ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Edebiyat Eserleri > Makale Dünyası > İslam Hukukunda Narh
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İslam Hukukunda Narh  (Okunma Sayısı 617 defa)
06 Eylül 2010, 15:58:06
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 06 Eylül 2010, 15:58:06 »



İSLAM HUKUKUNDA NARH

Prof. Dr. Davut Aydüz



İnsan fıtraten bir malı normal fiyatından daha pahalı olarak almak istemediği gibi, normal fiyatından daha düşük olarak da satmak istemez. Fiyatlar, fertlerin olduğu kadar devletin de her zaman dikkat ve ilgisini çekmiştir. Fertlerin ilgisini geçim kaygısına ve alışılan hayat seviyesini sürdürme imkânına bağlamak mümkündür. Devletin ilgisi ise, hem bir fert gibi müşteri durumunda olmasında, hem de sosyal gerginliği hafifletmek ve devlet gemisini dalgalı bir deniz üzerinde bulundurmaktan sakınarak sâkin bir denizde emniyetle yürütmek endişesinde aranabilir.
Narh Nedir? "Bir mal veya hizmet için, ilgili resmî makamların tesbit ettiği fiyatdır" (1).
İnsanlar hayatlarını devam ettirmek için fıtrî bir zaruret olarak aralarında işbölümü vardır. Bu iş bölümü zaman ve mekânla mukayyed değildir. İş bölümüne dahil hususlardan birisi de, satmak ve satın almaktır. Bu, bir mal olabilir, bir hizmet karşılığı para almak da olabilir.
İnsan fıtraten bir malı normal fiyatından daha pahalı olarak almak istemediği gibi, normal fiyatından daha düşük olarak da satmak istemez.
Fiyatlar, fertlerin olduğu kadar devletin de her zaman dikkat ve ilgisini çekmiştir. Fertlerin ilgisini geçim kaygusuna ve alışılan hayat seviyesini sürdürme imkânına bağlamak mümkündür. Devletin ilgisi ise, hem bir fert gibi müşteri durumunda olmasında, hem de sosyal gerginliği hafifletmek ve devlet gemisini dalgalı bir deniz üzerinde bulundurmaktan sakınarak sâkin bir denizde emniyetle yürütmek endişesinde aranabilir.
Narh politikası yolu ile fiyatları tabiî mecralardan farklı bir istikâmet tayin edip-etmemek mes'elesinde fikirlerin bidâyetten beri iki zıt gruba ayrıldıkları göze çarpmaktadır; bir yanda piyasaya müdâhele etmeyerek herşeyi tabiî cereyanına bırakmak isteyen mutlak serbesti taraftarları, diğer yanda herşeye el koymak, tanzim etmek lüzumunu ileri süren müdahaleciler. Bu iki zümre arasındaki anlaşmazlık hemen bütün ortaçağ boyunca devam edip gitmiştir.
İktisat ve husûsiyle fiyat politikasına ait olan bu mes'elelerin yalnız tatbikata münhasır gündelik, amelî dâvâlardan ibaret kaldıkları zannedilmemelidir. Bu mes'ele etrafındaki münakaşalar fikir ve doktrin dünyasında da devamlı akisler bırakmışlardı. Filhakika, narh, âdil fiyat gibi fikirler ilk ve ortaçağlardan beri büyük hukuk ve ahlâk sistemlerinin çetin mücâdelelerle üzerinde durdukları bahislerin biri ve belki de ilki olmuştur denilebilir (2).
İslâm hukukunda, fiyatların ehemmiyetli bir değişme kaydetmediği normal zamanlarda serbesti esası muhâfaza edilmektedir. Fakat bu normal değişmeler üzerinde aşın yükselişlerin vukua geldiği zamanlarda ise -istisnaî olarak- müdahale prensibine geçilir. Bu mes'elede, İslâm hukuku âlimleri arasında birbirine zıt iki ana görüş vardır. Bazılarına göre İslâm hukukunda narh koymak haram, bazılarına göre ise vâciptir. Bu iki ana görüşün dışındaki bazılarına göre ise, iki görüşün ortasını alarak fiyatlar yükseldiği zaman câizdir.

OSMANLILARDA NARH:
Osmanlılar da dahil olmak üzere, bütün ortaçağ boyunca şark ve garb milletleri iktisadî nizâma hâkim olan zaruretler dolayısıyla, fiyatların başı-boş bir şekilde artmasına bîgâne kakmıyorlardı. Bu da onları narh sistemini tatbîk etmeye zorluyordu. Çünkü günümüzde olduğu gibi Osmanlılar döneminde de, piyasadaki fiyat artışları devleti ve halkı ilgilendiren hâdiselerin başında geliyordu. Bu yüzden, XIX. asrın ikinci yansına kadar bu devlette, her türlü eşyâ ile yiyecek maddelerinin ve hizmetlerin fiyatları, en büyük resmî makamlar tarafından tanzim ve murakabe edilmekteydi (3).
Narh işi Osmanlı Hükümetini esaslı surette meşgul etmiştir. Belediyeye taalluk eden diğer işler gibi narh mes'elesini de, lâyık olduğu ehemmiyetle tetkik etmiş olan Osman Ergin'in dediği gibi: " Padişahların en büyük icraat ve muvaffakiyetleri arasında, fiyatların tenziliyle halkın duâsını almayı düşünmüşler, sadrazamlar da mevkilerini muhafaza edebilmek için bunu bir silah olarak kullanmışlardır" (4).
Osmanlılarda narh müessesesine çok önem verilmiş, narhın kontrolü sadrazamın vazifelerinden sayılmış, prensip olarak narhın karşısında olanlar ise tenkid edilmiştir. Bu sebebledir ki, müessese XIX. asrın ortalarına kadar mevcudiyetini korumuştur.

İSLÂM HUKUKUNDA NARH:
İslâm hukukunda -daha önce de söylediğimiz gibi- narh hususunda iki ana görüş vardır. Biz bu yazımızda, her iki görüşün delillerini icmâlen araştırarak, bu görüşlerin münâkaşasını yapıp böylece İslâm hukukunda narh koyma konusundaki sahih olan görüşü ortaya koymaya çalışacağız.
Narhı Caiz Görmeyenlerin Delilleri:
1) Enes b. Mâlik (r.)'ten rivayet edilmiştir. Rasûlüllah (sav) zamanında Medine'de fiyatlar pahalandı. Bunun üzerine halk:
-Ya Rasulallah, fiyatlar pahalandı, bize narh koysan, dediler. Rasûlullah (sav) da:
-Hiç şüphe yok ki, fiyat tayin eden, (az vererek) kısan, (çok vererek) yayan, rızıklandıran ancak Allah'tır. Ben, can ve mal hususunda bir zulümden, dolayı sizden hiçbiriniz beni arayıp sormaz bir halde, Allah'a kavuşmamı pek arzu ederim." buyurdular (5).
2) Ebû Hüreyre'den rivayet edilmiştir: Bir adam geldi ve:
-Ey Allah'ın Rasûlü bize narh koy, dedi.
Efendimiz (sav):
-Belki Allah'a dua ederim, buyurdu (6). Sonra başka bir adam geldi ve:
-Ya Rasûlallah narh koy, dedi. Peygamberimiz (sav) ona da şu cevabı verdi:
-Fiyatları ucuzlatan ve pahalandıran Allah'tır. Ben, yanımda hiç kimsenin zulmü olmaksızın Allah'a kavuşmamı pek arzu ederim." (7).
3) Hz. Ömer (r) da narh aleyhinde bulunmuştur. İmam-ı Şâfiî'nin "el-Ümm" isimli kitabında deniliyorki: "Birgün Hz. Ömer (r.) "Sûku'l-Musallâ" ismindeki çarşıdan geçerken Medyen ahalisinden Hâtıb namında birisinin elinde iki çuval içinde kuru üzüm görür ve fiyatını sorar. Satıcı iki müddünün bir dirhem olduğunu söyler söylemez Hz. Ömer (r): Yahu tâ Taiften kuru üzüm getiren deveciler bile senin piyasam nazar-ı itibara mı alacaklar? Bu olmaz. Ya Taifin piyasasına göre piyasanı düzelt veyahut üzümü evine götür. Orada istediğin fiyata sat dedi. Fakat Hz. Ömer bilâhare bu mes'eleyi vicdanen düşündüğünde hata ettiğini anlayarak hemen Hâtıb'in evine giderek: "Sana söylediğim söz ne bir maksat tahtında ve ne de kat'î hükümdür. Yalnız belde halkı lehine düşündüğüm bir fikre müsteniddir. Binaenaleyh nerede ister isen ve nasıl arzu edersen Öyle sat" diye izin verdi.
İmam-ı Şafiî bu hâdiseyi zikrettikten sonra: "İnsanlar kendi mallarını istedikleri gibi kullanabilirler. Kendilerinin izni olmadan kimse onların mallarından birşey alamaz" demiştir (8)..
Bu olayda Halife söz konusu iki zarardan ötürü narh koymamıştır:
a) Eğer Hâtıb'ın fiyatını diğer mal sahipleri emsal kabul ederlerse bu onlara zarar verir.
b) O fiyatı halife yükseltecek olursa o zaman da müşteriler zarar görecektir (9).
4) İnsanlar üzerine fiyatı tahdid etmek caiz olmaz. Çünkü Cenâb-ı Hakk: "Ey inananlar, mallarınızı aranızda bâtılla (doğru olmayan yollarla, haksız yere) yemeyin. Kendi rızânızla yaptığınız ticaret olursa başka (10). Bu âyetin tefsirinde Efendimiz (sav)'in şu hadîsi zikrediliyor: "Hiçbir müslümanın malı diğer müslümana gönül hoşnutluğu ile vermedikçe helâl olmaz" (11).
Bu âyet ve hadîse göre insanların mallarına narh koymak câiz olmaz (12).
Mülkiyette asıl olan mal sahibinin tasarrufta hür olmasıdır. Kişi sahip olduğu şeylerde istediği gibi hareket edebilir. Satıcı da sahip olduğu mallarda hürdür. İstediği fiyata satar. Narh koymak onun bu hürriyetini elinden almak olur. Hakikat şudur ki; İslâm ferdin malını korur ve malında tasarruf hürriyetini muhterem tanır. Bir kimsenin malı izni olmadıkça bir başkasına helâl olmaz.
el-Merginânî, el-Hidâye isimli kitabında narh ile ilgili olarak şöyle diyor: "Sultanın ahali için narh koyması uygun değildir. Çünkü Peygamber Efendimiz (sav): "Siz narh koymayınız. Çünkü narh koyan, (az vererek) kısan, (çok vererek) yayan, rızıklandıran ancak Allah'tır." buyurmuştur (13).
Mal bedeli satıcının hakkıdır. Dolayısı ile fiyatı da kendisi tayin etmeli. Devlet yetkilisinin (devlet başkanının) onun hakkına karışması uygun olmaz (14).

NARHI CÂİZ GÖRENLER:
İslâm hukukunu tahkik ve ciddî araştıranlar, en doğru görüşün, narh koymanın câiz olduğu görüşünü bulacaklardır. Belki de narh koymak zaruret ve maslahat için vâcib de olabilir. Biz de bu son görüşün daha doğru olduğu kanaatindeyiz. Onun için mes'eleyi iki yönden ele alacağız: Birincisi, narhın câiz olmadığını iddia edenlerin delillerinin münakaşası, ikincisi ise, bizim benimsediğimiz görüşü beyan etmek ve şeriat-i islâmiyede tercih edilen deliller ile te'yit etmek.
Narh Câiz Değildir Diyenlerin Delillerinin Münâkaşası:
a) "Narh koyan Allah'tır..." hadîsi:
Bu hadîs doğru ve sahihtir. Sıhhatinde de ihtilâf yoktur. Fakat, narhın haram olduğunda ona istinad edenler, hadîsin lafzının zâhirine bakıp aceleden karar vererek haram olduğu hükmünü bunun üzerine bina ettiler. Halbuki hadîs narh koymaktan menetmemiştir. Yani, "narh koymayın" veya "narh koymak helâl olmaz" dememiş, ancak, "rızkı daraltan ve genişleten Allah'tır" demiştir.
Peygamber Efendimiz (sav) narh koymada bir münker görseydi, haram olan başka şeylerden nehyettiği gibi, narh koymaktan da açık olarak nehyederdi. Yine Efendimiz (sav) narh koymada -hiçbir kimseye zulüm olmaksızın- zarûret olduğunu görseydi, diğer iyi şeyleri emrettiği gibi narhı da açıkça emrederdi (15).
İbn Teymiye'ye göre narh hadîsini Peygamberimiz (sav) özel bir hükümden dolayı söylemiştir. Bu hadîsi hüccet göstererek mutlak olarak narhtan men'edenler yanılmaktadır. Asr-ı Saâdette Medine'ye yiyecek dışarıdan getiriliyordu. Halk hububat satın alarak evlerinde un ve ekmek yapıyorlardı. Medine halkından ekmek yapıp satan kimse mevcut değildi. Onun için narh koymaya ihtiyaç yoktu. Dışarıdan...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: İslam Hukukunda Narh
« Posted on: 19 Ağustos 2019, 09:31:11 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İslam Hukukunda Narh rüya tabiri,İslam Hukukunda Narh mekke canlı, İslam Hukukunda Narh kabe canlı yayın, İslam Hukukunda Narh Üç boyutlu kuran oku İslam Hukukunda Narh kuran ı kerim, İslam Hukukunda Narh peygamber kıssaları,İslam Hukukunda Narh ilitam ders soruları, İslam Hukukunda Narhönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &