ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > İz Bırakanlar > Mevlanaya göre manevi eğitimin esasları
Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Mevlanaya göre manevi eğitimin esasları  (Okunma Sayısı 1655 defa)
07 Aralık 2010, 21:20:17
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 07 Aralık 2010, 21:20:17 »



HZ. MEVLÂNÂ'YA GÖRE MANEVİ EĞİTİMİN ESASLARI


...Nitekim, bugünlerde ahirete irtihalinin yeni bir sene-i devriyesini idrak sebebiyle kendisinden bahsettiğimiz Hz. Mevlânâ, demek ki sadece bedenî varlığıyla bizden ayrılmış... O, ruhaniyetiyle gönüllerimizde taht kurmuş, cana şifa, ruha gıda bahşeden sözleri ve şiirleriyle aramızda yaşıyor ve adeta her yıl 17 Aralık’ta Mevla’sına yeniden kavuşuyor.

“Ricâlullah” veya “Evliyâullah” denilen has kullar, öylesine bir ömür geçirirler ki, tüm hayatlarında, dahası tüm vakitlerinde ve hatta tüm anlarında Allah Teâlâ ile birlikte bulunmanın ve bu huzur halini daimi olarak yaşamanın gayreti ve çabası içinde olurlar.
Onlar, Allah Teâlâ’nın, “Haberiniz olsun ki, Allah’ın dostları için hiç bir korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır. Onlar Allah’a iman eden ve kulluk şuuruyla hareket eden takva sahipleridir.” (Yunus / 62-63) diye vasıflandırdığı kıymetli kullardır.
Onlar, vefatları anında meleklerden, “Korkmayın, endişelenmeyin ve geride bıraktığınız evladınız ve ailenizden dolayı da hiç mahzun olmayın. Bilakis size va’dedilen cennete kavuşacağınız için sevinin...” (Fussilet / 30) müjdesini alan bahtiyar kimselerdir.
Onlar ki, kendileri hakkında, “Allah’ın öyle has kulları vardır ki, ne bir ticaret ne de alış-veriş onları Allah’ı anmaktan alıkoymaz” ( Nûr / 37) diye buyurulan er kişilerdir.
Onlar ki, geceleri sıcak yataklarını terk ederek Rablerinin huzurunda duran, kıyamları ve secdeleri uzun namazlarla kulluklarını ikrar eden kimselerdir.


Onlar ki, adları Şâh-ı Nakşibend’dir, Cüneyd-i Bağdâdi’dir, Bâyezid-i Bestami’dir, Abdulkadir-i Geylani’dir, Mevlana Halid-i Bağdadi’dir, Mevlana Celaleddin-i Rumî’dir. Ve bu sebeple onlar, Rablerine kavuştukları geceye Şeb-i Arus yani “düğün gecesi” diyebilen müstesna şahsiyetlerdir. Ancak onların düğünleri de farklıdır. Çünkü onların düğünleri bildiğimiz en uzun düğünler gibi, “kırk gün kırk gece” değil, günler ve geceler, aylar ve hatta yıllarca sürmektedir... Nitekim, bugünlerde ahirete irtihalinin yeni bir sene-i devriyesini idrak sebebiyle kendisinden bahsettiğimiz Hz. Mevlânâ, demek ki sadece bedenî varlığıyla bizden ayrılmış... O, ruhaniyetiyle gönüllerimizde taht kurmuş, cana şifa, ruha gıda bahşeden sözleri ve şiirleriyle aramızda yaşıyor ve adeta her yıl 17 Aralık’ta Mevla’sına yeniden kavuşuyor.
Kıymetli okuyucular,
Tarihte yaşamış bir şahsiyet olarak baktığımızda Hz. Mevlânâ, İplikçi Medresesi’nde öğrencilerine ders veren bir müderris, zikir halkaları kurarak müridlerini manevi eğitimle yetiştiren bir mürşid ve camilerde verdiği vaazlarla insanları eğiten bir halk eğitimcisidir. Ancak bir aşk ummanı, müstesna eğitimci, mümtaz bir mürşid ve gönül ustası olan Şems-i Tebrizî ile karşılaşınca kendisinde böylesine farklı yönlerde cevherler bulunan Hz. Mevlânâ, öylesine bir ince işçilikle işlendi ki, ortaya muhteşem güzellikte ışıklar saçan bir mücevher çıkıverdi. Bu mücevher, ne taraftan bakarsanız farklı renkte ışıklar yayan bir elmas hüviyetindeydi... Bu elmas, ustasını kaybettikten sonra onun firkatinden dolayı hicran ateşiyle aşk ve muhabbet potasında eridi, eridi ve bir çağlayan gibi binlerce beyit halinde Mesnevî oldu, Divân-ı Kebîr oldu, Fîhi Mâ Fîh oldu müminlerin gönül vadilerine aktı durdu, yıllardır ve asırlardır.... Dolayısıyla, kim aşka dair bir şeyler bulmak isterse Hz. Mevlânâ’ya başvursun. Kim sevgiye, tasavvufa, kulluğa ve insan eğitimine dair bir şeyler almak isterse yine Hz. Mevlânâ’ya başvursun... Çünkü onun tezgahında bunların hepsini rahatlıkla bulabilirsiniz. Ancak biz, bundan sonraki satırlarda daha ziyade Hz. Mevlânâ’nın, insanın manevi eğitimine dair söylediği sözlerden bahsetmeye çalışacağız.

Hz. Mevlânâ’ya Göre Manevî Eğitimin Esasları

1. Gönlü Allah ve Resûlullah Aşkıyla Doldurmak

Hz. Mevlânâ, şahsında birkaç yönlü cevher bulunan biridir. Her ne kadar, bir kısım kimseler tarafından, “hümanist bir İslam filozofu”, “ünlü bir halk ozanı”, “mistik bir şair” veya “İslam düşünürü” sıfatlarıyla tanıtılmaya çalışılsa da, asıl adı Mevlânâ Muhammed, lakabı Celaleddin-i Rumî olan bu şahsiyet, bir İslam alimi ve İslami ilimlerin tahsil edildiği kurumlarda görev yapan bir müderristir. Dolayısıyla o, her şeyden önce, Allah’ın kitabını ve Rasûlünün sünnetini bilen bir şahsiyettir. İşte böylesine sağlam bir dinî birikime sahip olan Hz. Mevlânâ, adeta kendisini yetiştirmek ve eksik kalan kısımlarını tamamlatmak için Allah tarafından gönderilen gönül adamı ve aşk ummanı Şems-i Tebrizî ile karşılaşınca aşktan da nasibini almış, böylece ilimle aşkı mezc ederek, insanı tanıma ve kendine tanıtma vadisinde çift kanatlı bir hale gelmiştir.
Yaşadığı halleri önce sadık müridi Hüsameddin Çelebi’nin anlayabileceği hale getirdi de öyle anlattı. O söyledi, Hüsameddin Çelebi yazdı ve ortaya 26.000 beyitlik Mesnevî gibi bir şaheser çıktı. Diğer eserleri de, uzun yıllar almış olduğu tahsilin, aşkla ve tefekkürle yoğrulan neticeleriydi... İşte böylesine müstesna bir mücevher olan Hz. Mevlânâ’nın, insanın manevi eğitimi için tavsiye ettiği ve belki de ilk şart koştuğu esas, kişinin ilahi aşka sahip olması ve Allah’a olan sevgisi ve muhabbetinin, O’nun sevgili kulu ve rasûlüne de yönelik olmasıdır.
Hepimizce malum olan bir beytinde şöyle der Hz. Mevlânâ:
“Ben şu canı bu tende taşıdığım sürece Kur’an’ın kölesiyim. Ve ben Hz. Muhammed’in yolunun tozuyum toprağıyım.
Birisi benden, bundan başka söz naklederse, o kişiden de uzağım, o sözden de...”
Bir başka yakarışı ise şöyledir:
“Allah’ım bana yerle gök arası genişliğinde bir dil ver ki, meleklerin bile hayran olduğu Muhammed Mustafa’yı anlatıp da durayım.”
Böylesine bir aşkın sahibi olan Hz. Mevlânâ, bizlerin de dikkatini aşk bahsine mevzuuna çekmek ister ve der ki:
“Kâinatta ne varsa aşktan ibarettir. Aşk olmasaydı, bu kainat nereden olurdu? Ekmek nasıl olurdu da kendini sana yedirip senin vücuduna katılır ve sen olurdu? Bil ki ekmek, o aşk sayesinde kendini sana verdi ve sende fani olarak sen oldu.”
“Aşk, ölü ekmeğe bile can bağışlıyor, fani olan canını sana katıyor, ebedileştiriyor.”
“Bil ki, içi ilahi aşk ve muhabbetle dolu olmayan insan, ne kadar zavallıdır. Belki hayvandan daha aşağıdır. Zira Ashab-ı Kehf’in köpeği dahi aşk ehlini aradı buldu, ruhani bir safaya erişti ve o has kullarda fani olarak cenneti kazandı.”
“Ölü idim dirildim. Gözyaşı idim tebessüm oldum.
Aşk deryasına daldım, nihayet baki olan devlete nail oldum.”
“Vefatımdan sonra benim kabrimi aç ve içimin ateşi sebebiyle kefenimden nasıl duman yükseldiğini gör.”
Hz. Mevlana’nın bu telkini bize bir başka Allah dostunun, Es’ad-ı Erbili’nin beytini hatırlatıyor:
“Ne mümkün bunca ateşle şehid-i aşkı gasletmek.
Cesed ateş, kefen ateş, hem âb-ı hoşgüvar ateş”
Nitekim bu aşkla, bu şevkle dolu olan Hz. Mevlânâ, sadık ve sevgili müridi Hüsameddin Çelebi’nin ifadesine göre, soğuk kış gecelerinde dayanamadığı aşk ateşinin hararetiyle kendini dışarıya atar, sofada başını secdeye koyarmış... Hararetinin şiddetinden secde ettiği yerdeki buzlar erir su olurmuş... Tıpkı, secdelerde gözyaşları toprağı çamura çeviren Abdülkadir Geylani gibi... Ve tıpkı, uzun secdelerde gözyaşları sakalını ıslatacak kadar akan iki cihan sultanı Hz. Muhammed Mustafa (sav) Efendimiz gibi...
Kıymetli okuyucularım,
Gönüllerini Allah aşkıyla cilalamış olanlar, her an oraya bir başka güzelliğin aksettiğini görürler. Her an Allah’ın sayısız kudret akışından birine şahid olurlar. Yani benliklerinde gizli “ahsen-i takvim” hakikatini keşfederler. Çünkü onlar için, bizim güzelliklerine sarıldığımız mecazi renkler ve kokular yoktur. Dünyevi renk ve kokuları aşan ve gönülleri Allah ve Resulünün aşkıyla dolu olan bu aşıklar, eşya ve olaylara “Muhammedî” sürme çekilmiş gözlerle ve firasetle baktıkları için “Ney”i bir “kamış parçası” olarak görmez, sesini de “sıradan bir ses” kabul etmezler.Bu sebeple, Hz. Mevlânâ der ki:
“Dinle bak neyi, neler söylüyor?
Gizli İlahi sırları ifşa ediyor.
Yüzü sararmış, içi boşalmış, başı kesilmiş...
Yahut neyzenin nefesine terkedilmiş,
Dilsiz ve kelamsız bir halde feryad ederek “Allah Allah” diyor.”


2. Allah’a Kulluğun Şuurunda Olmak
İnsanın, yüce bir Yaratıcı tarafından yaratılmış olduğunun ve ona kul olması gerektiğinin şuurunda olması, kulluğun en yüksek makamıdır. Bu aynı zamanda peygamberlikten de önce zikredilen bir vasıftır. Takdir edersiniz ki, kelime-i şehadeti okurken, bizler, peygamberimizden bahsederken “abduhû ve resûlühû” diyerek, önce onun kulluğunu sonra peygamberliğini tasdik ederiz. Kur’ân-ı Kerim’de adı geçen bazı peygamberler de bize tanıtılırken “O ne güzel bir kul idi.” (Sâd/30,44) diye kulluğunun güzelliğine vurgu yapılarak örnekler verilir. Tüm bu anlatılanlar bir tek hakikate işaret ediyor ki, o da Yüce Mevlâ’mızın buyruğu olan “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zâriyat/56) fermanıdır.
Hz. Mevlânâ da, kulluğunun şuuruna vakıf olabilen müstesna bir şahsiyettir. Ona göre kulluk şuuruna sahip olmanın en güzel karşılığı vefa duygusudur. Vefayı dostluğun bir parçası olarak gören Hz. Mevlânâ, bir beytinde der ki:
“Dosta karşı vefalı ol. Vefakar olmak Elest Meclisinde söz verdiğin borcunu ödemendir. Korkarım ölürsün de borçlu gidersin.”
Bu beytiyle bizlere, adeta Allah Teala’nın, “Sizin Rabbiniz Ben değil miyim?” sorusuna karşılık bütün ruhların “Evet şahitlik ederiz ki, bizim Rabbimiz Sensin.” şe...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Mevlanaya göre manevi eğitimin esasları
« Posted on: 17 Eylül 2019, 13:27:23 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Mevlanaya göre manevi eğitimin esasları rüya tabiri,Mevlanaya göre manevi eğitimin esasları mekke canlı, Mevlanaya göre manevi eğitimin esasları kabe canlı yayın, Mevlanaya göre manevi eğitimin esasları Üç boyutlu kuran oku Mevlanaya göre manevi eğitimin esasları kuran ı kerim, Mevlanaya göre manevi eğitimin esasları peygamber kıssaları,Mevlanaya göre manevi eğitimin esasları ilitam ders soruları, Mevlanaya göre manevi eğitimin esaslarıönlisans arapça,
Logged
18 Aralık 2010, 07:47:49
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« Yanıtla #1 : 18 Aralık 2010, 07:47:49 »


     “Benim bulunduğum yerde hatadan başka bir şey yok. Senin bulunduğun yerde ise bağışlamadan başka bir şey yok”
“Rabbim! Eğer senin rahmetini yalnız salihler ümit edecekse, ya mücrimler kime gidip sığınsınlar.”


Allah’ım!... Beni kendine dost seçinceye kadar yaşat ve aşkınla yandığım bir anda canımı al ki, ölüm Sana olan aşkımın adı olsun.
Nitekim O, Allah Teâlâ’ya “dost” olmak için kulluğunu “aşkla” ifa etti. Aşkla yandığı bir anda ruhunu teslim etti. Bu sebeple, Mevlâ’sına kavuştuğu geceye “düğün gecesi” adını verdi. Kısaca, ölüm onun “aşkının adı” oldu.Şefaatine nail olmak ümidiyle, Allah’ın rahmeti ve bereketinin, ikram ve ihsanının, bu yüce veli, Hak aşığı ve gönül insanı Hz. Mevlânâ’nın ve onu sevenlerin üzerine olması niyazıyla...


AMİN AMİN AMİN..Ayrıca REP..MÜKEMMELDİ..
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
29 Şubat 2016, 22:31:08
Rüveyha
Forum Görevlisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6.764


« Yanıtla #2 : 29 Şubat 2016, 22:31:08 »

Esselamu aleykum ve rahmetullah..Çok çok güzel payşalım..Mevlam ahiretimizi kurtarmaya vesile olucak bu ibadetleri hakkıyla yapmayı bizlere nasip eylesin İnşaAllah.Rabbim razı olsun İnşaAllah
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
09 Mart 2016, 00:25:31
Ceren
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 25.266


« Yanıtla #3 : 09 Mart 2016, 00:25:31 »

Aleykumselam.Allahin emir ve yasaklarina uyan dunyasini ahireti icin harcayan peygamber efendimizin sunnetine tabi yasayan ve maneviyatini besleyen kullardan olalim inşAllah...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
09 Mart 2016, 07:14:08
Mehmed.
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 16.125



Site
« Yanıtla #4 : 09 Mart 2016, 07:14:08 »

Ve aleykümüsselam ve rahmetüllah.  Rabbim bizleri Allah dostlarının yolundan ayırmasın.  Rabbim paylaşım için razı olsun.
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Hizmet nimettir.
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &