ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Akaid Eserleri > Kabir Alemi - Suyuti > Ruhların makamı berzah alemi 2
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ruhların makamı berzah alemi 2  (Okunma Sayısı 1578 defa)
28 Mart 2010, 16:18:09
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 28 Mart 2010, 16:18:09 »



Ruhların Makamı Berzah Âlemi 2



Ebû Ömer, Ahmed bin Muhammed en-Nisâburî´nin el-Hikâyet kitabinda söyle denilmistir: Ebû Bekir Muhammed bin îsa el-Tarsusi, Hâmid bin Yahya bin Süleyman´dan şöyle dediğini rivayet etmiştir: Mekke´de, yanimizda Horasanli bir adam vardi. Emânetleri teslim alip sonra geri veriyordu. Bir gün bir adam on bin dinari ona teslim etti ve kayboldu. Horasanli adam da sekerata yaklaştı. Emâneti teslim etmek için çocuklarindan hiç birisine güvenemedi. Evinin bir tarafinda o paralari sakladi ve öldü. Sonra adam dönünce onun çocuklarindan dirhemleri sordu. Biz bilmiyoruz, dediler. Mekke´nin âlimlerinden sordular ki Mekke´de hayli âlim vardi o zaman Biz o adami Cennetlik biliyoruz ve bize geldigi kadariyle Cennet ehlinin ruhlari Zemzem kuyusundadirlar. Gecenin üçte biri veya yarisi geçince git kenarinda dur. Sonra onu çagir, umulur kî sana cevap verir. Eger cevap verirse, malinin nerde oldugunu sor. Adam birinci, ikinci ve üçüncü gecelerinde, üçer sefer, ayni vakitte çagirdi ve bir cevap alamadi.

Adam, âlimlerin yanina geldi. Ne yaptigini anlatinca, âlimler, «Innâ lillah ve inna ileyhi râciun». Demek arkadasimiz cehennemlik imis, dediler ve söyle tavsiyede bulundular:

«Yemen´e git, orda Bürhût isminde bir vadi var, onda bir kuyu var. Kuyunun **** Bermuttur. Cehennemliklerin ruhlari ordadir. Kenarina git, Zemzem kuyusunda çagirdigin ayni vakitte onu çagir.» Adam gitti, tavsiyeyi uyguladi ve ilk çagrida cevap aldi.

Hikâyenin bakiyesi kitaptan düsmüs idi.


Safvân bin Arar, Ebu´l-Yeman Âmir bin Abdullah´dan mümin ruhlarin birlestigi bir yer var mi? diye sormus.

Âmir demis ki;

Allah´in «yer´e salih kullarim varis olacaklar» diye söz ettigi yer, ruhlarin toplandigi yerdir. Ruhlar hasre kadar orda dururlar.»

Ibn-i Mende bunu rivayet etmistir. Fakat cidden garip bir rivayettir. Âyeti bununla tefsir etmek daha da gariptir.



îbn-i I. demistir: Abdullah bin Havsab´dan rivayet ettigine göre söyle Amir (Radiyallahû anhüma) Übeyy bin Ka´b´a Cennetlik ruhlar ile cehennemlik ruhlarin görüstükleri yeri mektupla sordu. Ka´b dedi ki:

Cennetlik ruhlar, Cabiye´dedirler. Kâfirlerin ruhlari da Hadremut´ta, Bürhüt vadisindedirler.

Sahabeden bir gurup demis ki, «ruhlar Allah katindadirlar.» Bu görüs, sahih olarak, ibn-i Ömer (Radiyaîlahû anh) ´dan da rivayet edilmistir.


îbn-i Mende, Sa´bi tarikiyle, Huzeyfe (Radiyallahû anh)´dan rivayet ettigine göre, söyle demistir:

Ruhlar, Rahman olan Allah´in yaninda duruyorlar. Cesedlerine üfürülecek vadeyi bekliyorlar.

Bu rivayet, ruhlarin ayri ayri yerlerde olduguna dair olan rivayetlere münafi degildir.

Bir gurup da demisler ki: insanlarin ruhlari Adem Babalarinin saginda ve solundadirlar.

Sahih rivayete göre Miraç hadisinde söyle denilmistir:

Açilinca gögün üzerine çiktik, baktik bir adam saginda solunda, sahislar var; sagina baktiginda gülüyor. Soluna baktiginda agliyor. Cibril´e «kimdir bu?» diye sordum.

«Adem´dir, sag ve solundaki sahislar da onun zürriyetidir» dedi.
Sagdakiler Cennetliktir. Soldakiler de Cehennemliktir. Sagina baktiginda gülüyor, soluna baktiginda agliyor..

. Bu hadisin lafzinin zahirine göre, kâfirlerin ruhlarinin da gökte oldugu anlasilir. Bu ise, «Gök kâfirlerin ruhlari için açilmaz» mealindeki âyet ve hadîse zittir.

´ Bâzi rivayetlerde, bu zorlugu giderecek ibare vardir. Rivayet söyledir :

Âdem ogullarinin ruhlari ona arz edilir. Ruh mümin ise, ne güzel ruh! Onu alayi illiyine çikarin, der. Kâfir ise ne çirkin ruh, onu yerin dibine götürün, der, iste bundan anlasilir ki, zürriyetinin ruhlari dünya semasinda ona arzedilir. Yerlerine yerlestirmek için emir verir. Demek ruhlarin kaldigi yer, dünya semasi degildir.


Ibn-i Hazm iddia etti ki, Cenâb-i Hak cesedlerden önce bütün ruhlari birden yaratmis. Ve onlari, madde dünyasinin ötesinde bir Berzah´da yerlestirmis. Cesedleri yarattiginda, ruhlari o berzah âleminden alip cesede yerlestiriyor. Sonra ölümde yine o âleme yerlestiriyor. Peygamberler ve sehidlerin ruhlari ise Cennette olurlar.

Bu görüs baska hiç bir müslümandan anlatilmamis ve müslümanlarin sözüne de benzemiyor. Bu ancak felsefeciler sözlerinin cinsinden bir sözdür.

Bir gurup mütekelliminden nakledilmis ki, ruhlar, cesedlerin ölmesiyle ölürler. Bu görüs mutezileye nisbet edilmistir. Endülüs fakihlerinden bir cemâat de ayni seyi söylemislerdir. Eskilerinden, Abdul-Ala bin Vehb bin Muhammed b. Arar bin Lübabe; yenilerinden de Süheyli ve Ebû Bekir bin Arabî gibi zatlar da bu görüstedirler.

Fakat Cumhuru ulemâ siddetle bu görüse karsi çikmistir. Hatta Sahnun bin Said ve digerleri demis ki, bu bid´at cüarm sözüdür. Ölümden sonra, ruhlarin baki kaldigini gösteren çok nass (kesin ifade) ler bunu reddeder ve çürütürler.

Sehidlerin ve ruhlari Cennet´de olan diger müminlerin hayata lan arasinda iki yönden fark yardir:

Biri: Sehidlerin ruhlari için, kus seklinde cesedler yaratilir, kursagina yerlesirler ki, o kusun organlariyle soyut ruhtan daha fazla ve daha mükemmel nimetlensinler. Çünkü, sehidler, cesedlerini Allah yolunda feda etmisler. Buna mukabil Berzahta onlara bu cesedler verilmistir.

Ikinci fark; Sehidler Cennetten riziklanirlar. Halbuki diger ölüler hakkinda böyle kesin bir ifade yoktur. Her ne kadar, onlar cennet agaçlarina konurlar diye rivayet varsa da bunun iki manasi vardir. Bu konmak yemek manasinda geldigi gibi normal konmak manasinda da olabilir. Alâ külli hâl, yemekte, nimet ve istifadede sehidler derecesinde degiller. Allah gaybi daha iyi bilir.


Amma ibn-i Sinninin, ibn-i Mes´ud Radiyallahû anh,den rivayet ettigi:

«Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) kabristana girdiginde ey fani ruhlar! Ey çürümüs cesedler! Ey yipranmis kemikler! Ey dünyadan mümin olarak çikanlar! Yâ Rabbi bunlara kendinden bir ruh kat, bizden de selâm ver» hadisi ise, senedinin zayifligiyle beraber «fani ruhlardan murad cesedlerden çikmis ruhlar» diye tevil edilir. [20]


[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.034


View Profile
Re: Ruhların makamı berzah alemi 2
« Posted on: 18 Haziran 2019, 05:09:23 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Ruhların makamı berzah alemi 2 rüya tabiri,Ruhların makamı berzah alemi 2 mekke canlı, Ruhların makamı berzah alemi 2 kabe canlı yayın, Ruhların makamı berzah alemi 2 Üç boyutlu kuran oku Ruhların makamı berzah alemi 2 kuran ı kerim, Ruhların makamı berzah alemi 2 peygamber kıssaları,Ruhların makamı berzah alemi 2 ilitam ders soruları, Ruhların makamı berzah alemi 2önlisans arapça,
Logged
28 Mart 2010, 16:18:44
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« Yanıtla #1 : 28 Mart 2010, 16:18:44 »

Faydali Bîr Mesele

ibn-i Kayyim, dedi ki: Ruh için dört durak vardir. Her bir evvelkisinden daha büyüktür.

Birincisi, ana karnidir. Bu sikinti, muhasara ve içice üç karanligin hakim oldugu bir yerdir.

ikincisi, içinde dogdugu, alistigi, iyilik ve kötülügü kazandigi bu dünyadir.

Üçüncüsü, Berzah Alemidir. O bu dünyadan daha genis ve daha büyüktür. Dünya ana karnindan ne kadar büyük ise o bu dünyadan o kadar büyüktür.

Dördüncüsü, ondan sonra, durak olmayan âhiret âlemi, cennet veya cehennemdir.

Bu duraklarin herbirinin hükmü ve geregi öbürünün hükümdre gereginden degisiktir.

Ben diyorum ki, onun üçüncü durak hakkinda naklettiginige-yid eden söyle bir rivayet vardir:

Ibn-i Ebi Dünya, Süleym bin Âmir el-Cübbâ´inin mürsel hadisinden merfûan söyle rivayet etmistir:

Müminin dünyadaki durumu, ana karnindaki ceninin durumu gibidir. Çiktigi isigi gördügü ve süt emmeye basladiginda ana karnina dönmek istemedigi gibi, mümin de ölümden korkar, fakat Rabbinin huzuruna vardiginda bir daha dünyaya dönmek istemez.

Yine ibn-i Ebi Dünya, Amr bin Dinar´in mürsel hadisinden söyle rivayet etmistir:

Bir adam öldü, Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: bu adam dünyadan göç etti. Eger durumumdan memnun ise dünyaya dönmek istemez, tipki herhangi birinizin ana karnina dönmek istemedigi gibi...


. Hakim-i Tirmizi, ´Nevadirü´l-Usûl´de, Enes (Râdiyallahû anh)´dan rivayet ettigine göre, Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) söyle buyurmustur:

Ben müminin dünyadan çikisini ancak, çocugun ana karnindan çikmasina benzetiyorum. O sikinti ve karanliktan dünyanin ferahina çiktigi gibi mümin de dünyanin sikinti ve cefasindan cen netin ferah ve, safasina çikar. [21]


Faydali Bir Mesele

Yafü, «Kifâyetü´l-Mütekid»´de, üstad Amr bin el-Farid´den anlattigina göre söyle demistir:

Veli bir adamin cenazesinde bulundum, namazini kildigimizda hava yesil kuslarla doldu. Büyük bir kus geldi, onu yuttu. Sonra uçtu. Ben bundan hayrette kaldim. Havadan inip namazda hazir bulunan bir adam bana dedi ki:

Hayrette kalma, çünkü sehidi erin ruhlari yesil kuslarin kursaginda olurlar. Cennet meyvesinden yerler. Bunlar kiliç sehidleridir. Muhabbet sehidleri ise, cesedleri ruhlasir.

Ben diyorum ki, bu, ibn-i Ebi Dünyanin ölüm konusunda Zeyd bin Eslem´den rivayet ettigi su hadiseye benzer:

Demistir ki: Israilogullari içinde magarada inzivaya çekilmis bir adam vardi. Kitlik oldugunda muasirlari ondan yardim istiyordular. Onlar için dua ederdi. Allah onlara yagmur yagdirirdi. Sonra öldü, kefenine koydular ve onlar o durumda iken, gök tarafindan bir tahtin uçtugunu gördüler. Tâ cenazenin yanma geldi. Bir adam kalkti, cenazeyi tahtin üzerine koydu. Birden taht yükseldi, millet de ona bakiyordu. Sonra onlardan kayboldu. Ve Cennete götürüldü. etmektedir


Maûne kuyusu savasinda katledilenler içinde Amir bin Fuheyr de vardi. Amr bin Umeyye ed-Damri de esir düsmüstü. Âmir bin Tufeyl ona:

«sen arkadaslarindan kimseyi taniyor musun?» dedi.

O:

«Evet,» dedi. Sonra ölülerin arasinda gezindiler, ondan onlarin asillarini soruyordu. Bulamadigi kimse var mi diye söyledi. Bin Ümeyye:

«Evet, Ebû Bekr´in kölesi Amir bin Füheyri göremiyorum.»

Bin Tufeyl:

«îçinizde nasildi o?»

Bin Ümeyye:

«En faziletlimiz o idi.»

Bin Tufeyl:

«Onun durumunu sana bildireyim. Su adam, okla ona vurdu. Sonra oku çikardiginda gözümden kayboldu. Onu öldüren adam da Kilâb kabilesinden, Cebbar bin Sülemi isminde birisiydi. Dahhâk bin Kilabi´nin yanina geldi, müslüman oldu ve kendisini Islam´a getiren seyin Amir bin Füheyr´in ölümündeki gördügü harikalik oldugunu söyledi.

Bunun üzerine, Dahhak, Resûl-i Ekrem (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) e onun müslüman oldugunu ve Âmir bin Füheyr´in ölümündeki harikaligi ve göge çikarilmasini gördügünü yazdi. Resûl-i Ekrem söyle buyurdu:

«Melekler cesedini örttüler ve onu illiyine (en yüce makama) biraktilar.»

Beyhaki, baska bir yönden su ibare ile bunu nakletmistir:

«Amir bin Tufeyl dedi ki; onu öldürdükten sonra göge yükseldigini gördüm. Ben onun yerden ne kadar yükseldigine bakiyordum.»

Sonra Beyhaki, «Buhari, bunu sahihinde rivayet, etmistir.» ve hadisin sonunda «yükseldikten sonra yere indirildi ve kayboldu, kaydim nakletmistir» dedi.

Biz de, Musa bin Ükbe´nin bu kissa hakkindaki magazisi bahsinde bunu rivayet ettik.

Urve bin Zübeyr dedi ki:

«Âmr´in cesedi bulunmadi. Rivayet ettiklerine göre melekler onu defnetmisler.»


îbn-i Sa´-d, Hâkim el-kebir´de Urve yoluyla Âise Radiyallahûanh,dan rivayet ettigine göre söyle demistir:

«Âmir bin Füheyr göge çikartildi. Cesedi bulunmadi. Derler ki, melekler onu defnetmisler.»

Ben diyorum ki, zahire göre meleklerin defnetmesinden gaye, meleklerin gökte gizlemesidir. Nasil ki birinci rivayette, «Onu gizleyip âla-yi illiyine biraktilar» denilmis

îmam Ahmed, Ebû Nuaym, Beyhaki, Amr bin Ümeyye ed-Öam-ri´den rivayet ettikleri su hadis de buna benziyor:

«Resûl-i Ekrem (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) Ed-Demri´yi casus olarak, yalniz göndermisti. Dedi ki;

Hüdeyb tepesine geldim, üstüne çiktim. Fakat, casuslardan korkuyordum. Hubeyb´i biraktim, yere düstü, ben de atladim, biraz uzaga düstüm, döndüm. Hubeyb´i göremedim, sanki, yer onu yutmustu.»

Simdiye kadar, hiç kimse Hübeyb´in izini bulamadi.

Demek Hübeyb bin **** de meleklerin gizledigi birisidir. Ya onu göge çikarmislar ki hadisin zahirinden anlasilan odur. Veya yerde defnetmislerdir.

Ebû Nuaym, kesin olarak onun göge çikartildigini söylemistir. Resûl-i Ekrem (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) ´in mucizelerini diger peygamberlerin mucizeleriyle karsilastirirken:

Eger denilse Isa (Aleyhi´s-selâm) göge çikartildi.

Biz de deriz ki, Resul-i Ekrem (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) ümmetinden bir gurub da göge çikartilmistir. Bu daha aciptir, demis. Sonra Amir bin Füheyr, Hubeyb bin ****, Ala bin Hadram´m kissalarini zikretmis.

Göge çikarilma hadisesini takviye eden bir rivayette Nesâi, Beyhaki ve Taberaninin rivayet ettikleri su hadistir:

Uhud savasinda Talha´in parmaklari isabet aldi. «Ah!» dedi.

Resûl-i Ekrem (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) :

«Eger, Bismillah deseydin, melekler milletin gözü önünde seni göge çikartip gizlerlerdi.»

Bu gizleme hadisesine bir derece uygun ibn-i Asakirin Ata el-Horasani´nin tarikiyle nakl ettigi su hadisedir:

Üveys el-Karanî (Radiyallahû anh), yolda ishalden Öldü. Torbasinda kendi elbiselerinden olmayan bir rivayette de insanlarin dokumasindan olmayan iki elbise bulundu. Sonra iki adam çikip ona kabir kazmak istediler. Dönüp dediler ki:


«Bir tas içinde kazilmis bir kabir gördük, sanki su anda bitmis gibi idi. Onu tekfin edip orda defnettiler. Sonra dönüp orda hiç bir sey göremediler.»

îmam Ahmed bunu «Zühd»de Abdullah bin Seleme tarikiyle rivayet etmistir. Sonunda sunu da nakletmis :

«Biz birbirimize, dönelim! Dönsek kabrini taniriz, dedik. Döndük baktik ne iz var, ne kabir.»

«Yesil Kuslar» hadisesine benzer bir rivayette sudur:

îbn-i Asakir, Ebû Bekir bin Reyyan´dan rivayet ettigine göre söyle demistir:

Misir´da Gülle Hamaminda durmus idim, oraya Zinnun´un cenazesini getirmistiler. Baktim yesil kuslar etrafinda uçusuyorlar. Kabrine götürülünceye kadar etrafindan ayrilmadilar. Defnedilince kuslar kayboldu.

«Muhlislerin Kerametleri Hakkinda Gizli Sir» adli kitapta Tahir bin Muhammed es-Sadefi, salihlerden biri olan Selâmet el-Ken´an´in hâl tercemesinde söyle nakletmistir.

O Ölecegi sene hangi senede ve ne zaman ölecegini bildirdi. Ve o sene öldü, salihlerin cenazesinde hazir bulunan «Ak Kuslar» onun cenazesinin etrafinda kabrine varincaya kadar uçusuyordular.

Bu ifadeler gösteriyor ki: Bu durum salihlerin cenazesinde alisilmis garip olmayan bir hâldir.

Yine ayni kitapta, Mâlik bin Ali el-Kelânisi´nin hâl tercemesinde söyle denilmistir:

O öldügü ve musallaya kondugunda millet, gözün alabilecegi her tarafin son derece beyaz elbiseli kisilerle dolu oldugunu ve cemaatla beraber cenaze namazini kildiklarini gördü.


Ebû Halid´den rivayet edildigine göre söyle demistir:

Amr bin Kays Öldügünde, ölü beyaz elbiseli adamlarla dolu gördüler. Namazi kilinip defnedildiginde, daha kimseyi göremediler.


îbn-i Cevzî «Uyun el-Hikâyât» kitabinda, senediyle Abdullah bin Mübarek´den rivayet ettigine göre, söyle demistir:

Ben bir gece mezarlikta iken, Rabbiyle münacaât eden hüzünlü bir ses isittim. Söyle diyordu:

«Yâ sahibim! Kölen dergâhina geldi. Ruhun yaninda, yollan elinde, seni istiyor sana hasrettir. Geceleyin uykusuz, gündüzleyin rahatsiz, Içi yaniyor, göz yaslari akiyor . Seni görmek istiyor. Sana kavusmak için inliyor. Sen olmadan o rahat etmez» dedikten sonra, agladi, basini kaldirdi, siddetle bagirdi. Ben onu deprettim, baktim ölüdür. Ben onunla ugrasirken baktim bir «Cemâat» yanma geldi. Yikadilar, ilaçladilar, kefenleyip namazini kildiktan sonra defnedip göge dogru yükseldiler.


Yine ibn-i Cevzi senediyle, Hasan el-Basri´den rivayet ektigine göre, söyle demistir:

Sahraya çiktim, bîr magaraya rastladim. Baktim içinde bir genç dikilip namaz kiliyor. Magaranin kapisinda vahsi bir hayvan çökerek duruyordu. Ben ey genç bu vahsi hayvani görmüyormusun, dedim.

O:

«Eger hayvani yaratan Allah´dan korksaydin daha iyi olurdu» dedi. Sonra hayvanin üzerine...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
01 Haziran 2018, 04:19:11
Ceren
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 24.709


« Yanıtla #2 : 01 Haziran 2018, 04:19:11 »

Esselamu aleykum. Rabbim bizlere bu dünyasını ahiretini kazanmak için yaşayan ve kabir de ve ahiret de ruhunun makamının cennet olmasını nasip etsin.Rabbim razı olsun paylasimdan kardeşim. ..
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &