ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Hazreti Muhammed a.s.v > Mucize Ve Büyük Özellikleri > Ebu Hureyre Hadisi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ebu Hureyre Hadisi  (Okunma Sayısı 1683 defa)
25 Aralık 2009, 23:39:05
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 25 Aralık 2009, 23:39:05 »



Ebu Hureyre Hadisi


Miraç konusunda en mühim ve en uzun hadislerden biri, Ebu Hureyre hadisidir. Birtakım sünen ve tefsir sahiplerinin Ebu Ali´ye tarikiyle Ebu Hureyre´den naklettikleri bu hadisi de olduğu gibi veriyoruz. Bu tesbite göre Ebu Hureyre demiştir ki:

"Cebrail (a.s.) geldiğinde yanında Mikail (a.s.) da vardı. Cebrail Mikail´e emrederek bir leğen dolusu zemzem getirtip bununla efendimi zin göğsünü yarıp kalbini temizlemiştir, içini üç defa yıkamıştır. Her defasında Mikail, bir leğen dolusu zemzem getirmiştir. Yıkama işi bittikten sonra içini hilim (yumuşak huy, güzel ahlak), ilim, iman, yakın ve teslimiyetle doldurmuş- tur ve iki omuzu arasını peygamberlik mührü ile mühürlemiştir. Sonra Burak´ı getirip peygamber efendimizi ona bindirmiş süratle ilerlemişlerdir. Giderken bir kavme rastlamışlar; bunlar bir gün akşama kadar ekimle uğraşıyor, ertesi günü de ektiklerini biçiyorlannış. Biçtikten sonra ektikleri şeyleri, derhal yerine geliyormuş. Bunların kimler olduğunu sorduğunda, Cebrail: "Bunlar,. Allah yolunda cihat edenlerdir. Haseneleri bire yediyüz olarak değerlendirilmektedir" dedi.

Sonra bir kavme uğradılar, bunlar ellerinde taşlarla başlarını kırıyor, sonra başları eski haline geliyor, sonra kırmaya devam ediyorlardı. Bunların kimler olduğunu sorduğunda Cebraiî: "Bunlar, farz namaza kalkmağa başları ağır davranan kimselerdir!" dedi.

Sonra, deve ve koyun sürüleri gibi başı boş´ bırakılmış bir topluluğa rastladılar. Bunların Sadece ön ve arkaları kapalı idi ve bunlar, diken, zakkum ağacı yiyerek otlanıyorlardı. Bunların kimler olduğunu sorduğunda Cebrail: "Bunlar, farz olan zekatlarını vermeyenlerdir. Yüce Allah kullarından hiç birine zulmeder değildir!" dedi.

Sonra bir topluluğa rastladılar. Bunların önünde bir kap içinde taze et, diğer kap içinde de kokmuş et vardı, taze ve temiz eti terkedip çiğ ve kokmuş eti yiyorlardı. Bunların kimler olduğunu sorduğu zaman Cebrail: "Bunlar, senin ümmetinden zina edenlerdir" dedi. Derken yol üzerinde bir ağaca rastladı bu ağaç gelip geçenlerin elbiselerini yırtıp parçalıyordu. Bu da; yol üzerine oturup da gelip geçenleri haraca kesenlerin temsiliydi- Sonra bir adam gördü, adamın önünde büyük bir yığın vardı, onu yüklenip kaldırmak istiyor, kaldıramıyordu. Bu da; insanların emanetlerini kabul edip de eda edemeyen kimselerin temsiliydi. Daha sonra; demir makaslarla dudaklarını kesen, sonra dudakları eski haline gelen, böylece kesmeğe devam eden bir topluluğa rastladı. Bunları sorduğunda Cebrail: "Bunlar, senin ümmetinden fitneci hatiplerdir" karşılığını verdi. Sonra, küçük bir taştan büyük bir öküzün çıkmakta olduğunu gördü. Öküz, dönüp çıktığı yere girmeğe çalışıyor, giremiyordu. Cebrail´e sordu, o da: "Bu vebalı büyük bir sözü sarfeden, sonra da buna pişman olan adamın halidir" dedi.

Sonra bir vadiye geldiler. Burada çok hoş, misk gibi kokan serin rüzgarlar esmekte idi. Ayrıca bir ses duyulmakta idi. Cebrail´e sordu, o da: "Burası cennettir, duyduğun ses de, cennetin: "Ya Rabbi bana vadettiğini ver! Onlar için hazırladığın nimetler de ne çoktur! Ne mutlu bunca nimetler, kendilerini bekleyen o bahtiyarlara" diyerek Allah´a niyaz etmektedir. Cenab-ı Hakk da kendisine: "Her müslüman kadın ve erkek, her mü´min kadın ve erkek senindir! Bu nimetler içinde saadete erecektir!" buyurmakta, cennet de: "Razı oldum ya rabbi" demektedir, diye açıklamada bulunmuştur. Az sonra bir başka vadiye geldiler ve ürpertici bir ses, iğrendirici bir koku duydular. "Ey Cebrail, bu nedir?" diye sordu. Cebrail de: "Bu da cehennemdir, o da: "Ya Rabbi, bana vadettiğini ver! Ben her nevi azab ile doluyum" diye niyazını yapmaktadır" dedi ve Cenab-ı Hakin kendisine şirk ve küfür ehli olan kadın ve erkekleri vadettiğini söyledi. Bütün habis ve zalimlerin bunlar meyamnda cehenneme vadedilen kimselerden olduğunu haber verdi. Nihayet Beytü´l-Makdis´e geldiler. Peygamberimiz Burak´tan indi ve onu orada taşa bağladı. Mescid´e girip meleklerle beraber namaz kıldı. Namazdan sonra melekler Cebrail´e: "Bu zat kimdir?" diye sordular, o da: "Muhammed´dir" diye cevap verdi. "Demek onun peygamberlik zamanı geldi mi?" dediler. O da: "Evet" dedi. Onlar da: "Böyle bir kardeşe böyle bir halifeye, mutluluklar olsun, Allah mübarek kılsın! Doğrusu, ne güzel kardeş, ne güzel bir halife ve misafir!" diyerek onu tebrik ettiler.

Sonra orada peygamberlerin ruhları ile karşılaştı. Onlar da büyük bir sevinçle karşılayıp Allah´a hamd ü senalarda bulundular. İbrahim (a.s.) dedi ki: "Beni kendisine halil seçen, bana büyük bir mülk veren, beni tek başıma bir ümmet kılan, beni ateşten koruyup onu bana serin ve selametli kılan Aîlaha hamd ü senalar olsun!"

Sonra Musa (a.s.) Allah´a hamd ü senada bulunup şöyle dedi: "Bana gerçekten konuşan, fir´avun soyunun helakini benim elimde kılan, ümmetim İsrail oğullarına kurtuluş veren, ümmetimden hakka hidayet eden ve hakk ile amel eden kimseler bahşeden Allah´a hamdolsun!"

Sonra Davud (a.s.) Rabbine senada bulunup şöyle dedi: "Bana büyük bir mülk veren, bana Zebur´u öğreten, elimde demiri mum gibi eriten, dağları ve kuşları bana müsehhar kılan, benimle beraber teşbih ettiren; bana hikmeti ve davalarda hakemliği bahşeden Allah´a hamd ü senalar olsun!"

Sonra Süleyman (a.s.) senada bulundu ve dedi ki: "Bana rüzgarları ve cinleri müsehhar kılıp emrimde çalıştıran, kuş lisanını bana öğreten, her nevi faziletten bana bir nasib ayıran, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan nice orduları bana itaat ettiren, mü´min kullarından nicelerine beni üstün kılan ve bana büyük bir mülk ihsan eden Allah´a hamd ü senalar olsun!"

Sonra îsa (a.s.) Rabbine karşı senada bulunup dedi ki: "Beni kendisinin kelimesi kılan ve beni kün emriyle topraktan yarattığı Adem meseli kılan, bana kitabı ve hikmeti, Tevrat´ı ve incil´i Öğreten, kendisinin izniyle çamurdan kuş yaratmama imkan veren, körleri ve babanları iyi etmeme yardm eden, ölüleri diriltmeme izin.veren, beni yükselten ve temizleyen, şeytanlardan ve su-i kastçılardan koruyan, hana ve anama şeytanın musallat olmasına izin vermeyen, Allah´a hamd ü senalar olsun!"

Sıra peygamberimiz Muhammed (a.s.)´a gelince, o da rabbine karşı hamd ü senada bulunup şunları söyledi: "Ey peygamber kardeşler! Hepiniz gerçekten Allah´a pek güzel hamd ü senalarda bulundunuz. Ben dahi Rabbime hamd ü senada bulunucuyum. Derim ki: "hamd olsun Allah´a ki beni alemlere rahmet olarak gönderdi, bütün insanlara müjdeci ve uyarıcı bir elçi olarak seçip gönderdi, bana Kur´an´ı indirdi, ümmetimi en hayırlı ümmet kıldı, göğsümü şerh edip vizrimi (ağır yükümü) üzerimden aldı. Şanımı yükseltti, beni son peygamber ve fatih peygamber kıldı."

Peygamberimiz bu şekilde Allah´a hamd ü senada bulununca, ibrahim (a.s.) şöyle dedi: "Ey peygamberler, işte bununla Muhammed sizlerden üstün olmuştur."

Sonra peygamberimize üzeri örtülmüş üç kadeh getirildi, bunlardan su kadehini alıp pek az içti, sonra kendisine süt kadehi verildi, bundan iyice kanmcaya kadar içti, sonra içinde içki bulunan kadeh verildi, o da: "Ben bundan içmek istemem, benim susuzluğum gitmiştir" dedi. Cebrail kendisine dedi ki: "içki, senin ümmetine haram kılınacaktır, sen eğer bundan içseydin, ümmetinden sana pek az kimse uyacaktı."

Sonra semalara çıkarıldı. Her semanın kapısına vardıklarında, içeri girmek için izin istenildi, kapıcı tarafından "kimsiniz?" diye soruldu. Cebrail tarafından cevap verildi. "Yanındaki kimdir?" denildi, "Muhammed´dir" diye cevap verildi. "Demek onun peygamberlik zamanı geldi mi?" denildi. "Evet" diye cevap verildi. Kapı açılıp içeri girdiler. Herbir semada bazı peygamberler ile karşılaştı. Onlarla selamlaşıp tanıştı. Altıncı kat semada Musa ile karşılaştığı zaman onun ağlamakta olduğunu gördü. Sebebini sorduğunda; Cebrail´den şu karşılığı aldı: "Musa ağlıyor ve diyor ki: israil oğulları, benim Adem oğullarından Allah indinde en keremli ve şerefli kimse olduğumu iddia eder. Halbuki Muhammed de Ademoğullarındandır, bana halef olmuştur, kendisi yalnız da değildir, onun ümmeti dahi diğer ümmetlere halef olmuşlardır."

Yedinci kat semaya çıktığında da ibrahim (a.s.)´ı, saçlarının siyahı beyazına karışmış bir vaziyette ve yanında büyük bir kalabalık görmüştür. Bu kalabalığın bir kısmının yüzleri, beyaz kağıt gibi parlak ve nurlu idi. Diğerlerinin renklerinde ise biraz karışıklık vardı. Cebrail bu hususdaki açıklamasında: "Ey Muhammed, şu yüzleri beyaz olanlar; imanlarına asla şirk şaibesi karıştırmamış olanlardır. Renklerinde bazı karışıklıklar olanlar ise; hem amel-i salih işlemiş; hem de amel-i seyyie işleyip amellerini karıştırmış olanlardır. Bunlar, sonunda Allah´a tevbe etmişler, Allah da onların tevbelerini kabul etmiştir."

Sonra, Sidre-i Münteha´ya vardı. Burada kendisine denildi ki: "tşte bu Sidre-i Müntehadır. Ümmetinden senin, sünnetin (yolun) üzere bulunanlardan her biri de, buraya müntehi olur. Bu Sidre-i Münteha´nm dibinde bozulmayan su nehri, tadı değişmeyen süt nehri, içenlere tad verip sarhoşluk vermeden hanar nehri, süzülmüş bal nehri akmakta idi. Sidre-i Münteha, öylesine bir ulu ağaçtır ki, onun gölgesinde yürümekte olan bir atlı, yetmiş ser*1 at üzerinde yol alsa, yine onu kat edemez. Yapraklarının her birinin Jtmda bir ümmet barınmaktadır. Üzerini öylesine ilahi nurlar kaplanır tır ki, anlatılması mümkün değildir ve her tarafını sayısız melekler kuşatmıştır. îşte burada aziz ve celil olan Allah habibi Muhammed Mustafa iie konuş muş, ona hitaben: "Habibim, benden ne dilersen iste!" buyurmuştur. Peygamberimiz de demiştir ki: "Ey rabbim İbrahim´i halil edindin, ona büyük bir mülk verdin; Musa ile konuşup onu kelîm kıldın, Davud´a da büyük bir mülk verdin ve demiri onun elinde hamur gibi erittin, dağları kendisine müsehhar kıldın; Süleyman´a da büyük bir mülk verip cinleri, insanları, şeytanları ve rüzgarları kendisine müs...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Ebu Hureyre Hadisi
« Posted on: 30 Mart 2020, 11:54:36 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Ebu Hureyre Hadisi rüya tabiri,Ebu Hureyre Hadisi mekke canlı, Ebu Hureyre Hadisi kabe canlı yayın, Ebu Hureyre Hadisi Üç boyutlu kuran oku Ebu Hureyre Hadisi kuran ı kerim, Ebu Hureyre Hadisi peygamber kıssaları,Ebu Hureyre Hadisi ilitam ders soruları, Ebu Hureyre Hadisiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &