ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Edebiyat Eserleri > Makale Dünyası > İstişarei âmme ve hâssa
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İstişarei âmme ve hâssa  (Okunma Sayısı 643 defa)
10 Kasım 2011, 07:34:56
Sefil
Yeni Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 28.807


« : 10 Kasım 2011, 07:34:56 »



   

Ahmet Kurucan

   
İstişare-i âmme ve hâssa

Arapça ama eski Türkçemizde de aynı şekliyle kullanıldığı için istişare-i âmme ve hâssa yazdım. Yoksa bunun bugünkü dilde karşılığı özel ve genel danışma. Tabii sözlük manası itibarıyla. Eğer bu kavramı siyaset veya hukuk alanında kullanacak olursanız, başka tarifler vermek lazım.

Hz. Ömer'in bir uygulamasından hareketle bir mevzuya temas edeceğim bu yazıda. Hz. Ömer Irak topraklarını fethettiği zaman, o toprakların tasarrufu konusunda tereddüt yaşamış. Ona bu tereddüdü yaşatan Efendimiz'in hayatında örneği olmayışı değil; aksine o örneğin doğuracağı muhtemel sıkıntılar. Örnek, ganimet olarak kabul edilen o toprakların savaşa katılan kişilere dağıtılması üzerine kurulu. Hz. Ömer bunu geniş ve verimli Irak topraklarına uyguladığı takdirde zenginliğin toplum içinde bir zümreye has kalacağını düşünüyor. Bu ise zenginliği o zümre içinde elden ele dolaşan bir meta haline getirecek ve ihtimal ayet ve hadislerin öngördüğü sosyo-ekonomik adaletin hâkim olduğu toplum yapısı bozulacak.

İkilem içinde kalan Hz. Ömer ne yapmış? Soru bu. Cevap; başlıkta ifade ettiğimiz istişare-i âmme'de bulunmuş. Yani sahabenin ileri gelenlerini bir araya getirmiş, çok geniş çaplı bir istişare yapmış. Bu kadar insanla istişare mi olur diyeceğimiz ölçüde kalabalık olan bu heyet, tam üç gün kendi aralarında tartışmışlar ve neticede elde edilen toprakların ganimet değil, fey statüsünde olduğuna, dolayısıyla gazilere mülk olarak verilmeyip mülkiyetin devlete ait olduğuna hükmetmişler. Devlet de toprakların değerlendirilmesi ekseninde gördüğü/göreceği maslahat üzerine icraatta bulunmuş.

Mevzum Irak arazisi değil; aksine bu örnekten hareketle Hz. Ömer'in istişare uygulamasına dikkat çekmek. Hz. Ömer karar verilmesi gereken her türlü işte, işin çapına göre dar veya geniş çaplı kadrolarla istişare eder. Eder; çünkü İslam'ın âmir bir hükmüdür bu. Hem de Efendimiz'e (sas) bizzat Allah'ın bir emridir. "Ve şevirhum fi'l-emr: işlerinden onlara danış" ve "emruhum şûra beynehum; onların işleri kendi aralarında istişare iledir" ayetleri ile istişareyi hem emr etmekte hem de olanı takdir veya olması gereken noktaya yönlendirmektedir. Hz. Ömer'in bu istişare hassasiyetine ait öyle rivayetler var ki kitaplarımızda okuyunca şaşırıp kalıyorsunuz. Bir tanesini paylaştım sizlerle; birini daha söyleyeyim; diyorlar ki bazen mescid istişare için gelen insanları almıyordu ve mescidin dışına genelde cuma namazlarının kılındığı geniş alanda yapıyorlardı.

"Nereden çıktı bu zaten bilinen mesele", belki "bilgi dağarcığımıza hiçbir şey katmadı şu ana kadar okuduğumuz satırlar" diyeceksiniz. Haklı olabilirsiniz. Ama sorularınızın şekillendirdiği bu köşede istişare-i âmme sorusuna cevap vermek zorundaydım. Anlatılanlardan anladığım ortada bilinenin uygulanmadığı noktasında problemin varlığını gösteriyor çünkü.

Şu hatırlatmalarla bitireyim; ilim başka şeydir, irfan başka. Malumat başkadır, marifet başka. Alim başkadır, ârif başka. Anlaşılan o ki ortada bir ilim var, malumat var; var ama ilmini irfanla, marifetle bütünleştirmiş ne bir alim var ne de arif. Halbuki ilim irfana, malumat marifete ve âlim ârife dönüşmedikten sonra neye yarar ki? Yunus Emre ne güzel der; "ilim ilim bilmektir; ilim kendin bilmektir; sen kendini bilmezsin, ya nice okumaktır." Hz. Ebu Bekir gibi konuşup Ebu Cehil gibi davranmanın âlemi yok. İzahı da yok. Hesabı da çok. Bugün olmazsa yarın. Dünyada olmazsa ukbada.

Bir hatırlatma: Kur'an Cuma Sûresi 5. ayette der ki: "Tevrat'ın mesajını ulaştırma ve onu uygulama yükümlülüğünü kabul ettikleri halde, sonra bu yükümlülüğü yerine getirmeyenler, tıpkı ciltlerle kitap taşıyan merkebe benzer. Allah'ın ayetlerini yalan sayan kimselerin düştükleri durum ne feci! Allah böyle zalim güruhu hidayet etmez, emellerine ulaştırmaz." Allah bizi böylelerine benzetmesin. Amin.

Herhalde burada kesmek gerek. Zira bundan öte söylenecek her söz israf-ı kelam, her bir saniye ve salise israf-ı zaman'dır.


[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: İstişarei âmme ve hâssa
« Posted on: 25 Mayıs 2020, 07:44:58 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İstişarei âmme ve hâssa rüya tabiri,İstişarei âmme ve hâssa mekke canlı, İstişarei âmme ve hâssa kabe canlı yayın, İstişarei âmme ve hâssa Üç boyutlu kuran oku İstişarei âmme ve hâssa kuran ı kerim, İstişarei âmme ve hâssa peygamber kıssaları,İstişarei âmme ve hâssa ilitam ders soruları, İstişarei âmme ve hâssaönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &