ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Akaid Eserleri > Kitabüt Tevhid > Peygamberlerin Nübüvvetlerinin Îsbâtı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Peygamberlerin Nübüvvetlerinin Îsbâtı  (Okunma Sayısı 525 defa)
08 Temmuz 2011, 09:48:34
Vatan Var Olsun !
Dünyalılar
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.940


« : 08 Temmuz 2011, 09:48:34 »



Peygamberlerin Nübüvvetlerinin Îsbâtı

Özellikle Muhammed s.a.v'in Peygamberiliğinin İsbatı

Peygamberlerin nübüvvetinin ispatı, özellikle Muhammed Sallallahu-aleyhivesellem'in peygamberliğinin ispatı kendi varlıkları ile vukubul-muştur. Sonra hissi ve aklî delil ve mucizelerle sabit olmuştur. Sonra ahvâlin zuhurunun muvafakati ile ki, o da kendilerine duyulan ihtiyaç­tan ibarettir. Kendi varlıkları ile ispat etme işini peygamberlerin gelme­leri hususundaki ifadelerle açıkladık. Bununla beraber peygamberimiz hakkında su zikrolunan hususlar da peygamberliğini ispat eden deliller­dendir. Peygamber aleyhisselâm, kendi yüzüne baktı, sonra dolunaya baktı, kendisi Ay'dan daha güzel idi. O, koku bakımından misk'ten daha âlâ ve güzel kokulu idi. Onun yaratılışı, güzellik bakımından kendisi gibi ile hiç bir kimsenin vasfolunduğu bilinmiyen hususlarla vasfolundu. Gözlerin çoğunu görürsün ki, yaratılışta âfetler sahibi olanlarla hayret içinde kıpırdarlar. Bu ise onun bütün âfetlerden berî olduğuna delâlet eder. Ve onu her ziynet ile ziynetlendirmiştir. O, yaratılışta en yüksek derecelere ulaşmış, en üstün şereflere nail olmuştur. Buna su hususlar delâlet etmektedir ki, onda hiç bir yalan görülmemiştir. Kendisinden hata bile sâdır olmamıştır. Onun düşmanlarından kaçtığı görülmemiştir. Ahlâkında da hiç bir kötülük yoktur. Bilâkis o, vasfolunduğu üzere idi. Ne mudârâ ederdi ve ne de münakaşa. Kendisinde kötü söz bilinmediği gibi kendi nefsi için de yardım istemezdi. Başkasına şefkat ve merha­mette bulunmakta Öyle bir noktaya varmış idi ki, o noktadaki hali üze­rine Allah-u Teâlâ'nın «...0 halde (Ey Resulüm insanlar inkârlarından dolayı helak olacaklar diye)  onlara üzülüp kendini mahvetme!»[241]  kavl-i celîli ile kendisine hitap edilmiştir. Ve yine bu hususta Allah-u Teâlâ, kendisine hitaben «(Ey Resulüm, Kureyş halkı) iman etmiyecekler diye, kederden nerde ise, nefsine kıyacaksın.»[242]   buyurmuştur.

Mahlûkatm helak olup yok olması bulunan hususa duyduğu hüznü dikkata şayandır. Nitekim, Aîlah-u Teâlâ; «Ey Resulüm, sabret; senin sabrın da ancak Allah'ın yardımı iledir. Kâfirlerin yüzçevirmesinden mahzun olma. Ve yaptıkları hileden de telâş edip sıkıntıya düşme.»[243] kavl-i celîli ile O'nu vasietmiş ve korumuştur. Ve yine Cenâb-ı Allah, O'nun hakkında «And olsun, size, içinizden bir peygamber geldi ki, zah­met çekmeniz onu incitir ve üzer. Size çok düşkündür; mü'minlere çok merhametlidir, onlara hayır diler.»[244] buyurmuştur. Cömertlikte o kadar ileri derecede bulunuyordu ki, bu bakımdan kendisine Allah'tan sitem bile gelmiştir. Allah-u Teâlâ, kendisine hitaben, «Elini boynuna bağlı kıl­ma, (cimri olma) ve büsbütün de onu açıp israf etme ki, sonra kınan­mış olursun ve eli boş açıkta kalırsın.»[245] buyurmuştur. Rivayet edilir ki, Peygamber aleyhisselâm, yarın için, bugünden bir şey alıkoymazdı. Azı­cık yumuşaması için, dünya metâı ve riyasetten özenilecek pek çok şey kendisine arzolundu fakat hiç birisine de cevap vermedi. Bilâkis Allah iğin beyler, ağalar, melikler, sultanlar ve en kuvvetli[246] şahsiyetlerin kar­şısına dikildi. Tâ ki Allah-u Teâlâ, mahlukatın kalbine korku vermek suretiyle kendisine ikramda bulundu. Allah için karşılarına dikildiği kim­selerle savaşmayı kasdettiği vukubulmasın ki, karşısında bulunanlar kendisinden korkmasın. Onun hakkında şöyle denmiştir : Ve Allah, seni insanlardan korumuştur. Bundan sonra insanlardan korkmamıştır. Pey­gamber aleyhissselâmın bu hususta[247] onlarla dostluk yaptığını hatırla­mam. Bunun içindir ki, kendisine tâbi olanlara çok şiddetli ve meşak­katli hâdiseler isabet etmiştir. Ümmetinin mülkünün ve hükümranlığı­nın doğudan batıya kadar yeryüzünü titretecek ve her taraftan duyula­cak ihtişama ulaşacağını vaadetmiştir. Düşmanlarının kalblerine atılan çe­şitli korkulardan ve heyecanlardan zikrolunan şey, hep rivayet edilenlerdendir. Düşmanları tarafından kendisine atılan her türlü kötülükten korunmuştur. Bu hususta uzak akrabalarına karşı da dostluğunu izhar etmekten çekinmemiştir.[248]Düşmanlarının, onun getirmiş olduğu Nûr'unu söndürmek, izini mahvedip silmek için fikir ve güç birliğinde bulunma­ları ancak getirmiş olduğu dinin zahir olup üstün olmasından başka bir netice vermemiştir.

Sonra hissî olan mucizeler : Ay'ın yarılması, ağacın Peygamberin ardından inlemesi, taşın kendisine teslim olması, açık seçik olan mucize­lerdir ki, onların hepsini bilmiş ve görmüşlerdir. Sonra az olan bir sudan, insanlardan bir çok kimsenin içip kanmaları, sonra beddua etmesiyle düş­manlarının kıtlık ve darlık içine girme belâsına maruz kalmaları, sonra peygamberin hürmetine kurtulmalarını istediklerinde kurtulmaları, az bir yemekle insanlardan bir çoğunun doyması, sonra Beyt-i Mukaddes hak­kındaki emir, sonra mağarada kendisini arayan kimselere geçmelerine dair vukubulan emir ki, Allah-u Teâlâ onların gözlerini kör etti. Ağacın inlemesi, devenin şikâyeti, pişmiş koyunun tekrar diriîip şehadet getirme­si, sonra kendisinin peşine düşen kimsenin atının yere batması, sonra Al­lah-u Teâlâ'mn «onlar elbette ki onu temenni etmezler» kavM celîli ile haber vermesi ki, bu husus Öylece vaki olmuştur. Sonra, siz Allah'a şirk koştuğunuz, şeriklerinizi çağırınız ve sonra bana hüekârhkta bulununuz, siz gözetilmezsiniz, demesi ile onların bu hususa gücü yetmemeleri, sonra düşmanlarının kendisine çok tuzak kurup Allah-u Teâlâ'mn onu bu tu­zaklardan kurtarması, münafıkların kendi nefislerinde gizledikleri husu­sun büyüklüğü ki, Allah-u Teâlâ; peygamberini ona muttali kılmıştır. Tâ ki onlar çok şiddetli inat içinde olmaları üe beraber kendilerinde bulunan hususu haber verecek bir sûrenin inmesinden korkuyorlardı; onlara için­de bulundukları ve tabi oldukları hususu açıklaması, Ebu Bekir ve eshabı hakkındaki sözü, bu hususta Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur : «... Şimdi o, ölür veya öldürülürse siz ardınıza dönüverecek misiniz? (Dininizden dö­necek veya savaştan kaçacak mısınız?)»[249] ve yine Cenab-ı Allah şöyle bu­yuruyor : «... Sizden kim dininden döner de kâfir olarak Ölürse, bu gibile­rin yaptığı iyi şeyler, dünyada da Ahirette de boşa gitmiştir. Ve onlar Ce­hennem ehli olup orada ebedi olarak kalırlar.»[250]

Hasreti Ali'ye, kendisini dâvadan İnhiraf etmek[251] suretiyle büyük bir fitne çıkaranlar[252] tarafından gehid edileceğini bildirmesi ki, böyle ol­muştur. Ve Ammar'a «Seni azgın ve hadden çıkan bir cemaat şehid edecek­tir» diye buyurması; ve müminlere dünyayı fethedeceklerini vaadetnıesi; ve daha başka sayılamayacak kadar çok olan hususlardan ki, ümmetinin âlim ve güzide olanları bunu saymaya kalksalardı, kalemleri kifayet et­mezdi. Sonra bunların çoğu kendi düşmanları nezdinde de zahir olan hu­suslardandır. Bununla beraber gönderilen semavi kitaplarda onun peygam­ber olarak gönderileceği'[253] yazılmış idi. Bütün peygamberlerin dilleri ile o, müjdelenmiştir ve onun hakkında bütün peygamberlerden söz alınmıştır[254]. Kuvvet ancak Allah'tandır.

Aklî delillere gelince; şunlardan ibarettir : Cenab-ı Allah Kur'ân-ı Kerîm hakkında beyan buyurmuştur ki; Kur'ân-ı Kerîm, insanlardan ilim ve edebiyatın zirvesine ulaşan, dil ilminin her türlüsünü, en ince kısmını bilen kimsenin dahi benzerini getirmeye gücünün yetmesi ihtimalinin dı­şında olduğunu bildirmiştir. Sonra Allah'ın birliğini ispatlayan, Peygam­ber Aleyhisselâm'ın Peygamber olarak gönderilmesini açıklayan, hüccet ve deliller, Kur'ân-ı Kerîm'de vârid olmuştur. Bunları iddia eden kimse, o gün yeryüzünde yok idi. Sonra Kur'ân-ı Kerîm'de[255] geçen zamanlarda vukubulan hadiselerin haberleri bulunduğu gibi ebedi olarak vukubulacak hususları da haber vermektedir. Gelecekte vaki' olacak musibetleri de açık seçik olarak beyan eder ki; bu hususların anlaşılması için akıl çalıştı­rıldığında onlara muttali' olabilir. Ebu Zeyd, delillerden duyu ile bilinenler­den o hususta eserlerde vârid olan[256] kâfidir[257] diyor.

Resûl-i Ekrem Sallallahu aleyhi vesellem'in peygamberliğinin hak ol­duğunu ispatlayan aklî deliller ise; bir kaç vecih üzeredir : >

Birincisi : ResûluIIah'm (s.a.v.) peygamberliği taaccüp edilecek bir şey değildir. Bilakis geçen milletlerde aynısının bulunması âdet üzere de­vam edip gelirdi. Bunun içindir ki, onu kabul etmeyip reddetmek, ilk anda dahi batıl olur. Allah-u Teâlâ, bu husus hakkında şöyle buyurmuştur : «(Ey Resûîum; muhakkak ki biz seni Cennetle müjdeleyici, Cehennemle kor­kutucu bir peygamber olarak Kur'ân ile gönderdik. Hiç bir timnıetde yok­tur ki, içlerinde Cehennem ile korkutucu bir peygamber gelmiş olmasın) »[258], «Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik»[259]

İkincisi : Peygamber Aleyhisselâm'm, peygamber olarak gelmesinin kendisine ihtiyaç duyulduğu bir zamana, rastlaması; zira Allah-u Teâlâ'nm sünneti, yani âdeti, hidâyet sebebîerinin, insanların hidâyet yolundan uzaklaşıp hidâyetin kendilerinden zail olması anım müteakiben cari olma­sıyla beraber kendisinin teşrif ettiği saman fetret devri ve ilim Öğrenile­cek bir zamandı. Bu hususu beyan etmek Üzere Allah-u Teâlâ şöyle buyu­ruyor : «Ey yahudi ve hristiyanlar, şimdi size peygamberimiz geldi; kita­bınızda gizlemekte olduğunuz şeylerin bir çoğunu size açıklıyoruz[260]

Üçüncüsü : İnsanlarda ilim tahsil edilecek sebeblerin bulunmamalın­dan, kendilerine peygamber olarak gönderilen kimselerin, peygambere çok muhtaç bir durumda bulunmaları. Bu husus Allah-u Teâlâ'nm «(Çoğu okuma yazma bilmeyen) araplar içinde, soylarmdan bir peygamber gön­deren odur.»[261]. Kavl-i Celîli ile ve bundan başkası ile ispat edilmiştir.

Dördüncüsü : Peygamber Aleyhisselâmm mahlûkat için en açık ve belirli memleketlerden birinde bulunması. Çünkü dünya ve etrafındaki memlekte...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Peygamberlerin Nübüvvetlerinin Îsbâtı
« Posted on: 19 Eylül 2019, 17:34:05 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Peygamberlerin Nübüvvetlerinin Îsbâtı rüya tabiri,Peygamberlerin Nübüvvetlerinin Îsbâtı mekke canlı, Peygamberlerin Nübüvvetlerinin Îsbâtı kabe canlı yayın, Peygamberlerin Nübüvvetlerinin Îsbâtı Üç boyutlu kuran oku Peygamberlerin Nübüvvetlerinin Îsbâtı kuran ı kerim, Peygamberlerin Nübüvvetlerinin Îsbâtı peygamber kıssaları,Peygamberlerin Nübüvvetlerinin Îsbâtı ilitam ders soruları, Peygamberlerin Nübüvvetlerinin Îsbâtıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &