ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Siret Ansiklopedisi > Husûsî Hayatı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Husûsî Hayatı  (Okunma Sayısı 632 defa)
22 Temmuz 2012, 13:32:38
Vatan Var Olsun !
Dünyalılar
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.940


« : 22 Temmuz 2012, 13:32:38 »



Husûsî Hayatı

Şahsî ve özel hayatında Rasûluliah, olağa­nüstü derecede müşfik ve merhametliydi. Ha­nımı Hz. Aişe'nin sözleri şöyle: "O, kendisine karşı yapılan bir düşmanlık için intikam al­mazdı. Ancak Allah'ın haramlarını çiğneyen­lerden Allah için intikam alırdı" (Buhari ve Müslim). Rasûlullah intikam alabilecek güçte olmasına rağmen, daima düşmanlarına merhamet göstermiş, onların aşırılıklarını ve kötülüklerini affetmiştir.

Mekke halkı O'na ve ashabına zulmetmiş, ta­rifsiz aşırılıklar ve kötülükler yapmıştı. Fakat Mekke'nin fethi zamanı, yenilip zelîl olunca, hepsi Rasûluliah'in huzuruna geldiler. O ise, "Bugün azarlanacak değilsiniz" (12: 92) diyerek onları bağışladı ve serbest bıraktı. Kureyş'in ileri gelenlerinden Safvân b. Ümeyye, Rasûlullah'i öldürmesi karşılığında Umeyr b. Vehb'e ödül vaadetmişti. Mekke'nin fethedilmesi üzerine kaçmıştı. Ancak Umeyr b. Vehb'in ricası üzerine O'na merhamet edil­miş, Rasûluliah de eman işareti olarak sa­ngım vermiştir. (İbn-i Hişam).

Rasûlullah'a karşı savaşını uzun bir süre devam ettiren, O'nu öldürtmek için Medine'ye paralı suikastçı bile gönderen Ebû Süfyan, Mekke zaferinden sonra Rasûlullah'in hu­zuruna getirilir, Hz. Peygamber onu büyük bir sevgiyle karşılar. Geçmişte yaptığı kötü­lüklerden dolayı Ömer onu öldürmek isteme­sine rağmen, Rasûlullah yaptıklarım bağış­lar. Sadece bağışlamakla kalmaz, O'nun evi­nin emin bir sığınak olduğunu şu sözlerle ilan eder: "Her kim Ebu Süfyan'ın evine girerse bağışlanmıştır." (Buhari ve Müslim).

Ebu Cehil'in oğlu îkrime, en azılı düşmanla­rından biriydi. Mekke zaferinden sonra Yemen'e kaçmıştı. Müslüman olan hanımı Üm-mü Hakim Yemen'e kadar giderek onu İslâm'a davet etti. O da İslâm'ı kabul etti. Fe­tih senesi Mekke'ye geldiler. Huzura girdiğin­de Rasûlullah onu görünce sevinerek kalk­tı ve hızla ona doğru yürüdü. Öyle ki giysisi omuzlarından düşmüştü. Dcrime'ye; "Ey Mu­hacir süvari, evine hoşgeldin!" dedi. İkrime de O'na biat ederek, ömrünün sonuna kadar din uğrunda mücadele ve cihad yapacağına söz verdi. (Muvatta).

Kureyş, Rasûlullah ve ailesini üç yıl Ebû Tâlib'in mahallesinde kuşatma altında tutmuş ve onlara yiyecek ulaşmasını engellemişti. Çocuklar sürekli ağlıyor, yetişkinler de ina­nılmaz bir hâlde açlıktan kıvranıyorlardı. Bü­tün bunlara rağmen Kureyş herhangi bir şe­kilde onlara yardım edilmesine izin vermedi. Daha sonraları Mekke kıtlıkla karşı karşıya kalıp, insanlar açlık çekmeye başladıklarında, müslüman olmuş Yemâme kabilesi reisi Sümâme b. Üsâl de Mekkeye buğday sevkı­yatını durdurmuştu. Onlara, Rasûlullah izin vermeden bir tek buğday tanesi bile veri­lemeyeceğini söyledi. Bu durum Mekke'deki yiyecek kıtlığını daha da arttırmış ve onları Rasûlullah'den yardım dilemek zorunda bırakmıştı. Bunun üzerine Rasûlullah onla­ra merhamet etti ve Sümâme b. Üsâl'e bir ha­ber göndererek ambargoyu kaldırmasını iste­di. (Buhari).

Taif halkı Rasûlullah'i taşlayarak yarala­mış ve O'nu şehirlerinden yuhalayarak çıkar­mıştı. Ancak onların delegasyonu Medine'ye geldiğinde, Rasûlullah onlar için özel ha­zırlıklar yapmış, nezaket ve sevgi ile muame­le etmiştir. (İbni Sa'd).

Abdullah b. Ubey bir münafıktı, bütün zama­nını entrikalar ve gizli planlar hazırlamakla geçirir, Rasûlullah'e ve O'nun misyonuna zarar vermek için bütün gücüyle çalışır, elin­den geleni yapardı. Diğer kötülüklerinin ya­nında, Rasûlullah'in şahsına yönelik propa­gandalar da yapardı. Entrikalarından biri, ge­nel   olarak   "İfk hâdisesi"   diye  bilinen,

Rasûlullah'in hanımı Aişe'ye ettiği iftira­dır. Fakat, Rasûlullah onun bütün aşırılık­larını affetmiş, hatta öldüğünde cenaze nama­zının kılınmasını istemiş, onun bağışlanması için dua etmişti. Bunun üzerine Ömer: "Ey Allah'ın Rasûlü, şunu şunu yaptığı halde, onun için dua mı ediyorsunuz?" diye sordu. Rasûlullah gülümsedi ve "Ey Ömer, bırak (üzerinde durma)" dedi. Fakat Ömer, Rasûlullah'in bu şefkatli ve asil davranışı­na karşı muhalefetinde ısrarlıydı. O zaman Rasûlullah şöyle demiştir: "Onun affedil­mesi için yetmiş defa cenaze namazı kılmam gerekseydi ve bu yetki bana verilseydi daha fazlasını da kılardım." (Buhâri).

Hayber'in fethinde, bir Yahudi kadın O'nun yemeğine zehir katmıştı. Rasûlullah bu ye­meği yediğinde, zehir etkisini gösterir. Soruş­turmada, Yahudi suçunu kabul eder, ancak Allah'ın Rasulü ona hiçbir şey yapmaz. Bu­nunla birlikte ashabdan biri zehirlenmenin neticesiyle ölünce, kadın bu cinayeti için ası­lır. (Buharı).

Hudeybiye barış andlaşması zamanında, Ku-reyş'ten 80 kişilik bir grup, Hz. Peygamber'i Öldürmek için Tan'im dağından gelirler. Te­sadüfen yakalanıp, Rasûlullah'in huzuruna getirilirler. Ancak Rasûlullah s.a.v.onları ser­best bırakır ve hiç bir şey söylemez. (Tirmizi).

Bir defasında, Rasûlullah'e suikast düzen­leyen bir kişi daha bunu başaramadan yakala­nır ve huzura getirilir. Rasûlullah'i karşı­sında görünce korkar, ancak O şöyle der: "Korkma, öldürmek isteseydin bile öldüre-mezdin." (Müsned-i Ahmed).

Buna benzer diğer bir olay da bir seferden dö­nerken meydana geldi. Medine'ye dönüş yo­lunda, Rasûlullah güneşin çok kızgın oldu­ğu bir yerde konaklar. Ashab ağaç gölgeleri­nin altlarında istirahat hâlinde idi. Rasûlullah de bir ağacın altında dinlenmeye çekilmiş ve kılıcını ağaç dallarından birine asmıştı. Müşrikler de böyle bir fırsat gözlüyorlardı.

Müslümanları dinlenmede yakalayan bir be­devi koşup gelir ve Rasûlullah'in kılıcını ele geçirir. Rasûlullah uyanır; kınından sıyrılmış bir kılıçla başmda dikilen adamı gö­rür. Bedevi: "Ey Muhammed! Söyle bakalım, seni benim elimden şimdi kim kurtaracak?" der. Peygamber: "Allah!" deyince, kılıç elinden düşer. Bu sefer kılıcı Peygamber yerden alır ve "Seni benim elimden kim kur­taracak?" der. Adam: "Sen fırsat yakalayanla­rın en hayırlısı ol!" diyerek yalvarır. Peygam­ber, onu affeder ve salıverir. Adam, kav­minin yanına döndüğünde, "İnsanların en ha­yırlısının yanından geliyorum." diye olan-biteni anlatır. (Buhâri).

Umeyr b. Vehb, Rasûlullah'in can düşma­nıydı. Bütün Kureyş, Bedir savaşında Öldürü­len akrabalarının intikamları hususunda sabır­sızlanmaya başlayınca, Safvân b. Ümeyye, ona Peygamber'i Öldürmesi karşılığında büyük bir ödül vaadetti. Bunun üzerine O, kı­lıcını zehirledi ve gizlice Medine'ye girdi. Fa­kat halk onu tanıyınca yakalandı. Ömer ona sert bir şekilde davranmak istemişti. Ancak Rasûlullah onu affetti ve yanına çağırarak, ona gizli (kendisini öldürme) planından bah­setti. O, hayret ve şaşkınlığa uğradı. Çünkü, kendisinden başka kimse bu planı bilmiyordu. Buna rağmen, Rasûlullah onu azarlamadı. Rasûlullah'in bu âlicenap davranışını gö­ren Umeyr müslüman oldu ve Mekke'ye dö­nerek orada İslâm'ın mesajını yaydı. (Taberi).

Rasûlullah'in Medine'ye hicretinde Kureyş O'nun başına 100 deve ödül koymuştu. Sürâka b. Cu'şum, Rasûlullah'in peşine düşer. Fakat atı iki kez tökezler ve onu sırtın­dan atar. Üçüncüsünde atm ön ayaklan kuma saplanır. Sürâka iner ve atın ayaklarını kum­dan çıkarmaya çalışırken gömülen izinden göğe doğru ateş dumanı gibi bir duman yük­selir. O zaman, Rasûlullah'in kendisine karşı korunduğunu anlar. Bunun üzerine arka­larından "benden size bir zarar gelmeyecek­tir" diye seslenir. Ricası üzerine Rasûlullah'dan hakkında bir emannâme yazmasını ister. Rasûlullah da Âmir b. Füheyre'ye em­reder ve kendisine deri parçasına yazılı belge verilir. O, Mekke'nin fethinden sonra, Ci'râne denilen yerde (Mekke ve Taif arasında) Rasûlullah'i tekrar görmeye gelir. Ashab onu uzaklaştırmaya çalışmış, fakat, Rasû­lullah onlardan gelmesine izin vermelerini istemiştir. <Buhâri, îbni Hişam).

Furât b. Hayyan, müslümanlara karşı casus­luk yapması için Ebû Süfyan tarafından gö­revlendirilmişti. Aynı zamanda Rasûlullah 'i hicveden şiirler de yazmıştı. Yakalanınca, İslâm'ı kabul etti. Bunun üzerine Rasûlullah onu bağışladı, hatta Yemâme'de bir toprak parçası bile verdi. (İsâbe). Mekkeli bir köle olan Vahşi, Uhud savaşında Rasûlullah (S)'in amcası Hamza'yı şehit etmişti. Mekke fethe-dildiğinde Taife kaçıp, orada korunmaya ça­lışmış, fakat Taif de teslim olup bütün halk müslümanlığı kabul edince, onun yaşayabile­ceği güvenli bir yer kalmamıştı. Ancak O, Rasûlullah'in çok merhametli ve yumuşak kalpli olduğunu, kimseye de kötü davranma­dığını duymuştu. Son çare olarak, Rasûlullah'dan kendisini himaye etmesini istemeye karar vermişti. Rasûlullah'ın huzuruna ge­lerek İslâm'ı kabul etti. Rasûlullah onun ağır suçunu bağışladı ve şunları söyledi: "Gö­züme pek görünme, bana amcamı hatırlatı­yorsun." (Buhâri).

Ebû Süfyân'ın karısı Hind, Uhud savaşında Hamza'nın göğsünü yarmış, göğsünü ve ci­ğerlerini parçalara ayırmıştı. Mekke fethedildiği gün, peçeli olduğu halde gelmiş, Rasûlullah de onu tanıyamamıştı. İslâm'ı kabul etti, ancak bu sırada bile Rasûlullah 'a kaba davranmakta tereddüt etmedi. O za­man Rasûlullah onu tanıdı, fakat herhangi bir şey söylemedi. Oysa Hind, Vahşi ile bir­likte suçlarından dolayı boynu vurulacaklar Hstesindeydi. Fakat, Rasûlullah'in bu yüce davranışından o kadar etkilenmişti ki, bir an­da dudaklarından şu sözler döküldü: "Yâ Rasûlullah! Vaktiyle yeryüzünde senin hanen kadar zilletini ve harabını istediğim hiçbir ev, hiç bir aile yoktu. Bu gün ise yer yüzünde sabahlayan hiç bir çadır halkı yoktur ki, senin hanenin derecesinde bana sevimli olsun." de­di. (Buhari).

Hebbâr b. Esved, Hz. Peygamber'in kızı Zey-neb'i, Medine'ye hicreti sırasında Mekke'li müşrikler yolunu kesmiş, bu sırada Hebbâr, kasten onu deveden aşağıya çekerek fecî şe­kilde yaralamıştı. Zeyneb hamileydi. O aldığı darbeler sonunda çocuğunu kaybetmişti. Hebbâr, buna benzer daha birçok suç işlemiş­ti; bu sebeple ismi öldürülecekler arasındaydı. İran'a kaçmak ister, ancak nasıl...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Husûsî Hayatı
« Posted on: 05 Nisan 2020, 11:08:24 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Husûsî Hayatı rüya tabiri,Husûsî Hayatı mekke canlı, Husûsî Hayatı kabe canlı yayın, Husûsî Hayatı Üç boyutlu kuran oku Husûsî Hayatı kuran ı kerim, Husûsî Hayatı peygamber kıssaları,Husûsî Hayatı ilitam ders soruları, Husûsî Hayatıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &