ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Hazreti Muhammed a.s.v > Mucize Ve Büyük Özellikleri > Ebu Said Hadisi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ebu Said Hadisi  (Okunma Sayısı 1562 defa)
25 Aralık 2009, 23:33:50
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 25 Aralık 2009, 23:33:50 »



Ebu Said Hadisi


Peygamberimizin îsra ve Miraç mucizesini genişçe anlatan hadislerden biri de, Ebu Said el-Hudri´nin naklettiği hadistir. Bunu kendisinden nakleden Îbni Cerir, îbni Münzir, İbnü Ebu Hatim, îbni Merdüye, Beyhakî ve îbni Asakir´dir. Hepsi de Ebu Harun el-Abedi tarikiyle rivayet etmiştir. Buna göre Ebu Saîd Peygamber´den (s.a.v.) naklederek şöyle demiştir: "O buyurdu: Yatsı namazından sonra ben Mescid-i Haram´da uyuyordum. Ansızın biri gelip beni uyardı. Kalktım beni uyaran bir hayal gibi önümde duruyordu, onu takib ettim. Mescidden çıktığımda bana Burak denilen bir binit hazırladıklarını gördüm. Sizin binitlerinizden katıra benziyordu, fakat ayaklarını gözünün erdiği yere basıyordu. Benden önceki peygamberler de ona binmişti. Üzerine binip seyrederken sağ tarafımdan bir ses: "Ya Muhammed, bana bakar mısın sana bir şey soracağım" diyordu. Ben cevap vermeden devam ettim. Az ileride yine: "Ya Muhammed bana bakar mısın sana bir şey soracağım" diye sol tarafımdan bir ses işittim, yine cevap vermeden devam ettim. Derken yaşlı bir kadınla karşılaştım. Allah´ın yarattığı her zinetten ve süsten üzerinde vardı. Fakat kollarını açmıştı. Bana: "Ya Muhammed, bana bak ben sana bir şey soracağım!" diye bağırıyordu. Ona da hiç cevap vermeden yoluma devam ettim. Nihayet Beytü´l-Makdis´e vardık.

Ben Burak´ı oradaki halkaya bağladım, Önceki peygamberler de binitlerini buraya bağlarlar idi. Burada Cebrail bana iki kadeh sundu. Bunlardan birinde içki diğerinde de süt vardı. Sütü içtim, içkiyi terk ettim. Cebrail bana: "Gerçekten fıtratı seçtin" dedi. Ben büyük bir sevinç ve memnuniyetle "Allahü Ekber" diyerek tekbir getirdim. Cebrail bana: "Ben senin yüzünde bir değişiklik görüyorum" dedi. Ben de yolda gelirken sağdan soldan duyduğum sesleri söyledim. O bir açıklama getirerek dedi ki: "Sağından duyduğun ses yahudiliğe çağıran bir ses idi. Eğer o sese cevap verseydin senden sonra ümmetin yahudileşirdi. Solundan gelen ses de nasraniyete davet eden bir sesdi. Eğer ona cevap verseydin, ümmetin hristiyanlaşırdı. Gördüğün kolları açık yaşlı ve süslü kadın1 ise dünya idi. Eğer ona cevap verseydin ümmetin düyayı ahiret üzerine tercih ederdi." Sonra ben ve Cebrail Beytü´l-Makdis´e girdik, her ikimiz ikişer rekat namaz kıldık. Sonra Miraç getirildi. Miraç, görülmemiş güzellikte (nurani bir merdiven veya asansör) idi. Adem oğullarının ruhları bununla semaya çıkarlar. Kişi ölürken gözlerini yukarı diktiğini görürsün, bu da onun miracı görüp onun güzelliği karşısında hayran kalmasmdandır. Ben ve Cebrail işte bu Miraç ile yukarı çıktık. Bu sırada adı ismail olan bir melekle karşılaştım, o birinci kat semanın bekçisi ve sahibi olup önünde yetmişbin melek vardı, Bu meleklerden de herbirinin emrinde yüz bin melek vardı. Nitekim yüce Allah kitabında:

"Rabinin ordularının sayısını ancak kendisi bilir" buyurmuştur.[36]

"Cebrail kapının açılmasını istedi, ona: "Kimsin?" denildi, O da: "Cebrail" dedi. "Yanında kim var?" denildi. O da: "Muhammed" cevabını verdi. Bunun üzerine: "Ya demek ona peygamberlik geldi mi?" denildi. O da: "Evet" dedi. Kapı açılıp içeri girdik. Ansızın Adem´le karşılaştım. O Allah´ın onu yarattığı gündeki sureti ve şeklinde idi. Neslinin ruhları ona arzediliyordu. Mümin ruhlar arzedildiği zaman; "iyi ruh temiz bir nefis" diyerek seviniyor ve: "Bunu ITiiyyine götürün" diyordu. Günahkarların ruhları arzedildiği zaman: "Kötü bir ruh, pis bir nefis" diyerek üzülüyor ve: "Bunu siccine atınız" diyordu. Az ileri gittiğimde bazı1 sofralar gördüm. Üzerinde taze etler vardı, fakat onları yiyen yoktu. Fakat bazı sofralarda vardı ki üzerine konulan etler bayatlayıp kokmuştu. Birçok insanlar bu sofralara toplanmış yiyorlardı. Cebrail´e: "Bunlar kimlerdir?" diye sordum. O da bana: "Bunlar, helali bırakıp da harama yönelen kimselerdir" dedi. Biraz ileri gittiğimde, karınları ev kadar büyük insanlar gördüm. Her biri kalkmak istiyor tekrar düşüyordu ve: "Allah´ım kıyamet kopmasın" diye yakarıyordu. Firavun ailesinin yolu üzerinde olup gelip geçenler tarafından çiğnenen vs durmadan Allah´a yalvaranlar vardı. Cebrail´e: "Bunlar kimlerdir?" diye sorduğumda, o: "Bunlar senin ümmetinden riba yiyenlerdir. Onlar kalkamazlar ancak şeytan çarpmış gibi kalkarlar" dedi. Biraz daha ileri gittiğimde, dudakları deve dudağı gibi bir kavim gördüm. Bunlar yerden aldıkları taşları ağızlarından yutuyor arkalarından çıkarıyorlar dı. Bunlar da feryatlar içinde Allah´a yaivarıyorlardı. Cebrail´e bunların kimler olduğunu da sordum, o da bana: "Bunlar senin ümmetinden haksız yere yetim malı yiyenlerdir. Bunlar karınlarına ancak ateş doldururlar ve ileride ateşe girerler" dedi.

Sonra biraz daha ileri gittim, burada da göğüslerinden asılmış kadınlar gördüm. Bazı kadınların da başları aşağı asılmış olduklarını gördüm. Bunlar da hep Allah´a yalvarış ve yakarış içinde idiler. Bunların kimler olduğunu sorduğumda Cebrail bana: "Bunlar senin ümmetinden zina eden, çocuklarım öldüren kadınlardır" cevabını verdi. Az ileri gittiğimde de kendi yan taraflarından etlerini kesip yiyen bazı insanlar gördüm. Bunlara da: "Haydi ye. Dünyada iken kadeşinin etini nasıl yiyordun!" denilerek azab olunmakta idi. Bunların kim olduğunu da sordum. Cebrail´de bana: "Bunlar yine senin ümmetinden insanları çeşitli işaretler ile alaya alıp küçümseyenlerdir" dedi.

Sonra ikinci kat semaya yükseldik. Burada Allah´ın yarattığı insanların en güzeli olan yüzü ayın ondördü gibi parlayan bir adamla karşılaştım. Kim olduğunu sorduğumda, Cebrail: "Bu, senin kardeşin Yusuf peygamberdir" dedi. Yanında ümmetinden bazıları da vardı. Kendisiyle selamlaştık. Sonra üçüncü semaya çıkarıldım. Burada da Yahya ve Isa peygamberlerle karşılaştım. Yanlarında, kendi kavimle rinden bazıları da vardı. Onlara selam verdim, onlar da bana selam verdiler. Sonra dördüncü semaya çıkarıldım. Burada Idris peygamberle karşılaştım ki, yüce Allah onu gerçekten yüksek bir makama çıkarmıştır. Ona selam verdim, o da bana selam verdi. Sonra beşinci semaya çıktım. Burada ise Harun ile karşılaştım. Onun sakalının yarısı siyah, yarısı ise beyaz idi. Sakalı o kadar uzun idi ki nerdeyse göbeğine değecekti. Ona da selam verdim, o da beni selamla karşıladı. Sonra

altıncı semaya çıktık. Burada Musa ile karşılaştım, selamlaştım. O oldukça esmer ve saçları çok olan bir zattı. Şöyle söyleniyordu: "însan-lar benim Allah indinde en keremli kişi olduğumu iddia ediyorlar. Halbuki şu zat, benden daha keremlidir." Yanında kavminden de bazı kimseler vardı. Sonra yedinci semaya çıktık. Burada da İbrahim ile karşılaştım. O sırtını Beytü´l-Mamura dayamıştı, erkeklerin en güzelle-rindendi. Cebrail bana: "Bu senin atan, Allah´ın halili İbrahim´dir" diyerek onu bana tanıtmıştı. Yanında kavminden bazıları da vardı. Burada bana denildi ki: "Senin ve ümmetinin yeri burasıdır, işte ümmetin." Burada ümmetimle karşı karşıya geldim. Ümmetimin bir kısmı beyaz elbiseli, bir kısmı da kum reginde elbiseler giymişti. Ben Beytü´l-Mamur´a girdim. Ümmetimden beyaz elbiseli olanlar da benimle birlikte girdiler. Kum renginde elbiseler giymiş olanları ise içeri bırakmadılar. Halbuki onlar da hayır ehli idiler. Ben, içeriye alınanlarla birlikte orada namaz kıldım. Sonra onlarla birlikte dışarı çıktım. Beytü´l-Mamur´da her gün yetmiş bin melek namaz kılar, kıyamete kadar bir daha avdet etmezler.

Sonra Sidretü´l Münteha´ya vardım. Orada Selsebil denilen bir pınar akmakta, ondan iki nehir ayrlmaktadır. Bunlardan biri Kevser diğeri de Nehr-i Rahmettir. Ben bu pınarda yıkandım, gelmiş geçmiş, günahlarım affedildi. Sonra cennete yükseltildim. Beni burada bir cariye karşıladı. Bu kızın kime ait olduğunu sorduğumda: "Zeyd bin Hârise´ye ait olduğu" cevabını aldım. Sonra sudan, sütten, baldan, ha-mirden nehirler gördüm. Nar ağaçlarının meyveleri, kova büyüklüğün de, kuşları deve büyüklüğünde idi. Sonra bana cehennem de gösterildi. Orası tamamen Allah´ın gazabı ile dolu idi. Eğer oraya taş veya demir atılmış olsa onları eritip yerdi. Sonra cehennem kapatıldı, ben tekrar Sidre-i Münteha´ya götürüldüm. Burada ilahi tecelli ile mazhar oldum. İki yay arası kadar, hatta bundan daha fazla yakınlığa erdim. Her tarafa sayısız melekler indi. Bana beş vakit namaz farz kılındı ve bana buyuruldu ki: "Yaptığın her hasene (güzel amel) için sana on sevap vardır. Yapmağa niyet edipte yapamadığın her hasene sebebiyle de sana, bir hasene sevabı vardır. Bir kötülüğü yapmaya niyet eder de yapmazsan sana bir şey yazılmaz, eğer işlersen Sadece bi* seyyie günahı yazılır.

Dönüşte Musa´ya uğradığımda, o bana: "Rabbin sana neyi emret ti?" diye sordu. Ben de: "Elli vakit namaz" dedim. O; "Rabine dön hafifletmesini iste" dedi. Ben de Rabbime döndüm: "Rabbinı, ümmetim den hafiflet, benim ümmetim ümmetlerin en zayıfıdır" diye yalvardım. Rabbim, onunu kaldırdı. Musa ile Rabbim arasında hayli gidip döndüm. Sonunda namaz, beş vakit olarak kararlaştırıldı ve bana: "Ferizan tamamdır, kullarımdan da hafifletmiş bulunuyorum. Kullarıma her hasene için on misli sevap vardır" diye nida okuldu. En sonunda Musa, yine Rabbime dönüp hafifletme ricasında bulunmamı tavsiye etti ise de, ben: "Artık Rabbimden utanır oldum" diye karşılık verdim ve razı oldum. Sonra Mekke´ye dönüp günün sabahında miracın müstesna tecellilerinden Kureyşlilere bahsettim; "Ben bu gece Beytü´l-Makdis´e gidip oradan semalara yükseltildim. Şöyle şöyle, nice tecellilere mazhar oldum" diye anlattım. Ebu Cehil feveran ederek: "Duydunuz değil mi ey Kureyş, gidişi ve dönüşü itibarıyla iki aylık yola geceleyin gidip döndü ğünü iddia ediyor, Muhammedi" diye bağırdı. Ben onlara, kendilerine ait bir kervanın üzerinden geçerken, kervanlarının ürktüğünü, bu sırada kervanın bulunduğu yeri, kervandaki adamların ve develerin sayılarını, yük ve eşyalarının neden ibaret bulunduğuna varıncaya kadar haber verdim. Dönüşüm sırasında da aynı kervan...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Ebu Said Hadisi
« Posted on: 03 Nisan 2020, 22:14:14 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Ebu Said Hadisi rüya tabiri,Ebu Said Hadisi mekke canlı, Ebu Said Hadisi kabe canlı yayın, Ebu Said Hadisi Üç boyutlu kuran oku Ebu Said Hadisi kuran ı kerim, Ebu Said Hadisi peygamber kıssaları,Ebu Said Hadisi ilitam ders soruları, Ebu Said Hadisiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &