ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Ramazan Ayı Özel Dünyası ๑۩۞۩๑ > İlim Dünyası İle Ramazan Ayı > Ramazan Ayı Makaleleri > Allah a İsyan mı Daha Zordur Yoksa Yaz Sıcağında Oruç Tutmak mı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Allah a İsyan mı Daha Zordur Yoksa Yaz Sıcağında Oruç Tutmak mı  (Okunma Sayısı 577 defa)
04 Eylül 2010, 10:24:46
Eflaki
Gökte oturan melek
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9.997



« : 04 Eylül 2010, 10:24:46 »



Allah’a İsyan mı Daha Zordur, Yoksa Yaz Sıcağında Oruç Tutmak mı?

Bu sene mübarek Ramazan orucunun yarısı Ağustos ayında tutulacak. Gittikçe tevhidle bağları kopardığından dolayı ibâdetleri rahat bir şekilde terk edebilen insancıklar çoğalmaya başladı. Bu sene bahane daha bir hazır: “Bu sıcakta oruç tutulmaz!” Gelin, bir karşılaştırma yapalım: “Allah’ın Rasûlüne muhâlefet etmek için geri kalanlar (savaşa gitmeyip) oturmaları ile sevindiler; mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda Cihad etmeyi çirkin gördüler, ‘bu sıcakta (savaş için) sefere çıkmayın’ dediler. De ki: ‘Cehennem ateşi çok daha sıcaktır!’ Keşke anlasalardı! Artık kazanmakta olduklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar!” (9/Tevbe, 81-82). Sıcağı bahane ederek savaşa katılmayanların âhiretteki cezalarının çok şiddetli olacağı için, onların çokça ağlamaları gerekir. Savaş gibi insanın hoşlanmadığı nefsin hevâsına çok ağır gelen zorlu bir sınav için böyle buyrulmuş. Ya sıcak bahanesinin arkasına sığınıp oruç gibi farzları terk eden kimseye ne denilir, ne denilmelidir?

Allah’ı gerçekten sevip O’na verdiği sayısız nimetlerden dolayı şükretmek isteyen muvahhid mü’minler için orucun ve her çeşit ibâdetin hiç de zor olmadığı, namazını hiç bırakmayan, orucunu hiç aksatmayan bunca Müslümanların hiç şikâyet etmeden Allah’a itaatlerinden belli. Ama cehennem çok zor bir hayat; cehennem için koşturmaca da öyle… Bir içkiyi düşünün; kolay mıdır bu haramı işlemek, ucuz mudur bu haram? Ne büyük bedeller ister sarhoşluk? Para istiyor, sağlık istiyor, zaman istiyor, uykusuzluk istiyor, akılsızlık istiyor, rezillik istiyor. İnsanın şerefini yok ediyor, yakınlarının bile hor ve hakir görmesini gerektiriyor…

Evet, yaz sıcağında orucun güzelim serinliğiyle huzuru yakalamak mı, gece meyhane köşelerinde sızıp kalarak rezilce bir keyif arayışı mı daha zor? Allah’a itaatin gönülde yansıyan mutmainlik hissi, vicdanın huzuru ve fıtratın arzusu istikametinde, acıkan ruha güzelim gıdasını vermek mi, yoksa gönlün bütün hücrelerine yansıyan suçluluk, pişmanlık ve özgüven eksikliği, irade zayıflığı karışımı bir anormallik mi daha kolaydır? Allah’a itaat; fıtratın, huzurun, sağlık ve âfiyetin kaynağı ve belirtisidir. Yaratan’a isyankârlık ise hevânın (kötü arzuların), stresin, hastalık ve huzursuzluğun kaynağı ve belirtisi… Biri cennete götüren güzellikler, diğeri cehenneme sürükleyen çirkinlik ve ıstıraplar…

Sahip olduklarından veren, takvâya sarılan, güzelliği benimseyen kişi ve toplumlar için hayat kolaylaştırılır; onların yüsre ulaşmaları rahatlıkla sağlanır. Kur’an, bu konuyu ifâde ederken “yüsrün teysîri” deyimini kullanıyor ki bu yüsrü yüsr ile elde etmeyi sağlamak demektir. Kolayı sevip aramak yetmez, kolayı elde etme kolaylığını da yakalamak lâzımdır. İşte, Kur’an bu sırra dikkat çekiyor (92/Leyl, 5-7; 87/A’lâ, 8). Cimrilik yolunu seçen, insanlarla hiçbir madde ve gönül alışverişinde bulunmayan, güzelliği yalanlayıp gerçek güzele sırt çeviren kişi ve toplumlar ise zora, zorluğa sürülür. Kur’an burada “usrün teysîri” deyimini kullanıyor ki, zorluğu kolay zannettirmek demek olur. İnsanoğlu, kuruntu, gaflet ve yanlış bilgilerin tutsağı haline gelince, zoru kolay sanabilir ve hiç farkında olmadan başına binlerce sıkıntı ve problem sarabilir (Bkz. 92/Leyl, 8-10).

İslâm’ın dışındaki tüm düzenler, dünya görüşleri ve ideolojiler birer şirk düzenidir. Şirk ise, büyük bir zulümdür. “Gerçekten şirk, büyük bir zulümdür.” (31/Lokman, 13). İslâm dışı düzenler ve uygulamalar zorbalık ve zulümdür, ağır yüktür. Haksız vergiler, hortumlar, adâletsiz hukukî düzenlemeler, halkın sırtındaki ağır yükler. Toplumdaki bütün bireylerin şikâyet ve huzursuzluğu, zorlukların isbatıdır. İnsanların hayatını kolaylaştırma vaadiyle ortaya çıkan materyalizm ve kapitalizm hayatın düzenini bozmuş, insanların fıtratını dejenere etmiş ve ihtiyaç kavramını alabildiğine genişletip bitmek tükenmek bilmeyen yarış içinde insanları tüketim araçlarının, teknolojik aygıtların kölesi yapmış, maddî-mânevî zorluk üstüne zorluklar üretmiştir.

Allah’a kulluğun zor olduğunu zannedenler, nasıl zorluklar içinde kıvranıyorlar, farkında değiller. Hakkı görmek istemedikleri için, bâtıl kendilerine şirin, din de zor geliyor. Kula kulluk ve kendi gibi ya da daha aşağılarına boyun eğmek, insan fıtratına ve onuruna ters nice zorlukları bu insanımsılar nasıl değerlendiriyorlar? Stres ve bunalımlar, psikolojik rahatsızlıklar, ahlâkî problemler, maddî kayıplar, hastalıklar, bitmeyen şikâyetler… hep gayri İslâmî yönelişlerin bu dünyadaki zorluklarıdır. Şeytan, güzel amelleri zor göstermeye çalıştığı gibi, fâsıkların da amellerini süsler, zorları kolay zannettirir. İçki içmek ve sonrasına katlanmak hiç de kolay olmadığı halde, şeytan içkiyi güzel ve kolaylık gibi sunabilir. Fâhişelik ve onlarla zinâ etmek, AIDS gibi riskleriyle, maddî-mânevî pislik ve sıkıntılarıyla hiç de kolay bir şey olmasa gerektir.

Kolaylığın Sınırı; İlâhî Ölçü ve Hevâ

Terazisi olmayan manavdan işi daha zordur, ölçüsü olmayan ya da ondan daha kötüsü yanlış ölçüler kullanan bir insanın durumu. Zorluğun ve kolaylığın ölçüsü nedir? İman ve ibâdetlerle güçlenmeyen kimse, farkında olmasa da rûhen hasta insan, halüsinasyonlar görecek, kolayı zor, zoru kolay sanacaktır. Kendini o kadar ihmal etmiş, iç dünyasını o kadar fakirleştirmiştir ki câhiliyye insanı, kendini güçlendirecek mânevî gıdaların ve iyileştirecek ilaçların düşmanı kesilmekte ve bunlardan yararlanmayı çok zor olarak görmektedir. Şeytanın “bak” dediği yerden bakmanın, Allah’ın “gör” dediğini görmek istemeyip Allah’ın “kör” dediği bakar körlerin tavrıdır bu. İnsan, hiç de zor olmayan bir güzelim ibadete, şeytanın ikram ettiği kara gözlükle, tâğutların yönlendirdiği yerden ve terbiye edilmemiş arzularının istikametine doğru bakarsa, çukur ve tümsek aynaların gösterdiği gibi, eşyayı olduğundan çok farklı görecek, kolay bir ibadet ve itaati, gücünün yetmeyeceği zorluk gibi algılayacaktır. Meselâ; “Andolsun Biz, Kur’an’ı öğüt alınsın diye (anlaşılması için) kolaylaştırdık. Ondan öğüt alan yok mu?” (54/Kamer, 17, 22, 32) diyen Rabbi yalanlarcasına “Kur’an’ı anlamak zordur, onu biz anlayamayız” diyen anlayış(sızlık) bunun ürünüdür. Beş vakit namazı fazla gören, yaz sıcağında ya da kış soğuğunda orucun zor olduğunu düşünen, ama tâğutlara kulluk yapmayı kolay sanıp o rezilliği tercih eden kimse, üzerinde “made in İblis” yazılı kapkara bir gözlük kullanıyordur. Allah’ın nuruyla etrafına bakmayan insan, akı kara, karayı ak olarak görecektir.

Allah Teâlâ, zor gibi görünen ibâdetleri farz kılmakla, esasen mü’min kullarını hayat mücâdelesine, zorluktan kurtarıp kolaylığa ve rahatlığa kavuşturmayı dilemiştir. Namazla hevâsına direnecek, kötülük ve fahşâdan uzaklaşacak, oruçla kolay kolay cihad etmeye alışacak, lüzumunda sabır yolları öğrenilecek, zekâtla nefsinin paraya kul olmasından kurtulacak, hayatın zorlukları yenilecek, âhiret saâdetindeki güzellik, kolaylık ve saâdetlere erişecektir. İbâdetler insanı olgunlaştırır, insanı maddî ve özellikle mânevî yönden güçlendirir. İbâdet ve Allah’a tâat, O’nun hükümlerine riâyet, hevâsının/nefsinin kulluğundan kurtulmuş mü’min için hiç de zor değildir. Allah’a iman edip O’na teslim olan insan, zorlukları aşacak, daha doğrusu şeytanın zor gösterdiği kolaylıkları seçecektir. Şeytan, insana kötülüğü emreder, insanın kendini küçültüp basitleştirmesine, ibâdetleri zor zannedip onlarla yücelip güçlenmesine engel olmak ister.

Mü’min şeytana ve hevâsına kanmayacak, imtihanını kazanma gayreti içinde Allah’a kul olmanın, başka tüm kulluklardan daha kolay ve daha güzel olduğunu unutmayacaktır. İslâm’ın hükümleri ne zordur, ne de çok basit. Müslüman da en küçük görevi zor kabul edip kaçan basitlikte ve tembellikte bir insan değildir. “Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!” Devin yükü ağırdır, ama kaldıramayacağı kadar değildir. Dev için o yük kolay bir yüktür, ama seviyesi küçük olanlar için o yük, kaldırılamayacak kadar zor kabul edilebilir; bu konudaki problem, eşyanın içyüzüne vâkıf olamayan, kandırılıp yönlendirilebilen âciz alıcılarla bakmakta, yani serabı su, suyu da serap zannetmektedir. Mü’min, Allah’ın nûruyla bakar, kalp ve iman gözünü devreden çıkartmaz. Bilir ki, kâfirler, bakmasını bilmeyen bakar körlerdir. “…Onların gözleri vardır, fakat onlarla görmezler, onlar gâfillerin tâ kendileridir.” (7/A’râf, 179) “Gerçek şu ki, gözler kör olmaz; lâkin göğüslerdeki kalpler kör olur.” (22/Hacc, 46)

İnsanın hevâsı/nefsi, arzu ve hevesleri, doğrunun ölçüsü olmadığı gibi, kolaylığın ölçüsü de olamaz. “Hoşunuza gitmediği halde savaş size yazıldı/farz kılındı. Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, halbuki siz bilmezsiniz.” (2/Bakara, 216). Dünyada insan nefsinin hoşuna giden çok şey vardır. Nefis onlara sahip olmak ister. Hatta onlara sahip olmak uğruna yanlış yollara sapabilir, meşrû olmayan işlere meyledebilir. Nefis çoğu zaman Din’in tekliflerini ağır bulur, onları yerine getirme noktasında tembellik yapar. Nefsin, dünyalıklar peşine düşüp daha da azgınlaşması, Din’in tekliflerinden uzaklaşıp kendi hoşuna gideceği şeyleri yapması için şeytan sürekli kışkırtıcı bir rol üstlenir.

İmtihanın gereği bazı zorlukların, daha doğrusu nefsin ağır bulduğu birtakım güçlüklerin, ya da zor zannedilen bazı görevlerin olması normaldir. Aslında Din’in teklifleri insanın yapısına, tabiatına uygundur. Rabbimiz insana taşıyamayacağı hiçbir yük yüklemez (2/Bakara, 286...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 02 Haziran 2017, 22:09:55 Gönderen: ✿ Ceren ✿ »
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Allah a İsyan mı Daha Zordur Yoksa Yaz Sıcağında Oruç Tutmak mı
« Posted on: 22 Kasım 2019, 10:14:37 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Allah a İsyan mı Daha Zordur Yoksa Yaz Sıcağında Oruç Tutmak mı rüya tabiri,Allah a İsyan mı Daha Zordur Yoksa Yaz Sıcağında Oruç Tutmak mı mekke canlı, Allah a İsyan mı Daha Zordur Yoksa Yaz Sıcağında Oruç Tutmak mı kabe canlı yayın, Allah a İsyan mı Daha Zordur Yoksa Yaz Sıcağında Oruç Tutmak mı Üç boyutlu kuran oku Allah a İsyan mı Daha Zordur Yoksa Yaz Sıcağında Oruç Tutmak mı kuran ı kerim, Allah a İsyan mı Daha Zordur Yoksa Yaz Sıcağında Oruç Tutmak mı peygamber kıssaları,Allah a İsyan mı Daha Zordur Yoksa Yaz Sıcağında Oruç Tutmak mı ilitam ders soruları, Allah a İsyan mı Daha Zordur Yoksa Yaz Sıcağında Oruç Tutmak mıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &