ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > İz Bırakanlar > İlim ve gayret deryası Fahruddin Er Râzî
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İlim ve gayret deryası Fahruddin Er Râzî  (Okunma Sayısı 408 defa)
11 Ekim 2010, 13:46:50
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 11 Ekim 2010, 13:46:50 »



İlim ve Gayret Deryası Fahruddin Er-Râzî


İnsanlık tarihine bakıldığında, şahsiyetleri, hayatları, yaptıkları ve bıraktıklarıyla çağları aşan abidevî kişiler görülür. Adeta bir ovadaki tepeler veya dağlar gibi hemen seçilirler. İslâmî ilimler sahasında Fahruddin Râzî bunlardan biridir. Bu yazımızda onu kısaca tanıtmaya çalışacağız.

Yaşadığı Dönem

Abbasî hilafetinden ayrılıp müstakil hale gelen birçok ufak devletin kurulmasından sonra, İslâm âleminde fikrî hareketlilik daha çok canlandı, kültür seviyesi yükseldi ve yaygınlaştı; söz konusu devletlerin sarayları âlimler, şairler, edipler ve diğer münevverlerle dolup taştı. İlmî ve kültürel faaliyetlerini, zararlı siyasî ve dinî gayelerine ulaşma aracı edinen birçok fırkanın ortaya çıkışı da bunlara ilave edilmelidir. Abbasi devletinin zayıflayıp gücünü kaybetmesine, İslâm dünyasının bu yıllarda genel bir çözülme ve parçalanma sürecine girmesine rağmen, Sünnî ulema ile diğer mezheplere mensup âlimler arasında yapılan ilmî münazaralar, bu dönemin en belirgin vasfı haline geldi. İrili ufaklı bu devletlerin kurulması, servetin artmasına, medeniyetin gelişmesine ve buna bağlı olarak ilmî hareketlerin parlak bir döneme girmesine yardımcı oldu.1 Mesela İbn Rüşt (595/1198), Necmüddîn Kübra (618/1226), Feridüddîn Attar (618/1228), Seyfüddîn Âmidî (631/1233) İbn Fârız (632/1234), İbn Arabî (638/1240), Sadruddîn Konevî (672/1272), Mevlâna (673/1273), gibi tanınmış ve hâlâ kendilerinden söz edilen ilim, fikir ve tasavvuf erbabı bu dönemde yetişti. Buna rağmen devam etmekte olan Haçlı seferlerinin yorgun düşürdüğü İslâm âleminin 617/1225'ten sonra bir de Moğol istilasına uğraması, ilim ve medeniyetin gelişmesine ağır bir darbe oldu.2 İşte Râzî de bu dönemde yaşadı.

Kısaca Hayatı

Razî, 543/1149'te Selçuklu devletinin başkenti Rey'de dünyaya geldi. Ailesi aslen Taberistanlıdır. Batı İslâm dünyasında İbnü'l-Hatîb, diğer yerlerde ise Fahruddîn Razî ve Fahr-i Razî şeklinde meşhur oldu. O çevrenin fıkıh ve kelam âlimi olan babası Ziyauddin Ömer (559/1164) güzel ve etkili hitabetiyle de tanınıyor, bu yüzden "Hatibü'r-Rey" diye anılıyordu.3 Râzî 16 yaşında babasını kaybedinceye kadar ondan ders aldı. Öğrenimini devam ettirmek için Rey'den ayrılarak Simnan'a geldi. Burada bir süre fıkıh tahsil ettikten sonra tekrar Rey şehrine dönerek meşhur hocalardan olan Mecdüddîn el-Cilî'den felsefe ve kelâm dersleri aldı.

Kelâm, felsefe ve metafizik konularında yetenekli, hevesli ve meraklı olan Râzî, Horasan'da Farabî ve İbn Sina'nın eserlerine muttali oldu; bunlardan çok yararlandı ve bu konudaki bilgilerini daha da genişletme imkânı buldu.5 Tıp, astronomi, dil ve edebiyat konularıyla da ilgilendi ve bu ilimlere dair eserler yazdı. Râzî ziyaret ettiği yerlerdeki tanınmış âlimlerle ilmî münakaşalar ve münazaralar yaptı; bu özelliği bilgi dağarcığını daha da genişletmesine vesile oldu.
Maveraü'n-Nehir, Türkistan, Horasan ve pek çok Hint şehirlerini dolaşan Râzî, maddî durumu oldukça zayıf iken Rey'e döndüğü bir sırada iki oğlunun zengin bir doktorun iki kızıyla evlenmesi neticesinde maddi sıkıntılardan da kurtuldu. Râzî, Gur sultanı Gıyasettin ve kardeşi Şihabudîn ile iyi ilişkiler kurdu ve devletlerinde görev aldı. Daha sonra Horasan'a geldi ve Harzemşah M. b. Tökiş'in yanında ilim ve eğitim faaliyetlerini sürdürdü. Hem Gur'de hem de Harizm'de kendisine özel medreseler tahsis edilen Râzî, Şeyhu'l-İslâm olarak tanındı; büyük bir şöhret, nüfuz ve itibar elde etti.6
Râzî, 606/1209 senesinin Ramazan Bayramı günü vefat etti. Kendilerini tenkit ettiği ve hatalarını açıkladığı Kerramîler'in, Râzî'yi zehirledikleri şeklinde bir rivayet de mevcuttur. Yazdığı vasiyet üzerine ölümü gizli tutuldu; akşam karanlığında evinde defnedilmesine rağmen bir dağın eteğine defnedilmiş gibi gösterildi; bu iş, Kerramîler cesedini çıkarıp parçalamasınlar diye tedbir olarak yapıldı.

Tarihçi Safedî'ye göre şu beş hasleti Yüce Allah, emsali arasında adeta Râzî'ye tahsis etmişti:
a) Parlak ve işlek bir zihin,
b) Güçlü bir hafıza,
c) Çok bilgi,
d) Sağlam bir muhakeme,
e) Mükemmel bir irade gücü.
8
Râzî de babası gibi iyi bir hatipti. Arapça ve Farsçaya hâkimiyeti tamdı. Her iki dille mükemmel konuşur ve eser yazardı. Vaaz ve hutbeleri esnasında duygulanır, heyecanlanır, vecde gelir ve ağlardı. Cemaati de coşturur ve ağlatırdı. Sultanlar, vezirler, bilginler, devlet adamları, sûfîler ve çeşitli mezhep ve kanaate sahip değişik insanlar onun cemaatine katılır ve dinlerlerdi. Vaaz esnasında bile kendisine sorulan birçok soruya muknî cevaplar verir ve bundan ötürü birçok sapık fırka mensubunun itikatlarının düzelmesine vesile olurdu.9 Çok yoğun geçen ilmî faaliyetlerine rağmen Râzî, vird edindiği dua ve ibadetleri aksatmaz, zühd ve riyazete riayet ederdi.

Yakın ve uzak birçok hükümdar ve devlet adamıyla münasabeti oldu ve o günün geleneğine uygun olarak yazdığı kitapları onlara ithaf etti. Bu davranışı da devlet adamları üzerinde büyük bir etki ve nüfuza sahip olmasında rol oynadı. Sohbet ve dersini dinlemeye gelen sultanlar huzurunda çok rahat konuşuyordu. Bir gün vaaz ederken Sultan Şihabuddîn'e: "Ey Padişah! Ne senin saltanatın kalır ne de Râzî'nin şu allı pullu lafları. Hepimizin dönüşü Allah'adır." demişti.

Eserleri

Râzî'nin isimleri bilinen iki yüz kadar eseri, İslâm düşünce hayatının hemen bütün alanlarıyla ilgili olup, döneminin neredeyse bütün ilimlerini ihtiva etmektedir. Ancak eserlerinin bir kısmı zamanımıza kadar ulaştıysa da, maalesef diğer kısmı ulaşmamıştır. Zayi olduğu sanılan bazı eserlerine araştırmalar sonunda çeşitli kütüphanelerde rastlanmaktadır. Ne yazık ki eserlerinin çoğu hâlâ çeşitli kütüphanelerde elyazması halinde durmaktadır. Bunların önemli bir kısmı Türkiye'deki kütüphanelerde de mevcuttur. Aşağıdaki satırlarda bazı eserlerinden söz edilecektir.

İslâmî İlimlerdeki Yeri

Râzî Kelam ilmindeki geniş bilgisi ile tanınmış olmakla beraber, o aynı zamanda büyük bir tefsir âlimi ve önemli bir filozoftu. Tıpkı Gazali gibi kelam, tefsir, fıkıh usulü ve mantık alanlarında birtakım yenilikler yaptı ve bu yenilikler ondan sonra gelen bilginler tarafından da geniş ölçüde benimsendi. Aklî ilimlerdeki geniş bilgisinden, özellikle kelam, tefsir ve felsefedeki ehliyetinden dolayı o günden bugüne 'imam' diye anıldı. Kelâm ve felsefede 'İmamın görüşü budur.' ifadesiyle daima Râzî anlaşılır. Altıncı asrın müceddidi olarak da gösterildi.11
Meşhur mutasavvıf ve âlim Muhyiddin b. Arabî, Râzî'nin şöhretini duydu ve ona bir mektup yazdı. Hatta İbn Teymiye, İbn Arabî'nin geniş ölçüde Râzî'nin felsefî eserlerinden, özellikle el-Muhassal'dan yararlandığını belirtir.

Ders ve vaazları ile kitaplarının son derece açık, akıcı ve kolay anlaşılır; özlü, etkili ve tertipli oluşu, onun tesirini artıran sebeplerden biridir. Kelam ve felsefe gibi zor anlaşılan ilim bahislerini bile oldukça kolay anlaşılır bir dille ifade eder.

Etrafında çok geniş ve çoğu mütehassıs bir talebe halkası vardı. Zira o gittiği her yerde ilimle meşgul oldu. Kitap mütâlaa etmeyi çok severdi. Hatta yemek yerken kitap okumadan geçirdiği zamanlara pek acıdığını her zaman söylerdi. İlim ve irfana susayanlar, o nereye giderse peşinden giderdi. Ne zaman bir yere gitmek için atına binse, âlim ve talebelerden üç yüz kadarı da beraberinde giderdi.13 Talebeleri kendisine çok hürmet ederlerdi. Onun yanında tam bir edep ve terbiye dairesinde bulunurlardı. Bütün talebelerinin kalbine heybeti yerleşmişti.

Hizmetinde kusur etmemek için çok gayret gösterirlerdi. İşte, Râzî'nin tesirini yayan ve devamlı kılan, bu talebeleri ve anlaşılır eserleriydi. Gençlik yıllarında, el-Lübab adıyla, el-Muhassal'ın bir özetini çıkaran Endülüslü İbn Haldun da onun tesirinde kalanlardandı. Bu durum o çağlarda Râzî'nin tesirinin, Endülüs ve Mağrib'de de yaygın olduğunu gösterir.

Râzî, özgün ilim anlayışından ötürü müstakil bir ekol sahibi sayılmaktadır. Ele aldığı bir konuyu önce ana meselelere, sonra bu meseleleri ikinci derecede meselelere, sonra onu dallara ayırmakta, bunlardan her birinin delilini vermekte; böylece konu bütün ayrıntılarıyla aydınlanmaktadır.


Kelâm İlmindeki Yeri


İlk asırlarda Eş'arî'nin metodunu takip eden kelamcılar vahyin hakikatlerini daha kolay ve etkili bir şekilde anlatmak için zamanla mantığı da kullanmaya başladılar. Hicrî IV. yüzyıldan itibaren bu iş daha güçlü ve sistematik hale gelerek özellikle el-Cüveynî (478/1085)'nin İrşad ve eş-Şâmil gibi eserlerinde zirveye ulaştı. Gazalî'yle beraber kelâm yeni bir usul kazandı. O, bir yandan başlangıçtaki felsefe muarızı tavrını korurken, diğer taraftan mantık metodunu, aklî deliller ve bazı felsefî görüşleri kullanmaya başladı. Bu yeni metot daha sonraki kelamcıların felsefî kelam anlayışlarının temellerini oluşturdu. Râzî'yle birlikte bu ekol gücünün ve mükemmelliğinin adeta zirvesine ulaştı. Râzî'nin eserlerinde, kelamî meseleler diğer ilimlerle bütünleştirilmiş olmasıyla tebarüz eder. Mesela Esasü't-Tenzil adlı risalesinde kelam ile ahlâkı, Levamiu'l-Beyyinat ve Esasu't-Takdis adlı eserlerinde ise kelamla tasavvufu mezceder.

Râzî'nin, kelamla metafiziği bir potada yoğurup m...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: İlim ve gayret deryası Fahruddin Er Râzî
« Posted on: 13 Kasım 2019, 12:28:35 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İlim ve gayret deryası Fahruddin Er Râzî rüya tabiri,İlim ve gayret deryası Fahruddin Er Râzî mekke canlı, İlim ve gayret deryası Fahruddin Er Râzî kabe canlı yayın, İlim ve gayret deryası Fahruddin Er Râzî Üç boyutlu kuran oku İlim ve gayret deryası Fahruddin Er Râzî kuran ı kerim, İlim ve gayret deryası Fahruddin Er Râzî peygamber kıssaları,İlim ve gayret deryası Fahruddin Er Râzî ilitam ders soruları, İlim ve gayret deryası Fahruddin Er Râzî önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &