ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > İslami Hareketin Tarihi Seyri  > Yahudi ve Münafıklar
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yahudi ve Münafıklar  (Okunma Sayısı 1302 defa)
23 Eylül 2011, 17:45:59
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 23 Eylül 2011, 17:45:59 »



Yahudi ve Münafıklar


Kur'an ayetleri tarandığında Yahudi milletinin Allah'a, Peygamber'e ve Allah'ın kitabına nasıl menfi bir tavır takındıkları açık seçik görülebilir. Bakara suresi özellikle bunlardan bahseder. Genelde bu kavim hakkında Kur'an ayetlerinden çıkarabildiğimiz şudur:

Allah'ın, hiç bir kav­me vermediği nimeti bunlara vermesine karşılık onların bu nimetleri inkar etmesi, verdikleri sözü tutmamaları, Allah'ın ayetlerini az bir pahaya satmaları, hakkı batıla karıştırmaları, dünya saltanatını ahirete tercih etmeleri, imam küfürle değiştirmeleri, sadece kendilerinin cennete gireceği düşüncesi, savaş anında peygamberlerini yalnız bırakmaları, kavranılan değiştirerek tahrif etmeleri ve da­ha değişik anlamlara yorumlamaları, faizde ileri gitmeleri, haksız yere insanların mallarını yemeleri, inanmadıkları halde inanmış görünmeleri, peygamberlerine karşı gelme­leri ve birkaçını öldürmeleri, Ehli Kitap oldukları halde kitapsızlarla dostluk kurmaları, verdikleri sözde durma­maları ve ahidlerini bozmaları, hahamlarını ve önderlerini rabb ittihaz edip onların direktiflerine mutlak itaat etmele­ri, kendilerine ilim geldikten sonra ihtilafa ve ayrılığa düşmeleri, peygamberleri aralarından ayrılınca dinlerini değiştirmeleri ve buzağıya tapmaları... Hülasa bunlar, kal­leş, vefasız, dünyaperest, bozguncu, hileci, bencil ve her türlü renge girebilecek kadar renksizdiler.

Onların, İslam'ın aleyhinde yürüttüğü faaliyetlerin ba­şında öncelikle İslam'ı aslından saptırmak, kendi dinleri gibi onu da tahrif etmek olmuştur. Onların savundukları şuydu:

"İslam üstün bir dindir, ancak insanlar onu ta­şıyacak güçte değildir!" Bu din tutmaz, tutsa bile uzun süre yaşayamaz, gibi sözlerle müslümanların arasına nifak sokup, onları bölme taktiğine başvurmuşlardı. Nitekim bugün de benzeri sözler, benzeri taktikler uygulanmakta­dır. Muhatabınıza İslam'ı tebliğ ederken, "Çok iyi, gerçek ve ideal olan odur. Haklısınız, ancak bu hiç bir zaman mümkün olamaz" gibi laflarla karşılaşmamanız mümkün değildir. Artık böyle samimi bir ahbabınızdan bile Yahu dinin sözünü duymamak mümkün değildir. Sanki yüce Allah, bu dini insanlara değil de meleklere indirmiş, in­sanları sorumlu tutmamıştır. Sanki kendilerinden önce İslam hiç iktidar olmamıştır. Sanki İslam'ı iktidar yapanlar insan değil, gökten inen meleklermiş. Sanki İslam'ı bu ya­şayan müslümanlar değil de, Allah'ın gökten zembille in­direceği insanlar hakim kılacaklar. İşte bütün bunlar birer tutarsızlık, birer ümitsizlik, birer gevşeklik, birer korkak­lık ve birer yahudi taktiği, birer münafık taktiğidir.

Yahudilik hareketi, Allah Rasulü hayatta iken asla rağ­bet görmüyordu. Ancak Allah Rasulünün irtihalinden son­ra bazı saf müslümanlar arasında yer etmeye ve nifaka se­bebiyet vermeye başladı. Hele Rasulullah (s.a.v)'ın irtihali esnasında durumun ne olacağı, yerine kimin nasıl geçece­ği, İslam davasının devam edip etmiyeceği konularında Yahudi ve münafıklara büyük fırsat doğmuştu. Daha naaşı yerdeyken Beni Sakifte toplananlar "Allah Rasulü öl­dü, şimdi ne yapacağız, halimiz ne olacak" derken, kimi­leri de "Allah Rusulü ölmedi, Musa gibi Tur'a çıkmıştır" diyerek onları teskin etmeye çalışıyorlardı. Tam o sırada her zaman Rasulullah'ın yanında olan Ebu Bekir imdada yetişiyordu. O acı ve gerçek olanı izah etmek zorundaydı:

"Kim Muhammed'e tapıyorsa bilsin ki O ölmüştür. Ama kim Allah'a tapıyorsa bilsin ki Allah ölmez" meşhur sözüyle müslümanları teskin etmişti.

Yahudi kavminin hakkı kabul etmemelerinin altında yatan saltanat, makam ve ticaretleriydi. Müslümanların ganimetlerden elde ettikleri aşeden dolayı onlar tarafın­dan fazla sömürülmemeleri Yahudileri oldukça düşündürmüş, dumura uğramış ticaret borsaları için yeni pazarlar arama yoluna gitmek zorunda kalmışlardı. İslam hareketi onlar için bir kabus haline gelmişti. Bu nedenle İslam ha­reketinden her ne suretle olursa olsun hesaplamalıydılar.

Yahudi ve münafıklar her fırsatta müslümanları pusu­ya düşürmek, onlara hakaret etmek ve dinlerini kötülemek için eylemlerini sinsice sürdürüyorlardı. Beni Kaynuka çarşısında alış-veriş yapan bir müslüman kadının örtüsüne el uzatmaları ve olayda Yahudi ile bir müslümanın öldü­rülmesi enteresandır. Ancak bu olayın faturasını yahudiler Medine'yi terkederek ödemişlerdi. Bunlarla birlikte Rasulullah'ı öldürme teşebbüsleri, uzun yıllar birbirleriyle savaşmış ve yeni müslüman olmuş Evs ve Hazreçlileri yeni­den birbirine düşürmek, Uhad savaşında üçyüz kadar kişi­yi müslümanlardan koparmak, ensar ile muhacirleri birbirilerine düşürmek [150],  müslümanları bölmek için Dirar Mescidini inşa etmek gibi daha bir çok eylemlerde bulun­muşlardı. Yüce Allah onların Dırar Mescidini ne maksatla kurduklarını şöyle beyan ediyor:

"Zarar vermek, inkar etmek, müminlerin arasını bozmak, Allah ve Peygamberine karşı savaşanlara da­ha önceden gözcülük yapmak için bir mescid kurup 'biz sadece iyilik yapmak istedik' dîye yemin edenlerin yalancı olduklarına şüphesiz ki Allah şahiddîr. Orada asla (namaza) durma. İlk günden beri takva üzerine kurulan mescidde bulunman daha uygundur. Orada tertemiz olmayı arzulayan insanlar vardır. Allah terte­miz olanları sever." [151]

Dırar mescidi, Rasulullah döneminde müslümanlar için kurulmuş bir tuzak ve müslümanlara zarar vermeyi hedef alan, din maskesi altında din düşmanları ile birleş­me ve yardımlaşma da kullanılmak için yapılmış bir mesciddir. Şehid Seyyid Kutup, bu ayetin ışığında şu açıkla­malarda bulunuyor:

"Görünürde binası yıkılmış olan bu mescid, aslında İslam düşmanlarının oyun ve entrikalarını gizleyen bir varlık olarak yaşamaktadır. Dıştan müslüman veya İslam dostu görünüp, perde arkasından İslam'ı boz­mak, değiştirmek, yıkmak için çalışanlar ve akla hayale gelmeyen entrikaları çevirenler o mescidde barınırlar. Manen yaşamakta olan bu mescid; bazen de dindar görü­nüp dini kendisine maske yaparak, bazen dinde araştırma yapıyormuş görünerek, bazen müslümanların hiçbir kusu­ru ve eksik tarafının olmadığını ileri sürüp onları uyutma­ya çalışarak faaliyetini sürdüren İslam düşmanı teşekkül­lerin karargah kurduğu yerdir. İslamı ve müslümanları he­def alan bütün silahların tetiği oradan çekilir. Evet, bu mescid yer değiştirebilir, şekil ve renk değiştirebilir ama mevcudiyetini muhafaza etmiştir ve etmektedir.

Her yerde ve her zaman böyle Dırar mescidleri, müna­fık yuvaları bulunacağı için, ayeti kerime konuyu açıklamakta bu derece kesin ve sert davranıyor. Yüzlerindeki maskeyi yırtarak gizli taraflarını ve aldatıcı yönlerini göz­ler önüne seriyor. Rasulullah devrindeki dırar mescidinin iç yüzünü bu derece kesin ve sarih olarak açıklayan ayeti kerimede bizim için bitmez tükenmez örnekler vardır..." [152]

Yahudi ve münafıklar, Allah Rasulü'nün irtihalinden sonra, nifak hareketini daha da artırdılar. Ganimet olaylarından tutun da, Hz. Aişe'ye yapılan iftiraya, halifelerin şehadetinden Muaviye'nin saltanata geçmesine kadar meydana gelen olaylardan hep bu dönekler sorumludur. Bu bağlamda olaylara baktığımızda, İslami hareketin aleyhinde olan bütün hareketlerin sorumluluğunu bunlara yüklemek yerinde olacaktır. Zira bunların geçmişleri ka­ranlık olduğu gibi, gelecekleri de karanlık ve sinsidir. Geçmişte Yahudilerde görülen inkar ve küfür, hiç bir mil­lette görülmemiştir. Peygamberlerini öldüren, testere ile biçen ve olmadık hakaretleri yapanlar hep bunlar olmuş­tur. Allah'ın verdiği nimeti inkar edip, küfür ve tekzip, kaypaklık ve inat, hile ve desise, fısk ve sapıklık, katı kalplilik ve çoraklığı hayat standardı haline getirmişlerdi.

Onların evlatları ve çömezleri olan bugünkü Yahudi ve münafıklar, onları saydığımız konularda daha da aşmış durumdadırlar. Bugün dünya ekonomisini ellerinde tutup, faiz müessesesini ayakta tutan, insanları birbirine düşü­rüp, dünya terörünün sevkiyatını yapan hep bunlardır. İs­lam düşüncesinin saf ve berraklığını bulandırıp, yerine karma bir dini halka sunanlar yine bunlardır. Yahudi ve münafıklar İslam aleyhinde yürüttükleri bu tür faaliyetle­rinde her zaman olduğu gibi bugün de diğer küfür birlik­leriyle beraber olabilmektedirler. Artık bugün İslam'ın aleyhinde sadece yahudi ve münafıkları görmek saflıktır. Dünya terörü yeni bir boyut kazanmış ve isim olarak da emperyalizm artı Siyonizm şeklinde kafalara yerleştiril­miştir.

Bugün dünyanın bir çok yerinde şirketleşen bu kuru­luşlar, başta müslümanlar olmak üzere bir çok azınlıklara kan kusturmaktadırlar. Hele daha dün körfezde cirit atma­ları, tüm müslüman kabul edilen ülkeleri yanlarına alma­ları ve İran İslam Devletine karşı cephe oluşturmaları, bü­tün güçleriyle onlara yüklenmeleri onların küfür politika­larını açık-seçik sergilemektedir. İşle dün peygamberlerine karşı gelerek başlattıkları hareketi, bugün bütün pey­gamber ve bütün müslümanlara karşı gelerek evrenselleş­tirmişlerdir. Dün sadece bir avuç yahudi ve münafıkken, bugün tüm yahudi, hristiyan, münafık ve diğer kitapsızlar birleşerek dünya emperyalizmi ve siyonizmini 'süper güç' ismiyle kurabilmişlerdir. Öylesine bir süper güç ki azın­lıklara birer kabus gibi korkunç gelmiş ve gece korkulu rüyaları olmuştur. Ama inananların bağlandığı 'süper güç' öylesine güçlü ve kuvvetlidir ki Adem (a.s)'dan bu yana bütün süper güçler birleşse yanında sıfırlanırlar. Yeter ki müminler O'na yönelsinler, O'ndan yardım dilesinler ve O'ndan başkasına bağlanmasınlar... O süper güçlerin kaç kez yerle bir olduğuna tarih şahittir. Yeter ki insanlar sü­per güçlerin halini tarihten sorabilsinler, ibret alabilsin­ler... [153]



[150] Bir Ensar ile bir Muhacir, bir kuyudan su çekerler­ken aralarında tartışma ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Yahudi ve Münafıklar
« Posted on: 29 Mayıs 2020, 00:42:36 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Yahudi ve Münafıklar rüya tabiri,Yahudi ve Münafıklar mekke canlı, Yahudi ve Münafıklar kabe canlı yayın, Yahudi ve Münafıklar Üç boyutlu kuran oku Yahudi ve Münafıklar kuran ı kerim, Yahudi ve Münafıklar peygamber kıssaları,Yahudi ve Münafıklar ilitam ders soruları, Yahudi ve Münafıklarönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &