ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Edebiyat Eserleri > Makale Dünyası > Hz. Aliye Göre İdarecinin Vasıfları
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hz. Aliye Göre İdarecinin Vasıfları  (Okunma Sayısı 664 defa)
06 Eylül 2010, 16:01:48
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 06 Eylül 2010, 16:01:48 »



HZ. ALİ'YE GÖRE İDARECİNİN VASIFLARI

A. Çangaoğlu




Hz. Ali'nin (ra) Mısır valisi Malik bin Eşter'e gönderdiği emirnâme özetle şöyledir: "Şimdi bilmiş ol ey Malik. Ben seni öyle memleketlere gönderiyorum ki, birçok hükümet idarecileri oralarda adaletle hüküm sürdü veya zulmetti. Sen, vaktiyle, nasıl senden evvelki valilerin yaptıkları icraatları gözden geçiriyordun, halk da şimdi öylece senin icraatını gözden geçirecektir. O zaman senin onlar hakkında söylediğin şeyleri, halk da şimdi senin için söyleyecektir. Kimlerin iyi olduğu, Allah'ın kendi kulları vasıtasıyla söylettiklerinden anlaşılır. Onun için biriktireceğin en sevimli azık, güzel işler ve iyi ameller olsun."
İslâmiyet, insanı temel unsur olarak ele alıp onun hem bu dünyada hem de bu dünyadan sonraki ahiret hayatında mutluluğunu sağlar. Bunun için de insanın maddî ve manevî her türlü ihtiyaçlarını karşılayabilecek ve hayatına yön verebilecek hükümler getirmiştir.
İslâmiyet insanca yaşatmayı hedeflediğinden insanları idare edecek kişinin de birçok üstün vasıflara sahip olmasını istemiştir. İnsan kâinatta yaratılan varlıkların en üstünü olduğundan, başka bir deyişle ahsen-i takvim üzere yaratıldığından tabiî olarak onu idare edecek kişinin de üstün nitelikli olması gerekir. Bu üstün vasıfların bir kısmını Peygamber Efendimiz (sav)'den sonra idareye geçen, bugün bile anlamakta ve erişmekte zorluk çektiğimiz dört büyük halife ve onların en sonuncusu olan Hz. Ali Efendimiz'in bir emirnamesinde bulmak mümkündür. Binler misâlden sadece birisi olan bu emirname Mısır'a vali olarak gönderilen Malik bin Ester'e verilmiştir. Bu emirnamenin özetlenmiş şekli çeşitli başlıklar altında şöyledir:
"Şimdi bilmiş ol Ey Malik. Ben seni öyle memleketlere gönderiyorum ki, birçok hükümet idarecileri oralarda adaletle hüküm sürdü veya zulmetti. Sen, vaktiyle, nasıl senden evvelki valilerin yaptıkları icraatları gözden geçiriyordun, halk da şimdi öylece senin icraatını gözden geçirecektir. O zaman senin onlar hakkında söylediğin şeyleri, halk da şimdi senin için söyleyecektir. Kimlerin iyi olduğu, Allah'ın kendi kullan vasıtasıyla söylettiklerinden anlaşılır. Onun için biriktireceğin en sevimli azık, güzel işler ve iyi ameller olsun."
I- İDARECİNİN FERDÎ MES'ÜLİYETİ:
1) "Allah'tan çok korkmalısın": Herşeyden önce Allah'tan çok korkmalısın ve kudretini (Kudret-i Sonsuz) kabul etmelisin. Allah'a ve emirlerine itaat et. Kitabında (Kur'ân-ı Kerim) bulunan farzlarına ve Peygamber Efendimiz'in sünnetlerine son derece uymalısın. Hiç kimse onlara sadık kalmadıkça saadet yüzü göremez ve onlara uydukça da hüsrana uğramaz. Çünkü Allah kendi yolunda bulunanlara yardım eder ve kendisine saygı duyan, itaat edenleri de şereflendirir.
Niyet hâlis olmak ve teb'anın işine yaramak şartıyla çalışmanın hepsi Alalı için olmakla beraber sen yine de vaktinin en hayırlısını Allah ile arandaki ve Allah'a karşı borcun olan kulluk vazifen için ayır. Sırf O'nun için eda edeceğin ibadetlerin en büyüğü ve başlıcası da farzları yerine getirmek olsun. Seni Yüce Harimine yaklaştıran bu ibadetleri her neye malolursa olsun eksiksiz, gediksiz yap. Mü'minlere karşı merhametli ol. Hiddetine, gazabına, eline, diline hâkim ol ve bunların hepsinden kurtulmak ve mâsum kalabilmek için hâdiselerden uzak durup şiddetini tehir et ki, öfken geçsin de iradene sahip olasın.
Sakın kendini beğenme ve sakın nefsinin sana hoş gelen taraflarına güvenme ve aldanma. Yüzüne karşı methedilmeyi kat'iyyen isteme. Yapacağın işlere vaktinden önce ve hazırlıksız olarak girme, açıklık kazanan işlerde de geri kalma.
Sonra işlerin her birini yerli yerine koy. Altından kalkamayacağın işleri kestirip atmadan önce Allah'a ve Resulüne havale et. Zira Cenâb-ı Allah "Ey iman edenler. Allah'a itaat edin. Şayet bir şeyde anlaşamazsanız Allah'a ve Peygamberine havale edin" (Nisa, 4/59) buyuruyor.
Hem sakın hiçbir affından dolayı asla pişman olma ve verdiğin cezadan da sevinme. Bir de sakın 'ben kuvvet ve kudret sahibiyim. Emrederim ve itaat ederler' deme. Çünkü böyle bir düşünce kalbi fesada verir, dini zaafa uğratır ve felakete yaklaştırır. Şayet elindeki imkân ve kudret sana bir büyüklük duygusu verirse, derhal senin fevkindeki melekutun büyüklüğüne bak ve senin kendi nefsine karşı muktedir olamayacağın şeylerde Allah'ın Kadir-i Mutlak olduğunu düşün. İşte bu düşünce senin o yükseklerde uçan bakışını yere indirir, şiddetini giderir, seni bırakıp giden aklını başına getirir. Sakın Allah ile azamet yarışına kalkma ve sakın kibir ve azametle kendisine benzemeye de çalışma, özenme. Çünkü Yüce Allah her zorbayı alçaltır ve her kibirliyi de hakir bırakır. Sonra seni alkışlamalarına, yapmadığın işleri sana maledip nefsini okşamalarına da müsaade etme. Çünkü alkışın çoğu insanı azamete ve gurura sevkeder.
Bir de her günün işini o gün gör. Çünkü diğer günlerin kendine ait işleri vardır. Hâsılı öyle çalış ki, "gücüm yettiğince çalıştım" diyebilesin.

H. İDARECİNİN İÇTİMAÎ MESÛLİYETİ:
1. Halka davranış şekli:

a) Halkına Muhabbet Besle:
Teb'an (mensubu olduğun, idare ettiğin halk) için kalbinde muhabbet, merhamet ve iyilik duyguları, lütuf meyilleri besle. Sakın çaresizlerin başına, kendilerini yutmayı ganimet bilen bir canavar kesilme. Çünkü bunlar iki sınıftır: a) Ya dinde kardeşindir, b) Yahut da yaratılışta bir eşin.
Evet kendilerinden hata sadır olabilir, kendilerine de bir takım arızalar gelebilir. Hata ile yahut kasıtlı olarak işledikleri kabahatlarından dolayı terk etmek değil, ellerinden tutup yola getirmek, ıslah etmek mümkündür. Kendin için nasıl Allah'ın affını ve hoşgörüsünü istiyorsan, sen de onlara karşı affını ve müsamahanı geniş tut, esirgeme. Çünkü sen, onların fevkinde bulunuyorsun. Valilik emrini sana veren de, senin üstünde bulunuyor. Allah (cc) ise herkesin, sana valilik verenin de fevkinde bulunuyor ve kullarının işlerini de hakkıyla görmeni istiyor; seni imtihan ediyor. Sakın Allah ile harbedip de kendini gazaba hedef etme. Çünkü ne buna dayanabilecek kudretin var, ne de O'nun affından müstağnisin.
Sonra hüsn-ü zan ile muamele edersen, uzun uzun yorgunluklardan kurtulursun. Hüsnü zannına en çok layık olan adam, senin hakkındaki tecrübelerin iyi çıkandır. Su-i zannına en çok layık olan ise, hakkındaki düşüncelerin ve tecrübelerin fena çıkandır.
Sonra, bu ümmetin ileri gelenleri tarafından işlenerek herkesin alıştığı,' güzelce uyguladığı doğru ve güzel bir âdeti, sakın kaldırayım deme. Eski âdetlerin herhangi birine aykırı gelecek yanlış bir âdet icat etmeye de asla yanaşma. Memleket işlerinde uygun gelen tedbirini tesbit et ve senden evvelki insanlara doğruluk temin eden sebebleri de ayakta tutma hususunda, sık sık âlimlerle müşavere et; hikmet sahipleriyle konuş.

b) Halkın Kusurlarını Ört:
Evet, sen halkının kusurlarını, kabahatlarını gücün yettiği ölçüde ört ki, Allah (cc) da senin, teb'andan gizli kalmasını istediğin şeyleri örtsün. İnsanlar hakkında bütün kin düğümlerini çöz. Seni intikama doğru sürükleyecek iplerin hepsini kes. Şunu, bunu çekiştirenlerin sözüne sakın çarçabuk inanma. Çünkü gammaz ne kadar saf görünse de yine entrikacıdır, hilekârdır, sahtekârdır.

c) Adaletli Ol:
Sonra adâleti tam tatbik et. Nefsin hakkında, sana yakınlığı olanlar hakkında, teb'an arasında kendilerine meyil beslediğin hakkında, Allah'a ve Allah'ın kullarına karşı adaletten kat'iyyen ayrılma. Şayet böyle yapmazsan, zulmetmiş olursun. Halbuki Allah'ın kullarına zulmedenlerin, kullar adına da'vâcısı Allah'tır. İşlerin içinden öylesini seçmelisin ki, hak konusunda en iyisi, adâlet bakımından da en yaygını olsun, sana Hakk'ın ve halkın rızasını en çok çeksin. Valiler için de, memlekette adâletin kurulmasından, halkın kendisine saygı göstermesinden başka, büyük bir teselli ve mutluluk kaynağı yoktur. Hem sakın insanın iyisi ile kötüsü arasında eşitlik gözeteyim deme. Zira bu eşitlik; iyileri iyilikten soğutur, kötüleri de kötülüğe yaklaştırır. Hem şunu da bilmiş ol ki, valinin halkına güzel zan beslemesini en çok sağlayan, onlara iyilikte bulunması ve yüklerini hafifletmesidir.

2) Kimler Müşavir Olabilir:

Sakın ne seni yoksulluk ihtimaliyle korkutarak kereminden çevirecek cimriyi, ne büyük işlere karşı azmini gevşetecek korkağı, ne de hiddete saparak sana ihtirası iyi gösterecek haris kişiyi, istişare (danışma) heyetine alma. Doğru olan adamları ve Allah'tan korkan kimseleri kendine sırdaş ittihaz et. Sâdık ve kanaatkar adamları meclisine al. Böyle kimseler öyle olmalıdır ki, sana acı gerçekleri herkesten ziyade söylesinler ve şayet Allah'ın yapılmasına razı olmadığı bir harekette bulunmak istersen, sana yağcılığa kalkışıp, teşvik etmesinler, aksine seni düzeltsinler.

III. DÜŞMANLARINA ve DİĞERLERİNE KARŞI DAVRANIŞ:

Düşmanın tarafından sana teklif olunan barış Allah'ın rızasına muvafık ise kat'iyyen reddetme. Fakat barıştan sonra düşmandan çok sakın. Belki seni gafil avlamak için sana yaklaşmak istemiştir. O sebepten ihtiyatlı ol. Şayet aranızda bir sözleşme veya taahhüt varsa, sözleşmeye uy ve ahdini yerine getir. Sakın verdiğin sözden geri dönme, düşmanını aldatma.
Sonra haksız yere kan akıtmaktan son derece sakın. Çünkü haksız yere kan dökmek gibi, felakete sebep olan, bunun kadar mes'uliyeti büyük ve nimetin yok olmasına, devletin batmasına sebeb olan başka şey yoktur.

1) Memurlar ve Yardımcılar:

Amillere yani zekât ve vergi toplayan memurlara dikkat edip, kendilerini öyle iş başına getir. Bir de bu iş için, iyiliğiyle maruf ailelerden yetişmiş, tecrübeli, hayâ sahibi, İslâm'a hizmeti geçmiş adamları araştır. Geçimlerini de geniş bir şekilde temin et. Ayrıca yaptıkları işleri de takip ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hz. Aliye Göre İdarecinin Vasıfları
« Posted on: 19 Ağustos 2019, 13:30:28 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hz. Aliye Göre İdarecinin Vasıfları rüya tabiri,Hz. Aliye Göre İdarecinin Vasıfları mekke canlı, Hz. Aliye Göre İdarecinin Vasıfları kabe canlı yayın, Hz. Aliye Göre İdarecinin Vasıfları Üç boyutlu kuran oku Hz. Aliye Göre İdarecinin Vasıfları kuran ı kerim, Hz. Aliye Göre İdarecinin Vasıfları peygamber kıssaları,Hz. Aliye Göre İdarecinin Vasıfları ilitam ders soruları, Hz. Aliye Göre İdarecinin Vasıflarıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &