ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Edebiyat Eserleri > Şiir Dünyası > Kaside-i Bürde Hakkında
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kaside-i Bürde Hakkında  (Okunma Sayısı 1190 defa)
01 Ocak 2010, 02:23:00
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 01 Ocak 2010, 02:23:00 »




Kaside-i Bürde Hakkında









Ka´b bin Zuheyr ve Kaside-i Bürde
Sezai Karakoç


İslâmın, camdan geçen bir günışığı gibi, bütün yanlışlık, kötülük ve çirkinlikleri yıkarak, mutlakın otağı insan yüreğine, abstrenin ve reelin kaynaştığı Peygamber elinden fışkırmış mucizelerle yerleşmeğe başladığı, Arabistandan doğarak batıya, kuzeye, doğuya, güneye doğru meşaleler sitesini kura kura yol aldığı ilk günler, Arap şiirinin, edebiyat tarihi bakımından dorukta olduğu halde, Kur´an karşısında çırpınmaya başladığı o zarif vakitlerde, yarısı siyah, yarısı ak bir zamanın ortasında yaşayan bir şairdi Kâab bin Züheyr.
Modern Çağın bütün problemlerinin çözüm ve metodlarını taşıyan o büyük oluşta , gözlerinin ilk kamaşmasıyla, şiiriyle, İslâmın çıkışına karşı durmuşlardan ve gıyabî ölüm hükmü giymişlerdendi. Fakat bir süre geçince gerçeği derin sezgisiyle yakalayan soylu şairlerdendi aynı zamanda. Ölümü göze alarak «fillerin bile heybetinden titrediği» o makama doğru koşmuştu. Hakkında verilen ölüm cezası, islâmı kabul etmeden önceki halini, sembolik olarak tesbitten başka bir şey değildi zaten. Pervanenin ışığa koşması gibi ölümü hiiç düşünmeden gelmişti. Ölümün dirilmeye doğru koşusuydu bu aslında. İlk direnişi Meryem bekaretinin Cebraile ilk diretişi gibiydi. Fakat Cebrail yuvası Makama gelip teslim olunca, mesihî bir şiir doğdu : Kaside-i Bürde. Hakkın, riskin, samimiliğin ve kudretin bir araya gelip donattığı bir şiir şöleninde O, sözün gerçek sahibinin elinden hırkasını giydi. Cebrailin, kelâm meleğinin dokunduğu bir hırka giydi. Peygamber, O´nun üstüne hırkasını atarak koşuyu bitiren birinci atların üstüne atılan örtülerden bir örtü atmış oldu bu fikir ve sanat koşucusunun üstüne. Ve O´nu, bu örtü, Peygamberlik rahmetiyle, şefkatiyle, sevgisiyle bürüdü. Ve Kâab bin Züheyr´in şahsında, kendini mutlak´a adayanların bütününü bürüdü.
İslâm?ın bu çıkış günlerinde, bugünü andırır bir tarzda, karşılıklı propaganda da müthiş bir silâh gibi önemli bir rol oynuyordu. Kur´an´la boy ölçüşmeye cesaret edemeseler de, putların kölesi şairler, gece gündüz, İslâm?a, O´nun Başlı ca ileri gelenlerine geleneğin en büyük fikrî silâhı şiirle hücum ediyorlardı. Bunlara, başlarında Hassan bin Sabit (r.a.) Hazretleri olmak üzere birçok islâm şairi cevap veriyordu. İç planda İslâm daima muzafferdi. Ama dış plânda dünya imtihanı gereği karşılıklı büyük bir savaş sürüyordu. Hz. Ömer ve Hz. Halid´in İslâm?a katılışı, Mekke´nin fethi nasıl, siyasî, idari ve askerî planda kesin bir zaferi olduysa İslâm?ın, Kâab bin Züheyr´in gelişi de, şiir ve sanat. propaganda savaşı alanında başarının bir dikilitaşı oldu. Dönüm noktalarından biri yani.
Tarihi adıyla Kaside-i Bürde (Hırka kasidesi) , edebiyat adıyla Kaside-i Banet Suat, bu Peygamber huzurunda okunarak şairini bağışlatan, hatta Peygamber tarafından hırkası armağan verilerek değerlendirilen Kaside, klâsik arap kasideleri olan Muallaka kasideleri gibi, ilkin kabilenin göcüşüyle başlıyor, sevgili anılıyor, arkasından her arap şairinin kendi gücünü denediği, «deve» motifinde ölümsüz çizgiler çekiliyor, sonra söz şairin kendisine getiriliyor ve ordan Hz. Peygamberin, İslâm?ın ve sahabenin övgüsüne geçiliyor. Belâgatın, icazın, imajın gerçeğin ve güzelliğin eşsiz sentezi. Bir örnek olarak diyelim : Devenin yürüyüşünde ilk çocuğunun kara haberini alan yaşlı bir annenin çırpınışlarını ve ona bakıp da (kendi yavrularını da hatırlâyarak) göğüs döğen öbür annelerin çığlıklarını gören ve bulan beytin çizdiği tablo, bugün bile ne kadar modern. Yepyeni ve taptaze. Bir beyitte öyle tablolar çiziliyor ki, orda içiçe tablolar saklı. Bir annenin, hem de çocuğu ölmüş bir annenin, hem de ilk çocuğu ölmüş bir annenin, hem de, yaşlı olduğu ilk günlerdeki halini, hem de yalnız bu annenin değil, ona bakıp ağlayan ve birlikte yas tutan kadınların da, hem de rasgele kadınların da değil de çocuk kaybetmiş kadınların halini, bu tek kadınla bu kadınlar korosunun birlikte kurduğu kompozisyonu, bir devenin çırpınışlı yürüyüşünde görmenin şairlik kudreti. Aynı icazı, İmrülkays, meşhur bir beytinde göstermişti. Ancak, bu beyitte donjuanlığı anlatıyordu. Kâab bin Züheyrin konusunda İmrülkays acaba nereye varabilirdi? Sesler ve rezonanslar, çığlık ve yankılar, pencereler ve pervazları, sütunlar ve tenazurlarıyla metafizik acıyı ebedileştiren bu beytin yanında İmrülkaysınki çok düz, çok sığ kalıyor. Hz. Kâabın beytindeki kader tabloları, bilinemez, bir şairin gücüne mi yorulmalı, yoksa denk düştüğü mucize çağına mı?
Kasidenin bizim için bir başka önemi de. bizzat Peygamber tarafından değerlendirilen bu şiirin gerisinde vatan, İslâm?ın şiir ve sanat anlayışı, şiir ve sanat karşısındaki tutumu, şiir ve sanata tutulan ışık, ondan, aranınca. bulunacak sanat prensipleridir. Peygamberin susuşu bile bizim için bir prensip olduğuna göre, O´nun yürekleri kucakladığı ve benimsediği bu şiirden, İslâm?ın sanat perspektifini kavramakta ilk çıkış noktasına aramak bizim için bir ödev ve onda Peygamberin bize bir yardımı, el uzatışını bulmak. ilâhî lütuf ve nîmeti görmektir: Bir ideoloji çağı olan bugün sanat ve bağlantı üzerine bunca sözler edilirken, sanat eserindeki en mutlu kaynaşmanın ölümsüz bir örneği olan bu tür gözümüzün önünde mermerden, yıpranmaz bir anıt gibi durmaktadır. Hem de, zamanın kemirmesine imkan olmayan bir örtüye, Peygamber örtüsüne bürünmüş olarak. Şüphe yok ki, Peygamber, onu, bize kadar gelsin ve bizden sonra da ileriye doğru gitsin diye, ebedî örtüsüne sardı sarmaladı. Kasideye bakan, onda, sanat ve şiirin, kendine mahsus mahremiyet ve keyfiyetinden bir şey kaybetmeksizin, hak bir ülküyü nasıl tutacağının, nereye kadar, neye ve nasıl angaje olacağının bütün prensiplerini çıkarabilir. Sanki o, sanatın bütün karanlıklarını aydınlatsın diye Peygamber eliyle yakılmış ve ışıklandırılmış bir meşaledir.
[/size]
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Kaside-i Bürde Hakkında
« Posted on: 16 Ekim 2019, 15:29:18 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kaside-i Bürde Hakkında rüya tabiri,Kaside-i Bürde Hakkında mekke canlı, Kaside-i Bürde Hakkında kabe canlı yayın, Kaside-i Bürde Hakkında Üç boyutlu kuran oku Kaside-i Bürde Hakkında kuran ı kerim, Kaside-i Bürde Hakkında peygamber kıssaları,Kaside-i Bürde Hakkında ilitam ders soruları, Kaside-i Bürde Hakkındaönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &