ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Fıkhı Eseleri > Mükayeseli İbadetler İlmihali > Zekâtın Tarifesi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Zekâtın Tarifesi  (Okunma Sayısı 381 defa)
26 Ağustos 2012, 15:22:45
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 26 Ağustos 2012, 15:22:45 »



8. BÖLÜM ZEKÂTIN TARİFESİ (ZEKÂTIN MİKTARI VE ORANI)

 
28. Zekâtın Tarifesi:


Vergi tarifeleri, alınacak vergi tutarının hesaplanması için vergi matrahına uygulanan ölçülerdir. Bu ölçüler, başlıca iki çeşit­tir: Birinci çeşitte, matrahın kendi değeri (ağırlık gibi), ikincisin­de iktisadî değeri (bedel, fiyat, gelir) göz önünde tutularak, birinci­sinde belirli bir miktara ve ikincisinde belirli bir orana göre hesap­lanarak vergi alınmaktadır. Bunlara, sırasıyla spesifik tarife (miktar esası) ve ad valorem tarife (değer esası) denir. Örneğin, şekerin kilosundan 100 krş., veya malın satış bedeli 1000 lira üze­rinden veya 1000 lira gelirden % 10 vergi alınması gibi.

Zamanımız vergi sistemlerinde, daha çok ad valorem tarife, yani oranlar usulü uygulanmaktadır. Gerçekten, yalnız bir kısım tüketim ve üretim vergileriyle gümrük tarifelerinin küçük bir kısmında spesifik tarife uygulandığı halde, başlıca gelir, kurum­lar, servet vergileriyle üretim ve gümrük vergilerinin büyük bir kısmında ad valorem (oranlar) usulüne göre vergi alınmaktadır. Vergi ödeme gücünün gerçekleşmesi imkânı, daha açık, oranlar usulünde (değer esasında) görülebilir.

Oranlar usulü, ikiye ayrılır: tek oranlar (mütenasip nispetler) usulü ve artan oranlar (müterakki nispetler) usulü. Bu usullere göre alman vergiler de, tek oranlı ve artan oranlı vergiler şeklinde bir tasnife tâbi tutulur. [479]

Alınacak vergi miktarının hesaplanmasında, matraha uygu­lanacak oranın, matrahın artması halinde dahi değişmediği vergi­lere Tek Oranlı ve Eş Oranlı Vergiler denir. Vergi oranı değişmemekle beraber, vergi matrahının artması derecesinde alınacak vergi miktarının da artacağı açıktır. Esasen, tek oranlar usulü ile izlenen amaç da budur ve bu anlamda yaklaşık bütün vergiler tek oranlıdır.

Alınacak vergi miktarının hesaplanmasında, matraha uygu­lanacak oranın bu matrahın artmasıyla yükseldiği vergiler de Ar­tan Oranlı veya Müterakki Vergilerdir. Hemen fark edileceği üzere, bu usul, şekil olarak tek oranlı usulden ayrılır. Tek oranlı usulde vergi matrahının artması vergi oranında bir artış gerektir­mediği halde, artan oranlı usulde matrahın artışına göre, vergi oranları da artmaktadır. [480]

Zekât hukukunda spesifik (miktara dayalı) tarife, yalnızca hayvanlarda uygulanır, diğer mallarda ad valorem (değere dayalı) tarife geçerlidir.

Zekât mevzuu mallar için ödenecek zekât oran ve miktarı, malların çeşitlerine göre değişiklik gösterir. İslâm'da malî mükel­lefiyet mevzuları zaman içinde belli olup bunlara dair kaidelerin tebellür etmesi yanında, bu mevzulardan ne nispetlerde malî öde­melerde bulunulacağı meselesi de, gerek âyet ve gerekse hadislerde paralel olarak ele alınıyordu. Bu nispetler, âyetlerde açık olarak be­lirtilmemiştir: Mekke'de inen el-A'raf: 7/199 âyeti “fazlayı al (Afv)” şeklindeyken, el-Furkan: 25/67 âyeti malların sarf ve tahsisinde “orta yol” bulunduğunu bildirmektedir. Henüz daha malî mükelle­fiyetlerin devlet otoritesiyle teyit edilmediği bir sıra olan Medine safhasının ilk senelerinde inen el-Bakara: 2/219 âyetinde müslümanların ne nisbetlerde vergi ödeyeceklerine dair Peygambere yap­tıkları ısrarlı müracatları sarih olarak müşahede etmemiz müm­kün olabilmektedir.Bu âyet, iki âyeti tekrar hatırlatıp dikkatlere arzetmekte ve kaide olarak ısrar olunmaktadır. Vergi nispetleri başlangıçta (Mekke'nin tamamen ve Medine'nin ilk yılları) umumî ölçülerle vazedilmiş ve fakat sarih ve kati rakamlar verilmemiştir. Bu tarz, daha ziyade Medine İslâm Devleti'nin kuvvetle­nişi olan senelere isabet eder. Bu âyetler dışında konu ile ilgili ka­ide koyucu âyetler bulunmamaktadır.

Hangi mallardan ve ne nisbette zekât ödeneceği, bilhassa ra­kamlara dayanarak, kendisini hadislerde göstermektedir. Bu hu­sustaki tarihî malumatı, daha ziyade yazılı vesikalardan çıkara­bilmekteyiz.

Hadislerde de ilk yıllar için kati ve rakama dayalı nispet yoktur. Nispetler daha ziyade anılan âyetlerin ışığı altında takva ve imana bağlı olarak mükelleflerin takdirine ve durumların icaplarına bırakılmıştır ki, bu da o sırada mevcut örf ve âdete göre dü­zenlenmiş olsa gerektir. Bizi bu kanaatimizde tayin eden hususlar, muhtelif bölge ve kabilelerin müslüman ahalisine gönderilen mek­tuplarda “zekâtı hakkıyla (olması lâzım geldiği gibi) ödeyin” şek­linde ibarelere raslanmasıdır. Bu vesikalarda görüldüğü gibi, “zekât ödeyiniz” denmekte ve nispetler rakam olarak açıkça vaze­dilme m ektedir. Bu halde akla gelen

1) Bu yazıları götürenlerin bu hususta Peygamber'den aldık­ları talimat gereği şifahî malumat vermeleri,

2) Bu bölgelerdeki ahalinin bu tarz ödemelerde bir örf ve âdete vâkıf olmalarıdır ki kanaatimizce bu daha kuvvetli bir ihtimal olarak karşımızda durmaktadır. Çünkü Selman Farisi meşhur ha­disinde Peygamberi  sınarken  kendisine  “sadaka  olarak”  bir  şey götürmüş ve bu götürdüğü şeyin miktarını tamamen kendisi tayin etmiştir. Esasen Selman'ın İslâm'ı kabul etmeden evvel hıristiyan oluşu da bize bu hususta bir ipucu verir kanaatindeyiz.

Hz. Peygamber civar kabilelere yazdığı İslâm'a davet mektup­larında veya muhtelif kabilelerle aktedilmiş muahedelerde, bil­hassa Yarımada'da bir kuvvet olarak belirmeye başlamasından iti­baren, gerek vergi mevzularını ve gerekse bunlar yanında vergi nisbetlerini göstermeye başlamıştır. Bu kuvvetlenme, hassaten Mekke'nin fethinden sonra hem çabuklaşmış ve hem de artmıştır. Bunun yanında İslâm idaresine bağlanan bölgelere gönderilmeye başlanan ve çeşitli vazifelerle yüklü bulunan hususî memurlarına (âmil) verdiği gerek yazılı ve gerekse şifahî talimatlarda nispetler hususu gösterilmekteydi.” [481]

“Parça parça ve sadece muayyen bazı mevzularda, muayyen nispetleri gösteren bu dağınık malumat yanında bazıları vardır ki, tam liste halinde biz bunlardan o vakte kadar üzerinde vergi vaze­dilmiş mevzularda ne nispetlerde vergi alınacağını öğrenebilmek­teyiz.

İlerki yıllarda, çok değişik şekillerde ortaya çıkan çeşitli vergi tarifeleri Hz. Peygamber'in bütün vergi memurlarına gön­dermek üzere kaleme aldırdığı ve fakat vefatı üzerine gönderilme­yen, vergi konularını ve nispetlerini gösteren bir yazıda birleşti­rilmiş ve bütün eski tarifeler yeniden tanzim olunmuştur. Kendi­sinden sonra gelen Halifeler'in vergi nispetleriyle mevzularına dair tatbikatı hep bu yazılı nihaî tespite dayanır. Hatta Emevîler zamanında girişilmiş olan geniş vergi ıslahat hareketlerinde de bu vesikadan istifade edilmiştir.

Bu vergi tarifesinde filhakika çeşitli vergi mevzuları göste­rilmiş ve nispetleri tayin edilmiştir. Kaynaklarda nakledildiği şeklinden anlaşıldığına göre,

(1) Hayvan vergi nispetleri (deve, sı­ğır, koyun),

(2) Nakit ve külçe halindeki altın ve gümüş tasarrufla­rının vergi nispetleri bu vesikada tanzim edilmiş bulunmaktadır. Kaynaklardaki mezkur vergi tarifesi toplu olarak tetkik edilirse, yukarki iki mevzu müstesna ziraî mahsullerin zikredilmemiş ol­duğu göze çarpar. İşin aslı nazarı itibara alınır ve çeşitli sair mek­tuplarda bu hususun zikredildiği hatırlanacak olursa, kuvvetli bir ihtimalle toprak mahsullerinin de bu listede yer aldığını ve fakat zamanın seyri içinde bu kısmın kaybolduğunu düşünebiliriz. Şunu hatırlatmak yerinde olur ki, çeşitli bölgelere yazılmış mektuplarda biz, esasen bu ziraî mahsullerden ne nispetler altında vergi alına­cağına dair müteferri ve sarih malumata rastlamakta ve tamamla­yıcı bilgi tarifesi çeşitli kaynakların yardımıyla mevsuk bir halde elimize kadar gelmiş bulunmaktadır.” [482]

Bütün bu uygulamalar dikkate alınarak, ileriki devir hukuk­çuları tarafından zekât mevzularının ödeme nispetleri tespit edil­miştir: Ziraat ürünlerinde zekât oranı % 5 ile % 10 arasında değişir­ken, altın, gümüş ve ticaret mallarında bu oran % 2.5'tur. Zekât, arazinin değeri üzerinden değil, mahsulünden alınırken; nakdin, sermayenin ve ticarî malın tamamından alındığı için, birincisin­de onda ve yirmide bir şeklinde yüksek, ikincisinde kırkta bir şek­linde düşük tutulmuştur. Zekât mevzularını tek tek incelerken an­laşılacağı üzere, zekâtın oranı % 2.5 ile % 20 arasında değişmekte­dir. Bu durum, mallara göre değişen ve % 2.5, % 5, % 10, % 20 olarak ortaya çıkan bir geometrik dizi halinde ifade edilebilir. Çeşitli mal ve gelirler için farklı oranlarda zekât ödenmesinin sebebini anla­mak güç değildir. Çünkü mal ve gelirin elde edilmesinde emek ve sermaye miktarı ne kadar az olursa, zekât oranı da o kadar yüksek olur; tersine emek ve sermaye miktar: çoğaldıkça zekât oranı da azalır. Bu sebeple, zekât oranının tayini ve çeşitlendirilmesi için emek/sermaye/tehlike üçlüsünün dikkate alınmasından daha tabiî bir temel olamaz. Aslında, bütün servet, emek ve sermayenin üre­tim sürecine sokulmasının bir sonucudur ve geliri, pek fazla emek ve masraf sarfetmeden elde edenlerle, belirli bir miktar emek ve sermaye harcayarak elde eden fertlerin ödemeleri arasında bir fark bulunması hakkaniyettir. Böylece, bir kimse tesadüfen bir de­fneye rastlarsa, onu şans eseri olarak ve pek fazla emek ve ser­maye sarfetmeden elde eder. Böyle bir durumda, devletin payı, tabiî olarak azamî olmalıdır, yani bulunan şeyin tamamının beşte biri olmalıdır. [483] Ganimet de bundan farklı değildir, öte yandan toprağı sürmek ve bir meyve bahçesinden verim elde etmek, önemli mik­tarda sermaye ve emek gerektirir. Yapılan bu tahsisler yüzünden, ziraat ürünlerine konan zekât oranı % 10'dur. Bu esas, sulanmış ve sulanmamış toprak arasında gözetilen nispet farkını da açıklar. Toprak, çiftçinin emek/sermaye harcamasıyla sulanmışsa, oran % 5 alarak tespit edilmiştir, halbuki çiftçi hiç emek/sermaye kullanmamışsa, yani toprak tamamıyla yağmurun yağmasına bıra­kılmışsa veya devletin açtığı kan...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Zekâtın Tarifesi
« Posted on: 20 Kasım 2019, 12:58:57 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Zekâtın Tarifesi rüya tabiri,Zekâtın Tarifesi mekke canlı, Zekâtın Tarifesi kabe canlı yayın, Zekâtın Tarifesi Üç boyutlu kuran oku Zekâtın Tarifesi kuran ı kerim, Zekâtın Tarifesi peygamber kıssaları,Zekâtın Tarifesi ilitam ders soruları, Zekâtın Tarifesiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &