ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > İz Bırakanlar > Mevlânâ da ehli beyt sevgisi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Mevlânâ da ehli beyt sevgisi  (Okunma Sayısı 515 defa)
11 Ekim 2010, 13:35:15
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 11 Ekim 2010, 13:35:15 »



Mevlânâ’da Ehl-i Beyt Sevgisi


Mevlânâ’nın yaşadığı dönemde Şiî-Batınî düşüncelerin Türkler arasında etkili olduğu ve az da olsa taraftar bulduğu bilinmektedir. Söz konusu aşırı Şiî gruplar, Hz. Ali başta olmak üzere onun evladına birtakım üstün vasıflar atfetmiş ve bu çerçevede İslâm dininin özüne uygun düşmeyen görüşler ileri sürmüşlerdir.

Günümüzde bazı çevreler, Mevlânâ’nın, kendi döneminde etkili olan Şiî-Batınî görüşlerin tesirinde kaldığını, hatta Bâtinî fikirleri dile getirdiğini ileri sürmektedir. Aslında hangi mezhep ve meşrepte olursa olsun ilmi, ameli ve kişiliğiyle insanların teveccüh ettiği büyük şahsiyetler, her mezhep sahibince kendi taraftarı olarak gösterilmeye çalışılır. Bu itibarla ünlü şahsiyetlerin nesebi ve milliyeti konusunda tartışmalar olduğu gibi inancı, fikriyatı ve mensubiyeti hususunda da tartışmalar olabilir. Bu tartışmaları doğru bir şekilde sonuçlandırabilmek için söz konusu şahsın kendi eserlerine ve burada ortaya koyduğu görüşlere inmek, tarafsız ve ilmî bir tarzda bunları incelemek çoğu defa yeterli olacaktır.

Mevlânâ Celâleddin Rûmî, fikirleri ve eserleriyle İslâm düşüncesinde önemli bir yere sahiptir. Bu özelliği sebebiyle bazı çevreler onu kendi taraflarında gösterme çabası içine girmişlerdir. Bu gayeye matufen onun eserlerine bazı müdahaleler yapılmış ve şiirleri arasına kendisine ait olmayan bazı şiirler karıştırılmıştır. Bunlar, aşırı Şiî gruplardan İsmâiliyye mezhebine mensup şairlerin Hz. Ali’yi tanrılaştıran şiirleridir. Nitekim İranlı edip Hidayet Han’ın Dîvân-ı Şemsi’l-Hakâyık adıyla hazırlayıp 1280/1863 yılında Tahran’da neşrettiği Dîvân’da Mevlânâ’ya ait olmayan bazı şiirler bulunmaktadır. Dilimize de tercüme edilen Dîvân,1 içerdiği bazı şiirler sebebiyle Mevlânâ hakkında farklı mülahazaların ileri sürülmesine zemin hazırlamaktadır. Ancak Tahran Üniversitesinden Prof. Fîrûzanfer, Şia tarafını tutmadan, ilim aşkıyla uğraşarak şimdiye kadar basılmış veya basılmamış Mevlânâ’ya ait bütün divanları inceleyerek, nüsha farklarını da göstererek gerçekten ona ait şiirleri ortaya koymuş ve neşretmiştir. Onun bu gayretleri sonucunda Dîvân’da Hz. Ali’yi ilahlaştıran şiirlerin olmadığı anlaşılmıştır.2 Ancak önceki eseri okuyan bazı kimseler, kendine ait olmayan ve Hz. Ali’ye insanüstü bir konum atfeden bu şiirlere dayanarak Mevlânâ’nın Şiî-Bâtınî olduğunu ileri sürmüşlerdir.3

Aşağıda, Şiî anlayışı diğer İslâmî gruplardan ayıran farklılıklar dikkate alınarak Mevlânâ’nın eserlerinde söz konusu iddiayı destekleyecek Şiî unsurların bulunup bulunmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Özellikle Hz. Ali, Hasan, Hüseyin ve Kerbelâ gibi figürlerden hareketle Mevlânâ’nın bu konulardaki görüşlerinde Kur’ân ve sünnete aykırı bir anlayışının olup olmadığı incelenmiştir. Bununla birlikte onun Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Âişe ve genel itibarıyla Ashab-ı Kiram hakkındaki görüşleri de önem arz etmektedir. Çünkü Şia’ya mensup bir Müslüman'ın Hz. Ebû Bekir, Ömer, Osman gibi sahabilere saygı ve hürmetle bakması ve bunların faziletini dile getiren güzel sözler söylemesi mezhebî ölçülerle izah edilemez. Biz burada, Mevlânâ’nın hem Hz. Ali ve ahfadına hem de Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer ve diğer sahabeye karşı tutumunu değerlendirmek suretiyle onun bir Sünnî ya da Şiî veya Şia sempatizanı olup olmadığını açıklamaya çalışacağız.

A- MEVLÂNÂ’DA EHL-İ BEYT SEVGİSİ

Ev halkı anlamına gelen "Ehl-i Beyt" terkibi, ev sahibiyle onun eşini, çocuklarını, torunları ve yakın akrabalarını kapsar. Ehl-i Beyt tabiri İslâmî dönemden günümüze kadar sadece Efendimiz’in ailesi ve soyu manasına gelen bir terim olmuştur. Ehl-i Beyte kimlerin dahil olduğu hususunda farklı görüşler mevcuttur.4 Biz, en dar kapsamıyla Ehl-i Beyt derken; Hz. Peygamber, Fâtıma, Ali, Hasan ve Hüseyin’i kastetmekteyiz.

1-Mevlânâ’da Peygamber Sevgisi

Mevlânâ, Hz. Muhammed (s.a.s.)’e ve Ashâb-ı Kirama olan sevgisini ifade etmeyi bizzat O’nun bir tavsiyesi olarak kabul etmiş ve bunu her fırsatta dile getirmekten geri durmamıştır. O, hem haliyle hem de diliyleHz. Peygamber (s.a.s.)’e daima hürmet ve muhabbet beslediğini ifade etmiştir. Nitekim bir rubaide; "Canım bedenimde oldukça Kur’ân’ın kulu ve kölesiyim; seçilmiş Muhammed’in yolunun toprağıyım. Birisi, sözlerimden bundan başka türlü bir söz naklederse o kişiden de bîzarım ben, o sözden de" diyerek hem Kur’ân’a hem de Hz. Peygamber’e bağlılığını dile getirmiştir. O, hayatıyla ve eserlerinde ortaya koyduğu fikirleriyle Efendimiz’i ve O’nun soyundan gelenleri kendine rehber edinmiştir. Aslında onun Ehl-i Beyt muhabbeti de Efendimiz (s.a.s.)'e duyduğu sevginin tabii bir sonucudur.

2- Hz. Ali Sevgisi

Hz. Ali, Ashab-ı Kiram arasında Kur’ân, hadis ve özellikle fıkıh alanındaki bilgisiyle temayüz etmiştir. Beş yaşından itibaren hicrete kadar Hz. Peygamber’in yanında yetişip büyümesi, damadı ve amcasının oğlu olması, Tebük seferi dışındaki bütün savaşlarda hazır bulunması gibi önemli özellikleri sebebiyle Müslümanlar Hz. Ali’ye büyük değer vermişlerdir. Hz. Ali’nin fazilet ve menkıbelerine dair rivayetler, diğer sahabe hakkında nakledilen rivayetlerle kıyaslanamayacak derecede çoktur. Diğer taraftan Şia'ya mensup fırkalar, Hz. Ali’nin sahih haberlerde bildirilen faziletleriyle yetinmemiş, özellikle imamet ve imamın vasıfları hususunda İslâm’ın ruhuna aykırı olan birtakım aşırı görüşler ileri sürebilmişler ve ayrıca Hz. Ali’nin rakibi olarak kabul ettikleri Hz. Ebu Bekir, Ömer, Osman gibi sahabileri de kötülemişlerdir. Bu itibarla genelde Ehl-i Beyt, daha dar anlamda Hz. Ali hakkında ortaya konulan tavır, kişi veya grupların İslâmî akide bakımından hangi noktada durduklarını belirlemede önemli bir kıstas olmuştur.
Mevlânâ, Hz. Ali’nin ilim ve anlayış noktasında bizzat Hz. Peygamber tarafından övüldüğünü belirtir. Hadis-i şerifte "Ben ilim şehriyim, Ali de onun kapısıdır."5 buyrulmasından ilham alan Mevlânâ, Hz. Ali için "Sen ilim şehrinin kapısı ve ilim güneşinin şuasısın."6 diyerek bu hususu dile getirir. Yine Mevlânâ, "Sen Allah’ın aslanısın, pehlivanısın, cesurusun."7 diyerek Hz. Ali’yi över. Bununla birlikte o, Allah Resûlü’nün bu kadarla yetinmediğini, Hz. Ali’ye aslanlığına ve cesaretine güvenmemesi gerektiğini ve kâmil bir insanın yanında olmasını tavsiye ettiğini de belirtir.

Mevlânâ, Mesnevî’nin özellikle birinci cildinde Hz. Ali’den övgüyle bahseder. Bir yerde, ihlasın nasıl olması gerektiği hususunda Hz. Ali’yi örnek gösterir ve onun fiillerinin hile ve aldatmadan uzak olduğuna vurgu yapar.9 Bir yerde, Hz. Ali’nin nazar ve akıl sahibi büyük bir veli olduğuna dikkat çekmektedir.10 Başka bir yerde ise, "Ey gönlü sözlerle dolu olduğu halde susan âşık; ötelerden bir haber var mı? Sen "Hel etâ" sûresini oku, "La feta" nüktesini söyle!" diyerek İnsan (Dehr) sûresine işaret etmektedir. Bu sûrede, insanın insan haline gelmeden önce maddî varlığının geçirdiği safhalara işaret edilir. Sûrenin 8. ayetinden sonra –bazı tefsirlerde belirtildiği üzere- Hz. Ali ve Ehl-i Beyt’e sevgi, saygı duyulmasına işaret edilir. Mevlânâ, burada Ehl-i Beyt'e hususi bir saygı gösterilmesi gerektiğine dikkat çeker.

Mevlânâ, Hz. Ali’nin ağzından; "Perde kalksa benim yakînim artmaz." diyerek imanının ne denli güçlü olduğuna işaret etmekte ve onun imanının yakîn derecesinde olduğunu ifade etmektedir.12 Mevlana’nın bir Şiî olup olmadığını göstermesi bakımından Hz. Ali’yi kaçıncı sırada zikrettiği önem arz etmektedir. O, Hz. Ali'yi dört halifenin dördüncüsü olarak kabul eder ve fazilet sıralamasında onu bu konuma yerleştirir.

Hâlbuki bu durum, Şia'nın imamet anlayışına tamamen aykırıdır. Şia'nın en temel görüşü yalnızca Hz. Ali’nin imametinde düğümlendiğine göre, bir kimsenin Şiî kabul edilebilmesi için imamet görüşünü mutlaka kabul etmesi gerekir. Aksi takdirde o kimse Şia'ya dahil edilmez. Bu açıdan Mevlânâ’nın Şiî olduğunu söylemek mümkün değildir.

3- Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Sevgisi

Mevlânâ, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in güzel ahlak sahibi ve örnek kimseler olduklarını bir misal ile açıklar. "Hasan ve Hüseyin çocukken bir adamın yanlış ve kurallara uymayan bir şekilde abdest aldığını gördüler. Ona en iyi tarzda, nezaketle abdest almayı öğretmek istediler. Adamın yanına gelip 'Bu, bana yanlış abdest alıyorsun, diyor. Her ikimiz de senin önünde abdest alalım. Bak bakalım hangimizin abdesti daha doğrudur?' dediler ve her ikisi de adamın önünde abdest aldılar. Adam, 'Ey oğullarım sizin abdestiniz çok doğru, şeriata uygun ve güzel! Ben zavallının abdesti ise yanlıştı.' dedi."14 Burada Mevlânâ, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in küçük yaşta olmalarına rağmen sahip oldukları üstün ahlak ve fazileti dile getirmektedir.

B- MEVLÂNÂ’NIN SAHABEYE BAKIŞI

Mevlânâ’nın eserlerinde Hz. Peygamber (s.a.s.)’in ayrı bir yeri olduğu gibi O’nun arkadaşlarının da çok özel bir yeri vardır. O, zaman zaman ashaptan örnekler vermektedir. Bu örneklerinde Mevlânâ’nın çok samimi bir dil kullandığı, onları saygı ve muhabbetle andığı görülür. Nitekim Mevlânâ, Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali’nin sahabe arasında mühim bir konuma sahip olduklarını, hatta sahabe denildiğinde bunların isimlerinin akla geldiğini belirterek dördüne de aynı önemi vermektedir.

Mevlânâ ashabın ne denli faziletli, cömert ve tevazu sahibi olduklarını izah ederken Hz. Ömer’den bir hikaye nakleder: "Hz. Ömer zamanında çok ihtiyarlamış bir adam vardı. O kadar ihtiyarlamıştı ki, kız çocuğu ona süt verir ve hizmetini görürdü. Hz. Ömer: 'Bu zamanda senin gibi babasına hakkı geçmiş bi...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Mevlânâ da ehli beyt sevgisi
« Posted on: 20 Kasım 2019, 04:34:54 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Mevlânâ da ehli beyt sevgisi rüya tabiri,Mevlânâ da ehli beyt sevgisi mekke canlı, Mevlânâ da ehli beyt sevgisi kabe canlı yayın, Mevlânâ da ehli beyt sevgisi Üç boyutlu kuran oku Mevlânâ da ehli beyt sevgisi kuran ı kerim, Mevlânâ da ehli beyt sevgisi peygamber kıssaları,Mevlânâ da ehli beyt sevgisi ilitam ders soruları, Mevlânâ da ehli beyt sevgisi önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &