ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > İz Bırakanlar > Resulü Ekrem e tam mutabaat ederdi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Resulü Ekrem e tam mutabaat ederdi  (Okunma Sayısı 577 defa)
28 Ağustos 2010, 17:00:59
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 28 Ağustos 2010, 17:00:59 »



Resulü Ekrem'e Tam Mutabaat Ederdi
Şeyh Seyyid Muhammed Raşid (k.s.) Hz.'nin Halifelerinden Şeyh Ahmet el-Vani Hz. ile Yaptğıımız Mülakat;

    FEYZ: Efendim Seyda Hz. hakkında bahsedermesiniz?

    ŞEYH AHMET EL VANİ HZ.: Elehmdülillahi rabül Alemin essalatü vesselemü ala hayrihi ve halkıhı Muhammedin ve alihi eshabihi ecmain. Seyda (K.S.) çok büyük bir zatti. O herkes tarafından Menzil mürşidi olarak bilinen alim bir zattı. alem onu öyle tanıyordu. Lakin, filhakikat Seyda Hz.'nin (K.S.) yaptığı ameller, hareket, sekanetlar Resulü Ekrem (S.A.V) Hazretlerinin ahlakına benziyordu. Kur'an-ı Kerimin ibaresine benziyordu.

    Tabii insan orda, onun yanında kalmadığı zaman tam hakkıyla onu tanımıyor. Allah (C.C.) lütfu keremiyle, saadetın himmetiyle biz orda, onun yanında çok kaldık. Küçükken hayatımız orda geçti. Ben 1948 doğumluyum. Allah'ın (C.C.) lütfu kremiyle onunla ilk karşılasmamız 1957-58'de nasip oldu. Küçük yaşta 11-12 yaşında Gavsın (K.S.) dergahına gittim. O zaman Sultanımız (K.S.) talebyedi. Medresede tasil görüyordu. Gavsın dergahında o zaman 30-40 tane talebe vardı. Bu talabeler işerisinde Seyda Hz. (K.S.) tej şahıs olarak gözüküyordu. O kadar halim o kadar muttaki, o kadar sukünetliydi ki, çok harikaydı. Yani insan diyordu ki bu insan değli melektir.

     Seyda Hz.'nın (K.S.), Resulullah (S.A.V) Hz.'ne çok mutaabatı vardı. Resulullah'a (S.A.V) 40 yaşındayken risalet gelmişti. Sultanımız (K.S.) ona mutabaat yapmış, 40 yaşında halifelik icazetini gavsımız (K.S.) ona vermiştir. Halifelik emri tabi manevi bir emirdir. bu manevi emir, Cenab-ı Rebbül alemin tarafindan, Resulü Ekrem'in ve Saadat-ı Kiram'ın mürşide bildirmesiyle oluyor. Mürşidin haberi oluyor ve bazen o zatın, o halife olan kişinin de haberi oluyor. yinye Saadat-ı kiram yoluyla veya rüyayı sadıkla haberi oluyor. Sultanımız (K.S.)'a halifelik emri geldiğinde, gavsımız (K.S.) Suriye'de vefat etmiş mürşidinin yanı şeyh Ahmed-el Haznevi'nin (K.S.) yanına götürmüş. Tabi Şahı Hazne (K.S.) o zaman hayatta değil, onun oğlu Şeyh Alaaddin irşad yapıyordu, o zaman hayattaydı.

     Gavsımız (K.S.) demiş ki: "Kurban Seyyid Muhammed Raşid'e böyle emir vardir, Saadetların işasetleri vardır, Resulü Ekrem'in (S.A.V) işareti vardır, halife olmak için, ben sizin kapınızın dergahına getirdim. Şah-ı Hazne'nin dergahına getirdim, onun merkadına getirmişim. Siz bu halifeligi tebliğ edeceksiniz, icazeti vereceksiniz". Şeyh Alaaddin (K.S.) demiş ki: "Seydam, (Gavsımız Şehy Seyyid Abdulhakım (K.S.) ona da ders verdiği için Seyda demiştir) senin oğlun Şeyh Muhammed Raşid (K.S.) öyle büyük bir evliya, öyle bir erkek, öyle bir Allah dostu ki, burada böyle halifelik vermeği ben layık görmüyorum. Ancak bunu Resulü Ekrem'in (S.A.V) yanına görüreceksin, Ravzayı Mutahharanın yanında, orda manen de Resulü Ekrem (S.A.V) ona tebliğ edecek, zahiri olarak da siz orda vereceksiniz. Ancak öyle layık görüyorum". o zaman Gavsımız (K.S.) onun emrini yerine getirmek için Cenab-ı Rebbül alemin için, Resulü Ekrem (S.A.V) hatırı için daha fazla feyz, daha fazla maneviyat vermek için onu aldı götürdü. Medine-i Münevvere'de Resulullah (S.A.V)'ın, Ravzayı Mutahharanın yanında halifelikk tebliğ etti.

     Bu halifelik almak tam Resulü Ekrem'e (S.A.V) mutabaat olmuştur. 40 yaşındayken halifeklik icazeti almıştı. Ondan sonra irşada başlamıştır. bilindiği gibi Resulü Ekrem'e (S.A.V) 40 yaşındayken risalet gelmiş ve risalet irşadına başlamıştır. İkincisi Sultanımız (k.s.), Resulü Ekrem'e mutabaat yapmıştır. Hicreti, aynı Resulü Ekrem'in (s.a.v.) hicreti, Kasrik'ten Menzil' e hicret etti. Yine İslamiyet için, bu tarikatı yaymak için, İslamiyeti yaymak için tam Türkiye'nin ortasındaki bütün müslümanlar her tarftan gelsinler menfaat alsınlar diye o niyetle (niyeti Allah (c.c.) rızası için yaptı) oraya gitti. Adıyaman Kahta ilçesi Menzil köyünü seçti ve orada para ile köy aldı. Orada ev yaptılar. Tabi bazı şeylerde oldu. Akrabalar da komşular da eziyet verdiler. Münkirler de eziyet verdi. Aynı Resulü Ekrem'e (s.a.v.) mutabaat olarak nasıl akrabaları, müşrikler eziyet verdiği gibi. Resulullah (s.a.v.) Cenab-ı Rabbül aleminin emriyle hicret etti. Menzil'in eski ismi de Menzil'di... sonra Sultanımız (k.s.) Menzil ismini Buhara olarak değiştirdi. Resulü Ekrem (s.a.v.) Mekke'yi Mükerreme'den hicret edip, Medine'ye gittiği zaman; Medine'nin ismi Yesrib'di. Resulü Ekrem (s.a.v.) bu ismi Medine-i Münevvere olarak değiştirdi. Sultanımızın (k.s.) Menzil ismini Buhara olarak değiştirmesi Resulü Ekrem'e (s.a.v.) mutabaattı. Sultanımızın üçüncü mutabaatı Resulü Ekrem'in (s.a.v.) 63 yıl yaşaması iledir. Sultanımız da O'nun gibi 63 yıl yaşadı.

     Hatta Sultanımız vefatından bir gün evvel, Allah-u Alem, dayımız Seyyid Hacı Nureddin'e sordu; "Resulü Ekrem'in (s.a.v.) yaşına girdim, tamam oldu. Ben yaşımın Resulü Ekrem'in (s.a.v.) yaşını geçsin istemiyorum" dedi. O akşamın ertsei günü, cuma günü, Sultanımız vefat etti. Resulü Ekrem'e (s.a.v.) başka bir mutabaatı, Cenab-ı Rabbül alemin öyle lütfu ihsan etmiş ki nasıl Resulü Ekrem (s.a.v.) bütün aleme inen rahmetti. Cenab-ı Rabbül alemin O'nun hakkında Kur'an-ı Kerim'de şöyle emretmiştir: Estauzubillah "Vema erselnake illa rahmetellil alemin" sadece bizim alemimize değil. Ey benim Habibim, seni bütün alemlere rahmet olarak gönderdim. Çok alem vardır. Binlerce alem vardır. Alemi insan vardır, alemi kübra var, alemi hayvan var, çeşit çeşit cemadat var, kafir bir alemdir, müslüman bir alemdir.

     Resulü Ekrem (s.a.v.) herkese rahmetti. Herkes Resulü Ekrem'den (s.a.v.) menfaat almıştır. canlı cansız, müslüman kafir herkes menfaat almıştır. Resulü Ekrem (s.a.v.) meşrebi amdır (umumidir). Lakin başka peygamberler bir memlekete, bir kavme, bir köye gelmiş, bir şehre, bir eve gelmiş, kendi nefsine peygamber olmuş. Resulü Ekrem (s.a.v.) bütün aleme Peygamber olmuştur. Şimdi mürşidde öyle. Çeşit çeşit, sayılamayacak kadar evliyalar, mürşidler, alimler gelmişler, halife olmuşlar, irşad sahibi olmuşlar. Herkes kendi çevresine göre, kendi evini, kendi köyünü, kendi memleketini irşad yapmışlar. Tabi dereceleri Cenab-ı Rabbül aleminin yanında, kimse bilmiyor hangisi daha büyüktü.

     Diyelim ki misal olarak Gavs Seyyid Sıbgatullahi Arvasi (k.s.) büyük bir zat idi, çok acayip keramet sahibiydi, çok takva idi. O nereliymiş, Hizanlı. Hizan Bitlis'e bağlıdır. İkincisi Seydayi Tahi (Şeyh Abdurrahmanı Tahi) (k.s.) ariflerdendi, çok büyük bir zatdı, o da oraya bağlıydı, yine Hizan'a, Gavs'a bağlıydı, Oda Bitlis'e. Üçüncüsü Şeyh Fetullah Verkanisi (k.s.), o da çok büyük zat, o da oraya bağlıydı. Hazret (k.s.) da aynı öyle, bu dört şahıs büyük zatlar büyük mürşidler. Bunlar bir memleketi tamam ve ihya etmişler, çok geniş bir kasime hitap etmişlerdir. Cenab-ı Rabbül alemin, hidayet yetkisini bu zatlara o kadar çok vermiştir.

     Seyda Hz.'ne (k.s.) gelince; Resulü Ekrem'in (s.a.v.) irşadı amdı (umumi), bizim Sultanımızın (k.s.) irşadı amdı (umumi). Kendi memleketi değil, kendi çevresi değil, kendi devleti değil, bütün dünyanın devletlerine onun irşadı amildi. Herkes ondan menfaat buldu. Şimdi sen kime sorarsan sor, ister askeriyeye, ister emniyete, ister sivile, ister kafire istersen müslümana sorduğun zaman Adıyaman'daki zatı herkes tanıyor, herkes işitmiş herkes tanıyor. Herkes ondan menfaat almıştır. Sultanımız irşadında da Resulü Ekrem'e (s.a.v.) mutabaat yapmıştır.

     Resulü Ekrem'in (s.a.v.) ahlakı çok halim, Sultanımız da çok halimdi. Resulü Ekrem (s.a.v.) çok çalışkandı, Sultanımız da çok çalışkandı. Hiç durmadan çalışıyordu. Tedrisat zamanı tedrisat yapıyordu, sohbet zamanı sohbet yapıyordu, irşad zamanı irşad yapıyordu, hatme zamanı hatme yapıyordu, okumak zamanı Kur'an-ı Kerim okuyordu. Ondan sonra ek işlerle uğraşıyordu, dergah işleriyle uğraşıyordu. Evi de temizliyordu. Resulü Ekrem (s.a.v.) nasıl ki kendi evini, kendi odasını süpürmüş, temizlemiş yatağını kaldırmış, Sultanımız da aynen öyle. Hiçbir zaman bu iş, kadın işidir, bu iş çocuk işidir, işçinin işidir demiyor her işe koşuyordu. camiden çıktığı zaman, değirmen nasıl çalışıyor, fırın nasıl çalışıyor, hayvanların yemi nasıldır, hayvanlara işçiler nasıl bakıyorlar, harman nasıl oldu, buğday nasıl oldu, mercimek nasıl oldu, bütün bu işleri önce kendisi yaparak gösteriyor ve işlerin yapılmasını sağlıyordu. Sultanımızın (k.s.) gerek dünya işlerinde, gerek ahiret işlerinde niyeti sırf Allah (c.c.) rızası idi. Sofilere de böyle emretti. Dedi ki, "Ben akıl baliğ olduktan bugüne kadar ne iş yapmışsam dünya ve ahiret niyetim Allah (c.c.) rızası idi". Onun için bizim Sultanımız methetme bitmiyor. O çok harikaydı. Resulü Ekrem'e (s.a.v.) çok mutabaat yapmıştı, eli çok rahmetli, çok şefkatliydi.

     Kimsesizlere, yetimlere çok düşkündü, çok seviyordu, çok yardımcı oluyordu. Bilhusus akrabalara, çok sahip çıkıyordu. Herkesin ihtiyacına göre veriyordu. Buğday zamanı, akrabaları, komşuları, fakirleri çağırıyordu, soruyordu, "senin ihtiyacın ne kadardır? Sana ne kadar buğday lazım?" Onlar diyorlardı "Kurban 20 teneke lazım". O diyordu "al sana 20 teneke götür." Senin ne kadar yiyeceğin var?" derdi. Bunlarla Resulullah'a (s.a.v.) mutabaat yapıyordu. Onun yanına alimler, şeyhler geliyorlardı. Onlara çok kıymet veriyordu. Onlara çok muhabbet yapıyordu. Onlara diyor ki; "Gayemiz Allah (c.c.) rızası için olsun. daima insan hizmet yapacak." Hatta böyle bir gün alimler, şeyhler geldiler, Seydamız (k.s.) dedi ki: " Resulü Ekrem (s.a.v.) şöyle sölemiş hadisi şerifte 'Küllüküm rain küllüküm mesulin' hepiniz çobansınız, hepiniz kendi sürünüzden mesulsünüz. Ümmeti Muhammed için çok çalışmak lazım. Her ne kadar hidayet veren Cenab-ı Rabbül Alemin ise de; herkes çalışmak mecburiyetinde. Çalışacak ki Resulü Ekrem (s.a.v.)'in huzurunda perişan olmasın. Gavsı Hizani (k.s.) zamanında bir sofi varmış ismi Ali. Ali devamlı ba...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Resulü Ekrem e tam mutabaat ederdi
« Posted on: 19 Eylül 2019, 19:36:08 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Resulü Ekrem e tam mutabaat ederdi rüya tabiri,Resulü Ekrem e tam mutabaat ederdi mekke canlı, Resulü Ekrem e tam mutabaat ederdi kabe canlı yayın, Resulü Ekrem e tam mutabaat ederdi Üç boyutlu kuran oku Resulü Ekrem e tam mutabaat ederdi kuran ı kerim, Resulü Ekrem e tam mutabaat ederdi peygamber kıssaları,Resulü Ekrem e tam mutabaat ederdi ilitam ders soruları, Resulü Ekrem e tam mutabaat ederdiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &