeğin bahsettiğimiz bütüncüllük içinde anlaşılabilecek bu hakkını hakem heyetine veya devletin yetkili kıldığı adalet mercilerine devretmesi, en azından onların gözetimi ve şahitliği altında hakkını kullanması her zaman için başvurulabilecek yöntemlerdir. Nitekim yapılan içtihadî düzenlemeler ve çıkartılan kanunlarla her ikisinin de tarihte uygulama alanı bulduğu bilinen bir gerçektir. Yanlış anlaşılmasın, erkeğin elinden boşama hakkının alınması değil, ama bu hakkın meşru bir çerçevede kullanılması için yapılmıştır bu. Burada yetkili merciler boşama sebeplerinin olup olmadığını kontrol etmiş, duruma göre barıştırma veya lüzumsuz diretmeler ve aile hukukunun zayi olması karşısında da boşamaya giden yolları açmışlardır.

Böyle bir şeye devletin hakkı var mı? El cevap; var. Çünkü hakkın kötüye kullanılması tüm hukuk sistemlerine göre haktan mahrumiyeti beraberinde getirir. İster ferdî isterse toplumun geneline yayılma istidadı göstermiş veya yayılmış ve neticesi itibarıyla zararı bütün toplumu ihata eden böylesi bir uygulamaya devletin duyarsız kalması düşünülemez. Fert, aile, toplumun sağlık ve huzurunu sağlamak ve korumak devletin başlıca vazifesi değil, varoluş gerekçesidir. Tam aksi istikamette bir örnek olacak ama devletin hakkı olduğunu ifade sadedinde önemli bir misaldir; Hz. Ömer devlet başkanı sıfatıyla Efendimiz'in (sas) uygulamalarından farklı olarak üç boşama hakkının aynı anda kullanılmasını olduğu gibi kabullenmiştir. Çünkü erkekler kadınlarına karşı bunu bir koz olarak kullanmaya başlamış, keyfîlik hakim olmuş, haklar zayi olmaya başlamış ve Hz. Ömer de 'Siz bu hükümlerle alay mı ediyorsunuz?' deyip toplumun maslahatına bunu daha uygun gördüğü için Efendimiz dönemi tatbikatından farklı olarak manaya değil, lafzın esas alınması hükmünü vermiştir. Halbuki o da biliyor ki "hukuki işlemlerde itibar lafza değil mana'yadır; bir işten maksad neyse hüküm ona göredir."

Günümüze gelince; boşama yetkisinin kötüye kullanılması, boşama ile alakalı kulaktan dolma bilgilerle amel edilmesi, lafızlara takılıp kalıp mana ve muhtevadan uzaklaşılması, menfi sonuçlarının hem karı-koca ve çocuklar hem de toplumu bağlaması vb. sebeplere binaen boşama yetkisi meselesinin düzenleme altına alınması şarttır. Çok net, keyfîliğin ve cahilliğin yol açtığı menfi sonuçlardan hareketle yetkiyi kullanma adına düzenleme yapılmasına, gerekirse haktan mahrumiyete uzanan sınırlamalara gidilmesi gerektiğini ifade ediyorum.
Öyle boşama hadiseleri ile karşılaşıyorum ki Kur'anî prosedüre uyulmamış, fıkhî ahkama riayet edilmemiş, sarhoş, öfkeli vb. durumlarda olduğu gibi ehliyet unsuru ortadan kalkmış ve soru; pişmanız, ne yapacağız? Rica ederim; evlilik müessesesine, aile kurumuna İslam kadar ciddiyetle yaklaşan, hak ve adalet anlayışı, karşılıklı hak ve hukukun korunması, Allah hakkı, kul hakkı, canlı-cansız eşyanın hakkı gibi alanlarda İslam'dan daha mükemmel bir başka sistem yeryüzünde var mıdır? Yoktur. O halde İslam dininin müntesiplerindeki bu ciddiyetsizlik ne?

Nasıl yapacağız bu yetki düzenlemesini? Her mümin Allah'a ve ahirete imanının yaptırım gücünü kullanarak önce kendi içinde yapacak bunu. Sonra hukukî boyut...

Ahmet Kurucan
Zaman

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
16 Ocak 2013, 20:21:55
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« Yanıtla #3 : 16 Ocak 2013, 20:21:55 »



    Fakat ne kadar acıdır ki günümüzde İslam'da boşanma dendiği zaman çoklarının aklına gelen ilk şey keyfiliktir. Bu zihniyete göre "aile kurumunun kaderi, boşama hakkı elinde olan kocanın iki dudağı arasındadır.

     Bu çalışmada anlatılan boşama aşamalarına riayet eden, kaç kişi vardır acaba dünya yüzünde ?
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
18 Ocak 2013, 23:34:41
Hadice
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5.943


« Yanıtla #4 : 18 Ocak 2013, 23:34:41 »

 Hz. Ömer devlet başkanı sıfatıyla Efendimiz'in (sas) uygulamalarından farklı olarak üç boşama hakkının aynı anda kullanılmasını olduğu gibi kabullenmiştir. Çünkü erkekler kadınlarına karşı bunu bir koz olarak kullanmaya başlamış, keyfîlik hakim olmuş, haklar zayi olmaya başlamış ve Hz. Ömer de 'Siz bu hükümlerle alay mı ediyorsunuz?' deyip toplumun maslahatına bunu daha uygun gördüğü için Efendimiz dönemi tatbikatından farklı olarak manaya değil, lafzın esas alınması hükmünü vermiştir. Halbuki o da biliyor ki "hukuki işlemlerde itibar lafza değil mana'yadır; bir işten maksad neyse hüküm ona göredir."

Toplumun kanayan yarası..Mevlam her şeyin kendi katında hayırlısını versin...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &