ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Edebiyat Eserleri > Makale Dünyası > Tarihte Tesettur Dusmanligi..
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Tarihte Tesettur Dusmanligi..  (Okunma Sayısı 668 defa)
13 Kasım 2009, 19:59:47
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 13 Kasım 2009, 19:59:47 »



TARİHTE TESETTÜR DÜŞMANLIĞI

98 Şubatında İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünün yayınladığı genelgeyle üniversiteye bağlı fakülte, yüksekokul, sosyal tesisler vs.de başörtünün yasaklanması ve bu yasağa karşı öğrencilerin gösterdiği kesintisiz direniş başörtüsü sorununu Türkiye gündeminin üst sıralarına taşıdı. 98-99 eğitim-öğretim döneminde YÖK (Yüksek öğretim kurulu, M.K.) kararları doğrultusunda yasağın diğer üniversitelere de yaygınlaştırılması ve öğrencilerin yasak karsısında kararlı tutumları nedeniyle başörtülü yasağı, başörtüsü konulu tartışmalar bu seneye de yayıldı...

Bu yazı başörtüsü daha genellersek örtünme olgusu tarihine, bu konuda lehte ve aleyhte oluşan taraflar ekseninde kısa bir değini olacaktır.

Tevhid-şirk, hak-batıl, zalim-mazlum gibi zıtlıklar bağlamında, en eski çatışma alanı olarak insanlığın atası Adem-Havva (as.) ve onların İblisle mücadelesinde örtünme ve çıplaklık tezatlıklarını da görmekteyiz. Bu mücadelenin en önemli unsurlarından biri olması örtünmenin hayatiyetini ortaya koymaktadır.


"Derken şeytan, birbirine kapalı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi ve: Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedî kalanlardan olursunuz diye yasakladı, dedi. Ve onlara: Ben gerçekten size öğüt verenlerdenim, diye yemin etti. Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü. Ve cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar.
 
 

Rableri onlara: Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi? diye nidâ etti. (Adem ile eşi) dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz. Allah: Birbirinize düşman olarak inin! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşme ve faydalanma vardır, buyurdu. "Orada yasayacaksınız, orada öleceksiniz ve orada (diriltilip) çıkarılacaksınız" dedi." (A'raf, 20-25)

Ayet grubunda en can alıcı noktalar Adem (as)'in sahsında insanların "melekleşme" ve "ölümsüzlük" gibi iki zayıf noktası ve şeytanin insani çıplaklaştırma girişimi Adem ve Havva'nın panik halinde örtünmeye çalışmaları, çıplaklığın onlarda uyandırdığı rahatsızlık, utanma duygusu. Böyle fıtri konudaki basrisi şeytanı ve onun takipçilerini ümitlendirmiş, insani saptırmada bir başlangıç noktası, diğer kötülükleri için bir cesaret kaynağı olmuştur.

Bu mücadele Adem ve esinin dünyaya gönderilmesiyle mekansal bir değişme uğrayarak sürmüş, günümüze kadar gelmiştir. Allah (cc) bu mücadele konusunda kullarına uyarılarda bulunmuştur.


"Ey Âdem oğulları! Seytan, ana-babanızı, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın. Çünkü o ve yandaşları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz şeytanları, inanmayanların dostları kıldık. Onlar bir kötülük yaptıkları zaman: "Babalarımızı bu yolda bulduk. Allah da bize bunu emretti" derler. De ki: Allah kötülüğü emretmez. Allah'a karsı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?" (A'raf, 27-28)

Peygamberimiz döneminde inen ayetlere baktığımızda örtünmenin fonksiyonlarını anlayabiliriz.

"Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir." (Ahzab, 59)

Örtü, kadının toplum içinde cazibesiyle, çekiciliğiyle yer almasını engeller. Onun bu anlamda sömürülmesini önler. Kadın ve erkeği birbirlerine karşı korur. Kadına toplum içinde hür ve saygın bir kimlik kazandırır.

Bütün bu amaçlara ulaşılması için sadece örtü yetmez. Kadına olduğu kadar erkeğe de başka yükümlülükler düşer.


"(Resûlüm!) Mümin erkeklere, gözlerini (harama) dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle. Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarından haberdardır." (Nur, 30)

Önce erkeklere daha sonra da kadınlara bu uyarı tekrarlanır. [/color]

"Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teshir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz." (Nur, 31)

Bütün bu uyarıların korunma yollarının takvayla bütünlüğü, onunla kemale erişeceği, tamamlanacağı unutulmamalı.


"Ey Adem oğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık. Takvâ elbisesi... İste o daha hayırlıdır. Bunlar Allah'ın âyetlerindendir. Belki düşünüp öğüt alırlar (diye onları indirdi)." (A'raf, 30-31)

Tarih boyunca Allah (cc.) peygamberleri vasıtasıyla insanlığa örtünmeyle ilgili emirlerini göndermiştir. Ancak peygamberlerin ardından hak dinin saptırılmasıyla örtünme anlayışında da sapmalar olmuştur. Örtünme bazen kadını bezen toplumsal hayatten tamamen soyutlayarak, ikinci, üçüncü sınıf bir varlık, kötülük uğursuzluk kaynağı olarak nitelendirecek seklinde anlaşılarak bir zulüm aracına dönüşmekte. Bazen de kadını tam aksine meta gibi algılayarak, kullanarak, çıplaklaştıracak şekilde anlaşılmaktadır. Tarih boyunca çeşitli toplumlarda veya bir toplumda farklı tarihsel dönemlerde veya ayni dönemde değişik şekilde örtünme anlayışları mevcut olmuştur. Dikkat edilmesi gereken nokta bu anlayışların beslendiği düşünsel, felsefi, ananevi, dinsel temellerdir.

"Başörtüsü Yahudiler için ar, namus, iffetin bir simgesi, onları putperest kadınlardan ayıran bir işaret, Hıristiyanlar için kadınların erkeklere göre daha aşağı konumunun, evli kadınlarda erkeğe bağlılığın, itaatin, hür olmadığının bir simgesidir. Sonraki dönemlerde ise ait olunan nir sinifin simgesi haline dönüşmüştür. Özellikle Araplar arasında seçkin aile mensuplarının kullandığı kentli ve üst sınıfa ait olmanın bir simgesiydi. Özellikle Tevrat ve onun etkisinde kalan Hıristiyan toplumlarda örtü kadının erkek karsısındaki konumunu temsil etmiş. Adem ve Havva'nın cennetten kovulmasına neden ilk günahın suçlusu olarak görülen kadının durumu iyice kötüleşmiş, örtüsü erkek karsısında ikinci sınıf bir varlık olarak, ona kulluğu temsil etmiştir. Ortaçağ'da Avrupa'da giyim toplumsal sınıfların göstergesi olmuş, hatta ait olmadığı bir sınıfın giysisini giyenleri cezalandırmak için kanunlar koyulmuştur." (Cihan Aktas, Kılık kıyafet ve iktidar, Nehir yay. İstanbul, 1991, cilt 1, s. 32-37)


Örtünme şekillerindeki farklılıkların ardındaki düşünsel, geleneksel, dinsel unsurlar bağlamında kilik-kiyafet artik bir kimlik bildirimi, dışavurumu, aidiyet ifade etmesi açısından cinsel veya toplumsal bir sembol işlevi de görmektedir. Bu nedenle kılık-kıyafete müdahaleler ayni zamanda bunun ardındaki düşüncelere, dine, ya da topluma, kimliğe karşı yapılan müdahale haline gelecektir. Kimliğin sert, çekirdek unsurlarından olduğundan müdahalelere tepkiler de sert olmakta, bu konudaki değişimler zor ya da çok uzun zaman zarfında gerçekleşebilmektedir.

İslam peygamberinin Müslüman bir kadının örtüsüne Yahudiler tarafından yapılan müdahaleye en sert biçimde karşılık vermesi, o kavme savaş açması peygamber tarafından bu müdahalenin İslam'a yapılan bir müdahale seklinde algılamasındandır.

Müslüman kadınlara yönelik bu tarz saldırılar tarihte savaş dönemlerinde görülmektedir. Endülüs'ün düşüşünde, Asya ve Afrika'da Müslüman toplumların batılı emperyalistlerce sömürgeleştirilme dönemlerinde, Müslüman kadınlar bu tür saldırılara maruz kalmışlardır.

Batılı ülkeler sömürgelerinden yerlerine batıcı elitleri bırakarak çekildiler. Artik çıkarlarını kendi adlarına bu azınlık koruyacak şekil değiştirerek sömürü devam edecektir. İslam'a, Müslümanlara, saldırıları bu seçkinci grup efendilerinden devralacaktır. Son asırda bu saldırıların ardında hep bu zihniyet olacaktır. Bu zihniyeti besleyen psikolojik unsur, Batı karsısında sürekli gerileyiş, yenilgi, mağlubiyet. Bunun oluşturduğu -özellikle aydınlar arasında- aşağılık kompleksi, güvensizlik kendi toplumuna, kültürüne, değerlerine karşı yabancılaşma. Sorun kendimiz, toplumumuz, bizi besleyen, bizi biz yapan değerler, doğuya ait oluşumuz. Tek çözümü vardır bu zihniyetin; Batılılaşmak, her şeyiyle, gülüyle dikeniyle batılılaşmak. Bütün toplumun yüzü kendi yüzleri gibi batıya dönmeliydi. Değişim mutlak, geriye dönüşsüz, kesin, ani...

Yönetici elit tepeden inmeci, jakoben uygulamalarla halk için halka rağmen toplumu tepeden tırnağa değiştirecek, dönüştürecek, toplum mühendisliği devreye girecek. Halk değişime direnecek, direndikçe seçkinler uygulamalarında daha da pervasızlaşacak, uygulamalar zulüm boyutuna ulaşacaktır.

Bu anlayış Kuzey Afrika, Asya'daki sömürge geçmişe sahip ülkelerde halk ve yönetici elit, aydın arasındaki çatışmayı arttırarak devam ettirmekte, gelir adaletsizligi, rüşvet, yolsuzluk gibi kirlilikle daha da derinleştirmektedir.

Iran Şahı Rıza Pehlevi'...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.034


View Profile
Re: Tarihte Tesettur Dusmanligi..
« Posted on: 20 Mart 2019, 04:33:28 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Tarihte Tesettur Dusmanligi.. rüya tabiri,Tarihte Tesettur Dusmanligi.. mekke canlı, Tarihte Tesettur Dusmanligi.. kabe canlı yayın, Tarihte Tesettur Dusmanligi.. Üç boyutlu kuran oku Tarihte Tesettur Dusmanligi.. kuran ı kerim, Tarihte Tesettur Dusmanligi.. peygamber kıssaları,Tarihte Tesettur Dusmanligi.. ilitam ders soruları, Tarihte Tesettur Dusmanligi..önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &