ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Edebiyat Eserleri > Makale Dünyası > Cennet Kimsenin Tekelinde Degildir Baslikli Makaleye Cevap..
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Cennet Kimsenin Tekelinde Degildir Baslikli Makaleye Cevap..  (Okunma Sayısı 564 defa)
13 Kasım 2009, 20:05:12
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 13 Kasım 2009, 20:05:12 »



Muhammed Ali es-SÂBÛNÎ
(Türkçesi: Ömer Fâruk TOKAT)




Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Allah Teâlâ'ya hamd ve âlemlere rahmet olarak gönderilen O'nun değerli elçisi efendimize salât u selâm ederiz.

Değerli kardeşim Prof. Dr. Süleyman Ateş'in, Türkçe olarak yayınlanan İslâmî Araştırmalar dergisindeki “Cennet Kimsenin Tekelinde Değildir” başlıklı yazısını[1] çevirmen aracılığıyla okudum. Hz. Âdem (a.s.) hasebiyle kardeşleri olan insanları savunma gayreti için kendisini kutluyorum; Mezkur makâleden anlaşıldığı üzere, sayın Ateş hiç bir insanın cehenneme gitmesini istememektedir. Bu, her mü’minin hatta her aklı başında insanın, beşeriyetin bütün fertleri için arzu ettiği değerli bir insânî taleptir. Çünkü bizler, bütün bir insanlık olarak kardeşiz ve Hz. Âdem'in çocuklarıyız. Nitekim Allah Teâlâ bunu şöyle ifade eder: “Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının” (Nisâ, 1). Dolayısıyla akl-ı selîm bir insanın diğer insan kardeşlerinin kurtulmasını arzu etmemesi düşünülemez.

Ancak sayın Ateş'in makalesinin başlığı insanı şaşırtmakta ve dehşete düşürmektedir. Biz Müslümanlar olarak cennetin “tekelimizde” olduğunu hiç öne sürdük mü ki? Yoksa bu iddia hemcinsleri ve dindaşları hususunda ırkçı, mutaassıp ve tutucu bir karaktere sahip olan Yahudi ve Hıristiyanlara ait değil midir?

Cennete girme hususunda “tekelci” bir yaklaşıma sâhip olanların Yahûdî ve Hıristiyanlar olduğunu Kur’ân-ı Kerim haber vermektedir: “ ‘Yahudi veya Hıristiyan olmayan kimse elbette cennete girmeyecek’ dediler.” (Bakara, 111). Yani Yahudîler yalnızca kendilerinin cennete gireceğini, Hıristiyanlar da yine yalnızca Hıristiyanlık dinine mensup olanların cennete gireceğini iddia ettiler. Allah Teâlâ ise her iki grubu da yalanlayarak “Bu onların bir kuruntusudur. Sen de onlara: ‘Eğer sahiden doğru söylüyorsanız delilinizi getirin’ de.” (Bakara, 111) buyurmaktadır. Yani Allah'ın cenneti diğer insanlara değil, yalnızca size tahsis ettiğine dair apaçık delil ve bürhanlarınızı getirin. Eğer “cennete Yahudi ve Hıristiyanlardan başka hiç kimse giremez” iddianızın doğru olduğunu düşünüyorsanız delilinizi gösterin buyrulmaktadır. Dolayısıyla Kur’ân-ı Kerim nassının da açıkladığı üzere, bu iddianın sâhipleri, Müslümanlar değil, Yahudi ve Hıristiyanlardan oluşan ehl-i kitaptır. Allah'a hamdolsun ki biz Müslümanlar, cennetle ilgili bu “tekelci” iddiadan beriyiz.

Cennete Girmek İçin Kur’ânca Belirlenen Birtakım Şartlar Vardır

Şüphesiz Cennet kimsenin “tekelinde” ve mülkünde değildir. Yani orası, hiç kimsenin dilediğini sokabileceği, dilediğine de yasaklayabileceği özel bir alan değildir. Bilakis o Allah'ın (azze ve celle) elinde ve mülkündedir. Cennete girmenin Kur'ânca belirlenen ve mutlaka uyulması ve yerine getirilmesi gereken birtakım şartları vardır. Malum olduğu üzere Kur’ân-ı Kerîmimiz güneşin gün ortası parlaklığı kadar açık ve nettir.

Dostumuz sayın Prof. Dr. Süleyman Ateş, bu düşüncesiyle ilgili tutucu ve mutaassıp bir tavır sergilemeyerek sağlıklı ve sakin bir tartışmaya hazır olduğunu belirtirse sevinir ve müteşekkir oluruz. Bu tartışmada doğruya ulaşmaktan başka bir hedefimin olmadığını burada bâhusûs belirtmek isterim. Hedefimiz, doğruya ulaşmak ve Kitâb-ı Azîz'in getirdiği saf hakîkati hiçbir taassuba ve tutuculuğa mahal bırakmadan bulmak olsun.

Kur’ân-ı Kerîm, gerek Hz. İsâ'nın, gerek Hz. Muhammed'in (sallallâhualeyhivesellem) ve hatta bütün peygamberlerin –Allah'ın salâtı hepsinin üzerine olsun– diliyle, cennete girmek için birtakım şartlar belirlemiştir. Bu şartları şöyle sıralamak mümkündür: Allah'a, kitaplara, peygamberlere, âhiret gününe ve Kur’ân-ı Kerîm'in getirdiği her şeye, tahrif etmeden, saptırmadan ve değiştirmeden, “işittik ve îmân ettik” teslimiyetiyle inanmaktır. Nitekim Allah Teâlâ bunu şöyle açıklar: “Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene îmân etti, müminler de (îmân ettiler). Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine îmân ettiler. ‘Allah'ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız. İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, affına sığındık! Dönüş sanadır’ dediler.” (Bakara, 285).

Peygamberler arasında ayrım yapmanın manası, onların bazılarına inanıp bazılarına inanmamaktır. Nitekim Allah Teâlâ başka bir âyette bunu şöyle açıklar: “O kimseler ki ne Allah’ı tanırlar ne rasûllerini ve o kimseler ki Allah’ı tanıdığını iddia edip rasûllerini tanımayarak, Allah ile elçilerini birbirinden ayırmak isterler. Ve o kimseler ki ‘rasûllerin bazısına îmân ederiz, bazısını reddederiz’ derler ve böylece îmân ile küfür arasında bir yol tutmak isterler. İşte bunlar gerçek kâfirlerin ta kendileridir.” (Nisâ, 150). Bütün müfessirlere göre bu âyet-i kerîme Yahûdi ve Hıristiyanlar hakkında nâzil olmuştur. Çünkü peygamberlerin bir kısmını kabul edip bir kısmını reddedenler onlardır; Yahûdiler Hz. Mûsâ'ya îmân ederken Hz. İsâ ve Hz. Muhammed'i inkâr etmekte; Hıristiyanlar ise Hz. İsâ'ya îmân ederken Hz. Muhammed'i reddetmektedirler. Bu yüzden Allah Teâlâ “İşte bunlar gerçek kâfirlerin ta kendileridir.” buyurarak onların hepsinin kâfir olduğuna hükmetmiştir.


Yahudî ve Hıristiyanların Kâfir Olduğu Kesin Âyetlerle Sâbittir



Yukarıda da belirttiğimiz üzere mezkur âyet-i kerîme dinsizlerle ve müşriklerle değil, ehl-i kitâb ile ilgilidir. Makâlenin yazarı değerli dostumuz Prof. Dr. Süleyman Ateş'e soruyoruz: Yahûdi ve Hıristiyanlar Hz. Muhammed'in peygamberliğine imân etmekte ve Kur’ân-ı Kerîm'e inanmakta mıdır? Eğer sayın Ateş'in bu soruya cevabı “evet”se Kur’ân-ı Kerîm'in onlarla savaşılmasına yönelik hükümleri ve onların küfür ve sapkınlık içinde olduklarını belirten âyetleri nasıl açıklanacaktır? Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Kendilerine kitap verilenlerden oldukları halde, Allah’a da, âhiret gününe de îmân etmeyen, Allah’ın ve Resulünün haram kıldığını haram tanımayan, hak dinini (İslâm'ı) din olarak benimsemeyen kimselerle zelil bir vaziyette tam bir itaatle, cizye verinceye kadar savaşın.” (Tevbe, 29).

Biz Müslümanlar, kıldığımız namazların her rekatında Fâtiha sûresini okuruz ve bu sûrede “Nimet ve lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil.” âyeti vardır. Hz. Peygamber (sallallâhualeyhivesellem) buradaki “Gazaba uğrayanları” Yahûdiler; “sapkınları” ise Hıristiyanlar olarak tefsir etmiştir. Takdir edersiniz ki, Hz. Peygamber'in bu tefsirinden sonra artık kimseye söz düşmez (bu hadis için İbn Kesîr'e bakınız). Kur’ân-ı Kerim'de Yahûdi ve Hıristiyanları cehennem konusunda müşriklerle eş tutan bir çok âyet vardır: “Gerek Ehl-i kitaptan, gerek müşriklerden olan kâfirler, hem de devamlı kalmak üzere cehennem ateşindedirler. Onlar bütün yaratıkların en şerlisidirler.” (Beyyine, 6). Yahûdilerle ilgili şöyle buyrulmaktadır: “Küfürleri ve Meryem hakkında pek büyük bir iftirada bulunmaları sebebiyle (lânete uğramışlardır)” (Nisâ, 156). Hıristiyanlarla ilgili şöyle buyrulmaktadır: “Andolsun ki, ‘Meryem oğlu Mesih, Allah'tır.’ diyenler kâfir olmuşlardır.” (Mâide, 17); “And olsun ki, ‘Allah üçten biridir’ diyenler kâfir olmuştur.” (Mâide, 73). Yine Hıristiyan ve Yahûdilerle ilgili şöyle buyurulur: “Yahudiler ve Hıristiyanlar ‘Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz’ dediler. De ki: Öyleyse günahlarınızdan dolayı size niçin azap ediyor?” (Mâide, 18).

Bütün bu âyet-i kerîmeler, Yahûdi ve Hıristiyanların küfür içinde olduğunu açık bir şekilde belirtirken ve onlar Allah'ı ve Rasûlü'nü yalanlayıp dururken ve hak dîni kabul etmezken biz onların îmân sahibi olduklarına ve cennete gireceklerine nasıl hükmedebiliriz? Üstelik Allah Teâlâ Hz. Îsâ'nın diliyle şöyle buyurur: “Oysa Mesih, ‘Ey İsrailoğulları! Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin; kim Allah'a ortak koşarsa muhakkak Allah ona cenneti haram eder, varacağı yer ateştir, zulmedenlerin yardımcıları yoktur’ dedi.” (Mâide, 72).

Onları cennete girmekten mahrum bırakan biz değiliz; ancak onlar küfrederek, Üzeyr ve Mesîh'in Allah'ın oğlu olduğu iddiasında bulunarak, Mesîh'in çarmıha gerildiğine inanarak ve ona ilahlık isnad ederek cennete girmekten yüz çevirdiler.

Kur’ân-ı Kerîm onların küfrettiğini, İsâ'yı ilahlaştırdıklarını veya Üzeyr'in Allah'ın oğlu olduğunu veya “üçün üçüncüsü” olduğunu öne sürerek Allah'a ortak koştuklarını anlatmaktadır.

Günümüz Yahudi ve Hıristiyanları içinde Hz. Muhammed'in (sallallâhualeyhivesellem) peygamberliğine imân eden ve Kur’ânın doğruluğuna inananlar var mıdır? Böyle birileri varsa bunlar nerede yaşamaktadır? Bizim gezegenimizde mi, yoksa Zühre ya da Merih gibi bir yerde mi? Yahûdi veya Hıristiyan olup da Yahûdîlik veya Hıristiyanlık dinine bağlı kalan, Allah'ın cennete girmenin şartı olarak belirlediği bütün kitaplara ve peygamberlere îmân eden bir kişiyi bize gösterebilir misiniz ki onun ehl-i îmândan olduğunu kabul edelim? Eğer böyle biri yoksa bu meyanda söylenilen bütün sözler birtakım hayal ve rüyalar olmaktan öte bir anlam ifade etmeyecektir.



Cennete girmek için Hz. Muhammed (sallallâhualeyhivesellem)'e îmân etmek ve ona tâbi olmak şarttır



Değerli dostumuz Prof. Dr. Süleyman Ateş'e demek isteriz ki, cennete girmenin olmazsa olmaz şartı, Hz. Muhammed'e (sallallâhualeyhivesellem) îmân etmek ve Allah'tan getirdiği her şeye tâbi olmaktır. Yoksa sayın Ateş'in –Allah onu affetsin– “Yahûdi ve Hıristiyanların Hz. Peygamber (sallallâhualeyhivesellem)'e, ona vahiy geldiğine ve getirdiklerinin hak olduğuna inanmaları durumunda kendi dinleri üzere ibadet etmeleri cennete girmeleri için yeterlidir. Dinlerini terk edip Hz. Peygamber'in dînine tâbi olmaları şart değildir” mealindek...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.034


View Profile
Re: Cennet Kimsenin Tekelinde Degildir Baslikli Makaleye Cevap..
« Posted on: 18 Ocak 2019, 03:58:03 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Cennet Kimsenin Tekelinde Degildir Baslikli Makaleye Cevap.. rüya tabiri,Cennet Kimsenin Tekelinde Degildir Baslikli Makaleye Cevap.. mekke canlı, Cennet Kimsenin Tekelinde Degildir Baslikli Makaleye Cevap.. kabe canlı yayın, Cennet Kimsenin Tekelinde Degildir Baslikli Makaleye Cevap.. Üç boyutlu kuran oku Cennet Kimsenin Tekelinde Degildir Baslikli Makaleye Cevap.. kuran ı kerim, Cennet Kimsenin Tekelinde Degildir Baslikli Makaleye Cevap.. peygamber kıssaları,Cennet Kimsenin Tekelinde Degildir Baslikli Makaleye Cevap.. ilitam ders soruları, Cennet Kimsenin Tekelinde Degildir Baslikli Makaleye Cevap.. önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &