ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Edebiyat Eserleri > Makale Dünyası > Nasıl sevindim bilemezsiniz
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Nasıl sevindim bilemezsiniz  (Okunma Sayısı 455 defa)
01 Eylül 2010, 18:25:57
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 01 Eylül 2010, 18:25:57 »



Nasıl sevindim, bilemezsiniz

 Rabbim lutfetti, geçen yılın Ramazan’ında hayatımda ilk kez ‘anavatanımızı’ ziyaret ettim.

Anavatanımızı; atamız Âdem ile Havva’nın cennetten yeryüzüne indirildikten sonra tekrar buluştukları diyarı.

Anavatanımızı; yeryüzünde Allah için inşa edilmiş ilk binanın bulunduğu diyarı.

Anavatanımızı; Kur’ân’ın ilk emrinin nazil olduğu, sonraki bütün âyetlerin de nazil olduğu diyarı.

Anavatanımızı; Efendimiz aleyhissalâtu vesselamın hepsi de ‘mü’minlerin annesi’ olan zevcelerinin yaşadığı diyarı.

Anavatanımıza doğru yola koyulurken, vize ve pasaport işlemlerinden geçmek yüreğimi acıtmadı değil. (Hele ki, çok değil bir ay sonra Almanya’ya yolum düştüğünde, Fransa, Belçika, Hollanda, Avusturya derken sair Avrupa Birliği ülkeleri ile bu ülke arasında ‘sınır kapısı’ diye birşeyin, dolayısıyla pasaport ve vize kontrolü diye birşeyin de artık mevcut olmadığını bizatihî gördüğümde acıma acı katlanacaktı.) Yine de, yüreğimdeki acıyı bastıran bir sevinç vardı; ‘anavatanımıza’ gidiyor olmanın sevinci.

Uçakta, aynı yolun yolcusu birkaç mü’minden “İlk defa mı yurtdışına çıkıyorsun?” sorusunu duyduğumda hem hüzünlendim, hem de ‘ulus-devlet’ ideolojisinin sabah-akşam zihinlere zerkedile edile yerleştirdiği ‘yurt’ kavramını gözden geçirmelerine sebebiyet verecek bir sohbet bu soruyla başladığı için sevindim. Mutad bir cevabım vardı bu soruya karşı: “Hayır, daha önce yurtdışına çıkmıştım; ama şimdi yurtdışına çıkıyor değilim. Bilakis, anayurdumuza gidiyorum; Havva annemizin, mü’minlerin annesi Peygamber hanımlarının yaşadığı diyara.”

İki ay sonra Kosova ve Makedonya’ya doğru bir yolculuk nasip olduğunda, uçakta yine aynı muhabbeti tekrar etmiştim. Yine ‘ilk defa mı yurtdışı’ sorusu, buna karşılık benzer bir cevap; “Daha önce yurtdışına çıkmıştım; ama şimdi bir yurtiçi seyahat yapıyorum. Dârü’l-İslâm’ın bir parçasından hâlâ İslâm’ın mührünü taşıyan bir diğer parçasına... Bir mü’min olarak, benim Mağrib’den, Atlas Okyanusu kıyılarından başlayıp Büyük Okyanus kıyılarına, Endonezya ve Malezya’ya kadar uzanan bir yurdum var.”

Hakikat-ı hal bu iken, ulus-devlet ideolojisinin bir sahte sınırın iki tarafındaki mü’minleri birbirine düşman gibi göstermesi, dahası nice nice mü’minlerin bu milliyetçi zokayı yutup ‘dört tarafı düşmanla sarılı’ edebiyatına sarılmaları; hele ki, sınırın her iki tarafında aynı anda ezan okunan iki tarafında birbirine karşı tel örgüler ve mayınlar döşenmesi ve birbirine karşı tetikte ve teyakkuzda askerlerin sınırı beklemesi, oldum olası bir hicran konusu olmuştur benim için.

Dârü’l-İslâm’ın geçmişte de farklı farklı devletlere bölünmüş olmakla birlikte zihinlerde ve kalblerde bir bütünlüğün var olmasına; bu minvalde, meselâ Endülüs’te doğmuş İbn Arabî’nin aynı zamanda Anadolu’yu, aynı zamanda Arabistan’ı, aynı zamanda Suriye’yi ve Şam’ı diyar edinebilmesine karşılık, bugün bölünmenin ‘siyasî alan’ı geçip zihinlere ve kalblere sirayet etmişliği, günde beş vakit namazın her vaktinde “İyyâke na’büdü ve iyyâke nestaîn” deyip ‘biz’im kim olduğumuzun dersini çoktan almış olması gereken mü’minlerin bu derin ve büyük uhuvvet sırrından gaflete düşmeleri, gerçekten, bir büyük hicranın sebebi olmaz da neyin sebebi olur?

O yüzden, bir yıl önce, miladî olarak belki tam da bu gün Mekke’den Medine’ye doğru yol alırken bize rehberlik eden sevgili Ramazan ağabeyimizin ettiği upuzun duadaki o cümleleri asla unutamam. Asla ‘ısmarlanmış’ surette değil, tamamen yüreğinden kopup gelmiş bir halde, “Mü’min beldeleri arasındaki sınırları kaldır yâ Rabbi!” diye dua etmişti rehberimiz. Yüreğimin ta orta yerine dokunan, yürekten amin dediğim bir duaydı bu.

Durum buyken, Türkiye ile Suriye arasında ‘sınırlar’ın değilse bile birbirine seyahat için ‘vize şartının’ karşılıklı olarak kaldırıldığı haberine nasıl sevindim, bilemezsiniz.

Biliyorum; bir çiçekle bahar olmaz.

Ama o bir çiçeğin baharın habercisi olduğunu da biliyorum.

Dileriz Rabb-ı Rahîm mü’minlerin birbirine karşı zihinlerindeki ve kalblerindeki ‘sınır’ları kaldırdığı gibi, bu sınırların belki sebebi, belki de sonucu olan fiilî sınırları da kaldırsın aramızdan.

Asıl o gün gerçekleştiğinde, bayramımız tam anlamıyla bayram olacak.

METİN KARABAŞOĞLU

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Nasıl sevindim bilemezsiniz
« Posted on: 28 Mayıs 2020, 00:45:09 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Nasıl sevindim bilemezsiniz rüya tabiri,Nasıl sevindim bilemezsiniz mekke canlı, Nasıl sevindim bilemezsiniz kabe canlı yayın, Nasıl sevindim bilemezsiniz Üç boyutlu kuran oku Nasıl sevindim bilemezsiniz kuran ı kerim, Nasıl sevindim bilemezsiniz peygamber kıssaları,Nasıl sevindim bilemezsiniz ilitam ders soruları, Nasıl sevindim bilemezsinizönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &