ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Hazreti Muhammed a.s.v > Mucize Ve Büyük Özellikleri > Peygamberimizin Vefatını Kendisinin Haber Vermesi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Peygamberimizin Vefatını Kendisinin Haber Vermesi  (Okunma Sayısı 790 defa)
07 Ocak 2010, 23:41:50
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 07 Ocak 2010, 23:41:50 »



Peygamberimizin Vefatını Kendisinin Haber Vermesi


Ahmed, Ebû Yala ve sahih bir senedle Taberani Vasile bin el-Eska´dan rivayet eder. O şöyle der: Birgün peygamber (s.a.v.), evinden çıkıp bizim yanımıza geldi ve şöyle buyurdu: "Sizler zannediyorsunuz ki, ben sizin hepinizden sonra vefat edeceğim! Halbuki ben sizin en evvel vefat edecek olanınızım! Benim peşimden de sizler, bölük bölük gele ceksiniz! Kiminiz kiminizi helak edecektir."

Buhari Ebû Hüreyre´den nakleder. O şöyle der: Peygamber (s.a.v.), her yılın ramazanında on gün itikafa girerdi. Vefat ettiği senede ise,-yirmi gün itikafta bulunmuştur. Cebrail (a.s.) her sene kendisine gelir, Kur´an´ı arz ederdi. Vefat ettiği senede ise, iki defa arz etmiştir."

Buhari ve Müslim´in Aişe´den rivayeti de şöyledir: Peygamber (s.a.v.) Fâtıma´ya hitaben demiştir ki: "Her sene Cebrail gelip Kur´anı bana arz ederek karşılaştırma yaptırırdı. Bu senenin ramazanında ise, iki defa karşılaştırma yaptırdı. Kızım ben bunu, ecelimin yaklaşmış ol ması şeklinde anlıyorum."

Yine Buhari ve Müslim´in Aişe´den naklettikleri diğer rivayet (biraz lafız farkı ile) şöyledir: "Ölümüyle neticelenen hastalığı sırasında Pey gamber (s.a.v.) Pâtıma´yı çağırıp gizlice birşey söyledi. Fatıma ağlamaya başladı. Sonra gizlice bir şey daha söyledi. Bunun üzerine Patıma güldü. Ben bunun sebebini kendisine sorduğumda şu cevabı aldım: "Babam bana ilk defa, bu hastalığının, vefatıyla neticeleneceğini söyledi. Bu se beple ağladım. Sonra, ev halkının kendisine ilk kavuşanın ben olacağımı söyledi. Ben de bu sebeble sevinip güldüm."

Taberani ve Beyhaki´nin de Aişe´den bu mealde bir rivayeti bulun maktadır. Yalnız onun sonundaki ifade biraz farklı ve şöyledir: "Ve ba bam bana dedi ki: "Kızım, müslüm ani arın kadınları içinde musibeti en büyük olan şüphesiz sensin! Sabrı en az planları da sen olmamalısın!" Bu sırada ayrıca babam bana, Ehl-i Beytinden en evvel kendisine kavu şanın da ben olacağımı haber verdi ve: "Kızım sen, cennet ehli kadınların seyyidesisin. Ancak Imran kızı Meryem müstesna" buyurdu. Ben de bu nun üzerine sevinip güldüm." [1]

Buhari, îbni Abbas´tan rivayet eder. O şöyle der: Ömer bin el-Hattab bana: îzâcâe nasrullahi ve´1-feth sûresi hakkında sordu." Ben de kendisine cevaben: "Bu, Resûlüllah Efendimiz´in ecelinin yakın oluğunu haber vermektedir" dedim. O da dedi ki: "Ben de bundan başkasını dü şünmüş değildim."

Buhari ve Müslim Ebû Said el-Hudri´den rivayet eder. O şöyle der: Bir gün peygamber (s.a.v.), insanlara bir hutbe irâd etti. Bu hutbesinde dedi ki: "Allah; kullarından birini, dünya hayatı ile kendi indindeki ni metler arasında muhayyer bıraktı. O kul da Allah´ın yanında olanları tercih etti." Ebû Bekir, bu sözleri duyunca ağlamaya başladı. Biz, Ebû Bekir´in ağlamasına teaccüp ettik. Halbuki peygamberimiz´in sözünü ettiği kul, kendisi imiş. Peygamberimiz kendisine hitaben buyurdu ki: "Ey Ebû Bekir ağlama! Bilmelisin ki insanlar içinde bana arkadaşlığın da en güvenilir olan, malını benim yolumda harcamakta en samimi olan, sensin! Eğer ben, Allah´tan başka halil (özel ve biricik dost) edinmiş ol saydım, muhakkak seni edinirdim. Fakat ey Ebû Bekir, bizim aramız daki hiç şüphesiz islâm kardeşliğinden ibarettir. Şu andan itibaren mescid´e açılan kapıların hepsi, Ebû Bekir´in kapısı hariç, kapatılsın!" [2]

Beykaki Ebû Yala dan şu haberi nakletmiştir: Peygamber (s.a.v.) bir hutbe okuyup: "Allah, bir kulunu, dilediği kadar dün ada yaşamak ile, Allah´a kavuşmak arasında muhayyer kıldı. O kul da Rabbi´ne ka vuşmayı tercih etti." Bu sırada Ebû Bekir ağlamaya başladı ve Resûîüllaha hitaben: "Aksine bizler, bütün mallarımızı, canlarımızı ve çocuklarımızı sana feda etmeliyiz, ey Allah´ın Resulü!" dedi.

Ahmed, îbni Sa´d, Darimi, Hâkim, Beyhaki ve Taberâni Ebû Mil-veyhibe´den rivayet ederler. O şöyle der: Resûlüllah (s.a.v.) geceleyin beni uyardı ve dedi ki: "Ey Ebû Müveyhibe, ben gidip şu Medine Kabrista-nındakiler için istiğfar etmekle emrolundum." Ben de, Resûlüllah´ın hizmetinde olan biri olarak derhal kalktım ve O´nunla beraber gittim. Bakî´a vardığımızda, Resûlüllah ellerini kaldırdı ve onlar için istiğfar etti. Sonra buyurdu ki: "Ey toprağın altında yatanlar, sizin durumunuz, toprağın üstündekilere nisbetle daha kolay ve iyidir, İşte fitneler, ka ranlık gece parçaları gibi gelmektedir. Biri diğerini takibeden bu fitne lerin, sonuncusu evvelinden daha beter!" Sonra Resûlüllah Efendimiz bana iltifat buyurup: "Ey Ebû Müveyhibe, bana gerçekten dünyanın hazinelerinin anahtarları verildi. Sonra ne kadar istersem o kadar dün yada yaşamak ile cennet arasında muhayyer kılındım! Şüphesiz ben de, Rabbim´e kavuşmayı tercih eyledim!" Bundan sonra o Baki´den evine

döndü. Sabahleyin ise hastalandı ve bu hastalığı, O´nun vefatı ile neti celendi."

Buhari´nin Ukbe bin Amir´den rivayetine göre, O şöyle demiştir; Resûlüllah (s.a.v.), bir gün evinden çıkıp Ühud´a gitti. Oradaki şehidle-rin üzerine, cenaze namazı kılar gibi namaz kılıp dua etti. Sonra Mes-cid´ine dönüp minbere çıktı ve şöyle buyurdu: "Ben, içinizden Önce gidenim! Ben, sizin üzerinize şahidim ve şimdi ben, vallahi Havzım´ı görmekteyim! Gerçekten bana dünyanın hazineleri teslim edilmiştir. Vallahi ben, kendimden sonra sizler için, tekrar şirke düşeceğinizden korkuyor değilim. Benim sizin hakkınızdaki korkum; dünya malı ve mülkü üzerinde birbirinizle rekabete düşmenizdir!"

îbni Sa´d, tshak binRâhuye, Yahya bin Cu ´deden nakleder. O şöyle der: Peygamber (s.a.v.), kızı Fatıma´ya hitaben: "Kızım, bir peygamber; kendinden önceki peygamberin ömrünün yarısı kadar yaşar! Nitekim Isâ, kırk sene yaşamıştır" buyurdu.

îbni Hacer, Metâlib-i Aliye adlı eserinde der ki: "Bunun manası, Peygamber olarak yaşadığı yaş, kırk senedir demektir." [3]

(İbni Sa´d´m İbrahim el-Nehai´den, Buhari´nin Tarih´inde Zeyd bin Erkam´dan rivayet ettikleri hadisler de, yukarıdaki hadisin ifadesine uygun düşmektedir.)

Akmed, îbni Sa´d, Ebâ Yâlâ ve Beyhaki Aişe´den rivayet ederler. O şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v.), odamın önünden her geçişinde, mutlaka gönlümü alacak ve surürlandıracak bir söz söylerdi. Birgün geçti ve hiç bir şey söylemedi. Ben de başımı sarıp yatağıma uzandım. Peygamberimiz geldiğinde: "Aişe neyin var?" diye sordu. Ben de: "Başım ağrıyor" dedim. Peygamberimiz ise: "Aişe, aksine benim başım ağrı­maktadır! Vay başım" buyurdu. Meğer o gün Cebrail gelip kendisine, e-celinin yakın olduğunu haber vermiş."

Bezzar´ın rivayetine göre, Peygamber Efendimizin amcası Abbas bin Abdü´l-Muttalib şöyle demiştir: "Ben bir gün rü´yamda, yeryüzünün yukarıdan sarkıtılmış büyük halatlarla göğe doğru çekilmekte olduğunu gördüm. Bu rü´yamı, gidip Peygambere (s.a.v.) arz ettim. Peygamberi miz ise bunun tâbirinde: "Ey amca, bu, senin kardeşinin oğlunun vefatı günüdür!" buyurdu.[4]




[1] Acaba şu dünyada, O muazzam baba´yı kaybeden Fatıma Anamız´dan, musibeti daha büyük olan kim olabilir? Elbette bu, yalnız Fatıma´nın musibeti de değildir. Bilakis koskoca bir ümmet, butun ufkunu ve dünyasını İlâhi ve İslâmi hakikatlerle doldurmuş bulunan Peygamberini kaybediyordu ve musibet, bütün ümmetin musibetiydi. Ümmetinden bir sevgi ve saygı, bir hediye ve mükafat olarak, O büyük ve şerefli Peygamber´e, binlerle salat ü selâmlar olsun! O´nun izzeti, şeref ve keremi, yüceldikçe yücelsin. (Amin!).

[2] Bu hadis, Peygamberimiz´in; Kendisinden sonra halife olacak kişinin Ebû Bekir olduğuna en büyük işaretlerinden biri mahiyetindedir. Şiiler ise buna karşı çıkıyor ve: "O sı rada Peygamberimiz, Ali´nin kapısından başka kapıların kapatılmasını emretti" yalanını uy duruyorlar.

[3] Biz, lsâ(a.s.)´ın, Peygamber olarak kırk sene yaşadığını zannetmiyoruz. Belki o, kırkına girmeden göğe kaldırılmıştır.

Muhakkak burada: "Belki, kırkına girmeden göğe kaldırılmıştır" demekle, Hz. İsa´nın "Otuz üç yaşındayken reîolunduğu" şeklindeki rivayete işarette bulunmak istemiştir. Halbuki bu rivayet, Nasrâni (hrıstiyan) kaynaklıdır. İslâmive Muhammedi kaynaklı haberler İse böyle de ğildir. Zira Peygamber Efendimİz´eâit hadisler, Hz. İsa´nın semâya kaldırıld ığı zaman yüzyirmi yaşında bulunduğu merkezindedir. İmam-ı Taberani ile Hâkim´in Müstedrek´inde Hz. Aişe´den rivayet edilen hadisten anlaşılan da budur. Evet, sevgili Peygamberimiz; vefatıyla neticelenen hastalığı sırasında, kızı Fatıma´ya hitaben, Hz. İsa´nın yüz yirmi yaşındayken semâya kaldı rıldığını haber vermiştir. Bu rivayetin çeşitli tarikleri bulunmaktadır, râvileri de sıkadır: sağlam ve muteber şahsiyetlerdir. (Mevahib-i Ledünniye ve Şerhi Zerkâni, 5/351 -Beyrut, 1393)

[4] Celaleddin es-Suyuti, Peygamberimizin Mucizeleri ve Büyük Özellikleri, Uysal Kitabevi: 533-535.



[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Peygamberimizin Vefatını Kendisinin Haber Vermesi
« Posted on: 13 Kasım 2019, 21:09:10 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Peygamberimizin Vefatını Kendisinin Haber Vermesi rüya tabiri,Peygamberimizin Vefatını Kendisinin Haber Vermesi mekke canlı, Peygamberimizin Vefatını Kendisinin Haber Vermesi kabe canlı yayın, Peygamberimizin Vefatını Kendisinin Haber Vermesi Üç boyutlu kuran oku Peygamberimizin Vefatını Kendisinin Haber Vermesi kuran ı kerim, Peygamberimizin Vefatını Kendisinin Haber Vermesi peygamber kıssaları,Peygamberimizin Vefatını Kendisinin Haber Vermesi ilitam ders soruları, Peygamberimizin Vefatını Kendisinin Haber Vermesiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &