ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlmi & Erdemli Sözler Dünyası ๑۩۞۩๑ > Önemli Günler > Kurban Bayramı > Bayram ve Kurban
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bayram ve Kurban  (Okunma Sayısı 3083 defa)
13 Kasım 2010, 15:14:08
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 13 Kasım 2010, 15:14:08 »




BAYRAM ve KURBAN


Osman Nûri Topbaş


Dünya, ezel ile ebed arasında rûhun bir gurbet diyârıdır. Bayramlar­sa, kâh sürûr, kâh keder tecellîleriyle akıp giden zaman içinde, Rabbimizin kullarına lûtfettiği, kardeşlik, sevinç ve neşe günleridir. Kullukta sebâtın, Allah yolunda fedâkârlığın bir mükâfâtıdır. Bununla birlikte bayramlar, aslâ tâtil ve eğlence gibi ferdî sevinç ve mutluluk günleri değildir. Bayramlar, umûmun sevincidir. İnsan tek başına, ferdî olarak bayram yapamaz. Yani tek başına bir bayram namazı, tek başına bir bayramlaşma düşünülemeyeceği gibi, sırf kendi şahsının veya kendi âilesinin mutluluğuna hasredilmiş bir bayram da düşünülemez. Bilâkis bayramlar, gönül kazanma seferberliğidir. Sıla-i rahimde bulunmak, İslâm kardeşliğini toplum sathında yaşatmak, dargınları barıştırmak, yoksulları, kimsesizleri, hasta ve muzdaripleri sevindirmek gibi nice mesʼûliyetlerimizin zirve seviyede îfâsına vesîle olan mübârek günlerdir. Bayramlaşmalar da, toplumda kardeşlik rûhunun pekiştirilmesi için müstesnâ bir fırsattır. Toplumun en alt kademesinden en üst kademesine kadar ecdâdımız, bayramlaşmaya büyük bir ehemmiyet vermişlerdir. Devlet saraylarında husûsî muâyede (bayramlaşma) salonlarının ihdâs edilmesi de bunun nişânelerinden biridir. Öte yandan ilk bayramlaşma, en çok alâka, yardım ve şefkat bekleyen geçmişlerimizle, kabristanların mahzun selvileri altında başlamalıdır. Önce ölülerle diriler hasret gidermelidir. Verilmiş sadakaların, yapılmış hayırların sevapları ve Fâtihalar ikrâm edilerek geçmişlere karşı vefâ borcu ödenmeli, bu mânevî hediyelerle ruhları şâd edilmelidir. Daha sonra ise neşe ve sevinci unutmuş mahzun gönüllerle, muzdarip yüreklerle, çâresiz, kimsesiz ve yalnızlarla bayramlaşabilmek, bayram sevincimizi onlarla da paylaşabilmek gerekir. Çocuklarımızı sevindirirken, kendilerini sevindirecek bir anne-babadan mahrum öksüz ve yetimleri de hatırlamak lâzımdır. Müʼmin; “Hangi birine yetişeyim” gibi mâzeretlerle hodgâmlığa prim vermeden, şefkat elinin ulaşabildiği herkese bayram sevinci tevzî etme gayreti içinde olmadır.

Ebû Saîd el-Hudrî (r.a.) şöyle anlatır:
“Rasûlullah (s.a.v.) Kurban ve Ramazan bayramı günleri namazgâha çıkar ve evvelâ namazla işe başlardı. Namazı kılıp selâm verdiğinde ayağa kalkarak cemaate dönerdi. Cemaat namaz kıldıkları yerde otururdu. Eğer herhangi bir yere müfreze gönderme ihtiyacı olursa onu cemaate söyler veya bundan başka yapılacak bir iş olursa onu kendilerine emrederdi. Hutbe esnâsında; «–Sadaka verin, sadaka verin, sadaka verin!» buyururdu. En fazla sadaka verenler ise kadınlar olurdu. Daha sonra Rasûlullah (s.a.v.) namazgâhtan ayrılırdı.” (Müslim, Iydeyn, 9)

Fedâkârlık Tâlimi

Gerçek bir sevginin alâmeti, fedâkârlıktır.  Allâhʼı sevmek de, Oʼnun için her türlü fedâkârlığı göze almayı gerektirir. Allah için fedâkârlık tâlimi olan kurban ibâdeti, İbrahim (aleyhisselam)ʼdan bizlere intikal eden müstesnâ bir hâtıradır.
Düşünmek gerekir ki İbrahim(aleyhisselam)nasıl Halîlullah/Allâhʼın dostu oldu? Gönül tahtını nasıl yalnızca Allâhʼa tahsis edebildi? Allah için canını ortaya koydu; can buldu. Malını cömertçe infâk etti; görülmemiş bir berekete nâil oldu. Kendisinin devam eden parçası olan evlâdını fedâ etme ânına geldi; Cenâb-ı Hak, ona imtihanı kazandığını müjdeledi. Nitekim âyet-i kerîmelerde bu hâl şöyle bildirilmektedir: “Her ikisi de teslim olup, onu alnı üzerine yatırınca: «Ey İbrahim! Rüyâyı gerçekleştirdin. Biz ihsan[1] sahiplerini böyle mükâfatlandırırız. Bu, gerçekten, çok açık (ağır) bir imtihandır.» diye seslendik. Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik. Geriden gelecekler arasında ona (iyi bir nam) bıraktık: «İbrahimʼe selâm!» dedik. Biz ihsan sahiplerini böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o, bizim müʼmin[2] kullarımızdandır.” (es-Sâffât, 103-111) Dolayısıyla Allah yolunda sadece kurbanlık malları değil, bütün varlığı kurban bilmek gerekir. Nitekim Sahâbe Efendilerimiz de bu gönül kıvâmında idiler. Bunun içindir ki onlar, Allah Rasûlüʼnün en ufak bir arzusunu bile canlarına minnet bilerek; “Anam, babam, malım, canım, Sana fedâ olsun yâ Rasûlâllah!” diyorlardı. Allah ve Rasûlü uğrunda bir fedâkârlık şerefine nâil olabilmek için, âdeta birbirleriyle yarışıyorlardı. Sadece sahâbîler mi? Mahlûkât bile O Nûrʼun etrafında kanatlarının yanması pahasına pervâne kesiliyordu… Mahlûkattan İbret Dersleri… Abdullah bin Kurt (r.a.) anlatıyor:

Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz’e beş veya altı tane kurbanlık deve getiril­mişti. Develer, hangimizden başlayacak diye Peygamber Efendimiz’e doğru gelmeye başladılar. Develer kesilip yanları ve başları yere düşünce Rasûlullah (s.a.v.) hafif sesle bir şey söyledi, ancak anlayamadım. (Önümdeki şahsa Efendimizʼin) ne buyurduğunu sordum:
“−«İsteyen bu kurbandan kesip alabilir.» buyuruyor.” dedi. (Ebû Dâvûd, Menâsik, 19/1765; Hâkim, IV, 246/7522)

Develerin, Rasûl-i Ek­rem (s.a.v.) Efendimiz’in mübârek ellerinde can verebilmek için âdeta birbirlerinin önüne geçmeye çalışmaları, şüphesiz O’nun mûcizelerinden biridir. Bu hâl, Peygamber Efendimizʼden ayrılığa dayanamayıp ağlayan hurma kütüğü hâdisesinin sanki farklı bir tecellîsiydi. Zira nebevî beyanla; “Cinlerin ve insanların âsîleri dışında bütün mahlûkat Oʼnu tanırdı.”[3]
Ne ibretlidir ki Cenâb-ı Hakkʼın insanoğluna âmâde kıldığı hayvânat dahî Efendimizʼe öyle bir muhabbet duyuyor ki Oʼna canını hediye etmek için birbiriyle yarışıyor. Karşılığında dünyevî veya uhrevî bir mükâfâta erişmeyecekleri hâlde, Rasûl-i Ekrem’e itaat ve teslimiyette develer bile böyle yarışa girerken, dünyevî ve uhrevî saâdetleri O’na itaat etmekle kāim olan biz insanoğlunun, Allah Rasûlü’ne teslîmiyette nasıl bir fedâkârlık coşkusu içinde olmamız lâzım geldiğini, bu misalle mîzân etmemiz gerekir… Bir Hâtıra: Asr-ı Saâdetʼte vukû bulan bu hâdiseyi gönüllerde tedâî ettiren diğer bir ibret tablosu da şöyledir: Seneler önce Rusya coğrafyasında, kurban edilecek bir boğa, sanki görünmez bir el tarafından götürülüyormuşçasına, gâyet sakin ve huzurlu bir şekilde, kendi başına kurban yerine kadar gitmiş, kesileceği kuyunun başına yatmış, oradaki halk da bu manzarayı dehşet içinde seyretmiştir. Cenâb-ı Hak, nice hikmetlere binâen, bâzen böylesine müstesnâ tecellîler yaşatmakta ve dilerse bunu kullarına da göstermektedir. Cenâb-ı Hakkʼın âdetullahʼta istisnâ yaparak sergilediği bu gibi manzaralar kadar, esâsen bütün kâinât ve hâdisat, ilâhî mûcizelerle dolu sır ve hikmetler manzûmesidir. Mühim olan, kâinat kitabındaki bu sır ve hikmet sayfalarını okuyabilecek bir gönül gözüne sahip olmaktır. Kalbin; “Yaratan Rabbinin adıyla oku.” (el-Alak, 1) fermân-ı ilâhîsi mûcibince, her şeyi ibret nazarıyla okuyabilmesidir. Âdâba Riâyet Cenâb-ı Hak, kurbanlık hayvanlara da bir hissiyat vermiş ve onları bir ibâdetin icrâsı için seçmiştir. Dolayısıyla kurbanlıklara gösterilecek şefkat, merhamet ve îtinâ, esâsen Cenâb-ı Hakkʼa olan tâzîmin de bir ifâdesidir.

Bunun içindir ki Rahmet Peygamberi Efendimiz (s.a.v.) bu ibâdetin hoyratça ve duygusuzca yapılmasını şiddetle men etmiştir.
Kurban edilecek hayvan susuzsa su içirilmeli, rahatlatılmalı, gözleri bağlanmalı ve kesileceği yere eziyet edilmeden güzelce götürülmelidir. Nitekim Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz, koyunu kulağından çekerek kesmeye götüren bir kimseyi gördüğünde hemen müdâhale etmiş ve: “–Hayvanın kulağını bırak, boynunun kenarından tut!” buyurmuştur. (İbn-i Mâce, Zebâih, 3) Ayrıca keserken hayvana fazla eziyet verilmesin diye bıçakların iyi bilenmesini tenbih etmiş ve:

“Biriniz hayvanını keseceği zaman, o işi hızlı yapsın!” buyurmuştur. (İbn-i Mâce, Zebâih, 3)
Yine bir gün Efendimiz (s.a.v.) koyun kesen birini görmüştü. Adam, kesmek üzere koyunu yere yatırdıktan sonra bıçağını bilemeye çalışıyordu. Bu duygusuz ve düşüncesiz davranış karşısında, Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz şu îkazda bulundu: “Hayvanı defalarca mı öldürmek istiyorsun?! Bıçağını, onu yere yatırmadan önce (onun görmeyeceği bir şekilde) bilesen olmaz mıydı?!” (Hâkim, IV, 257, 260/7570)

Demek ki kurbanın, bir ibâdet olduğu unutulmamalı ve ibâdetin rûhâniyetini zedeleyebilecek kaba tavırlardan titizlikle sakınılmalıdır. Zira Enes bin Mâlik (r.a.)ʼın buyurduğu gibi; “Amelde edep, onun kabûlüne işarettir.” Yine Allah dostları da; “İbâdet insanı cennete götürür, ibâdette edep ve tâzîm ise Allâh’a yaklaştırır.” demişlerdir.
Hak dostu Sâmi Efendi Hazretleri ve pederim Mûsâ Efendi -rahmetullâhi aleyh-, kurban kesilirken çok hassas davranırlardı. Bir çukura iki kurban kestirmezlerdi. Hayvanın gözünü bağlatırlar, kesileceği yere zorla iterek sürükletmezlerdi. Şâyet küçükbaş bir kurban ise, kucağa alınarak şefkat ve mülâyemetle götürülmesini isterlerdi. Bıçağın keskin olmasına dikkat ederlerdi. Hayvana eziyet vermeyecek şekilde güzelce kesilmesini ve kanın iyice boşalmasını arzu ederlerdi. Kurban kesilirken de oturmaz, hayvanın kanı tamamen akıncaya kadar ayakta beklerlerdi. Kurbanlıklar vesîlesiyle düşünmek ve şükretmek gerekir ki, onların yerinde bizler de olabilirdik. Yani Cenâb-ı Hak bizi onların yerinde yaratabilirdi. Bu sebeple Allâhʼa kul olma nîmetini düşünerek, şükrümüzü artırmalıyız. Kurbanlıkların can çekişme manzarası karşısında ise kendi son nefes istikbâlimizi tefekkür etmeliyiz. Velhâsıl kurban kesilirken mümkün ise başında bekleyip duygu derinliği içinde bu gibi hakîkatleri düşünmek îcâb eder. Ayrıca bu mübârek günlerde mâlâyânî mevzularla meşgûl olmayıp bu kıymetli vakitleri zikrullâh ile ve bilhassa da bayramın şiârından olan tekbirlerle, sadakalarla tezyîn etmek gerekir. İnfak Bayramı Asr-ı saâdette bayrama, infakla, ikramla, sadakayla hazırlanılır; bayram, Allah için yapılan fedâkârlıklarla karşılanırdı. Zira hakîkî bayrama n...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Bayram ve Kurban
« Posted on: 05 Haziran 2020, 08:38:59 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Bayram ve Kurban rüya tabiri,Bayram ve Kurban mekke canlı, Bayram ve Kurban kabe canlı yayın, Bayram ve Kurban Üç boyutlu kuran oku Bayram ve Kurban kuran ı kerim, Bayram ve Kurban peygamber kıssaları,Bayram ve Kurban ilitam ders soruları, Bayram ve Kurbanönlisans arapça,
Logged
24 Ekim 2012, 15:39:15
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« Yanıtla #1 : 24 Ekim 2012, 15:39:15 »

s.a.. ; bu muhteşem duaya can-i gönülden amin amin amin inşaallah..Düşünerek okudum ve çok duygulandim bizler bolluk içinde yaşarken bir parça ete muhtaç olan milyonlarca kardeşimiz var nefisler bencilleştirmiş köreltmiş kalplerimizi göremez duyamaz olmuşuz bu illetten çikip gerçeği her an görebilenlerden oluruz inşaallah.Sükür nedir bilmeyen nefislerimizin her istedigini vermeyip yardimlaşmayi , paylaşmayi ve vefayi bilenlerden oluruz inşaallah..Herşeyi ben mi yapicam dememek gerekli ne yaparsam o kâr demek gerekli..Elimizden , gönlümüzden ve dilimizden geleni yapanlardan oluruz inşaallah..Beğenerek okudum değerli bacim Rabbim c.c senden ebeden razi ve memnun olsun + 10 rep..Bu mübarek günlerde dualarda ismen anilabilmek duasiyla..Fi emanillah..
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
07 Şubat 2016, 11:53:46
Rabia 7
Öğrenci Grubu
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2.314


« Yanıtla #2 : 07 Şubat 2016, 11:53:46 »

Ve aleykümselam.
Bu dünyada bazı insanlar bolluk içinde yaşıyor.Ama bir ekmeğe muhtaç olan var.O nefisler insanlara neler yaptırıyor.Bizler muhtaç olan insanlara yardım ederiz inşAllah. (AMİN).
Allah c.c razı olsun.
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

GAZİLERİMİZDEN VE ŞEHİTLERİMİZDEN ALLAH C.C RAZI OLSUN İNŞALLAH.......

                  ❤           ❤❤❤
                  ❤           ❤
                  ❤           ❤❤❤
                  ❤                     ❤
                  ❤           ❤❤❤          TEMMUZ.....
ŞEHİTLERİ  VE GAZİLERİ
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &