ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Edebiyat Eserleri > Makale Dünyası > Rüyalar ve Buluşlar
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Rüyalar ve Buluşlar  (Okunma Sayısı 544 defa)
29 Mart 2010, 17:20:00
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 29 Mart 2010, 17:20:00 »



Rüyalar ve Buluşlar 



Ara sıra görüştüğümüz temiz fıtratlı bir dostum var. Her defasında, bana gördüğü rüyaları anlatır. İki sene önce anlattığı rüya çok dikkatimi çekmişti ve unutmamak için; "Mesut Bey, rüyanızı benim için yazabilir misiniz?" demiştim. Şöyle diyordu:

"Bütün insanlık, üstü kapalı bir petrol tankerinin içinde yaşıyordu. Öksürünce bile ağız ve burnumuzdan petrol çıkıyordu. Ama artık tankerin içindeki petrol azalmıştı. Çareler ararken, tankerin duvarında merdivenler gördük. Hepimiz merdivenleri çıkmaya çalıştık. Tavanda çok dar pencereler vardı. İlk ben çıktım. Tankerin üstü çimenlikti. Gökyüzünde birçok yıldız vardı. İnsanlık adına yeni bir dünya aramaya başladık. Fezada bir süre dolaştıktan sonra, bir dünya keşfettik. Ama oraya gittiğimizde yerçekiminin bize uygun olmadığını anladık. Çünkü çok küçük bir hareketle hemen uçuyorduk... Bir patika yoldan su akıyordu ve bir araba bana doğru geliyordu. Bir zıplamada arabanın üstünden uçtum. Araba hafifçe ayaklarıma değdi. Yerçekimini ayarladık. Sevinç içinde, insanlığı artık buraya çağıralım, diye düşündük... O arada, bu arabayı nasıl kaldırırız diye düşünürken, yanımdaki arkadaş 'Bir önceki yerçekimi durumunu tekrar temin edersek, arabayı kaldırırız.' dedi. Bunu söyleyen arkadaşla beraber aslında biz buraya keşif için, birisi kadın üç kişi gelmiştik. Tanımadığım bu kadın bana bir naylon torba verdi. Arabanın üstüne koyduğumuzda, torbanın içinde deniz suyu, deniz kumu, denizatı, bir de midye bulunuyordu. Böylelikle antigravitasyonu kullanmayı keşfettik."

Orijinal bir rüya olarak bunu dosyama koymuştum.

Ocak ayında Zaman gazetesinin son sayfasında 'Cisimleri Havada Tutmanın Yolu Bulundu' başlıklı bir haber çıkınca, bu meseleyi telefonda Mesut Bey'le yeniden değerlendirdik. Gerçekten rüyada bazı mesajların olduğu kanaatine vardık. Haber özetle şöyleydi: "Anadolu Ajansı'nın Şikago'dan verdiği habere göre, Amerikalı bilim adamları, cisimleri havada tutmanın yolunu buldu. Küçük nanoteknolojik makineler yapılmasını sağlayabilecek olan bir metodla, moleküllerin belirli birleşimleri oluşturularak, birbirlerini itmeleri sağlandı. Nature dergisinde yayımlanan keşif sayesinde, moleküller havada tutulabilecek. Sürtünmenin sıfır olduğu küçük, yeni nesil cihazlar üretilebilecek. Harvard Üniversitesi'nden Fizikçi Federico Capasso ve ekibinin yaptığı çalışmada, henüz bir cismin havada tutulması gerçekleştirilmedi. Ancak bilim adamları, 'kuantum mekaniği' çalışmalarıyla, bunun nasıl başarılabileceğinin yolunu keşfetti. Bu metot, çok küçük cisimlerin birbirlerine yaklaştıklarında birbirlerini çekmeleri esasına dayanıyor. Bir Rus ekibi, moleküllerin doğru bileşimi elde edildiğinde bu kuvvetin tersine dönebileceğini, yani cisimlerin birbirini itebileceğini öne sürmüştü. Amerikalıların yaptığı son deney Rusların varsayımlarını doğruladı. Deney sırasında bir sıvı üzerindeki ince altın yüzeyin metalik bir yüzey tarafından çekildiği, ancak silisyumdan yapılan başka bir yüzey tarafından itildiği gözlendi." (Zaman – Avrupa, 09–01–2009)

Birçok keşif ve buluşun etmelinde, rüyada verilen mesajların olduğunu biliyoruz. Nobel Mükâfatı alan Niels Bohr'un 'Atomların ilk modern modeli', bir rüya ile ortaya çıkmıştı: Rüyasında Bohr, Güneşin kızgın gazlarla dolu merkezinde duruyor, gezegenler de ince ipliklerle bağlı oldukları Güneşin etrafında dönüyordu. Her gezegen Bohr'un yanından geçerken bir düdük çalıyordu. Sonra kızgın gazlar soğuyup katılaştı. Bu rüya, onun Güneş Sistemi'yle atom yapısı arasında bir benzerlik düşünmesine vesile oldu. Böylece modern atom teorisi bir rüya ile başlamış oldu.

Otto Loewi'nin 1903'te ortaya attığı faraziyeye göre: "Sempatik ve parasempatik sinir uyarıları sinirin girdiği maddeye aktarılmaktadır." Fakat Loewi, bunu ispat edecek bir metot bulamıyordu. 1920 senesinde bir rüya gördü. Rüya 1903'te ortaya attığı faraziyeyle alâkalıydı. Hemen lâboratuvara gidip rüyasında gördüğü deneyi yaptı: İki kurbağa kalbi aldı. Bunlardan birisinin sinirlerini üzerinde bıraktı, diğerinin sinirlerini temizledi. İlk kalbin vagus'unu (yavaşlatıcı sinir) uyardı. Kalb yavaş yavaş atmaya başladı. Bu kalbin içinde bulunduğu tuzlu suyu sinirsiz kalbe tatbik etti; sinirsiz kalb sanki kendi yavaşlatıcı siniri uyarılmış gibi yavaşladı. Loewi sonra birinci kalbin accelerator'unu (hızlandırıcı sinir) uyardı; bu kalbin içinde bulunduğu sıvıyı ikinci kalbe aktardı. İkinci kalb de hızlandı. Bunlardan şu neticeye vardı: "Sinirler kalbe doğrudan doğruya mekanik bir tesir yapmıyor. Fakat uyarılınca uçlarından özel kimyevî maddeler salgılanıyor. Demek ki, sinirleri uyarılan kalbin atışlarını değiştirmesi buna bağlıdır."

Alman kimyacı Friedrich August Kekulé de şöyle bir rüya gördüğünü anlatıyor:
"İskemlemi ateşe doğru çevirip uyuklamaya başladım. Yine atomlar gözlerimin önünde zıplayıp duruyordu. Küçük atomlar mütevazı bir tavırla arka plâna çekilmişlerdi. Onlardan başka daha büyük şekiller de görüyordum, yılana benzer hareketlerle eğilip bükülen uzun zincirler vardı. Birden yılanlardan biri kendi kuyruğunu ağzına aldı ve bu halka, alay edercesine gözlerimin önünde döndü. Yıldırım hızıyla uyandım." Rüyada gördüğü, kuyruğunu ağzına almış yılan figürü sayesinde Kekulé, Benzen'in halka şeklindeki (umumiyetle bir altıgen olarak gösterilen) formülünü keşfetti. Böylece organik kimyada moleküler yapının önemini gösteren 'Kapalı Zincir' veya 'Halka' teorisini geliştirdi.



Elias Howe, yıllardır dikiş makinesinin iğnesini keşfetmek için çalışıyordu. İlk yaptığı iğnelerde, delik, iğnenin ortasında idi ve işe yaramıyordu. Beyni gece gündüz hattâ uykuda bile bununla meşguldü. Bir gece rüyasında vahşî kabilelere esir düştüğünü gördü. "Elias Howe!" diye kükredi kabile reisi: "Sana bu makineyi derhal bitirmeni emrediyorum, yoksa öleceksin!.." Elias'ın dizlerinin bağı çözüldü, elleri titremeye başladı ve yüzünden soğuk ter boşandı. Düşünüyor, taşınıyor, makinenin bu parçasındaki eksikliği gideremiyordu. Bütün bunlar ona o kadar gerçek gözüküyordu ki, uykusunda avazı çıktığı kadar bağırdı. Boyalar sürünmüş, esmer tenli cengâverler etrafını sardılar ve onu ölüm meydanına doğru götürmeye başladılar. Birden bir şey fark etti: Muhafızların mızraklarının ucunda göz şeklinde delikler vardı, nihayet işin sırrını çözmüştü: Ona lâzım olan, 'deliği ucunda olan bir iğne' idi. Uyanıp yataktan atladığı gibi ucu delikli mızrakların minik bir modelini yapmaya koyuldu; bu iğne başarıyla neticelendi. (Bilim ve Teknik, Ağustos–1972)

Rüyaların sâdık olanlarında mesaj ve müjdelerin bulunduğunu biliyoruz. Rüyalar, hem kaderin hem de ruhun varlığına delil teşkil eder. Cenab-ı Hak, insanların ihtiyaçlarını dünyada depolamıştır. Zamanı gelince hazinelerini açar. Ama bunu insanların eliyle yapar.

Kandiller bir zaman zeytinyağı ile yakılır, sonra petrol devreye girer, sonra da elektrik enerjisi... Petrolün devrinin de bitmesi yakın görünüyor. Onun için Cenab-ı Hak, başka bir kaynak gösterecektir. Hadîslerin işaretiyle, haksızlık, zulüm ve kan dökmenin sonunun geleceği, yerin ve göğün hazinelerini açacağı bir dönem beklenmektedir. Herhâlde o dönemin ulaşım vasıtaları temiz enerjiyle çalışacaktır... Veya pek enerjiye bile lüzum görülmeden...

Görüldüğü üzere, kişi, rüyalarına girecek kadar bir meseleyi çözmeye cehdeder, bununla yatar-kalkarsa, hakikat ve ilim arama yönünde iradesinin hakkını verirse, bu fiilî duasından ötürü, Cenab-ı Hak onun kalbine rüyada bile olsa ilham gönderir. İlmî buluş ve keşiflerde olduğu gibi, Hak rızası doğrultusunda insanlığın huzuru ve selâmeti için gece-gündüz dertlenen, uykusuz kalan, hastalanma derecesinde hassasiyet gösteren büyük ruhların durumu da böyledir. Kudsî davalarına karşı herhangi bir olumsuz ve ters durum henüz ortaya çıkmadan, bunu daha başlangıç safhasında mânevî alıcılarıyla hisseden bu müstesna şahsiyetler de, sözkonusu ızdıraplarının neticesinde Hak'tan teyid ve inayet görür, esbab plânında iradelerinin hakkını vererek İlâhî rahmetin gelmesine vesile olurlar.

Safvet Senîh

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.034


View Profile
Re: Rüyalar ve Buluşlar
« Posted on: 16 Haziran 2019, 14:04:39 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Rüyalar ve Buluşlar rüya tabiri,Rüyalar ve Buluşlar mekke canlı, Rüyalar ve Buluşlar kabe canlı yayın, Rüyalar ve Buluşlar Üç boyutlu kuran oku Rüyalar ve Buluşlar kuran ı kerim, Rüyalar ve Buluşlar peygamber kıssaları,Rüyalar ve Buluşlar ilitam ders soruları, Rüyalar ve Buluşlar önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &