ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Tasavvuf Eserleri > Kutul Kulub > İman ve Yakın İlminin Diğer İlimlere Üstünlüğü
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İman ve Yakın İlminin Diğer İlimlere Üstünlüğü  (Okunma Sayısı 937 defa)
31 Aralık 2009, 18:27:49
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 31 Aralık 2009, 18:27:49 »



İman Ve Yakin İlminin Diğer İlimlere Üstünlüğü Ve Bu İlimde Hatadan Sakınılmasına Dair Beyandır
İlimlerin neredeyse tamamı, hırs gösterdiği ve arzu edip çaba­ladığı zaman münafık, bidatçı ve müşrik demeksizin herkes tara­fından öğrenilip yayılabilir. Çünkü ilim, zihnin neticelerinden ve akim semerelerinden biridir.Ancak İman ve Yakin İlmi, bunun dışındadır. Çünkü bu ilmin müşahedesi ve hakikatları hakkında konuşulması, sadece yakin sahibi müminlere mahsus bir meziyettir. Bu, herşeyden önce ima­nın ziyadesinin, ilim ve yakinin hakitamnm ikrar edilmesini icap ettiren bir sahadır. Bu da, Allah Teala´nm ayetlerinin, O´nun kud­ret ve azametinin mükaş efe sinin söz verilmesiyle olur.

Allah Teala´nm ayetleri, fasıklar için değildir. O´nun ahdi de, za­limlere ulaşacak değildir. Azamet ve kudreti de, yoldan çıkanlar için şehadet olmayacaktır. O´nun emirlerini hiçe sayanlar için hiç­bir vecd sözkonusu olamaz. Bunun aksini düşünmek, Allah Tea­la´nm hüccet ve ayetlerini zayıflatmak, O´nun açık delillerinin ve kudretinin değerini düşürmek olur. Yine bu, Allah Teala´nm hakta kalan sayılı kullarından olan ihlas ehlinin hüccet kaynakları duru­mundaki Yakin kalesine şek ve şüphelerin müdahil olması manası­na gelir. Böyle bir hal, hak ile batılın birbirine karışmasına da se­bebiyet verebilir. Halbuki hak; O´nun sevgisine layık olan ve reh­berleri kılman Sıdk ehlinin temel göstergesidir.

Bütün bunlar dahi, Marifet ilminin diğer ilimlere olan üstünlü­ğünün en açık delilini teşkil etmektedir. Allah Teala buyurdu ki: "Onu, İsrail oğullarının alimlerinin bilmesi de onlara bir delil (ayet) değil mi?". (Şu´ara/197); "Aksine onlar kendilerine Kitab verilenlerin sinelerinde varolan apaçık ayetlerdir". (Ankebut/49); "Muhakkak ki bunda keskin anlayışlılar için ayetler (ibret ve deliller) vardır". (Hicr/75); ´Yakin sahibi bir topluluk için ayetleri açıkladık". (Baka­ra/118); "Ve onu bilen bir topluluğa açıklamamız için". (En´am/105)

Bu ayetlerde zikredilen topluluk ve kimseler, Allah Teala´yı bi­len, O´nun hakkında konuşan, O´ndan nasiplerini almış ve katında bir makam kazanmış insanlardır. Allah Teala´nm bu lütfü, ona ehil ve layık olmayan kimseler için olamaz. Çünkü bu lütfün kapsamı­na giren şeyler, Allah Teala´nm ayetleri, delilleri, şahitleri, basiret vesileleri, yolunu gösteren rehberleri ve beyanını izhar eden buy­ruklarıdır. Nitekim Allah Teala şöyle buyurmaktadır: "Sonra onu açıklamak da Bize düşer". (Kıyame/19); "İnsanı yarattı ve ona be­yanı öğretti". (Rahman/3); "Müminlere yardım etmek Bizim üzeri­mizde bir hakti". (Rum/47); "Zaten onlar buna layık ve ehildiler". (Fetih/26) Müminler de, Allah´ın yardımıyla O´nun dinine yardım edip O´nun hakikata erdirdiği şeylerin hakikatim gördüler ve O´nun kendileri için şahitlik ettiği şeye şahitlik ettiler. Böylelikle de müttakilerin imamı ve hidayetin rehberleri oldular.

Marifet ehlinden bir zat şöyle demiştir:
Bu ilme dair bir müşa­hedesi olmayan kişi, şirk veya nifaktan uzak kalamaz. Çünkü o, Yakin ilminden halidir. Yakin´den uzak kalan ise şüphe zerrelerin­den emin olamaz. Ariflerden bir zat da şunu söylemiştir: Kendisin­de bu ilimden bir nasip bulunmayan kimsenin kötü sona duçar ol­masından endişe ederim. Bu ilimden alınacak nasibin en küçüğü, onu tasdik edip ilmi erbabına teslim etmektir. Başka bir zat ise şöyle demiştir: Her kimde şu iki sıfattan biri olursa, bu ilmin hiç­bir kısmına muttali olamaz: Bidat ve Kibir.

Marifet ilminin ehlinden bir topluluk da şunu söylemişlerdir
: Dünyayı seven ve nevaya aşırı hırslanan kimse, bu ilimde bir şey kazanamaz. Ebu Muhammed Sehl (ra) şöyle derdi: Bu ilmi inkar edene verilecek cezaların en düşüğü, ondan tamamen mahrum edilmektir. Marifet ehli, bu ilmin, Sıddıklann İlmi olduğu, bundan bir nasibi olanın Mukarrebun´d&n olduğu ve Ashab-ı Yemin derece­sine nail olacağı hususunda müttefiktirler.

Bil ki Tevhid ilmi ve sıfatların bilinmesi, sair ilimlerden tama­men farklıdır. Diğer ilimlerdeki ihtilaf, rahmet olarak görülürken Tevhid ilmindeki ihtilaf dalalet ve bidat olarak görülür. Zahiri ilim­lerdeki hatalar bağışlanabilir, hatta ictihadi konularda bir hasene olarak görülürken Tevhid ilminde ve şehadetinde yapılan hata kü­für olarak değerlendirilir. İnsanlar, Allah Teala katında zahiri ilim­leri öğrenmekle mükellef kılınmamışken, Tevhid ilminde hakikata uygun bir şekilde iman etmekle mükellef kılınmışlardır.

Kim bir bidat ihdas ederse, bidati kendisine döndürülür ve on­dan mesul tutulur. Bidat çıkaran kimse de, Allah Teala için kulla­rına karşı bir hüccet ve o diyar için de faydalı bir rahmet olmaz. O, ancak dünya sevgisiyle ve dünyaya rağbet etmekle vasfedilir. Allah Teala´nm yolunu gösteren rehberlerden, dine davet edenlerden ve müttakilerin imamlarından olamaz. Allah Resulü de (sav) bir hadi­sinde şöyle buyurmaktadır: "Alimler, dünyaya meyletmedikçe pey­gamberlerin güvendikleri kimselerdir. Dünyaya meylettikleri za­man, dininizin selameti bakımından onlardan sakının". Meşhur bir hadiste de Allah Resulü şöyle buyurmaktadır: "Kim dinimizde, on­dan olmayan bir şeyi ihdas ederse o reddedilir".[55]

İsa Peygamberin de (as), ´Fitnenin en şerlisi hangisidir?´ diye sorulduğu zaman şöyle buyurduğu rivayet edilir: ´Alimin hatasıdır. Çünkü o, bir hata yaptığı zaman, bir alem de onunla beraber hata yapar. Bu manada bir ifade Allah Resulü´nden de (sav) rivayet edil­miştir: "Ümmetim için en korktuğum şeyler, alimin hatası ve mü­nafıklarla Kur1 an üzerinde mücadele edilmesidir"[56]

Selef-i Salih´den bir zat şöyle demiştir:
Alimin hata yapması, in­sanlarla dolu bir geminin batmasına benzer. Gemi battığı zaman, birçok insan da onunla beraber batar. O, güneşin tutulmasına da benzer. İnsanlar, ´Ey gafiller namaza!´ diye bağırırlar. Güneş tutul­ması, avam için korkulması gereken bir tabiat olayıdır. Allah Resu­lü´nden (sav) rivayet edilen garib bir hadiste de şu ifade geçmekte­dir: "Kim ümmetimi aldatırsa, Allah´ın, meleklerin ve bütün insan­ların laneti onun üzerine olsun. ´Ey Allah Resulü, ümmetin aldatıl­ması nasıl olur?´ diye sordular. Bunun üzerine şöyle buyurdu: İs­lam´da olmayan bir bidat çıkarıp insanları ona davet etmekle".

İbni Abbas da (ra) ekseriyetle şöyle derdi:
Takip edenleri yüzün­den vay haline alimlerin! Alimler yüzünden vay haline onları takip edenlerin. Çünkü bir alim hata ettiği zaman, onu insanların birço­ğu aynen takip eder ve bu hatadan doğan afetler giderek büyür.

Allah´ın dininde olmayan bir şeyi uyduran bidatçıdan, O´nun Ki­tabı ve Marifet ilmi hakkında yetkili olmadan konuşan ve Allah Re-sulü´nün (sav) sünnetini hafife alan kimselerden daha büyük gü­nahkarın kim olduğunu bilemiyorum. Halbuki O´nun sünneti, Allah Teala´nm bütün kullarına karşı hücceti, Zatı´na yakınlaştıracağı kulları için de yürümelerini istediği yoludur. Yukarıda söylediğimiz kötü fiilleri işleyen kişi, Allah´ın kullarını dalalete sevkedecektir.

Dinde bidat çıkaran, Kitab ve Şünnet´i bir kenara atarak kendi­ne başka bir yol bulan, müminlerin yolunu bırakan kimse ile, dün­ya malıyla övünenlerin saflarına katılan ve bu meyanda hevasmın teşvikiyle türlü günahlar işleyen kimseyi; insanların malları ve canları noktasında zulmeden kimse ile, kendi kendine zulmederek Rabbi´yle arasında kalacak şekilde günahlar işleyen kimseye ben­zetebiliriz. Görüldüğü üzere, kullara yapılan zulüm çok daha ağır bir günahtır. Bu günahın yazılı olduğu defter, asla unutulmayacak ve affedilmeyecektir.

Dinle ilgili olarak kendi arzusuna uygun fikir ve hüküm çıkar­mak da işte böyle bir günahtır. Çünkü o, ahirete yönelik olarak zul­metmek ve müminlerin cennete giden yollarını keserek peygam­berlerin getirdikleri şeriatı mahvetmektir. Bunun bir diğer misali de, bir günah işleyip bunu inkar ederek kendini aklamaya çalışan kimse ile, aynı günahı işledikten sonra suçunu itiraf ederek kendi kendinden özür dileyen kimsenin durumudur. İkinci durumdaki ki­şi, affedilmeye ve merhamete uğramaya daha layıktır.

Dini amelleri ifa etme noktasında kusurlu ve eksik kalan ve kendi nefsine öğütte bulunmadığı halde, ilmin hakikatini diğer in­sanlara açıklayıp Allah Teala ve Resulü (sav) adına insanlara nasi-hatta bulunan, Kitab´m hükmünü beyan edip Sünnet´i hatırlatan kimse; İhlasın güzelliğine ve hayırlı sona ulaşmaya, Allah´ın dinin­de hüküm koyup halk içinde Kitab´a ve Sünnet´e muhalif bidatlar ihdas eden kimseden daha yakındır. Çünkü bidat çıkaran kimse, dini ve şeriatı değiştirmiş gibi olur. Bu ise, onun kalbinde nifakı ye­şertir. Sonunda da, münafık olarak can verir.

Halk içinde Sünnet´e muhalif bidatlar ihdas eden kimse ile, tür­lü günahlar işleyerek kendine kötülük eden kimseyi; krala devletin ve halkın huzurunda kafa tutup onun hükümranlığını protesto eden kimse ile, kralın gıyabında onun emirlerinde kusur eden kim­selerin durumuna benzetebiliriz. Hikmet ehlinden bir zat şöyle de­miştir: Üç kimse vardır ki kralın bunları bağışlaması doğru olmaz: Tebaası arasında devletin düzenini değiştirmek isteyen kimse; Kralı zayıf düşürecek işler yapan kimse; Kralın dokunulmaz saydı­ğı şeylerden birini ifsad eden kimse.

Allah Resulü´nden de (sav) bu bahiste şöyle bir hadis rivayet edilmiştir:
"Yüce Allah´ın bir meleği vardır. Bu melek, her gün Al­lah Resulü´nün sünnetlerinden birine muhalefet edene seslenir ve ´Bu da O´nun şefaatine nail olamayacak´ der". Ali (kv) de şöyle de­mişti...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: İman ve Yakın İlminin Diğer İlimlere Üstünlüğü
« Posted on: 16 Eylül 2019, 19:11:44 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İman ve Yakın İlminin Diğer İlimlere Üstünlüğü rüya tabiri,İman ve Yakın İlminin Diğer İlimlere Üstünlüğü mekke canlı, İman ve Yakın İlminin Diğer İlimlere Üstünlüğü kabe canlı yayın, İman ve Yakın İlminin Diğer İlimlere Üstünlüğü Üç boyutlu kuran oku İman ve Yakın İlminin Diğer İlimlere Üstünlüğü kuran ı kerim, İman ve Yakın İlminin Diğer İlimlere Üstünlüğü peygamber kıssaları,İman ve Yakın İlminin Diğer İlimlere Üstünlüğü ilitam ders soruları, İman ve Yakın İlminin Diğer İlimlere Üstünlüğüönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &