ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Kuranı Kerim > Kuran Ahlakı >  Niyetin Masumiyeti
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Niyetin Masumiyeti  (Okunma Sayısı 747 defa)
22 Aralık 2010, 22:25:38
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 22 Aralık 2010, 22:25:38 »



C. Niyetin Masumiyeti

Niyetin masumiyeti ile ben, herhangi bir amelde, bu amel vasıtasıyle menfur gayelerin tam arkasına düşmekten sakınarak, çıkar gütmeyen İh­lasın şerefli seviyesine yükselmediği, ancak kanunun kendisine hak ver­diği meşru bir menfaatle kendini yönetmeye koyuvermekten ibaret olan or­ta bir tutumla yetindiği zaman, iradenin kazandığı niteliği kastediyorum. Bu başlık altında yer alabilen bütün durumlar, meşru şekilde doğru ve kurala uygundurlar. Fakat, en müsamahakâr Islâmî doktrinlere göre, on-larm değeri ahlaken sıfırdır, yani onlar ne övgüye ne kınanmaya lâyıktır ve sahipleri için ne mükâfaata, ne de cezaya neden olurlar. Hiç şüphesiz o, bir noksanlıktan meydana gelen tutumdur ve değerini artırmaya muk­tedir olmasına rağmen, borcunu ödemekle yetinen bir kimse için üzücü durumdur; fakat şimdiden kurtulmuş olmak da iyidir.Amellerin bu kategoriye girmesi için gerekli iki şartı vardır: Biri gaye­yi ilgilendirmekte, diğeri vasıtayı ilgilendirmektedir.Gaye ile ilgili olan için, pek tabiîdir ki önce o gerçekten kanun tarafın­dan izin verilmiş ve süje tarafından o sıfatla bilinmiş olmalıdır. Bu, (bil­hassa üçüncüyle çelişik olan) ikinci kategorinin tarifi ve bizzat onun ifa­desidir. Bundan başka, bu iznin şuurunun yalnız onunla beraber bulunma­ması, aynı zamanda bu gayeye doğru iradenin hareketim şartlandırması gerekir. Eğilim ile kuralın bu uyuşmasında, kuralın kendini eğilimin te­sirine tâbi kılması ve bu tâbiyetin serbestçe kabul edilmiş olması icâp eder. Burada gözümüzden kaçmak eğiliminde olan küçük bir fark vardır, fakat onun mutlak bir sıfat olarak insanın masumiyetinin suça dönüşme­sini görmek korkusuyla amelden önce hesaba katılması zarurîdir. İşte, bu bakımdan Kur'ân-ı Kerim, aşırı zaruret sebebiyle bir yasağa herhangi biristisna koyduğu zaman, hakikatte bu hakkı kullanmak isteyen kimse için faydalanmasının az önce müsamaha edilmiş bulunan yasak şeye karşı belli bir eğilim tarafından belirlenmiş olmasından emin olma mükellefi­yetine işaret ediyor[108].

Böyle bir durumda, asıl olan ile tabiî olanı nasıl ayırdedeceğiz?İşte, en azından, herkesin aşağı yukarı başarıyle yararlanabileceği bir usûl. Bu, kişinin yapacağı şey hususunda, kuralın böyle bir menfaati ya­saklayıp yasaklamadığını kendi kendine sormak suretiyle sadece zihnen olsa bile, onun tecrübe şartlarmı değiştirmektedir. Elde edilen cevap, sıkı ödevlerimiz karşısında geçmişte davrandığımız ihtiyat derecesi üzerinde yeterince sahip olduğumuz tecrübeler nisbetinde gerçek saikımız üzerin­de bilgi alma şansına sahip olacaktır. Eğer yasak durumlarda arzularımın kontrolünde ve zabtında belli bir düzenlilik elde edersem, böylece muh­temel olan miktar ile hükmedebilirim ki, müsâade durumunda, davranı­şıma hâkim olan ve menfaatlerime sınır koyan kanunun itibar ettiği de budur. Eğer ödev ile eğilim arasındaki mücadele durumlarında çoğu kez eğilimin üstünlüğünü ele geçirdiğini kabul ediyorsam, onların uzlaşma­ları durumunda bende hâkim olan ve birinci gelenin yine tabiat olduğun­dan emin olabilirim. Kur'ân-ı Kerim, bencil menfaatlerin tatmin olunma­sına veya olunmamasına göre, kimi kez kanuna boyun eğerek, kimi kez ondan ayrılarak kanun karşısında çoğu kez görünüm değiştiren bu ka­rarsız tutumu, yeterince tasvir etmiş ve açıkça onu kınamıştır[109] Hayır, arzularımıza göre, Ödevin gücü, hiçbir şarta bağlı olmamaktır. îster iste­mez, bu arzularımızın yapacağı şey ona uymaktır. Allah'ın ve O'nun Peygamber'inin çeşitli emirleri karşısında mü'minlerin değişmez parola­sı şudur: "İşittik ve itaat ettik[110].

Ancak takip etmek zorunda olan şeye ayak uydurarak bu silsilei m râtiple ilgili münasebete saygı göstermek veya onun düzenini bozmak, işte tatmini sadece normal ve böylece caiz olan aydınlanmış temayül ve ona karşı Kur'ân-ı Kerim'in bizi sürekli uyardığı körü körüne eğilimin^ birbirinden onun vasıtasıyla ayrıldığı özellik Fakat hedefin bizatihi mubah kabul edilen birşey gibi tasarlanması yetmez; bununla beraber amelin ve bu ikinci şarttır bu gayeye ulaşmak için onu ahlaken vasıta gibi kullanabilmeyi amaçlayan nitelikte ol­ması gerekir. Burada gayelilik fikri, bütün karmaşıklığı[111] ile araya gire­cektir. Şu veya bu eyleme ait hedeflerimiz, yalnız bizatihi değil, aynı za­manda bu eylemlerde onların uygunlukları veya ihtilâfları sebebiyle ka­nunun hedefleriyle de takdir edilmiş olacaklardır. Meselâ, insan için büyük sarsıntılara uğramaksızın yaşamak ve hemcinsleri arasmda sağ­lam dostluklar kurma endişelerinden daha tabiî olanları var mıdır? Fa­kat insan, bu gayelere ulaşmak için çok tabiî ve ayrplanamaz bir yola sa­hiptir. Maddî olarak yaşamak için, onun yapacağı şey üretimde, müba­delede veya namuslu ve verimli herhangi başka bir işte gayretlerini har­camaktır. Arkadaşlarının kalbini kazanmak için, onun, onlara karşı mümkün olduğu kadar, en nazik, en az isteyen ve en hoşgörülü tarzda davranması yeterlidir. Her ne olursa olsun, bu, insanların takdirinden sonra çok istemek veya onların yardımını umma hakkına sahip olunan ihsan jestleri veya ibâdet eylemleri yoluyla değildir. Ödevin saf kudsi-yetinden başka bir hedefe sahip olmaması gereken amelleri, insanın böyle dünyevi gayeler için kullanması, işte günahkâr ve saygısız niyet budur.Fakat bir kimsenin insanlardan bazı yararlar elde etmek niyetiyle fa­zileti icra etmesi bir suç olursa, aynı şekilde Allah'tan bir sevap ümidi ile veya onun cezasından korkmak suretiyle onu ifâ etmesi suç sayılır mı? Bu, müslüman ahlâkçılar arasında çok büyük polemiklerden birine sebe­biyet veren meseledir.Ahlâkta şiddet taraftarı olan mutaassıpların esas delili bilinmektedir. O, çok basittir ve doğrudan Kur'ân'dan çıkarılmıştır. İnsan, yalnız Al­lah'a itaat etmek ve halisane niyetle O'na yönelmek için yaratılmıştır. Ba­kışını, amellerinin hoşa giden veya gitmeyen neticeleri üzerinde topla­makta sakınca görmemek, gayelilik düzenini alt-üst etmek olacaktır; çün­kü o zaman ödev, basit bir vasıta durumuna dönüşecek ve menfaat, son gaye ve ibadetin gerçek mevzuu olacaktır.işin içinden sıyrılmak için, onların hasımlarına ince bir isbat gayreti gerekmişti. Gerçekten bu hasımlar, bir taraftan yaratılış yoluyla hedef alı­nan çift yönlü bir gayeyi tesis etmeye ve diğer taraftan esas gayeye zarar vermeksizin, ikinci derecedeki gayelere ait uygunluğun gerçekli bilmesinin doğru olduğunu söylemeye çalıştılar.Onlar bunu şöyle yorumlarlar: Gerçek şu ki, yükümlü zat olarak insa­nın vazifesini noktası noktasına ifâ etmekten başka rolü yoktur. Yalnız herhangi bir kimse Ödevini terk etmeye yönelirse, çeşitli cezalarla ona zo­runlu olarak götürülmüş olmaz; aynı zamanda kudsî bir ibadet olarak ona boyun eğen kimsenin de bu sıfatla ne insanlardan, ne de Allah'tan en küçük birşeyi hak olarak istemeye hiçbir hakkı olmayacaktır. İnsanlar ka­tından olana gelince, biraz önce gördük ve İslâm Hukuku'nun âlimlere ve hâkimlere, insanlardan en ufak birşey almalarını dahi yasakladığını biliyoruz. Allah katından olan ise: Hz. Peygamber'in buyurduğu üzere, "Hiçbir kişiyi onun güzel işi ve ibadeti cennete koyamaz"[112]Gerçekten insan, ihsanın ve ilâhî adaletin mevzuu olarak amellerinin meyvelerini toplamaya çağrılır. İnsan, ondan istemeye geldiği zaman, onun alacaklı olduğunu söylemiyorum, fakat ona vâdediltniş olan şey, öy­leyse o, kanun koyucu Allah'mkine değilse bile, mükâfaatlandıncı Al­lah'ın meşiyetine uymaktan başka birşey yapmakta mıdır?Bundan başka, hatta yasa koyma bakımından, hiçbir kimsenin inkâr edemeyeceği iki gerçeği zikredelim. Birincisi, şu ikiz kardeş olan: Korku ve ümit, dine göre, bizâtihî kastedilmeye lâyık iki üstün niteliktir. Bunlar iman ve takvanın yükselmesi için gerekli iki kanat gibidir. Nitekim kal­bin katılığı ve duygusuzluğu, herkes tarafından imansız ruhlara ait bir hastalık gibi addedilmiştir. Kur'ân, bütün mukaddes kitaplar gibi, bu ba­kımdan dolup taşmaktadır. İkinci gerçek, bu aynı dinî duyguların uygun fiiller için meşru bir şekilde hareket ettirici sebep olarak hizmette buluna­bilmeleridir. Hiç kimse mü'minin hissettiği veya korktuğu ızdıraplarm onda normal olarak mistik bir tutumu belirlediğine itiraz etmiyor. Bu sû-fiyâne tutum içerisinde o, Allah'ın yardımını isteyerek ve O'nun ihsanını rica ve niyaz ederek kendini O'na teslim eder. Kur'ân, kesinlikle bizi bu­na çağırıyor[113] ve Sünnet de bize, ne zaman Peygamber kendini bir felâ­ketle tazyik altında hissederse, onun namaza başvurduğunu öğretiyor[114] Eğer bu iki nokta uzlaştırılırsa onlar, aşırı derece olan alanın belli bir tahdidini meydana getirirler Karşılık olarak, söz konusu olan duyguların rolünü sınırlayarak muka­bil olan mühim bir noktayı ona bırakacaktır. Her ne kadar onların zâtı de­ğerleri kabul edilse ve elverişli yollarla acıların geçip gidişinin ve saade­tin araştırılmasının çok meşru eğilimlerden ileri geldiği söylense de, onlar vicdanda bir ödevin ilk hareket ettirici rolünü oynadıkları zaman, müşte­rek doktrin onlara ahlâkî bir değer vermeye kadar gidemez; çünkü bu, Kur'ân'da hiçbir şeyin temize çıkarmadığı birşeyi göstermek olacaktır.Burada üzerinde fazla ısrar edilmeyecek olan ve ihmâlinin Kur'ânî tâ­limde çok farklı iki kavram arasında birçok zihinlere üzücü bir karışıklı­ğı atmış bulunan bir nokta vardır: Ahlâkî failin tutumu olan niyet ve ka­nun koyucusunun tepkisi olan müeyyide. Kur'ân-ı Kerim bir taraftan Ödevleri, diğer taraftan da onların mükâfaatına ilişkin neticeleri tesbit et­miştir. Fazilet şereflendirilmiş ve mükâfaatlandirilmiş, kötülük rezil edil­miş ve cezalandırılmış olsun, bunda adaletten başka ne vardır? Fakat on­ların mukadderatını amellerimize tahsis etmek başka şey, iradeye ilham­da bulunan bir prensibi iradeye teklif etmek başka şeydir. Kur'ân-ı Ke-rim'in birçok yerde açıkça belirttiği gibi bu prensip tamamen başkadır, çünkü o, en saf idealdir. Korku veya ümitle ödevini edâ eden ve âhiret açısı...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Niyetin Masumiyeti
« Posted on: 23 Eylül 2019, 05:32:57 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Niyetin Masumiyeti rüya tabiri, Niyetin Masumiyeti mekke canlı, Niyetin Masumiyeti kabe canlı yayın, Niyetin Masumiyeti Üç boyutlu kuran oku Niyetin Masumiyeti kuran ı kerim, Niyetin Masumiyeti peygamber kıssaları, Niyetin Masumiyeti ilitam ders soruları, Niyetin Masumiyetiönlisans arapça,
Logged
01 Temmuz 2016, 03:52:51
Ruhane
Yeni Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9.473


« Yanıtla #1 : 01 Temmuz 2016, 03:52:51 »

Selamun aleykum ..Niyet nereye akibet oraya diye anlamlı bir söz vardır.. Sohbetimizin hayirli olması için niyetimizde hayirli olmali safiyane olmali ..Halis niyetli olmaliyiz .. Rabbim akıbeti hayirli kullarindan eylesin bizleri  ..Amin..
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
09 Ocak 2018, 04:43:48
Sevgi.
Dost Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 14.727



« Yanıtla #2 : 09 Ocak 2018, 04:43:48 »

Esselamü Aleyküm . Niyet çok önemlidir. Oyüzden herdaim her işimizde güzele niyet edenlerden olmalıyız. Mevlam niyetlerimizi herdaim hayırlı olanlardan eylesin inşaAllah
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
29 Mart 2018, 18:14:24
Mustafa Yasin
Dost Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 239


« Yanıtla #3 : 29 Mart 2018, 18:14:24 »

Selamün aleyküm niyetimiz Sizin yapacağınız işin masumiyetini bildirir Eğer kötü bir iş yapacak bir olsak bile niyetimiz bizim masumiyetimizi Allah verir Allah razı olsun paylaşımdan
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &