ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Kuranı Kerim > Kuran-ı Kerim Belagat İlmi > Beyan İlmi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Beyan İlmi  (Okunma Sayısı 2976 defa)
24 Eylül 2010, 19:11:24
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 24 Eylül 2010, 19:11:24 »



Beyan İlmi

Beyân ilmi; Teşbih, mecaz ve kinaye (v. s.)´de.n bahseden bir ilimdir. [1]



İ. Teşbih (Benzetme ):


Teşbîh: Bir gaye için, bir şeyi (müşebbehi) herhangi bir vasıfta (vech-î şebeh) diğer bir şeye (müşebbeh bih) bir edatla birleştirmek (benzetmek)´tir. İlk unsura, müşebbeh (benzetilen); İkinci unsura müşebbeh bih (kendisine benzetilen); vasfa, vech-i şebeh (benzetme yönü) denilir, Teşbîh edatı, kâf veya benzeri edatlardır. Misâl: « »«İlim, doğru yolu gösterme de ışık gibidir.» Bu misalde; İlim müşebbeh; nûr müşebbeh bih; hidâyet, vech-i şebeh; kâf, teşbîh edatıdır.

[ Bir misâl; Ali, cesarette arslan gibidir. Sevgilinin yüzü, parlaklıkta ay gibidir.»] [2]



Teşbih Bölümü Üç Ana Kısma Ayrılır:


1. Teşbihin unsurları (öğeleri),

2. Teşbihin çeşitleri,

3. Teşbihin gayesi. [3]



Teşbih´in Unsurları:

Teşbihin unsurları dörttür.

a) Müşebbeh (benzetilen),

b) Müşebbeh bih (kendine benzetilen). Bu ikisine teşbihin iki tarafı denilir.

c) Vech-i şebeh (benzetme yönü),

d)Teşbih edatı.

a) Vech-i şebeh (benzetme yönü): Müşebbeh ile müşebbeh binin kendisinde birleştirilmeleri kasdedilen özel bir vasıftır. Meselâ; yukarıdaki misâlde doğru yolu gösterme (hidâyet) vasfında, ilim ve nurun müşterek oldukları kasdediliyor.[4]

b)Teşbîh edatı: Benzeme mânâsını ifade eden kelimedir Keenne ve bu her iki edat mânâsında kullanılan diğer edatlar gibi. Müşebbeh

kâf» edatından sonra gelir. («Kâf» edatının mec-rûrudur.)

[ Bazı örnekler:

« Sen, cömertlikte deniz gibi, yükseklikte güneş gibi ve parlaklıkta ay gibisin.»[5]

\« Ömür, kalıcı olmayan bir misafir veya gökkuşağı gibidir.»[6]

« Muhammedin sözü, tatlılık açısından bal gibidir.»[7]

´ İnsanlar, eşitlik açısından tarak dişleri gibidt.»[8]

«Hüküm-

darların sözleri işleri kesme ve koparmada keskin kılıçlar gibidir.»[9] « Onun kalbi katılık ve sertlik açısından taş gibidir.»[10]

Keenne, böyle değildir. Çünkü ondan sonra müşebbeh gelir. Misâl: lkisi »Ülker yıldızı, gece uzamış mı yoksa kısalmış mı diye bakmak için, gecenin karanlığını karışla ölçen bir el gibidir."

Keenne´nin haberi câmid (türememiş) olduğunda bu edat, benzetme mânâsım ifâde eder.

Misâl «Sanki Zeyd, kardeşindir.» Jıli" Keenne´nin Haberi, türemiş bir isim ise, şüphe mânâsını ifâde eder.

Misâl6 « Sanki sen anlıyorsun.» Bazen benzerlik ifâde eden bir fiil zikredilerek teşbih yapılır. Şu âyette olduğu gibi « Onları gördüğünde kendilerini, etrafa saçılıp dağılmış nciler sanırsın.»[11]

(Teşbihte) Benzetme edatı ve benzetme yönü düşürüldüğünde, benzetmeye «Teşbîh-i beliğ» veya «müek-. ked» denilir. Şu âyette olduğu gibi: ´Biz, geceyi bir örtü eyledik»[12] Yâni örtmede, elbise gibi kıldık.

Bir örnek:

«Güzel koku misktir, yüzler dinarlar (gibi parlak) dır, Parmak uçları, (meyvesi kırmızı) ´anem ağacına benzer.»[13]



2. Teşbihin Çeşitleri


Teşbihler, vech-i şebeh (benzetme yönü) itibariyle temsilî teşbih ve gayr-i temsilî teşbih olmak üzere iki kısma ayrılır.

a. Temsili teşbihler: Benzetme yönü, değişik birkaç unsurdan elde edilen itibarî bir şekil ise buna. temsili teşbih denir. Ülker yıldızını, parlayan üzüm salkımına benzetmek gibi. Meselâ: « Ülker yûdızı, parlayan üzüm salkımına benzer.»

b) Gayr-i temsilî teşbihler: Eğer benzetme yönü böyle değilse (iki şey, bir veya birkaç vasıfta biribirine benziyorsa) gayr-i temsilî teşbih denir. Meselâ: Yıldızı, gümüş paraya benzetmek gibi: ´Yıldız, gümüş paraya benzer.»

[Bazı misâller:

«Kartal, iki kanadını çırptığı gibi, ordu, senin etrafında her iki cenahını hareket ettiriyor.»[14]

«Hilâl, sanki mavi bir levhada (zeminde) batmış gümüşten bir nün harfidir.»[15]

a ay «O, hoşgörü ve cömertlik denizidir. Öyle ise ona fazla yaklaş ki fakirlikten çok uzaklaşasın.»[16]

« Ölüm, ancak şahsı (vücudu) incelmiş (gizlenmiş) bir hırsızdır. O, yumruksuz saldırır ve ayaksız yürür.»[17]

Ayrıca teşbihler, vech-i şebeh´in hususiyetlerine göre de; «mufassal» ve «mücmel» diye iki kısma ayrılır.

c) Birincisi (mufassal teşbih); Müşebbeh, müşeb-beh bih, vech-i şebeh ve benzetme edatının her dördü birlikte zikredilen teşbihlerdir. Misâl: «Yârin dişleri ve benim gözyaşlarun inciler gibi parhyorlar»

Başka misaller:

´Ben, eğer razı olursam duruluk açısından su gibiyim. Öfkelendiğim zaman alev olurum.»[18]

« Karanlık ve ürküntü verme bakımından deniz gibi olan, karanlık bir gecede yürüdük.»[19]

d) İkincisi (mücmel teşbih): Vech-i şebeh zikredilmeyen, teşbihtir. Misâl «Konuşmada nahiv, yemekteki tuz gibidir.»

Başka bir misâl:

« Parlayan güneş, sanki para basan darphanecinin parlattığı altın para-dv.»[20]

Teşbihler; Benzetme edatı itibariyle; «Müekked» ve «Mürsel» teşbih olmak üzere iki kısma aynlırlar:

e) Müekked teşbih; Benzetme edatı hazfedilmiş teşbihtir. Misâl «O, cömertlikte denizdir.»

Bazı misâller;

« Cins at, süratte, göz kamaştıran şimşektir.»[21] » «Mal (para), fayda ve zarar bakımından kılıçtır.[22]

«Sen,

yükseklik ve ışık açısından yıldızsın. Doğu ve batıdan gözler sana bakar. »[23]

«Âlim, hidâyette ve karanlığı dağıtmada milletinin lambasıdır.»[24]

f) Mürsel teşbih; Benzetme edatı zikredilen teşbihtir. Misâl: «O, cömertlikte deniz gibidir.»

Bazı misâller

« Güzellik ve zarafette Firdevs (cenneti) gibi olan bir bahçe ziyaret ettik.»[25]

orada olsaydın onların kökünden sökülmüş kof hurma kütükleri gibi yere serildiklerini görürdün.[26]

İçindeki müşebbeh bihi, müşebbehe izafet edilen teşbih de müekked teşbihten sayılır. Misâl:

«Akşamın altını (güneş),[27] gümüş gibi (beyaz ve parlak olan) su üzerine düşerken, rüzgar dallarla oynuyor.»[28]



3. Teşbihin Gayeleri


Teşbih, şu maksatlar için yapılır:

a) Müşebbehe isnâd olunan şeyin, mümkün olduğunu açıklamak; Misâl;

(´Ey Seyfü´d-Devle!) Sen insanlardan olduğun halde onlardan üstün isen, (Bu şaşılacak bir şey değildir.) Çünkü misk," ceylan kanının bir kısmıdır.» (ve onun diğer unsurlarından üstündür.) Şâir, Ebü´t-Tayyib, övdüğü şahsın -kendisinde bulunan bazı hasletlerden dolayı-, diğer insanlardan ayrıldığını iddia edince, bu iddiasının müm­kün olduğunu ısbatlamak için övülen şahsı, menşei Ceylan kanı olan «misk» e benzetmiştir. Ve böylece iddiasının doğruluğunu ısbatlamıştır.

[ Bazı misâller;

fAdnan-(oğullan), Allahın elçisi (Hz. Muhammed) ile yüceldiği gibi, oğlu ile şerefin zirvesine ulaşan nice babalar vardır.[29] «Sen alçak gönüllü olarak yaklaştın, ve şeref açısından yüceldin. Senin şanın, alçalma ve yücelmedir. Güneş de öyledir, yükselmekle uzaklaşır. Fakat onun ışığı ve ışınları yaklaşır.»[30]

b) Veya müşebbehin halini belirtmek için yapılır. Misâl: en-Nâbiğatü´z-Zübyânî´nin (ö. 604/1207) şu beytinde olduğu gibi: .

dötr « Santa sen, (yücelik ve üstünlük bakımından) güneş gibisin. Diğer melikler de yıldızlar hükmündedirler. Güneş doğduğunda ortalıkta hiçbir yıldız görünmez. (Bunun gibi, senin yanında da onların şanı yücelemez.»)

I Bazı örnekler;

« Her cömerdin yalnız sana doğru geldiğini görüyorum. Sanki sen denizsin, Hükümdarlar da su kanattandır.[31] 4»Kaplan, saldırmasında ve aşırı cesaretinde sanki arslan gibidir.»[32]

« Yer fcürest sanki

yuvarlaklığında bir portakaldır.»[33]

c) Veya müşebbehin halinin miktarını ortaya koymak için yapılır. Misâl: -

"Orada kara karganın kanatlan gibi siyah olan kırkiki adet sağmal deve vardır.» Şair, siyah develerin siyahlık miktarını belirtmek için onları, siyah karganın kanadına benzetmiştir.

[Bazı misaller;

»Hasta, sanki Ebu Cehil karpuzu gibi acı olan bir ilaç (aldı) kullandı.» [34] «Eude yanıp tutuşurken ateşi, sanki yeryüzüne taşınmış Cehennem sandım.»[35]

d) Veya müşebbehin halini (misal ile) isbât etmek için teşbih yapılır. Misal:

"Kalbler-deki sevgi, nefrete dünüştüğünde, kırılan cam gibidir ki; artık onun kırığu kaynaşamaz.» Şair, kalblerdeki nefretin, daha önceki sevgiye dönüşmesinin zor olduğunu ısbat-lamak için kalbi, kınlan cama benzetmiştir. [ Bazı misâller;

« /lim sahibinin fazileti, -onu gizlese dahi- üstü. örtülen misk gibidir. O örtü, miskin kokusunun yayılmasına engel olamaz.»[36] ´

« Ben, Leylâ ile birlikte, suyu avuçlamak isteyen fakat parmaklarının arasının açıkolması kendisine hıyanet eden kimse gibi sabahladım.»[37] (Yani, onu kollarımın arasına alıp tutamadım.)

Falanca batılın karanlığında yaşıyor. Hakkın nuru, onu rahatsız ediyor. Tıpkı karanlıkta yaşayan ve ışığın kendisine zarar verdiği yarasa gibi»[38]

e) Veya müşebbehi süslemek için teşbih yapılır. Misal «O (Seu-güü, siyah olup alnı parlaktır. O, mağrur ceylanın gözünün ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Beyan İlmi
« Posted on: 06 Haziran 2020, 16:42:25 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Beyan İlmi rüya tabiri,Beyan İlmi mekke canlı, Beyan İlmi kabe canlı yayın, Beyan İlmi Üç boyutlu kuran oku Beyan İlmi kuran ı kerim, Beyan İlmi peygamber kıssaları,Beyan İlmi ilitam ders soruları, Beyan İlmiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &