ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Kıssadan Hisseler > Fil Yavrusu
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Fil Yavrusu  (Okunma Sayısı 345 defa)
28 Ağustos 2010, 18:03:20
Eflaki
Gökte oturan melek
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9.997



« : 28 Ağustos 2010, 18:03:20 »





Belki işitmişsindir:[1] Hindistan’da ârif bir adam, dostlarından birkaç kişinin, uzak bir yolculuktan aç ve çıplak bir halde geldiklerini gördü. İrfandan kaynaklanan merhameti ve sevgisi coşup, onlara hoşça bir selam verip[2] gül gibi açtı[3]. Dedi ki: “Biliyorum, mideniz bomboş, çok açsınız. Açlıktan âdeta Kerbelâ’ya düşmüş[4], bu yüzden zahmetlere, sıkıntılara uğramışsınız. Fakat ne olursa olsun dostlar, Allah aşkına olsun, sakın fil yavrusu yemeyin. Şimdi gideceğiniz yolun üzerinde fil yavruları var. Öğüdümü candan, gönülden dinleyin de fil yavrusuna dokunmayın. Onları avlamak gönlünüze pek hoş gelir.[5] Çünkü onlar çok körpe, latif ve semizdir. Fakat anaları pusuya yatmış, onları gözetmektedir. Her ana gibi, ana fil de yavrusuna çok düşkündür. Gereğince yavrusunun arkasına düşer, anlayıp inleyerek yüz fersah yol alır. Âdeta hortumundan ateşler saçar, dumanlar savurur. Yavrusuna merhameti çoktur. Sakın ha yavrusunu avlamayın.”

Nasihatçi dedi ki: “Bu nasihatimi tutun da gönlünüz, canınız belâlara düşmesin. Bitki ve yapraklarla yetinin de, fil yavrularını avlamaya varmayın. Ben vazifemi yaptım, nasihat borcumu ödedim.[6] Öğüdü tutanın sonu, ancak selamettir. Ben sizi pişmanlıktan kurtarmak için elçiliğimi yaptım ve aldığım haberleri size tebliğ ettim. Kendinize gelin, sakın açgözlülük yolunuzu kesmesin, yiyecek hırsı sizi kökünüzden koparmasın.”[7] Bunları söyledikten sonra, “Allah hayırlar versin” diyerek onları uğurladı, gitti.

Onlar, yolda kıtlığa düştüler, susuzlukları artıkça arttı.[8] Ansızın yolda yeni doğmuş, semiz bir fil yavrusu gördüler. Sarhoş kurtlar gibi başına üşüştüler. Onu kestiler, pişirdiler, tamamıyla yiyip ellerini yıkadılar.

Yol arkadaşlarından birisi, fil yavrusunun etinden yemedi. Onlara da yememeleri için öğüt verdi.[9] Çünkü yolda kendilerine öğüt veren kişinin sözleri hatırındaydı. O söz, adamın o fili kebap edip yemesine engel oldu. Eski ve tecrübeli bir akıl, sana yeni bir baht bağışlar.[10] Fil yavrusunu yiyenlerin hepsi yattılar, uyudular. O aç adam ise, sürüyü bekleyen çoban gibi uyanıktı. O, birdenbire kızgın, korkunç bir filin geldiğini gördü. Fil, önce o uyumayan adama gelip çattı. Onun ağzını üç kere kokladı, fakat ağzından hiçbir kötü koku gelmedi. Birkaç kere etrafında dönüp dolaştı, sonra gitti. O iri fil, adama hiç dokunmadı. Sonra uyuyanların hepsinin ağızlarını kokladı; hepsinden de yavrusunun kokusunu alınca hemen onları birer birer öldürdü. Onlardan hiç ürkmüyor, korkmuyordu. Yavrusunun intikamını almak için onların her birini havaya kaldırıp yere vurarak parçaladı.[11]

Ey oğul! Ortada olsun ya da olmasın, evliya[12] de Hakk’ın çocukları gibidir. Onlar ortada olsun, olmasın, Allah, onların mallarını ve canlarını korur, onların durumundan haberdardır. Sakın onların noksanlarını bulup da aleyhlerine gıybet etme. Çünkü onların öcünü Allah alır.[13] Allah dedi ki: “Bu veliler benim çocuklarım gibidir. Gariplik âlemindedirler, eşleri yoktur. Halkı imtihan için hor ve yetim halde görünürler, fakat hakikatte dostları da benim, yardımcıları da.[14] Hepsi de benim korumama güvenmiştir. Sanki onlar, benim cüz’lerimdir. Sakın, sakın! Bu abâ giyenler benim velîlerimdir. Zahiren yüz milyondurlar, fakat hakikatte hepsi bir vücuttur.”

Fil, yavrusunu kim kebap edip yemişse, bularak intikam almak, kuvvetini göstermek için onların her birinin ağızlarını koklar, hepsinin midelerinin etrafında dönüp dolaşır. Sen de Hakk’ın kullarının etlerini yemekte, onları çekiştirip günah kazanmaktasın.[15] Kendinize gelin, sizin ağzınızı koklayan da Allah’tır. Doğru olandan başkası, canını nasıl kurtarabilir?

Kabirde Münker yahut Nekir’in ağzını kokladığı adamın vay haline! O büyük meleklerden ne ağız kokusunu gizlemeye imkân var, ne de güzel kokularla iyi bir hale getirmeye çare… Mezara giren bir kişi, o meleklere yaltaklanamaz. Akıl, fikir için hileye sapmasına yol yoktur. Meleklerin gürzü, saçma sapan konuşanların (gıybet eden ve hezeyan söyleyenlerin) başlarına ve arkalarına iner.[16]

Azrail’in sopasını ve demirini gözünle görmesen de gürzünün eserine bak! Bazı zamanlar Azrail’in âlâtı suret bakımından da görünür, fakat onu yalnızca can çekişen hasta görür. O can çekişen hasta, “Dostlar! Bu tepemin üstünde duran kılıç nedir?” der. Dinleyenler de, “Biz öyle bir şey görmüyoruz. Bu bir hayal olmalı” derler. Hâlbuki ne hayali, göçme zamanı bu! Ölüm haline gelen hastanın önünde gürzlerle kılıçlar his âlemine girdiler, göründüler. O, bu kılıçların kendisine çekildiğini görür, fakat ondan başka, düşmanın da dostun da gözü bağlıdır, bunları göremez.

Ey halkın kanını emen zâlim! Bu işten vazgeç, halkın kanı seni savaşa düşürmesin, senden intikam almasın.[17] Bil ki halkın malı, onların kanı gibidir. Çünkü mal güçle, kuvvetle, çalışmayla ele geçer. O fil yavrularının anaları kan güder, fil yavrusu yiyenden öç alır, öldürür.[18] Ey rüşvet alan kişi![19] Sen, fil yavrusu yemektesin. Sana düşman olan fil, kökünü kazır, seni mahveder. Ağzındaki haram lokma kokusu, hileciyi rezil eder. Çünkü fil, yavrusunun kokusunu bilir.

Bizim ağzımızdaki iyi kokular da kötü kokular da göklere yükselmektedir.[20] Ey gâfil! Sen uyuyup duruyorsun, fakat yediğin veya işlediğin bir haramın kokusu, şu yeşil renkli gökyüzüne yükselir durur. Senin çirkin, kötü nefeslerinle birlikte o haram kokusu göklere yükselir. Gökyüzünde o kokuları kontrol etmekle görevlendirilmiş olan meleklere kadar gider.[21] Kibir, hırs, açgözlülük kokusu, söz söylerken soğan gibi kokar. Yemin eder de, “Ben onları ne zaman yedim? Soğandan da çekinmekteyim, sarımsaktan da” dersen, o yalan yemini ederken nefesin gammazlık yapar. Kokusu, seninle beraber oturanların dimağına vurur (canı pâk olanlara yansır). O koku yüzünden dualar reddedilir. O eğri kalp, sözle kendisini gösterir. O duaya “Sesinizi kesin”[22] cevabı gelir. Her azgının cezası, onu reddedip kovan sopadır. Fakat sözün eğri, özün/mânân doğru olursa, o sözün/lafzın eğriliği Allah’a makbuldür.[23] (Cilt: III, beyit nu: 69-171)

AÇIKLAMALAR

[1] Molla Câmî, Nefehatü’l-üns adlı kitabında, Mevlânâ’nın naklettiği bu hikayenin benzerini, Ebu Abdullah el-Fâsî adlı bir zâtın başından geçen hadise olarak kaydetmiştir. (Tahirü’l-Mevlevi, Mesnevî Şerhi, IX, 41)

[2] Ârif zât, yolcuları selâm ve güler yüzle karşılamıştır. Nitekim atalarımız da “Önce selâm, sonra kelam” demiştir. Yani, birisiyle konuşmaya başlamadan önce onunla selâmlaşmak gerekir. “Selâm” Yüce Allah’ın isimlerindendir, yani esma-i hüsnadandır.

Selâm vermek sünnet, almak ise farzdır.

Selâm vermek için “Esselâmü aleyküm” veya “Selâmün aleyküm” demenin, “Allah’ın koruması senin üzerine olsun”, “Allah seninle olsun” “Allah’la beraber olasın” manasında bir dua olduğu belirtilmiştir. Bazıları âlimler ise derler ki: Selâm, “selâmet” demektir. Dolayısıyla, selâm veren kimse, selâm verdiği kişiye şöyle demiş olmaktadır: “Sen benden selâmettesin, benden sana bir zarar dokunmayacaktır, korkmayasın!”

Verilen selâma, “Ve aleyküm selâm” denilerek mukabele edilir. Verilen selâma işaretle mukabelede bulunmak yeterli olmaz, hattâ bundan sakındırılmıştır.

Hikmetli Kur’ân’da Yüce Allah şöyle buyurur: “Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeli ile veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.” (Nisa Sûresi, 86) Buna göre; “Esselâmü aleyküm” diyene, “Ve aleyküm selâm ve rahmetullahi ve berakütühü” denilmesi gayet güzel ve sevab kazanmayı sağlayıcı bir davranıştır.

Müslüman’ın; kendi evine girdiğinde eşine ve çocuklarına (Nûr Suresi, 61; Tirmizî, İsti’zân: 10. Kütüb-i Sitte, hadis nu: 3375), yabancı bir eve girerken o ev halkına (Nûr Sûresi, 27), bir meclise girerken ve çıkarken (Tirmizî, İsti’zân 15; Ebû Dâvud, Edeb 150. Kütüb-i sitte, hadis nu: 3373), işyerinde arkadaşlarına, yolda karşılaştıklarına selâm vermesi Allah’ın hoşnutluğuna vesile olur.

Gençler yaşlılara, binek üzerinde olan yürüyene, yürüyen oturana, yukarıdan gelen aşağıdan gelen, dışarıdan gelen içerdekine, sayıca az topluluk çok olan topluluğa selâm verir. Durumları aynı olanlar, mesela yayalar karşılaştıkları zaman, önce selâm veren daha makbuldür.

Selâma mukabele edemeyecek durumda olanlara selâm vermek mekruhtur. O sebeble; Kur’an okuyana, ezan okuyana, kamet getirene, abdest alana, hutbe okuyana, namaz kılana, yemek yiyene selâm verilmemelidir.

Kâfirler, münafıklar, İslam düşmanlığı yapanlar, açıktan günah işleyenler, yaptıkları günahları açıktan anlatanlar, rastlandığında günah işlemekte olanlar, selâma lâyık olmadıkları için, bu gibilere selâm verilmez.

Fitneye sebep olacağı endişesi ile, genç ve yabancı kadınlara selâm verilmez. Onların selâmına sesli cevap verilmez.

Selam konusundaki hadisler için bkz. Kütüb-i Sitte, hadis nu: 3373-3388

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Fil Yavrusu
« Posted on: 19 Eylül 2019, 19:55:42 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Fil Yavrusu rüya tabiri,Fil Yavrusu mekke canlı, Fil Yavrusu kabe canlı yayın, Fil Yavrusu Üç boyutlu kuran oku Fil Yavrusu kuran ı kerim, Fil Yavrusu peygamber kıssaları,Fil Yavrusu ilitam ders soruları, Fil Yavrusuönlisans arapça,
Logged
16 Ekim 2015, 05:46:02
Sevgi.
Dost Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 14.714



« Yanıtla #1 : 16 Ekim 2015, 05:46:02 »

  Selâmün Aleyküm. Bu güzel bilgiler için Rabbim Razı olsun kardeşim. Rabbim bizleri hak yiyen gıybet eden kullarından etmesin.Çünki bunlar ne kötü hallerdir. Oyüzden her işimizde Allahın Rızasına uygun olmasına dikkat etmeliyiz. Rabbim ilmimizi artırsın inşaAllah. Amin ecmain...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 16 Ekim 2015, 05:47:01 Gönderen: ✿ Kevšer ✿ »
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
16 Ekim 2015, 05:55:07
Ceren
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 25.285


« Yanıtla #2 : 16 Ekim 2015, 05:55:07 »

Aleykümselam.Rızası Allah olan,ameli Allah olan ve günahdan,gıybet den ,fitneden kendini alı koyan kullardan olalım inşAllah...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &