ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Edebiyat Eserleri > Makale Dünyası > İstanbul u yeniden fethe var mısın ?
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İstanbul u yeniden fethe var mısın ?  (Okunma Sayısı 1152 defa)
04 Kasım 2010, 14:25:41
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 04 Kasım 2010, 14:25:41 »



İSTANBUL'U YENIDEN FETHE VAR MISIN?


Ne dersiniz sizlerle bir hayal kuralım mı? Sultan Fatih’in Türbesine ziyarete gidiyorsunuz ve türbeden onunla birlikte çıkıyorsunuz! Hayal bu ya! Sonra da İstanbul’da birlikte dolaşmaya başlıyorsunuz… Tabii önce tebdil-i kıyafet şart! Görenler ne der sonra!
Onu en çok nereye götürmek isterdiniz?
Süleymâniye’den, Sultanahmet’ten gurur duyacağı muhakkak! Fakat kesin olan bir şey daha var; göreceği bazı şeyleri hiçbir şekilde izah edemezsiniz.
Laleli’de gözlerine inanabilir mi Sultan? Taksim’de duyduklarını anlayabilir mi? Ezansız semtlerde hâli nic’olur? Dili, gönlünde kopan fırtınalara tercüman olamaz, say ki Sultanın nutku tutulur. Epey sonra Sultan’ın dili çözülünce belki şunu der:
“Ne yapıp edip bu şehri, bu ülkeyi yeniden fethetmeli!”
Bu konuda kendisine nasıl bir yol tavsiye ederdiniz? “Sultanlık kalktı, artık memlekette demokrasi var Hünkârım!” deyip siyasete girmesini mi teklif edersiniz?
Tamam; ama önce onun imajını biraz düzeltelim! Ye kürküm ye devrinde isimden önce cisme bakıldığı için üstüne başına bir çeki düzen verelim! (Yazılarımızda sanal reklam uygulanmasına karar verdik.) Bir Kiğılı mağazasına gidip Sultan Fatih’e güzel bir takım elbise alalım.
İlk durağımız X partisi, Sultanın teklifine cevabı aşağı yukarı şöyle olurdu:
“Sayın Fatih Sultan Mehmed Hân! Partimize katılma talebinizden onur duysak da… Zât-ı şâhânenizin “İmtisal-i câhidû fi’llah olupdur niyyetüm.” gazeli ve emsali şiirsel beyanatlarınız, fazlasıyla radikal söylemler içermektedir. Biz merkez sağ partisiyiz. Şiirden fazlasıyla ağzımız yanmış olması hasebiyle…”
Madem onlar kabul etmiyor “Sultan bu gün gelse bizden olurdu!” diyen Y partisine gideriz o zaman biz de! Y Partisi’nin açıklaması da sakın şöyle olmasın!:
“Sultan Fatih Hazretleri gelse! derken, farz-ı muhal, gelmez ya! Olacak iş değil; ama hani gelmiş olsa! falan diye düşünmüştük! Hayret vallahi oldu! Biz kabul etmek isterdik; ama yine kapatmasınlar bizi be Sultanım!”
Anlaşılan bize erkek bir parti gerek ürkek değil! O zaman Z Partisi’ne gidelim! Burada bizi karşılayan parti yetkilisi Mehmet Karamanoğlu Bey, Sultanın sakalını bıyığını problem etmez mi ya! “Nedir benim bu Karamanoğlu’ndan çektiğim bre!” diyen Sultan sakaldan bıyıktan vazgeçmez!
Bir başka parti de bin bir hevesle Sultan’a rozet takmaya kalkar. Fakat parti içince faal bir pozisyon vermeyince biz o rozeti, karşımıza çıkan ilk umumi tuvalette klozete atarız…
Belki de Sultan’a iş bulmak lazım! “Sultanım! Ne dersiniz, Rumeli Hisarı’nı çay bahçesine çevirip işletelim mi?” Sultan gazetedeki bir habere takılmıştır. Sayfayı çevirip sizden izahat istiyor: “Bu İmparator Terim denen adam, hangi devletin kralıdır?”
Aha da bulduk! “Biz baştan beri yanlış yapmışız! Boş verelim siyaseti Sultanım! Siz seçimde oy dahi kullanamazsınız. Devletlüm esas iş Futbol da!”
200 kale fethetmiş bir Sultandan daha iyi teknik direktör mü bulunur! Sultanı Milli takımın başına geçirelim. Ama önce, futbol denen devletlerarası modern savaş hakkında kısa bir bilgi verelim. Bir de daha iyi anlasın diye, en derbisinden bir maça götürelim.
Fenerbahçe-Galatasaray maçına götürmeyelim ama! Sultan, Cimbomluların ezik hâlini görürse… Bir de futbolun ne menem bir delilik olduğunu ayne’l-yakîn müşahede ederse, kabak bizim başımıza patlar kesin: “Bre yazık değil mi şu sarılı kırmızılı insancıklara! Böyle bir rezaletin başına beni geçirmek isterken sen Allah’tan korkmadın mı?” demez mi sonra?
O zaman sultan bulsun ne yapacağını!
İşte Sultanın teklifi: “Ben Fatih bir kumandanım! Memlekete askerî cihetten hizmet edemez miyim?”
“İyi de Sultanım siz askerliğinizi yapmadınız ki!” diyebilir misiniz? Onun kafasındakiyle bu gün ki arasındaki farkı nasıl anlatırdınız?
“Benim dediğim mecburen, sıka sıka yapılan bir şey! Üniversite diplomanız olmayınca kısa dönem olarak da yapamazsınız. O zaman da yemin ederim ki askerlikten soğursunuz! Meslek olarak seçseniz bile, subay veya astsubay olamayacağınıza göre uzman çavuş olabilirseniz ne âlâ!”
Peki, bir zamanlar, ilâ-yı kelimetullah için diyardan diyara sefere çıkan Türk Ordusu’ndan, namaz kıldığı için atılma riski olduğunu nasıl söylerdiniz?
Bence Sultan’ın yabancı dil bilgisini kullanmak en akıllıcası! Keşke Sırpça yerine İngilizce öğrenseydi; ama neyse! Farsça, Arapça ve Latincesi de günümüzde işe yarar!
İşte Sultanın Arapçadan yaptığı ilk tercüme: “Ben ki Sultanoğlu, Sultan Mehemmed Hân’ım, Hâlid’den olma Esmâ’dan doğma nisâ-yı Müslimînden Fâtıma Hatun’un bizzat şahsımdan taleb ü ricası üzre, iş bu evrâkı tercüme eyleyip buyurdum ki!............. Yeri göğü yaratan perverdigâr hakkıyçün ve Mushaf-ı şerîf hakkıyçün ve Peygamber-i Zî-şân Efendimiz hakkıyçün, şu yazılanlara hiçbir fert muhâlefet etmeye!”
“Oooohhh! Evrakın başına da çektiniz tuğrayı! Bu tercümeyi anlasa anlasa İskender Pala anlar Devletlu Hâkânım!”
Sultan, şirketlere danışmanlık da yapsa güzel olmaz mı? İşte en baba seminerler: “Rakip Şirketi Fethetmenin 20 Altın Kuralı” “Zoru Başarmak; Gemiler Karadan da Yürür” “Çağ Açıp Kapayan İdarecilik Yöntemleri” “İçten Sultanlık” “İnsanların Gönüllerini Fethetmenin 40 Yolu”
Aman Allah muhafaza! Ya Sultan seminer de gördüğü üniversiteli bir kıza gönlünü kaptırırsa. Bu modern çağda âşık olursa! Eyvah ki eyvah! Ya sevdiği kızın üniversitede başını açmak zorunda kaldığını görürse! Başörtüsü yasağını Sultan’a nasıl anlatacaksın!
 “Çeşme başındaki Sırp kızlarına bile bu zulmü reva görmedik bree! Hak katında mes’ûl olmamak içün bu üniversiteyi almaktan başka çare yok!” derse Sultan, ona ne diyeceksin?
“Sultanım! Üniversiteyi almanın yolu, imtihanla oraya girmekten geçer!”
Oldu mu? Şimdi bu söz, Sultan Fatih’e denir mi? Aha da kesdi raconu:
“Ya bu Üniversite beni alır! Ya da ben kızımı buradan alırım!”
Edirne Saray Mektebi’nde devrinin en iyi eğitimini almış, iyi hoş da! Elinde bir tane bile diploma olmayınca ÖSS’ye giremez ki? Zaten imtihan sistemini biraz anlatsanız, bu ÖSS’nin, dünya tarihindeki sayılı saçmalıklarından biri olduğunu anlar: “Üç saatlik bir imtihan içün bu kadar bilgi ezberlemektense, hafızlık yapmak yeğdür!” deyûben Üniversiteden vazgeçer.
“Kızın evini bulup ailesinden isteyelim bari!” derse ne yapacaksın? 
“Sultanım evlilik işleri de biraz değişti! Kızı artık kendisinden istiyorsunuz, ailesinden değil!” demeye dilin varır mı? Desen de, o kabul eder mi?
Hadi evi bulduk. Sultan Fatih ile birlikte, kız tarafının siper aldığı koltukların karşısındaki kanepede mevzi aldık. “Allah’ın emri Peygamber’in kavliyle teslim oluuunn!”
İyi de Sultan ne bilsin, bu devirde kız alması Bizans’ı almaktan zorcadır.
Kabir sorgusu başlar: “Adın nedir delikanlı?”
“Mehmet!”
“Hangi Mehmet? Bir sürü Mehmet var!”
“Hangisi olacak? II. Mehmet! Çelebi dedem hariç diğerleri benden sonra gelir!”
Hadi “Mehmet Fatih Muratoğlu” diyerek durumu kurtardınız?
“De bakalım sen ne iş yaparsın?”
“Diyardan diyara sefer eder, küffâr elinde kalmış ol fukaralara adalet tevzi eylemek içün…”
“Anladım! Sen Fetullahçısın! Sana kızı versek, hizmet diye ülke ülke dolaştırırsın peşinde! Bu iş olmaz delikanlı!”
Gel de çık şimdi işin içinden! “Şâkirt değiliz!” de, o zaman da “tarikatçı” olursun!
Üniversite diploması soracaklar! “Askerliğini yaptın mı?” diyecekler daha. Yaptırdığı sarayda gönlünce oturmamış adama, “Evin barkın var mı!” diyecekler…
Uğrunda yüzlerce askerin canını verdiği Sultan’a bir baba kızını veremeyecek.
Bir de kızının fikrini soracaklar hâliyle. Keşke sormasalar. Kızın dilinden dökülen zehir zemberek sözlerle Sultan Fatih’i bir kere daha zehirlemeseler keşke:
“Ben bir kerecik gördüğüm adamla mı evleniceeem? Allah aşkına, hangi devirde yaşıyoruz baba yaa! Hem şu an için evlenmeyi düşünmüyorum beeen! Okulumu bitirip kariyer yapıcaaam. O sakal bıyık ne öyle, beş asır öncesinin modası yaaa! Burnu da küt, bu adam benim tipim değil hıh!”
Sultan’ın biraz kendisine gelmesi lazım. Salacak Sahili’nde oturup Kız Kulesi’ni seyredelim onunla birlikte. Biz zamanlar atını denize sürdüğü yerde, şimdi şu manzumeyi yazsın, bu platonik sevdandan geriye hatıra kalsın:
Sevdin ol dilberi söz eslemedin vay gönül
Eyledin kend-özüni âleme rüsvây gönül
…………………………………………
Gönül ey vây gönül vay gönül ey vây gönül
Sonra sahildeki bir çingeneden gül alıp koklasın. Bakın adamın birisi onun fotoğrafını çekiyor. Uzunca saçlı, meymenetsiz bir adam, ağzında piposuyla garip garip süzüp diyor ki ona: “Sultan Fatih’e bu kadar benzeyen birini hiç görmemiştim!”
Garip bir soru sorar ardında: “At binmeyi bilir misiniz?”
Sultanın yerine cevap veriyorum: “Bu yüzyılda ondan iyisini bulamazsın!”
Şimdi sıkı durun! Bu acayip adam son bir soru daha soracak. Topkapı surlarını gösterip eliyle, Haliç’e doğru bir yay çizerek der ki: “İstanbul’u tekrar fethetmeyi düşünür müsünüz?”
“Nasıl olacak bu iş usta?” bile demeden kabul ederiz hemen. Zaten bildiğimiz bir iştir. Sadece bu sefer ki biraz farklıdır.
“Kültür Bakanlığı ile TRT ortak bir projeyle İstanbul’un Fethi’ni beyaz perdeye aktarmak istemiştir. Senaryo, oyuncular, bütçe her şey hazırdır. Fakat Fatih rolünü oynayan artist attan düşüp durduğu için, Fatih’e benzeyen iyi bir dublör aranmaktadır.”
Film gişe rekorları kırar. Sinemaseverlerin ortak yorumu:
“Fatih rolündeki artist, özellikle savaş sahnelerini çok hoş oynamış. Sanki gerçekten İstanbul’u alıyormuş gibi oynuyordu! Süper olmuş yaa!”



ALINTI
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: İstanbul u yeniden fethe var mısın ?
« Posted on: 23 Ağustos 2019, 09:32:39 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İstanbul u yeniden fethe var mısın ? rüya tabiri,İstanbul u yeniden fethe var mısın ? mekke canlı, İstanbul u yeniden fethe var mısın ? kabe canlı yayın, İstanbul u yeniden fethe var mısın ? Üç boyutlu kuran oku İstanbul u yeniden fethe var mısın ? kuran ı kerim, İstanbul u yeniden fethe var mısın ? peygamber kıssaları,İstanbul u yeniden fethe var mısın ? ilitam ders soruları, İstanbul u yeniden fethe var mısın ?önlisans arapça,
Logged
12 Mart 2014, 18:17:13
✿ Yağmur ✿

Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6.684


Site
« Yanıtla #1 : 12 Mart 2014, 18:17:13 »

“Fatih rolündeki artist, özellikle savaş sahnelerini çok hoş oynamış. Sanki gerçekten İstanbul’u alıyormuş gibi oynuyordu! Süper olmuş yaa!”
Hikaye de öyle 'Çok süper olmuş ya!!!

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

01 Nisan 2014, 20:53:31
Kader 7/C

Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1.088



« Yanıtla #2 : 01 Nisan 2014, 20:53:31 »

Süper olmuş gerçekten...
Allah razı olsun sizlerden;
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Dünya güzel olsaydı,doğarken ağlamazdık...

Yaşarken temiz olsaydık,ölünce yıkanmazdık.
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &