ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Edebiyat Eserleri > Makale Dünyası > Prof.Dr Husameddin Farfur: Modernistler Islami ilimlere Yabanci..
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Prof.Dr Husameddin Farfur: Modernistler Islami ilimlere Yabanci..  (Okunma Sayısı 1723 defa)
13 Kasım 2009, 20:10:56
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 13 Kasım 2009, 20:10:56 »



PROF. DR. HÜSAMEDDİN FARFÛR: MODERNİSTLER İSLAMİ İLİMLERE YABANCI

 

Söyleşi: Ömer Faruk TOKAT



İlmî ve kültürel değerlerine yabancı, ne olduğunun idrakinden uzak, özgüven itibariyle yetersiz olan akademisyenlerin yer aldığı çevrelerde “İslam’ın sol yorumu”, “Liberal İslamcılık”, “Laik İslamcılık”, “Tarihselcilik” gibi adlandırma ve yaklaşımların yüksek sesle dile getirilmesi aslında çok da sürpriz bir durum değildir. Mısır, Türkiye, Endonezya başta olmak üzere bütün bir İslam coğrafyasında etkin olan bu tür akımları ve bu bağlamda ilmî gündeme ilişkin bazı hususları Şam “el-Fethu'l-İslâmî Enstitü”sü idarecisi ve hocası Prof. Dr. Hüsâmuddîn Farfur hocayla konuştuk.


Şam'da 8 asırlık bir geçmişi olan Farfûr âilesi kuşaktan kuşağa yetiştirdiği âlimleriyle meşhurdur. Sözgelimi Hüsâmuddîn Farfûr hocanın dedesi Meşhûr Hamefî fakihlerinden Abdurrahîm el-Farfûr, babası Allâme Muhammed Sâlih el-Farfûr'dur. Muhammed Abdullatîf Farfûr, Veliyyüddîn Farfûr, Abdurrahmân Farfûr, Nasruddîn Farfûr ailenin ilimle meşgul olan diğer fertlerinden bazılarıdır. Hüsâmuddîn Farfûr şu anda el-Fethu'l-İslâmî Enstitüsü'nün ihtisas bölümü başkanı ve hocasıdır. Enstitüde İslâm Düşüncesi ve fıkıh dersleri okutmaktadır.


Enstitü 1956'dan günümüze dünyanın dörtbir yanından Şam'a gelen talebe-i ulûmun ehl-i sünnet anlayışı çerçevesinde yetişmelerine katkıda bulunan önemli bir eğitim kurumudur. Türkiye'den de talebelerin bulunduğu Enstitünün başkanlığını değerli âlim Şeyh Abdurrezzâk el-Halebî el-Hanefî yapmaktadır.


Hüsâmuddîn Farfûr hoca daha çok klasik literatür üzerine yaptığı tahkîk çalışmalarıyla bilinmektedir. Hoca’nın İbn Âbidîn'in haşiyesi ve İbn Asâkir'in “Mu‘cemu'ş-Şuarâ min Târîhi Medîneti Dimeşk” kitapları üzerine yaptığı tahkikler bu bağlamdaki çalışmalarının en meşhurlarındandır.


Hoca’ya “Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?” dediğimizde şunları söyledi:


“Ben Allah’ın muhtaç kulu Hüsâmuddîn. Allâme eş-Şeyh Muhammed Sâlih el-Farfûr’un oğluyum. Şamlıyım, Dimeşk'denim. Mezhep olarak Hanefî, meşrep olarak Kâdirî ve Hasenîyim. 800 senedir Şamlı olan bir aileye mensubum.”


“İslam” Tanımlamaları


Ömer Faruk Tokat: Hocam malumunuz İslam dünyasında son 250 yıllık süreç içinde ortaya çıkan farklı modern akımlar var. Kendisini karşısındakine ve konjonktüre göre tanımlayan yaklaşımlar konusunda, sözgelimi "Sosyalist İslam", "İslam’ın sol yorumu", "Laik İslam", "Demokrat İslam", "Light İslam" vb. tanımlamalarla ilgili siz ne düşünüyorsunuz?


Hüsâmuddîn Farfûr: İslam bu tür nitelemeleri kesinlikle kabul etmez. İslâm, İslâm’dır… O beşer düşüncesinin fevkinde olan bir dindir… Allah'ın dinidir. Bazı kesimlerin İslâm’ı nitelediği bu vasıflar beşerin ürettiği vasıflardır. Allah'ın dinini insan düşünceleriyle sınırlayamayız ve vasıflayamayız. Laik İslam, sosyalist İslâm, komünist İslâm, liberal İslâm ve demokrat İslâm gibi tanımlamalar yersiz ve saçmadır. Bizde böyle bir söylem, böyle bir tanımlama olamaz. İslâm, İslâm’dır. İnsanı, evreni ve hayatı yaratan Allah'ın indirdiği bir din olması hasebiyle bütün güzellikleri kuşatır. Bazı akademisyenlerin "O vakit Allah'tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış" âyeti kerimesinden demokrasi istihraç ettiğini görüyoruz. Onlar kendilerini, nasıl istiyorlarsa öyle tanımlayabilirler. Ama bu Allah'ın kelâmıdır ve demokrasinin üstündedir. İyi ve güzel adına demokraside var olan her şey İslâm’da zaten olduğuna göre bu tür tanımlamalara ve nitelemelere neden ihtiyaç duyulur? Üstelik İslâm demokraside var olan problemlerden de uzaktır. Sözgelimi demokraside insanların batıl üzerine, çirkinlik ve kötülük üzerinde birleşerek onu parlamentoda kanunlaştırmaları mümkündür.


İslâm'da şûrâ vardır. Ancak şûrânın şerî kâidelerin, Kitâb ve Sünnet’in üzerine kurulması gerekir. Yani hâdise şudur: siyâsî, idârî, muâmelâtla ilgili ve iktisadî konularda, meclislerde ictihad edebilirsiniz. Parlamentolarda kanunlar da yapabilirsiniz ancak bu yaptığınız ictihatlar, kanunlar ve düzenlemeler Kuran ve Sünnet'e uygun olmalıdır. Mutlaka Allah'ın şeriatından hareket etmek gerekmektedir.


Modernistlerin bir kısmı iyi ve saf insanlar olabilir ancak öyle anlaşılıyor ki, İslâm’a ilişkin bilgileri çok sathîdir.


Modernistler İslam’ı tanımıyor


Ömer Faruk Tokat: Nasr Hâmid Ebû Zeyd, Câbirî ve Muhammed Arkoun gibi isimler de böyle mi. Yani bu tür aykırı görüşleri dile getirenlerin hepsi iyi niyetli olabilir mi?


Hüsâmuddîn Farfûr: İçlerinde itikâdı/akidesi bozuk kimseler çoktur. Ama bazıları mümin ve muvahhid insanlardır. Bu insanların büyük çoğunluğu bu aykırı ve şaz çıkışları İslâm’a zarar vermek gâyesiyle yapmıyor. Ancak batılı bir eğitimden geçmişler. Batılı hocalar tarafından eğitilmişler. Batının yöntemleri izleyerek bu günlere gelmişler. Yani, tabiri caizse zehir damarlarındaki kana sirayet etmiş. Bundan dolayı, bu insanların yanılgılarını düzeltmek ve inhirafa düştükleri noktalarda kendilerini aydınlatmak üzere onlarla aramızda köprüler kurmalı ve İslam kardeşliği gereği onlarla bir araya gelmeliyiz. Belki akidelerini düzeltmelerine vesile oluruz. Onların İslam’a zarar vermeyen ve geleneğimizin kabul ettiği çalışmalarını kabul edebiliriz. İlmî ve kültürel birikimimiz, geleneğimiz hiç şüphesiz İslâm medeniyetini temsil eder. Bu geleneğin değerlendirilmesi ve gözden geçirilmesi ithal edilmiş batılı değerlere göre değil; Allah'ın şeriatı ve İslâm'ın temel esasları ışığında yapılmalıdır.


Modernist yaklaşımları benimseyen Müslüman akademisyenlerle diyaloğu koparmamalıyız. Böyle yaparsak bir takım neticelere ulaşabiliriz. Benim bu arkadaşlarla ilgili tecrübelerim var. Bir çoğuyla muhaverelerim oldu ve güzel neticelere ulaştık. Mesela Tayip Tezyînî geçmişte modernist bir kimseydi ve zihin dünyası itibariyle İslam’dan uzaktı. Ancak şimdi böyle değil; İslâmî duruş itibariyle çok daha sağlıklı bir noktada. Kendisiyle muhavere ve tartışmalarımız oldu. Değerli hocamız Saîd Ramazan el-Bûtî'nin Tezyînî ile olan muhavereleri meşhurdur. Bûtî ile olan muhavereleri ve tartışmaları sonucunda Tayyip Tezyînî, İslâmî ilimlere olan vukûfiyetinin zayıf olduğunu fark etti. Modernistlerle münazaralar tertipleyip onlara bir türlü İslami ilimlerdeki yetersizliklerini kabul ettirmeliyiz.


Modernist dediğimiz, bu tür yaklaşımları olan kimselerin büyük çoğunluğunun geleneğe ilişkin bilgileri sathîdir ve zayıftır. Onlar, geleneğin gücünün farkında değiller. Geleneğin gücünün farkında olsalar, o muhteşem ilmî geleneğe muttali olsalar bu tür değerlendirmeler yapmazlar. Öteden beri şunu yapıyorlar: Direk oryantalistlerin veya onların etkisinde olan kimselerin sözlerini alıyorlar ve bunların üzerine bir şeyler inşa etmeye çalışıyorlar. Batının değer ve değerlendirmelerin taşıyıcılığını veya taşeronluğunu yapıyorlar. Dolayısıyla bu insanları bir şekilde geleneğe vakıf kılmalıyız. İlmî ve kültürel mirasımızın kıymetini idrak etmelerini, fıkhı, usûl-i fıkhı okumalarını, büyük imamların ictihad ve yaklaşımlarını fark etmelerini sağlamalıyız. Gelenekteki derinliğe ulaştıklarında o zaman, şu an okudukları ve önemsedikleri bu oryantalist yaklaşımların tutarsızlığını görecek ve onları kendileri reddetmeye başlayacaktır.


Ömer Faruk Tokat: Modernistler içerisinde Batı emperyalizmi tarafından yönlendirilenlerin varlığından sözetmek mümkün mü?


Hüsâmuddîn Farfûr: Bazı kimseler böyle olabilir. Ancak biz kimseyi itham etmek istemeyiz. İnsanlarla ilgili hüsn-i zan sahibi olmalıyız ancak yanlış yaptıklarında ise müdahil olmalıyız.



Ömer Faruk Tokat: Hasan Türâbî'nin son görüşlerinden haberdarsınızdır. Türâbî'nin yaklaşımlarıyla ilgili neler söyleyeceksiniz?


Hüsâmuddîn Farfûr: Hasan Turâbî maalesef istikâmetten ayrıldı. Söyledikleri İslâm'a aykırı şeylerdir. Allah Teâlâ'dan Turâbî'yi istikâmet yoluna döndürmesini temennî ediyoruz. Açık ve inatçı bir şekilde Kitâp ve Sünnet'e aykırı davranmaktadır. Üstelik Turâbî fakih falan da değildir. Çalışma alanı İslâmî ilimlerle ilgili bir alan değildir. İşte Turâbî de geleneği bilmeyenlerden, ilmî ve kültürel mirasın gücüne vâkıf olmayanlardandır. Özellikle Mısır'da bu tür kimseler maalesef fazladır.

 
Fatih Kaya: Sosyal bilimleri okuyorlar ama nasslardan uzak kalıyorlar. Bu yüzden de istikametten ayrılıyorlar diyebilir miyiz?



Medeniyet İslam’dır


Hüsâmuddîn Farfûr: Aslında onlar, daha doğru bir ifadeyle nasslardan değil de İslâmî ilimlerden uzaklar. Kurân ve Sünnet’in nassları önlerinde durmaktadır. Ama büyük imamların fıkhından, fikrinden ve dehasından, ilimlerimizden, usûl-i fıkhımızdan, kavâid ilmimizden ve bunların ilminden mahrumlar. Bunları okumamışlar. Dolayısıyla bunlar "insan bilmediği şeyin düşmanıdır" sözünün de ifade ettiği üzere bilmedikleri, câhili oldukları geleneğe karşı çıkıyorlar. Bu ilimlerin kıymetini bilmiyorlar, çünkü okumamışlar. Dolayısıyla çözüm, bu akademisyenleri okutmakta, onları fıkha muttali kılmakta, fıkıhtaki, diğer ilimlerimizdeki ve geleneğimizdeki fikri, dehâyı ve medeniyeti onlara açıklamaktadır.


Sözgelimi bu gün bütün dünyada insan özgürlüğü yükselen bir değer olarak gündemdeki yerini muhafaza etmektedir. Amerika’da ve Batı’da herkes insan hakları ve özgürlük meselesini tartışmaktadır. Dikkatimizi geleneğimiz üzerinde yoğunlaştırırsak görürüz ki bizim bu mütegallibeden alacağımız hiçbir şey yoktur. Şunu görürüz: İmâm Ebû Hanife 1250, 1280 sen...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.034


View Profile
Re: Prof.Dr Husameddin Farfur: Modernistler Islami ilimlere Yabanci..
« Posted on: 22 Mart 2019, 21:06:34 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Prof.Dr Husameddin Farfur: Modernistler Islami ilimlere Yabanci.. rüya tabiri,Prof.Dr Husameddin Farfur: Modernistler Islami ilimlere Yabanci.. mekke canlı, Prof.Dr Husameddin Farfur: Modernistler Islami ilimlere Yabanci.. kabe canlı yayın, Prof.Dr Husameddin Farfur: Modernistler Islami ilimlere Yabanci.. Üç boyutlu kuran oku Prof.Dr Husameddin Farfur: Modernistler Islami ilimlere Yabanci.. kuran ı kerim, Prof.Dr Husameddin Farfur: Modernistler Islami ilimlere Yabanci.. peygamber kıssaları,Prof.Dr Husameddin Farfur: Modernistler Islami ilimlere Yabanci.. ilitam ders soruları, Prof.Dr Husameddin Farfur: Modernistler Islami ilimlere Yabanci..önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &