ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Hazreti Muhammed a.s.v > Mucize Ve Büyük Özellikleri > Müsriklerin Pegamberimize Ezalari Sirasinda Vukua Gelenler
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Müsriklerin Pegamberimize Ezalari Sirasinda Vukua Gelenler  (Okunma Sayısı 900 defa)
25 Aralık 2009, 22:40:10
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 25 Aralık 2009, 22:40:10 »



MÜŞRİKLERİN PEYGAMBERİMİZE EZALARI SIRASINDA VUKUA GELEN FEVKALADELİKLER


îbn-i îshak, Beyhakî ve Ebû Nuaym´in rivayetine göre, Urve;Amr Ibn4 As´ın oğlu Abdullah´a demiş ki: "Ey Abdullah, Kureyş´in Resulül-lah Efendimiz´e en çok dokunan ezası ne olmuştur, söyler misin?" Abdullah da ona şu karşılığı vermiş: "Birgün Kureyş´in bütün eşrafı Kabe´nin yakınında toplanmıştı. Kendi aralarında Peygamberimi- zi anıp şöyle dediler: "Muhammed´e karşı sabrettiğimiz kadar hiç bir kimseye sabretmiş değiliz! Baksanıza o bize akılsız diyor atalarımızı kötülüyor, dinimizi red ediyor, aramızı ayırıyor, tanrılarımıza küfredi yor! Böyleyken biz ona hala sabrediyoruz." İşte onlar bu şekilde konu şurlarken Resûlullah Efendimiz de oraya çıkageldi. Haceru´l-Esved´in önüne kadar gelip onu istilâm ettikten sonra tavafa başladı. Kureyş´in önünden geçerken Kureyş O´na kötü söz söyleyerek hakarette bulundu. Peygamberimiz de bundan ezâ duyup rengi soldu. Tavafına devam edip ikinci defa Kureyş´in önünden geçerken Kureyş yine kendisine hakarette bulundu. O ise tavafına devam edip üçüncü defa onların önünden geçerken, onlar yine kendisine hakarette bulundular. Bunun üzerine orada duraklayan Peygamber (s.a.v.), Kureyş´e hitaben dedi ki: "Duyuyor musunuz, ey Kureyş topluluğu? Varlığım elinde olan Allah´a yemin ederim ki, ben sizi boğazlamıya geldim!" Peygamberimiz´in bu sözü onlara o kadar işledi ki, hepsi yerinde donakaldı. O´na karşı düşmanlıkta en ileri olanlar bile yaltaklanmaya başladı. Sözün en güzelini söyliyerek: "Haydi Tavafına devam et yâ Muhammedi Haydi devam et. Sen, kendini bilmez câhilin birisi değilsin" diyerek Peygamberimiz´e yalvarmaya başladılar. Peygamberimiz de tavafına devam etti."

Yine Ebû Nuaym Urve´den rivayet ediyor. Ona Osman bin Affân´ın oğlu Amr, babasından naklen demiştir ki: "Birgün Kureyş´in Resûlul-lah´a en çok ezâ verdikleri bir harekete şâhid oldum. Peygamberimiz Beyt´i tavaf ediyordu. Kureyş´ten üç kişi: Ukbe, Ebû Cehl ve Ümeyye de Hıcr tarafında idiler. Peygamberimiz onların hizasına gelince, O´na çirkin sözler söylediler. Peygamberimiz´in de bundan üzülüp öfkelendiği yüzünden belli oluyordu. Tavafının ikinci ve üçüncü dolamınım yaparken de, aynı durumla karşılaştı. Bunun üzerine Kureyş´e hitaben buyurdu ki: "Allah´a yemin ederim ki, yâ bu hareketinizi terkedersiniz, yahut da Allah´ın azabına derhal çarpılırsınız!" Olayı bizzat görüp anlatan Osman diyor ki: Vallahi Resûlullah Efendimiz´in bu sözü üzerine onların hepsi tir tir titremeye başladı ve orayı terkederek evine gitti. Resûlullah efendimiz de Tavafına devam ettiler. Biz de kendisini takip ettik. O sırada bize dediler ki: "Müjdeler olsun, sizlere! Allah, gerçekten dinini izhar edip nurunu tamamhyacaktır! O adamların cezasını da sizin elinizle yakın bir zamanda verecektir! Ben Allah´ın onları bizim elimizle boğazladığını gördüğümü, yemin ederek sizlere müjdeliyorum!" [1]

Ebû Nuaym´in Câbir´den nakline göre: Ebû Cehil: "Ey Kureyş, Muhammed, eğer sizler ona itaat etmezseniz, kendi eliyle sizi boğazla yacağını iddia ediyor!" demiş. Peygamberimiz de kendisine hitaben: "Evet ben bunu söylüyorum ve sen dahi, Allah´ın o acil cezasının geldiği gün boğazlanmış olacaklardansın!" buyurmuştur. Bedir´de Ebû Cehl maktul düştüğü zaman, Peygamberimiz onun ölüsüne bakıp: "Ey Allah´ım, gerçekten bana olan va´dini yerine getirdin" demiştir." (Diğer bir rivayete göre Resûlullah Efendimiz: "Allah´a hamdolsun, işte bu ümmetin Fir´avn´i de cezasını buldu" buyurmuştur).

Ahmed, Hâkim, Beyhaki ve Ebû Nuaym îbn-i Abbas tarikiyle Fâtıma´dan rivayet ederler. O şöyle demiştir: Kureyş müşrikleri Kabe´nin Hıcr tarafında toplanıp: "Muhammed buraya uğradığı zaman, hepimiz kendisine birer şiddetli tokat vursun!" dediler. Ben onların bu şekilde sözleştiklerini duyunca, hemen eve gidip durumu babama haber verdim. Babam bana dedi ki: "Kızım, sen hiç ses çıkarma." Sonra hemen evden çıkıp Kabe´ye müşriklerin yanma gitti. Müşrikler kendisini görünce: "İşte geliyor!" diyerek birbirlerine haber verdiler. Fakat hepsi başım eğip gözlerini yumdu, hiç biri başım kaldırıp da O´na bakmaya cesaret edemedi. Peygamberimiz, onların başucuna dikilip yerden bir avuç toprak aldı ve onlara doğru fırlatarak ve: "Başlar yere eğildi!" diyerek haykırdı. İşte o gün, o topraktan kime isabet etti ise, o kişi Bedir´de kâfir olarak öldürüldü."

Buhari ve Müslim Habbab´dan rivayet ederler: Ben, Resûlullah´a (s.a.v.) gitmiştim. Kendisi Kabe´nin gölgesinde cübbesini yastık yapıp yaslanmıştı. Biz müslümanlar, o günlerde pek şiddetli ezâ ve işkencelere mâruz kalmıştık. Dedim ki: "Ey Allah´ın Resulü, bizim bu işkencelerden kurtulmamız için dua ediverseniz, daha iyi olmaz mı?" Peygamberimiz sinirlenmiş bir vaziyette oturup buyurdu ki: "Biliniz ki, sizden öncekiler çok daha ağır işkencelere maruz kalmışlardır! Onların etlerini demir taraklarla tarıyorlar, tepelerine demir testereler koyup tepeden aşağı ikiye biçiyorlardı da onlar, yine sabrediyor ve asla dinlerinden dönmüyorlardı. Ben bütün varlığımla Allah´a yemin ederim ki, O; dinini tamamhyacaktır! insanlık muhtaç olduğu huzur ve güvene kavuşacaktır. O derece ki, devesine binip tek başına yola çıkan kişi; San´a´dan Hadrâmut´a kadar yolculuk edecek de kalbinde Allah korkusundan başka hiçbir korku duymayacaktır!"

(Hadisin diğer rivayetinde ise: "...Kalbinde Allah korkusundan başka hiçbir korku duymayacak, sâdece koyunları hakkında kurt kapar endişesi bulunacak. Fakat sizler acele edip bu emniyet ve huzuru, hemen görüp yaşamak istiyorsunuz" denilmiştir.)

Beyhaki´nin îbn-i îshâk´tan şöyle bir rivayeti var: Kureyş, başlarında Ebû Cehl ve Ebû Süfyan´m bulunduğu bir topluluk halinde idi. Peygamberimiz de oradan geçmekte idi. Ebû Cehl dedi ki: "Ey Abdü Şems oğulları, işte bu sizin çıkardığınız bir peygamberdir!" Ebû Süfyan da: "Doğrusu içimizden bir peygamber çıkmış olması, şaşılacak bir iş!" dedi. Ebû Cehl tekrar söylenip: "Bu kadar yaşlı ve tecrübeli adamlar varken, içlerinden bir gencin peygamber çıkmasına, ben şahsen hayret ederim!" dedi. Peygamber Efendimiz de onların söylediklerini işitiyor ve onlara diyordu ki: "Ey Ebû Süfyan sen, Allah ve Resulü için gayrete gelmiş değilsin, sâdece aslını ve neslini düşünüp konuştun. Sana gelince ey Ebu´l-Hakem, Allah´a yemin ederek söylüyorum ki sen; az gülüp çok ağlıyacaksın!" O´nun bu sözüne karşılık henüz kendisine Ebu´l-Hakem denilmekte olan Ebû Cehl de şu karşılığı vermiştir: "Yâ Muhammed, peygamber çıktım diye bana ne kötü bir âkibetten haber veriyorsun!"

Bezzâr´ın Talha bin Ubeydullah´tan bir rivayeti de şöyledir: Kureyş´ten bir topluluk Kabe´nin etrafında idiler, içlerinde Ebû Cehl de vardı. Derken Resûlullah göründü ve onların yanma gelip: "Yüzler yere eğilip perişan oldu" diye haykırdı. Hiç biri bir söze kadir olmadı. Baktım Ebû Cehl Peygamber Efendimiz´e Özür dilemekle meşgul: "Söyleme yâ Muhammed, söyleme" diyordu. Peygamberimiz de: "Söyleyeceğim vallahi, söyleyeceğim! Yâ bana uyacaksınız, ya da öleceksiniz!" diyordu. Ebû Cehl: "Senin buna gücün yeter, evet gücün yeter!" diyordu. Peygamberimiz ise: "Sizi Allah öldürecek!" karşılığını verdi ve oradan ayrıldı."

Beyhaki, Ebû Nuaym ve Tarih´inde Buhari Cübeyr bin Mut´im´den şöyle rivayet ederler: Yüce Allah´ın Muhammed´i (a.s.) peygamber olarak gönderdiği ve O´nun dâvasının Mekke´de iyice duyulduğu sırada ben,. Şam seferine çıkmıştım. Busrâ denilen yere vardığımda Nasrânî´lerden (hıristiyan cemâatinden) bana bir topluluk geldi ve: "Sen Harem-i Şeriften misin?" diye sordu. Ben de "Evet" dedim. "İçinizden bir pey gamber çıkmış, sen onu tanıyor musun?" diye sordular. Ben yine "Evet" dedim... Elimden tutarak beni kendilerine âit bir manastıra götürdüler. Burada birçok resimler vardı. Bana bu resimleri göstererek: "içinizden çıkan peygamberin resmini bu resimler arasında görebiliyor musun?" dediler. Ben de bu resimlerin hepsini gözden geçirip "hayır" cevâbını verdim... Sonra beni daha büyük bir manastıra götürdüler ve içindeki resimleri göstererek: "Bunların içinde onun resmini görebiliyor musun?" diye sordular. Ben de hepsine teker teker bakarak: "Hayır, göremiyo rum" karşılığını verdim. Bu sefer beni daha büyük bir manastıra götürdüler, içeri girince bunda daha çok resimler olduğunu gördüm... Bana: "Bunların hepsini gözden geçir, içinizden çıkan peygambere âit bir resim görebilecek misin bak!" dediler. Ben de bütün o resimleri gözden geçirmek üzere bakarken bir resmin» Peygamberimizin sıfat ve suretine benzediğini gördüm ve: "îşte bu, O´na benziyor" dedim... Az ilerisindeki resme baktığımda da, onun Ebû Bekr´e benzediğini gördüm... Onlar bana: "O´na benziyor mu?" dediler. Ben de: "Evet, O´na benziyor, arkasındaki resim de Ebû Bekr´e benziyor" cevabını verdim. Onlar da bana, bunun üzerine dediler ki: "îşte bunun sizin içinizden çıkan peygamber olduğuna, arkasmdakinin de kendisinden sonra O´nun halîfesi olacağına biz şahitlik ederiz." [2]



[1] Bunların her üçü de Bedir´de katledildiler. Ebu Cehil´i, Afrâ´nın İki oğlu, Ümeyye´yi Bilal katletti. Ukbe ise esir edilip hapsedildi, sonra idam edildi. Böylece, her üçü Allah´ın âcil cezasına çarpılmış oldular ve Resûlullah´m kendileri hakkında söyledikleri de, aynen yerine gelmiş oldu.

[2] - Burada sözü edilen Nasârâ´dan maksat, hırıstiyanlardır. Bunlar Hz. İsa´nın (a.s.) ümmetidir. Fakat sonraları bu gibi şeyleri icâd ederek İsa´nın izinden ayrılmışlar; nasraniyeti bırakıp hırıstiyan olmuşlardır. Peygamberlere ve din adamlarına ait heykel ve resimler yapıp manastır ve kiliselerini bunlarla doldurmuşlardır. Bunların önlerinde rüku edercesine eğilip saygı ve teberrükte bulunmuşlardır. Bu gibi şeyleri, sonradan kilise adamları icad etmiştir. Bunlardan hiç birisiyle, İsa (a.s.) in bir ilgisi yoktur.

Celaleddin ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Müsriklerin Pegamberimize Ezalari Sirasinda Vukua Gelenler
« Posted on: 08 Nisan 2020, 02:27:31 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Müsriklerin Pegamberimize Ezalari Sirasinda Vukua Gelenler rüya tabiri,Müsriklerin Pegamberimize Ezalari Sirasinda Vukua Gelenler mekke canlı, Müsriklerin Pegamberimize Ezalari Sirasinda Vukua Gelenler kabe canlı yayın, Müsriklerin Pegamberimize Ezalari Sirasinda Vukua Gelenler Üç boyutlu kuran oku Müsriklerin Pegamberimize Ezalari Sirasinda Vukua Gelenler kuran ı kerim, Müsriklerin Pegamberimize Ezalari Sirasinda Vukua Gelenler peygamber kıssaları,Müsriklerin Pegamberimize Ezalari Sirasinda Vukua Gelenler ilitam ders soruları, Müsriklerin Pegamberimize Ezalari Sirasinda Vukua Gelenlerönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &