ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Edebiyat Eserleri > Makale Dünyası > Hisbe Müessesesinin Doğuşu
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hisbe Müessesesinin Doğuşu  (Okunma Sayısı 399 defa)
06 Eylül 2010, 16:12:04
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 06 Eylül 2010, 16:12:04 »



HİSBE MÜESSESESİNİN DOĞUŞU

Prof. Dr. Davut Aydüz


İslâmiyette emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker denilen, insanlara İslâm'ın güzel gördüğü şeyleri emredip kötü gördüğü şeylerden menetmek mânâsını taşıyan ve farz-ı kifâye olan bir vazife var. Farz-ı kifâye olduğu için müslümanlardan bir grubun bu vazifeyi ifâ etmesi icabediyor ki diğer müslümanlar mes'uliyetten kurtulsun.
İşte "HİSBE", bu vazifeyi ifâ için kurulmuş bir müessesedir. Muhtesib de başındaki mesul şahsın ismidir.
His'be kelimesi H.S.B. maddesinden gelen bir isimdir. Daha yaygın bir ifade olan ihtisab da aynı köktendir.
Hisbe "Bir fiilin ecrini sırf Allah'tan talebetmektir. Veya bir fiili sırf Allah rızası için yapmaktır. (1)
Hisbe müessesesi bir muhtesib, "Arif" ismi verilen yardımcıları ve lüzumu kadar memurdan meydana gelir. Muhtesib, halife veya onun veziri tarafından tayin edilir. Arifler devamlı olarak muhtesible irtibatta bulunur ve periyodik olarak kendisine rapor verirdi. Muhtesib, bütün bu vazifelerini devlet reisinin kendisine tanıdığı ta'zir cezası selâhiyyetini kullanarak tatbik ederdi. En ufak ikaz ve tekdirden, tehdîd, dayak ve hapse kadar giden bu müeyyideleri tatbik selâhiyyetine sahipti.
Hisbe büyük ehemmiyete haiz müesseselerden biridir. Muhtesib, halifenin ve sultanın eli, gözü ve kulağıdır; eğrilikleri o görür, beldenin en ücrâ köşelerine o gider, taki'b eder. Bu makam mensubu, cemiyetin örf ve âdetinin de gözcüsüdür, muhafızıdır. Cemiyetin zinde ve randımanlı olmasını temin eder. Bir yerde emniyet teşkilâtını, diğer bir yerde cumhuriyet savcılığını temsil eder. Bir yerde belediye zâbıtası, diğer bir yerde mâliye müfettişi, bir başka yerde ise dinî müfettiş ve hattâ milli eğitim müfettişidir. Devlet reisinin en önemli yardımcısıdır.(2)
Hisbe müessesesi ayet ve hadislere dayanıp fiilen tatbikatı Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimiz tarafından başlatılmakla beraber müessese haline getirilmesi, maaşlı memurlar tayin edilmesi Hz. Ömer (r.a) zamanında olmuştur.
Hisbe müessesesi İslam devletinin büyümesiyle çok ehemmiyet kazanmış ve bu mevzuda çok eser yazılmıştır. Bu eserlerde bir beldede şehir planlamasını alâkadar eden çarşı-pazar, yollar, binalar ve meydanların yanında alım-satımda emniyet ve huzuru sağlayan her türlü tedbir anlatılmış, ölçü birim ve âletleri hakkında da bilgi verilmiştir. Diğer taraftan zahireciler, bakkallar, sebzeciler ve yağcılar gibi satıcıların yanında, fırıncılar, asalar ve tatlıcıların dikkat ve riayet edecekleri hususlar belirtilmiş, imalât metodları, yapmaları mümkün ulan hileler ve onları anlamak için yapılması gerekli tahlil metodları zikredilmiştir.
Dokumacılar, iplik ve kumaş satıcıları, ayakkabıcılar, ketenciler ve terziler de dahil olmak üzere belde sakinlerinin giyecek maddelerini karşılayan meslek ve iş kollarının üzerindeki hisbe fonksiyonu izah edilmistir.
Doktorlar, eczacılar, aktarlar ve veterinerlerin yanısıra sarraflar, kuyumcular, bakırcılar ve demircilerin cemiyet içinde mesleklerini icrâ sırasında riayet edecekleri esaslar tesbit edilmiştir.
Esasen İslâm'da, iyilikleri emretmek ve kötülüklerden menetmek bütün müslümanların müşterek olarak yerine getirmesi gereken bir vazifedir. Bu vesile ile kısaca hisbe tarifindeki unsurları içine alan, Kur'an ve Hadislerde çok tekrar edilen şu delilleri kaydedelim:

ÂYETLER:
"Sizden öyle bir cemaat bulunmalıdır ki, onlar herkesi hayra çağırsınlar, iyiliği (ma'rufu) emretsinler ve kötülüğü (münkeri) nehyetsinler" (3).
Hayra dâvet, emr-i bilma'ruf ve nehy-i anilmünker bütün müslümanlara farz-ı kifâyedir. Bu yapılmayınca hiçbir müslüman mes'uliyetten kendini kurtaramaz. Fakat her ferde farz-ı ayn değildir. (4)
Günümüzde dinî hayatın umumen terkedildiği ve müslümanlık bir cihetten fetret dönemini yaşadığı bir gerçektir. Ahlâksızlık, haram, günah, fısk ve isyanın da umum cemiyeti işgal ettiği ve günümüz insanının bunları severek işlemekle beraber birbirini teşvik ettikleri de bir gerçektir. Hayra dâvet etmesi gereken kişi ve müesseselerin de bu meseleyi Kur'anî Ölçüler içerisinde ve Rehber-i Mutlak'in prensipleri içerisinde birinci işi olarak ele almadıkları da muhakkaktır. Böyle bir döneme nefir-i amm veya cemm u nefir denir ki, bu durumda emr-i bilma'ruf nehy-i anilmünker yapmak herkes için FARZ-I A YN olur. (5)
"Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz; iyiliği (ma'rufu) emreder ve kötülükten (m'ünkerden) vazgeçirmeye çalışırsınız. Çünkü Allah'a inanıyorsunuz..."(6).
"Allah'a ve ahiret gününe, inanırlar, iyiliği emreder ve kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar, hayır işlerinde de birbiriyle yarışırlar." (7)
"... O (Hz. Muhammed s. a.v) kendilerine iyiliği emrediyor, onları kötülükten nehyediyor..." (8)
"Münafık erkekler de münafık kadınlar da birbirinin tamamlayıcı parçasıdırlar. Onlar kötülüğü emrederler, iyilikten vazgeçirmeye çalışırlar, ellerini cimrilikle sımsıkı yumarlar... "(9)
"Mü'min erkek ve kadınlar birbirlerinin velisidirler, iyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar. .."(10)
"... insanlara iyiliği emredenler ve onları kötülükten vazgeçirmeye çalışanlar ve Allah'ın (yasak) sınırlarını koruyan, (onları çiğnemeyen) insanlardır. O mü'minleri müjdele."(11)
"O mü'minler, eğer yeryüzünde kendilerine bir iktidar mevkii verirsek dosdoğru namazı kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği emrederler ve kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar..."(12)
"(Lokman öğütlerine devam ederek dedi ki): Yavrum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçir ve basına gelene sabret. Çünkü bunlar (Allah'ın yapmasını emrettiği) kesin işlerdendir. "(13)
"Şüphesiz ki Allah adaleti, iyiliği, akrabaya vermeyi emreder. Fahşâ (edepsizlikten)'dan, münker'den ve bagy (azgınlık)'den meneder..."(14)
"... Kim o şeytanın adımlarına uyarsa, şüphesiz ki, o kötülüğü ve gayr-i meşruu (el-münkeri) emreder..."(15)
Bütün bu âyetlerden başka Kur'an-ı Kerim'de; a) Birbirlerini kötülükten alıkoymayan İsrailoğullarının lanetlendiği (16), b) Dinlerini unutan kavim arasında kötülüğü nehyedenlerin, Allah tarafından kurtarılıp diğerlerinin helâk edildiği (17), c) Papazların ve hahamların dinlerine mensup olanları, yalan söylemekten menetmelerinin ne kadar iyi olacağı (18), d) Daha evvelki asırlarda yeryüzünde fesattan nehyedenlerin bulunmuş olmasının ne kadar temenniye şayan olacağı (19) gibi değişik hususlar da beyan edilmektedir.
Ayrıca iyilik ve hayır hususunda yardımlaşma ve yarışa teşvik edildiği, (20) gibi "birbirine hakkı tavsiye etmeyen" kimselerin hüsranda oldukları da beyan edilmektedir. (21)
"Eğer mü'minlerden iki grup çarpışırsa hemen aralarını düzeltin; eğer onlardan biri tecavüz ediyorsa o vakit tecavüz edenle, Allah'ın emrine dönünceye kadar savaşın. Dönerse yine adaletle aralarını düzeltin ve adaletle iş görün..."(22) âyeti, cemiyet içinde nizam bozucu unsurlara karşı müeyyide tatbikini meşrulaştırmaktır.

HADİSLER:
Yukarıda arzettiğimiz Kur'an âyetleri dışında ma'ruf ve münker mefhumlarıyla alâkalı hadisler de mevcuttur. Bunlardan sadece bazılarını zikredelim :
"Ademoğlunun bütün sözleri lehine değil, aleyhinedir; ancak ma'rufu emir, münkeri nehy ve Allah'ı zikir müstesna." (23)
"Ya ma'rufu emredip münkerden nehy edersiniz ya da Allah sizin basınıza en şerlinizi musallat eder; sonra da ne büyüklerinize saygı gösterilir, ne de küçüklerinize merhamet edilir ve o zaman en hayırlınız dua eder de kabul edilmez, istiğfar edersiniz de mağfiret olunmazsınız ve yardım istersiniz de yardım olunmazsınız." (24)
"İnsanların en hayırlısı... onlara ma'rufu emredendir." (25)
"Ma'rufu emretmeyen ve münkeri nehyetmeyen bizden değildir." (26)
"Peygamber Efendimiz (s. a.v) şöyle buyurmuştur:
— Yollar üzerine oturmaktan sakınınız. Ashab-ı Kiram:
— Bizim sohbet yerlerimiz yol kenarlarıdır, buralarda oturmak bizim için zaruridir, dediler. Peygamberimiz (s.a.v):
— Mutlaka yol kenarında oturmak zarureti hasıl oluyorsa, yolun hakkını veriniz, buyurdu. Ashab-ı Kiram:
— Yolun hakkı nedir, Ya Rasûlullah ? dediler. Peygamberimiz de (s.a.v):
— Harama bakmamak, gözlerinizi yabancı (kadınlar)'dan sakınmak, yolcuya eziyet verecek şeyleri yoldan atmak, verilen selâmı almak ve ma'rufu emredip, münkerden nehy'etmektir, buyurdu. (27)
"Peygamber Efendimiz (s. a.v)'e bir adam geldi ve: "Ya Rasûlullah! İnsanların en hayırlısı kimdir diye sordu: Peygamberimiz (s. a. v): Ma'rufu emreden, münkerden nehyeden, Allah'tan korkan ve akrabayı ziyaret edendir" buyurdular." (28)
"... Ma'rufun hepsini yapamasanız bile ma'rufu emredip, münkerin hepsinden sakınamasanız bile münkerden nehyedin."(29)
"Kim ma'rufu emreder, münkerden nehyederse, o yeryüzünde Allah'ın Peygamberinin ve Kitabı Kur'an'ının halifesidir. "(30)
"Adaletle emretmeyen millet ne kötü millettir; ma'rufu emretmeyen ve münkeri nehyetmeyen bir millet ne kötü millettir." (31)
"Ma'rufu emir ve münkeri nehyedin." (32)
"Hz. Ebu Bekr (r). Rasûlullah'a (s. a.v):
— Müşriklerle çarpışmaktan başka bir cihad var mı? diye sordu. Rasûlullah (s.a.v):
— Evet Allah'ın yeryüzünde şehitlerden daha üstün mücahidleri var; hayattadırlar, yerler, içerler, yeryüzünde yürürler; Allah onlarla gökteki meleklere iftihar eder, diye buyurdu. Hz. Ebu Bekr:
— Onlar kimdir? Peygamber Efendimiz (s.a.v) de:
— Onlar ma'rufu emredenler, münkeri nehyedenlerdir. Onlardan bir kul şehitlerin makamlarının üstündeki, makamlar üstü makamlarda olur."(33)
Mu'teber hadis kitaplarında, elliyi aşkın ma'rufla ilgili hadisler yanında, münker işlendiği halde sükût eden ve ma'siyyeti müşahede ettiği halde izalesi için gayret sarfetmeyen kimselerin dünya ve ahirette düçar olacakları şiddetli cezalar da zikredilmiştir. (34)
Buraya kadar arzedilen gerek âyetler ve gerekse hadisler, şüphesiz hisbe müessesesinin en büyük mesnedini t...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hisbe Müessesesinin Doğuşu
« Posted on: 20 Ağustos 2019, 10:29:32 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hisbe Müessesesinin Doğuşu rüya tabiri,Hisbe Müessesesinin Doğuşu mekke canlı, Hisbe Müessesesinin Doğuşu kabe canlı yayın, Hisbe Müessesesinin Doğuşu Üç boyutlu kuran oku Hisbe Müessesesinin Doğuşu kuran ı kerim, Hisbe Müessesesinin Doğuşu peygamber kıssaları,Hisbe Müessesesinin Doğuşu ilitam ders soruları, Hisbe Müessesesinin Doğuşuönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &