ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Hazreti Muhammed a.s.v > Mucize Ve Büyük Özellikleri > Cinlerin Heyetinin Gelişinde Vukua Gelenler
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Cinlerin Heyetinin Gelişinde Vukua Gelenler  (Okunma Sayısı 747 defa)
28 Aralık 2009, 23:10:09
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 28 Aralık 2009, 23:10:09 »



Cinlerin Heyetinin Gelişinde Vukua Gelenler


Ebu Nuaym der ki: Cinlerin heyet halinde gelişleri ve müslüman oluşları, aynen insanların heyetler halinde gelişi ve müslüman oluşu gibi olmuştur... Bölük bölük ve kabile kabile gelip müslüman olmuşlar dır... Gerek Mekke devri´nde, gerekse Hicretten sonraki Medine dev rinde, bu böyle olmuştur."[39]

Hafız Ebû Nuaym, Amr bin Gaylân el-Sekafl tarikiyle îbn-i Mesûd´tan şöyle nakleder: "Medine´deki Mescid-i Nebevi´nin Suffe kıs mında barınan "Ehl-i Suffe; Allah ve O´nun dini uğrunda yerlerinden ve yurtlarından hicret etmiş bulunan kimselerdi. Ensardan her biri, on lardan birini alıp, ona yedirir-içirir, onu evine götürüp bir müddet ba kardı. .. Ben ise bir ara terkedilmiştim... Sevgili Peygamberimiz elimden tutarak beni Ümmü Seleme´nin odasına götürdü. Sonra birlikte Medine Kabristanına gittik. Elimdeki asâ ile yere bir çizgi çekip: "Ben, senin yanına gelinceye kadar bu çizginin ortasından hiç ayrılma!" buyurdu. Sonra yürüyüp ilerledi. Hurma ağaçlarının arasına daldığı zaman hâla gözümden kaybolmamıştı.... Bu sırada siyah dişi develer topluluğu gibi bâzı varlıkların, O´nun yanına üşüştüklerini gördüm... Ve bundan müt hiş koktum. Hattâ Hevâzinli bâzı esmer adamların Peygamberimiz´e pusu kurup onu öldürmek istedikleri zannma kapıldım da, Medine ev lerine koraşak imdâd kuvvetleri getirmem gerektiğini bile düşünmüş tüm... Fakat Resulullah Efendimizin bana olan: "Ben, yanına gelinceye kadar bu çizginin ortasından ayrılma!" emrini hatırlayıp yerimden ay­rılmadım... Baktım Peygamber Efendimiz onları elindeki asâ ile durdu ruyor ve "Şuraya oturunuz!" diyerek oturtuyordu. Onlar da oturup Peygamberimiz´i dinlemeye başladılar... Tâ şafak atması öncesine ka dar devam ettiler. Bu sırada kalkıp gittiler... Peygamberimiz de dönüp yanıma geldi ve bana: "Bunlar, cinlerin heyeti idi. Gelip beni dinlediler ve bana bâzı şeyler sordular, yiyecek talebinde bulundular... Ben de kendilerine, her örtülü kemiği, sığır ve deve dışkılarım yiyebileceklerini, bunları, ilk yenildiği zamanki gibi bulacaklarını bildirdim." buyurdu..." [40]

Ebâ Nuaym, Ebû Hüreyre´nin şöyle didiğini rivayet eder: Bir gün ben, Peygamber (s.a.v.) ile dışarı çıkmıştım, Peygamberimiz bana: "Bir miktar istincâda kullanacağım taş toplayıp ver! Fakat kemik ve tezek getirme!" buyurdu... Ben "Ey Allah´ın resulü, kemik ve tezeğin durumu nedir?" diye sordum. O da buyurdu ki: "Nusaybin Cinleri bana geldikleri zaman, ki onlar ne güzel bir heyetti, bana katık talebinde bulunmuş­lardı. Ben de kendilerine kemik ve tezekleri buldukları zaman, kendileri için bir yiyecek olarak bulacaklarını bildirmiştim."

Yine Ebû Nuaym, Ebû Saîd el-Hudrî´den şöyle rivayet eder: Pey gamber (s.a.v.) buyurdular ki: "Şu Medine´de, müslümanhğı kabul etmiş olan cinlerden bir grup vardır. Her kim şu mamurelerde onlardan bâzılarını görecek olursa, üç gün onlar için izin tanısın. Üç gun sonra hala çekip gitmediğini görürse, onu öldürsün. Zira o, müslüman olmuş bir cinnî değil, bir şeytandır." Yine Ebû Nuaym, îbn-i Ömer´den şu haberi rivayet eder: Peygamber (s.a.v.) Efendimiz´e el-Cezîre´den cinler heyeti geldiği zaman, bir müddet Efendimiz´in yanında kaldılar. Ayrılıp gidecekleri za man kendileri için katık talebinde bulundular. Peygamberimiz de onlara: ´Yolda giderken rastladığınız her kemiği, taze et olarak bulacaksınız, rastladığınız her tezeği de hurma olarak ele geçirmiş olacaksınız!" buyur du ve bu yüzden kemik ve tezekle taharetlenmeyi yasakladı...."

Ahmet, Bezzâr, Ebû Yâlâ, Ebû Nuaym ve Beyhakî îbn-i Abbâs´tan şu haberi rivayet ederler: Hayber´den bir adam tek başına yola çıktı... Giderken peşine iki adam takılmış. Bir diğeri de bu iki adamın peşinden gelip onlara: "Geri dönün diyorum size!" diye bağırmakta imiş. Nihayet bu bağıran kişi, o iki adama yetişip onları geri çevirmiştir... Sonra tek başına yolculuk eden adama yetişip demiştir ki: "Bak kardeşim, bu se nin peşinden gelmekte olan iki adam, iki şeytan idi... Nihayet ben onlara yetişip senin peşinden gelmemeleri için onları uyarıp geri çevirdim. Sen yoluna devam edip Resûlüllah´a vardığın zaman, kendisine benden selâm söyle! Ve kendisine haber ver ki, ben burada O´na göndereceğim vergileri toplamakla meşgulüm. Gönderilecek kadar toplar toplamaz göndereceğim."

Tek başına Hayber´den yola çıkan adam, Peygamber Efendimiz´e geldiği zaman, başından geçenleri haber verdi. Peygamberimiz de bunun üzerine, herhangi bir kimsenin tek başına yola çıkmasını yasakladı..."[41].

Ebû´ş-Şeyh ve Ebû Nuaym Kesir bin Abdullah´tan, o da babası vâsıtasiyle dedesinden rivayet eder. Bu rivayete göre, Bilâl bin el-Hâris demiştir ki: "Biz Peygamber (s.a.v.) ile birlikte seferde idik. Nihayet Arc kasabasına yaklaştığımızda, bâzı adamların kavga ve gürültülerini duydum. Fakat kendilerini göremedim... Tabii ne oluyor acaba diye, hayret ettim. Peygamberimiz ise bize bunu şöyle açıkladılar: Yanıma sokulan cinlerin mü´minleri ile müşrikleri kavga ediyorlar ve kendileri ni, bir yere yerleştirmemi istiyorlardı... Ben de, Arz´m yüksek yerlerine mü´minlerini, çukur ve kuytu yerlerine de müşriklerini havale ettim." Peygamberimiz böyle dedi ve bunu bize gülümseyerek açıkladı,..

Kesîr bir Abdullah ayrıca demiştir ki: Ben bundan sonra, kasaba veya yüksek yerlerde bir rahatsızlığa uğrayanların, hep bu rahatsızlık lardan iyi olduklarını, çukur ve kuytu yerlerde bir musibete uğrayanla rın ise, hemen hemen hiç iyi olmadıklarını görmüşümdür..." [42]




[39] "Cinler", aslında gizli ve göze görünmez varlıklardır. Onların varlığı, bu esas üzerine cereyan eder... Ve onlara "Cin" denilmesi de bu yüzdendir... Sırf bu yüzden, me leklere de "Cinne" denildiği olmuştur. Nitekim bir âyet-i celîlede şöyle buyurulmaktadır: "On lar, bir de Allah ile cinler (yâni melekler) arasında bir neseb (bir soy birliği) uydurdular. Halbuki cinler de, onların yakalanıp ilâhî huzura getirileceklerini bilmişlerdir!" (Sâffât, 158). Yine, eşyayı karanlığı İl© örtüp gizlediği için, "Cenne´l-leylü = Gece bürüdü" denilir. Aklı örtüp işle mez hâle getiren akıl hastalığına da, yine bu sebeble "Cünûn" ve cinnet denilmiştir... Keza altındakini gizleyip koruduğu için zırha da "Cünne" denilmiştir... Arap dilinde bunun, daha başka misalleri de bulunmaktadır... Cinlere gelince: Bunlar, Adem aleyhissâm´dan önce ya ratılmış varlıklardır. Ve ilgili âyet´in bildirdiği veçhile (Hıcr, 27), ateş unsurundan yaratılmıştır. Bu ilgili âyet şu mealdedir: "Cinne gelince: Onu da insandan daha önce, vücûdun gözenek lerine nüfuz eden çok sıcak ateşten yarattık."

Gerek Kur´ân´da, gerekse Hadîsler´de cinlerle ilgili olarak vârid bulunan şer´î delîllerin umûmundan çıkan manâ şudur: Cinler; akıllı, mükellef, içlerinde mü´mini de, kâfiri de bulu nan, çeşitli suretlerde teşekkül etmeye kudretli kılınan, belli bir surette temessül ettikleri za man görülebilen, bir takım ağır ve zor işlere güçleri yeten, aslında ise gizli ve Örtülü bulunan birtaktm varlıklardır... Nitekim ilgili âyetin bildirdiği gibi, Allah onları Süleyman aleyhis-selâm´a müsahhar kılmış da onlar, onun için kaleler, heykeller, havuzlar kadar geniş leğen ler, sabit kazanlaryapmışlardır... (Sebe1,13). Ve cinlerden kimi yapı ustası, kimi dalgıç, kimi de semâda kulak h.rsızlığı yapar olmuştur. Fakat bu kulak hırsızlığı yaparak çalıntı (vahiy) haberini alarak insanlardan kendi dostuna getirenler) İslâm´dan sonra tamamen bundan menedilmişlerdir... İslâm´dan önce kâhinliğin o derece yaygın olmasının sebebi de o idi... Şimdi biz müslümanlar; cinlerin varlığına ve onlarla ilgili şer"î bilgilere aynen inanırız. Ve bi zim peygamberimiz´in Peygamberliği, onlara da şâmildir... Ve cinlerin heyet halinde gelip Peygamberimiz´i Kuran okurken dinledikleri hakkında da kitabımız da âyetler vardır (Cin Sûresi, âyet: 1 ile 18). Müellif merhum da, burada ve ileriki bahislerde, ilgili hadîsleri irâd et­miştir

[40] Bu haberi bize nakleden Ibn-i Mes´ud (r.a.) hazretlerinin bizzat kendisinin İfâde ettikleri gibi, o dahî Ashâb-ı Suffeden biri idi... O Ashâb-ı Suffe ki; Allah ve O´nun dîni uğrunda yerleri ve yurtlarını terketmiş muhacirler idi... Ve Mescid-i Nebevfnin kenarına ya pılan Suffe´de barındıkları için "Ehl-i Suffe" veya "Ashâb-ı Suffe" diye anılırlardı... Katıldık ları savaşlardan ganîmet hisselerini alırlar, devletin ve onun temsilcisi bulunan Resulüllah´ın verdiği vergilerle geçinirlerdi... Bâzan da Ensâfdan ve Mühâcirîn´den olan din kardeşlerinin dâvetine icabet ederek onların sofralarında bulunurlardı. Sadece umûmî barınakları suffe idi. Yoksa sofi/yeden bâzılarının iddia ettikleri gibi, kendilerini diğer Ashâblan ayıran he rhangi birşiârve Özellikleri yok idi... Hiç değişmeyen belli sayıları da yok idi... Bâzı şartlara göre, sayıları artar veya eksilirdi... İçlerinden evlenen veya ev sahibi olanları, aralarından ayrılır, Allah yolunda yurdunu terkedip de evsiz kalanlar da onlara katılırdı... Meselâ Ab dullah bin Ömer´de onlardandı... Fakat evlendikten sonra, kendi evîne taşınmıştır

[41] Sahih bir Hadîs-i Şerifle şöyle gelmiştir: Peygamber (s.a.v.), herhangi bir kim­senin yalnız başına yola çıkmasını yasaklayıp buyurdular ki: "Tek başına hayvanına binip yola çıkan şeytandır, iki kişi olarak çıkarlarsa, iki şeytandır! Ancak üç kişi olarak çıktıkların da, işte bunlar bir topluluk ve kafile sayılır!"

[42] İşte, Kesîr bin Abdullah böyle rivayet ediyor ve ayrıca böyle bir mütâlâda (!) bulunuyor... Fakat kendisi, haber ve hadîs ilminin dirayetli imam ve âlimlerine göre "itimad edilir" bulunmamaktadır... Hafız Zehebî bize, onun hakkında Yahya bin Meîn´in: "O, hiçbir şey değildir" dediğini, el-Şâfiî ve Ebû Davud´un İse: "O, yalanın belli başlı t...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Cinlerin Heyetinin Gelişinde Vukua Gelenler
« Posted on: 16 Eylül 2019, 09:05:24 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Cinlerin Heyetinin Gelişinde Vukua Gelenler rüya tabiri,Cinlerin Heyetinin Gelişinde Vukua Gelenler mekke canlı, Cinlerin Heyetinin Gelişinde Vukua Gelenler kabe canlı yayın, Cinlerin Heyetinin Gelişinde Vukua Gelenler Üç boyutlu kuran oku Cinlerin Heyetinin Gelişinde Vukua Gelenler kuran ı kerim, Cinlerin Heyetinin Gelişinde Vukua Gelenler peygamber kıssaları,Cinlerin Heyetinin Gelişinde Vukua Gelenler ilitam ders soruları, Cinlerin Heyetinin Gelişinde Vukua Gelenlerönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &