ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Hayatını Anlatan Eserler > Martin Lings > Bedir Savaşı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bedir Savaşı  (Okunma Sayısı 846 defa)
14 Nisan 2009, 18:49:54
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 14 Nisan 2009, 18:49:54 »



Peygamber (s.a,v.) orduyu düzene soktu ve elinde bir okla her askerin önünde durup hem onlara moral verdi, hem de sanan düzene soktu. Çok geride kalan Ensar'dan birine, elindeki okla göğsüne hafifçe vurarak: «Sıraya gir, Sevad» dedi. Sevad: «Ey Allah'ın Basulü, canımı yaktın. Allah seni hak ve adaletle gönderdi, o halde karşılığını ver» dedi. Peygamber (s.a.v.) kendi göğsünü açarak elin­deki oku uzattı ve «Al!» dedi, Sevad ise eğildi ve tam Pey­gamber (s.a.v.)'i vurduğu yerden öptü. «Niye böyle yap­tın?» diye sordu Peygamber (s.a,v.)'e. Sevad şu cevabı ver­di: «Ey Allah'ın Rasulü, gördüğün gibi düşmanla karşı karşıyayız; seninle geçirebileceğim son dakikalar olabile­cek şu anda, sana dokunmak, İstedim». Peygamber (s.a.v.) onun için dua etti.

Kureyş ilerlemeye başlamıştı. Fakat dalga dalga yayıl­mış olan kum tepecikleri arasında olduklarından daha az görünüyorlardı. Buna rağmen Peygamber (s.a.v.) onların gerçek sayısını ve iki ordu arasındaki dengesizliği biliyor­du. Ebu Bekir'le birlikte gölgeliğine döndü ve Allah'a, va-dettigi yardımı göndermesi için dua etti.

Hafifçe uyukladı ve uyandığında: «Neşelen ey Ebu Be­kir: Allah'ın yardımı geldi. İşte Cebrail, elinde bir atla geliyor, savaş için hazırlanmış» dedi.[1]

Arap tarihinde birçok savaş, iki ordu karşı karşıya geldikten sonra tam çatışmaya başlanacağı anda son bulmuştu. Fakat Peygamber (s.a.v.) bu kez savaşın olacağın­dan emindi, işte bu karşılarında]» ordu ona vadedüen iki gruptan biri idi. Akrabalar da savaşın kaçınılmaz olduğu­nu anlamış gibi, iki ordunun da ölülerini yemek için kaya­lıklara tünemişlerdi. Kureyşin hareketlerinden saldırıya ha­zırlandıkları anlaşılıyordu. Çok yaklaşmışlar ve müslüman-ların yaptığı sarnıcın yakınına konaklamışlardı. İlk hare­ketlerinin sarnıcı ele geçirmek olacağı anlaşılıyordu.

Mahdum kabilesinden Esved diğerlerinin Önüne geçti ve su içmek üzere ilerledi. Onun karşısına Hamza (r.) çıktı; ilk kılıç darbesiyle bacağını dizinin ortasından yaraladı, ikinci darbeyle de öldürdü. Onun arkasından, hâlâ Ebu Ce-hili'n olaylarına maruz kalan Utbe, safların önüne fırladı ve teke tek karşılaşmayı teklif etti. Ailenin şerefini yük­seltmek için kardeşi Şeybe ve oğlu Velid onun iki tarafın­da yer aldılar. Bu meydan okumayı ilk kabul eden, En-sar'dan Peygamber (s.a.v.)'e ilk biat eden altı kişiden biri olan Hazreç'li Neccar kabilesinden Avf (r.) oldu. Avf ile bir­likte kardeşi Muavviz de ileri çıktı. Medine'de Kesva, Hic­retin son konağını onların mahallesinde yapmıştı. Mey­dan okumaya karşı çıkan üçüncü kişi ise, îbn Ubey'i Pey­gamber (s.a.v.)'e nazik davranması için uyaran Abdullah îbn Revana Cr.) idi.

«Kimsiniz?» diye sordu Kureyşliler. Adamlar cevap ve­rince Utbe: «Siz soylusunuz ve bizim dengimizsiniz. Fa­kat bizim sizinle işimiz yok. Bizim meydan, oku/uşumuz sadece kendi kabilemizden olanlara» dedi. Daha sonra Ku-reyş'in habercisi şöyle bağırdı: «Ey Muhammed, bizim kar­şımıza kendi kabilemizden uygun adamlar çıkar». Peygam­ber (s.a.v.) böyle bir şeye niyetlenmemişti, fakat Ensarm aceleciliği bu duruma sebep olmuştu. Bu nedenle Peygam­ber (s.a.v.) en fazla kendi ailesinin bu savaşa sebep oldu­ğunu düşünerek ailesinden üç kişiyi çağırdı. Meydan oku­yanlardan ikisi orta yaşlı, biri gençti. Peygamber (s.a.v ) «Kalk ey Ubeyde! Kalk ey Ali! Kalk ey Hamza!» dedi. Ubey-de ordudaki en yaşlı ve en deneyimli adamdı; o da Abdu'l-Muttalib'in torunu oluyordu. Ubeyde, Utbe İle, Hamza Şeybe ile, Ali de Velid ile karşılaştı. Çarpışmalar uzun sür­medi: kısa bir sûre sonra Şeybe ve Velid yerde ölmüş bir hal­de yatıyorlardı. Hamza ve Ali (r.) ise yaralanmamışlardı bi­le. Fakat Ubeyde tam Utbe'yi yere düşürmüşken bacağına bir kılıç darbesi yedi. Bu üçlü bir mücadeleydi; üçe karşı üç. Bu nedenle Hamza ve Ali kılıçlarını Utbe'ye çevirdiler ve Hamza'nın kılıç darbesiyle Utbe öldü. Daha sonra ya­ralı kuzenlerni geriye taşıdılar. Ubeyde fr.) çok kan kaybet­mişti, kopan bacağının yarasından hâlâ kan fışkırıyordu. Fakat onun sadece bir tek düşüncesi vardı: «Ben bir şehit değil miyim, ey Allah'ın Rasulü?» dedi. Peygamber (s.a.v.) ona yaklaştı ve: «Elbette şehitsin» cevabını verdi.

îki düşman arasındaki durgunluk Kureyş'in attığı bu okla bozuldu. Ok Ömer'in azatlılarından birine isabet etti, adam ağır yaralı bir şekilde yere yuvarlandı. İkinci ok da, sarnıcın başında su içmekte olan Hazreç'li genç Hârise'-nin boynuna saplandı. Peygamber s.a.v.) adamlarına mo­ral vererek şöyle dedi r «Muhammed Cs.a.v.) 'in nefsini kud­ret elinde tutana yemin olsun ki, bugün mükâfat umarak çarpışan ve öldürülen, geriye üunmeyip hep ilerleyen kim varsa, Allah onları Cennete koyarak mükâfatlandıracak».[2]. Onun söylediklerini duyanlar, uzakta olup da duyamayan-lara ulaştırdılar. Hazreç kabilesinin Selime kolundan olan Umeyr (r.î elindeki bir avuç dolusu hurmayı yiyordu. «Al­lah! Allah!» diye bağırdı, «Benimle cennet arasında şu adamların beni öldürmesinden başka bir şey kalmadı mı'». Hemen elindeki hurmaları fırlattı ve emre hazır bir şe­kilde elini kılıcının üstüne koydu.

Avf (r.), Peygamber Cs.a.v.)'in yanında ayakta duru­yordu ve kendisi ilk kabul eden olduğu halde düelloda ken­disinin kabul edilmemesi onu hayal kırıklığına uğratmış­tı: «Ey Allah'ın Rasülü, Allah'ın kuluyla alay ettirmesi­nin sebebi neydi?» Peygamber hemen şu cevabı verdi: «Sen zırhsız bir şekilde düşmanların ortasına dalacaksın». Bunun üzerine Avf, hemen giydiği zırhı üzerinden çıkar­dı. O sırada Peygamber  (s.a.v.)   yerden bir avuç çakıltaşı aldı, Kureyş'e doğru «O yüzler harap olsun!» diyerek fır­lattı. Bunun onlara felaket getireceğinin farkındaydı. Da­ha sonra saldırı emri verdi. Onlara söylediği savaş çağrı­sı. Ya Mansur Emit!»[3] sözleri ağızdan ağıza dolaşıyordu. Zırhsız olan Avf ve Umeyr ilk çarpışanlar arasındaydılar ve öldürülene kadar mücadele ettiler. Müslümanlardan ölenlerin sayısı, onların ölümü, Ubeyde ve Itureyş okla-rıyla ölen iki kişi ile beraber toplam beşi buluyordu. Müslümanlardan o gün dokuz kişi daha ölecekti. Bu dokuz ki­şinin arasında Peygamber (s.a.v.)'in çok genç olduğu için geri göndermek istediği Sa'd'ın kardeşi Umeyr (r.) de var­dı.

«Onları siz öldürmediniz, ama onları Allah öldürdü». (Enfal: 17).

Bu sözler, hemen savaştan sonra indirilen âyetin bir bölümüydü. Fırlatılan çakıl taşlan ilahi yardımın tek ör­neği değildi. Kureyş'in karşı koyma gücünün en çetin ol­duğu bir anda mü'minlerden birinin kılıcı kırıldı. Cahş ailesinin akrabalarından, Ukkaşe adındaki bu adamın ilk düşüncesi gidip Peygamber (s.a.v.)'den başka bir silah is­temek oldu. Peygamber (s.a.v.) ağaçtan bir sopayı ona uza­tarak «Ukkaşe, bununla dövüş» dedi. Ukkaşe sopayı aldı, düşmana karşı salladığında sopa uzun, keskin bir kılıç ha­line geldi Ukkaşe, Bedir'de ve diğer savaşlarda bu kılıçla savaştı. Kılıca ilahî yardım anlamına gelen «el-Avn* adını verdiler.

Mü'mİnler, savaşırlarken yalnız değildiler. Çünkü Al­lah. Peygamber (s.a.v.) 'e yardım vadetmişti: «Şüphesiz ben size birbiri ardınca bin melek ile yardım ediciyim» (En­fal: e).

Allah, meleklere de şu mesajı vermişti:

«Rabirin meleklere vahyetmişti ki: «Şüphesiz ben sizinleyim, iman edenlere sağlamlık (güç ve metanet) katın, küfre sapanların kalblerme amansız bir korku salacağım, öyleyse (ey müslümaritar), vurun boyunlarının üstüne, vurun onların bütün parmaklarına». (Enfaî: 12).

Meleklerin inananlara yardımcı, kafirlere ise korku ve­rici olarak varolduğunu oradaki herkes hissediyordu. Fa­kat çok azı onları görüp, algılayabildi. Komşu Arap kabi­lelerinden iki adam, savaştan sonraki ganimetlerden çal­mayı ümit ederek bir tepede savaşın bitmesini bekliyorlar­dı. Üstlerinden bir bulut geçti, at kişnemeleriyle dolu bir bulut Adamlardan biri o anda düşüp Öldü. Yanındaki,adam daha sonra şöyle dedi: «Korkudan kalbi çatlamıştı».

Sonunda Kureyşliler kaçmaya başladılar. Ebu Cehil kaçmaya çalışırken Avf in kardeşi Muaz onu yere düşür­dü. Ebu Cehil'in oğlu İkrime de Muaz'a hücum etti ve onu omuzundan yaraladı. Muaz sağlam koluyla savaşa devam etti, diğer kolu yanında sadece derisiyle bedenine bağlı bir şekilde sallanıyordu. Çok acımaya başlayınca Muaz eğildi, kesik elini ayağının altına koyarak kendini yukan doğru çekti, yaralı kolu koptu. Muaz düşmanını takibe devam etti. Ebu Cehil hâlâ yaşıyordu. Fakat Avf'm diğer kardeşi Muavviz onu yerde yatarken farketti ve kılıcıyla öldürdü. Daha sonra o da Avf ^ibi ilerledi ve öldürülene dek sa­vaştı.

Kureyş'lilerin çoğu kaçmıştı. Elli kadar Kureyş'li ya sa­vaş sırasında ya da kaçarken yakalanıp öldürülmüş veya ağır yaralanmışta. Peygamber (s.a.v.) arkadaşlarına şöyle seslendi: «HaşimoğuUarmın ve diğerlerinin bizimle dövüş­mek istemeden zorla buraya getirildiklerini biliyorum» Ve eğer yakalanmışlarda, öldürülmemeleri gereken bir kaç isim saydı. Fakat ordunun çoğu zaten, esirlerini öldürmek yerine fidye almayı tercih etmişti.

Müslümanlardan sayıca fazla olduğu için Kureyşİüe-rin geri dönüp tekrar savaşma ihtimalleri vardı. Bu yüzden Peygamber (s.a,v.)'i Ebu Bekir (r.)'le birlikte gölgeliğine çekilmeğe razı ettiler, Ensardan bazıları da gözcülüğe baş­ladılar. Sa'd tbn Muaz gölgeliğin önünde kılıcı havada bekliyordu. Arkadaşlarının esirlerle birlikte kendisine doğru ' geldiklerini görünce, yüzünde bunu tasdik etmez bir ifa- ı de belirdi. Bu ifadeyi farkeden Peygamber (s.a.v.) : «Ey Sa'd, onlann yaptıklarına galiba nefretle bakıyorsun» de­di. Sa'd bunun doğru olduğunu söyledi ve şunları ekledi: «Bu, Allah'ın putperestlere gösterdiği ilk yenilgi, bu adam­ları diri görmektense öldürülmelerini tercih ederdim». Ömer (r.) de Sa'd (r.) ile aynı fikirdeydi. Fakat Ebu Be­kir, esirlerin er geç müslüman olabilme ihtimalleri olduğu için, serbest bırakılması taraftarıydı. Peygamber (s.a.v.) de onun görüşüne katılıyordu. Günün geç saatlerinde Ömer, gölgeliğe girdiğinde Peygamber (s.a.v.) ve Ebu Bekir'i yeni gelen vahyin etkisiy...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Bedir Savaşı
« Posted on: 22 Kasım 2019, 13:16:06 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Bedir Savaşı rüya tabiri,Bedir Savaşı mekke canlı, Bedir Savaşı kabe canlı yayın, Bedir Savaşı Üç boyutlu kuran oku Bedir Savaşı kuran ı kerim, Bedir Savaşı peygamber kıssaları,Bedir Savaşı ilitam ders soruları, Bedir Savaşıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &