ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Kuranı Kerim > Kuranda İnsan Psikolojisi > Ticarî İmtiyazlarını Kaybetme Korkusu
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ticarî İmtiyazlarını Kaybetme Korkusu  (Okunma Sayısı 488 defa)
10 Nisan 2011, 15:37:43
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 10 Nisan 2011, 15:37:43 »



Ticarî İmtiyazlarını Kaybetme Korkusu

 İnsanoğlu uzun bir zamandan beri ilâhî mürşidin rehberinden mahrum olur da; hırs, hasen, kibir vb. zaaflarının tesiri altında kalıp aklın rehberliğini de dinlemez olunca, birinci bahiste görüldüğü gibi itikâdî, idâri siyâsî yönden bir çıkmazın içine girer. Böyle anlarda bile toplum, yöneticisiz kalamayacağından bu kargaşa ortamı içinden zorba bir grup çıkarak hâkimiyeti ellerine geçirir ve tarihte Hindistan ve diğer yerlerde görüldüğü gibi, kendilerinin insanları idare etmek için yaratıldıklarını, dolayısıyla her kesin emir ve arzularına uyması gerektiğini kabul ettirir.

Siyâsî ve idarî yönden durum bu safhaya varınca, sırf toplumu idare için yaratıldıklarını sananlar ve bunu topluma da kabul ettirenler, doymak bilmeyen nefislerini tatmin için, adalet ve eşitlik prensiplerine aldırmaksızın, yönetici olarak harcadıkları külfetin karşılığından, çok daha fazla nimeti elde etmenin yollarını da bulurlar. Akıl, adalet ve eşitlik esaslarına uyulmayınca bu yolun tespiti çok kolaydır. Bu yol tespit edildikten sonra da akıl, adalet ve eşitlik gibi manevî duyguları donmuş, fazilet ölçüsü olarak da, Kur'an'da "malı ve evlâdı çok olmak" ile ifâde edilen kaba kuvvetten başkasını tanımayan bir topluma, bunu kabul ettirmek kolay olur. Artık böyle bir toplumda iktisadî ve ticarî hareketler, Kur'ân'ın açık emirlerinene muhalif olarak, daima hâkimiyeti ellerinde bulunduran dar bir zengin zümrenin lehine döner durur.[455] Şu'ayb a.s.'ın kavminde olduğu gibi onlar, sattıklarında; ölçü ve tartılar, aslında olduğundan fazladır; fakat aldıklarında ise eksiktir.[456] Karşılığı da bu dengesiz ölçüye göre alınıp verilir.

Muhataplar belirtilmemekle beraber, vahyin ilk yıllarında inmiş olmasıyla, öncelikle Mekkeli ileri gelenlerin kast edildiği açık olan, Mutaffifîn Sûre'sinde Yüce Allah şöyle buyuruyor:

"Ölçüde, tartıda noksanlık edenlerin vay haline. Onlar, (satıcılık yapan) insanlardan aldıkları zaman tam olarak alırlar fakat onlar(a satmak) için ölçüp tarttıkları zaman (karşılığını tam aldıkları halde) eksik ölçüp tartarlar. Sahiden onlar (öldükten sonra) diriltileceklerini sanmıyor(lar) mı?.."[457]

İklimi ve coğrafî konumu ile, tarımdan çok ticârete uygun bir yerde olan ve bu yüzden ileri gelenleri, zengin tüccarlardan oluşan Mekke gibi bir yerde: "Bütün insanlar ticârette eşit haklara sahiptir" mânâsına gelen   yukarıdaki âyet-i kerîme okunduğu zaman, herkesten önce, bu konuda imtiyazları olanlar, kaba kuvvetle işlerini yürütenler bu sesi susturmak isteyeceklerdir. Hele hele:

"(Dünya ve âhirette) insan(lar) için çalıştığından başka (fazla) bir şey yoktur.''[458] emr-i ilâhîsi ile, faiz ve rüşvet gibi, emek mahsûlü olmayan kazançların yasak edilmesi; bunun yanında, eşit şartlar altında servetini belli bir düzeyden yukarıya çıkaranların fakirlere yardım etmeye sevk edilmesi, bunların doymak bilmeyen hırslarını

tatmine mâni olacağı için, onlara göre tek çıkar yol, karşı çıkmaktır.

İşte bencillik denilen böylesine şahsî bir menfaat psikolojisinde olanların, başka türlü hareket etmelerine de imkân da yoktur.

Firavun'un zulmünden kurtulduktan sonra Hz. Mûsâ a.s.'a, kavmi içinden karşı koyan Kârûn, bu tipler için canlı bir örnektir. Şu âyet-i kerîme ile tekrar Hz. Peygamber'in devrine dönelim:

"(Mekke müşrikleri) dediler ki: '("Senin, davanda haklı olduğuna inanıyoruz ama)[459], biz seninle beraber doğru yola gelirsek (rahatlıkla ticâret yapıp durduğumuz bu) yerimizden oluruz" (fakat bu korkuları yersiz çünkü) biz onları tarafımızdan bîr rızık olarak (verdiğimiz ticâret etme imkânı sayesinde, mal ve meyve çeşidinden) her çeşit ürünlerin toplanıp getirildiği (her türlü tehlikeden emin olan) bir Harem'de yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu (bu gerçeği) bilmezler."[460]

Mekke'de bulunan Kabe'ye hürmet ve civarında dikilen putlara bağlılıkları yüzünden bütün Arap kabileleri Kureyş'e müstesna bir değer veriyorlardı. Yine bu sebeple yaz-kış kuzeye ve güneye doğru düzenledikleri ticâret kervanlarını emniyet içinde sevk edebiliyorlardı. Mekke ve civarında, haram ayları içinde tertip edilen panayırlarda ise, bir birleriyle amansız bir düşmanlık içine girenler bile serbestçe alış-veriş yapabiliyordu. Kureyş; Kabe'nin bekçisi, adak ve hediyelerin muhafızı olmak, aynı zamanda en iyi şartlarla bu ticarî imkânlardan istifade etmekle, çift yönlü bir menfaate sahipti. İşte sadece bu müspet neticeleri görebildikleri, fakat onların oluşmasında asıl sebep olan Kabe'yi inşa ettikten sonra, Hz. İbrâhim ve İsmail'in duaları ve bu duaları kabul eden Allah Te'âlâ'yı hatırlayamadıklarından, anılan nimetlere sahip oluşlarını, yolunu şaşırmış atalarından devam ede gelen şirk düzenine bağlıyorlardı. İslâm dini ise daha ilk davetinde, Müsebbibu'l-Esbâb olan Allah Te'âlâ ile kullan arasındaki bütün bu sahte sebep ve vâsıtaların batıl olduğunu ilan ettiğinden, müslüman olmakla bütün Arapları Mekke'ye çeken bağların tamamen koparılıp atılacağını sanıyorlardı. İlk zamanlardaki kılınan namazlarda, kıble olarak Kudüs'e dönülmesi de onların bu zanlarını te'yîd ediyor ve şüphelerini artırıyordu. Halbuki Kabe ve civarının kutsallığındaki asıl sebep olan Hz. İbrahim ve oğlu İsmail'in duaları, Yüce Allah onlardan razı olup zemzem vb. nimetleri hazırlaması ve Ashâb-ı Fîl diye meşhur olan Ebrehe ordusunu engellemesi olmasaydı; ne zarar ve ne de fayda verebilen bu putların her hangi bir yardımı olabilir miydi? İşte Mekke mele'i bu ilk sebebe inemediklerinden, Hz. Muhammed s.a.v.'e inandıkları takdirde, maddî ve manevî bütün menfaatlerinin sona ereceğini sandıklarından ilâhî davete uymak istemiyorlardı.[461]


[455] Haşr: 59/7.

[456] A'râf: 7/85; Hüd: 11/84-85; Şu'arâ: 26/181-183.

[457] Mutaffifin: 83/1-4.

[458] Necm, 53/39.

[459] Bkz,: Neşefi, a.g.e., III, 240 vd.; Âlûsî, a.g.e., XX, 97; Ebû's-Su'ûd, a.g.e., VII, 19.

[460] Kasas, 28/57.

[461] Doç Dr. İbrahim Çelik, Kur’an’da Peygamberlere Karşıt Güçler, Bursa 2001: 143-145.


[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Ticarî İmtiyazlarını Kaybetme Korkusu
« Posted on: 20 Eylül 2019, 00:52:57 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Ticarî İmtiyazlarını Kaybetme Korkusu rüya tabiri,Ticarî İmtiyazlarını Kaybetme Korkusu mekke canlı, Ticarî İmtiyazlarını Kaybetme Korkusu kabe canlı yayın, Ticarî İmtiyazlarını Kaybetme Korkusu Üç boyutlu kuran oku Ticarî İmtiyazlarını Kaybetme Korkusu kuran ı kerim, Ticarî İmtiyazlarını Kaybetme Korkusu peygamber kıssaları,Ticarî İmtiyazlarını Kaybetme Korkusu ilitam ders soruları, Ticarî İmtiyazlarını Kaybetme Korkusuönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &