ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > İslami Hareketin Tarihi Seyri  > Hz. Musa ve İsrailoğulları
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hz. Musa ve İsrailoğulları  (Okunma Sayısı 3395 defa)
24 Eylül 2011, 09:08:12
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 24 Eylül 2011, 09:08:12 »



Hz. Musa ve İsrailoğulları


Musa (a.s) döneminde İslami hareketi tahlil ederken, bu konudaki kıssa ve hikayelere uzan uzadıya yer vermeyerek, sadece Musa (a.s)'ın tebliği ve İsrailoğullarının ona karşı çıkışını değerlendireceğiz.

Musa (a.s)'ın hareketini tahlil etmeden önce, onun gönderildiği kavmi (İsrailoğulların) tanımaya çalışalım.

İsrail, Yakub (a.s)'ın lakabıdır. Yakub (a.s), İbrahim (a.s)'ın soyundandır. İbrahim (a.s)'ın soyu ise, İsmail ve İshak olmak üzere iki kola ayrılmıştır. İshak (a.s)'ın ko­lundan Hz. Yakub, Hz. Yusuf, Hz. Musa ve Musa'dan sonra da Harun, Davud, Süleyman, Yahya ve İsa peygam­ber gibi büyük zevatlar gelip geçmiştir.

İsrailoğulları, geçmişte ufak tefek kavimleri vaaz ve telkinleriyle kendi camiasında eritip benliklerini kaybede­rek kendilerine bağladılar. Daha sonra yolsuzluk, ahlak­sızlık, sapıklık ve putperestlik artınca, önce Musevilik (Yahudilik) arkasından da Hıristiyanlık adı altında yeni dinler oluşturdular,

İsrailoğulları, Musa (a.s)'dan önce büyük saltanat, yükseliş ve ihtişam devrelerine sahip olmuş bir millettir. Kur'an-i Kerim onlara verilen bu nimetten şöyle bahse­der:

"Bir vakit Musa kavmine şöyle demişti: 'Ey kavmim, Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Zira içinizden size peygamberler gönderdi ve sizi hükümdarlar yaptı. Alemlerden hiç birine vermediğini size verdi." [74]

Hz. Musa ilahi mesajla İsrailoğullarına gönderildiğin­de, bütün halkın rabbı durumunda olan hükümdar Fira­vunla karşı karşıya geliyordu. Kitabı Kerim Firavun de­nen bu azgın herifin zulmünden şöyle bahsediyor:

"Biz, sana Musa ve Firavunun önemli haberlerinden, iman ede­cek bir kavim için gerçek olarak okuyacağız. Çünkü Fira­vun, o yerde (Mısırda) başkaldırmış ve ahalisini parçalara bölüp kendisine bağlamıştı. Onlardan bir topluluğu ezmek istiyerek oğulların boğazlatıyor, kadınlarını diri bıra­kıyordu. Şüphesiz o fesatçılardandır." [75]

Şehid Kutub, bu ayetin tefsirinde, Firavun hakkında şunları yazıyor:

"Bu kıssada güç ve kudret sahibi bir hü­kümdarın durumu açıklanıyor. Evet o zalim, o despot, o korkunç güç sahibi Firavun. Onun karşısnda Hz. Musa yer alıyor. Emzikte bir çocuk, gücü yok kudreti yok, sığı­nacağı bir yeri, korunacağı bir evi mevcut değil. Firavun ise yeryüzünde hakimiyet kurmuş, kendi yakınlarını iş ba­şına geçirmiş, İsrailoğullarını ezmiş, erkeklerini kesmiş, kadınlarını diri bırakmış, her zaman onlara karşı hazırlıklı olmuş ve boyunlarından yakalamış. Ama Firavunun gücü, kudreti, dikkati ve uyanıklığı ona hiç bir fayda vermiyor, hatta şu emzikteki çocuktan, her türlü güç ve kadretten mahrum çocuktan onu koruyamıyor. Çünkü Hz. Musa, yeryüzünün biricik gücüne dayalı ve O'nun muhafazasın­da, o gücün koruyan gözü onu savunuyor, başına bir fena­lık gelmesini önlüyor. Ona karşı kem gözleri görmez kılı­yor. Ve böylece o Firavuna ve askerlerine karşı korkunç bir meydan okuyor. Buna rağmen Firavun, onu kendi yu­vasında besliyor, bağrında büyütüyor. Hatta karısı ona karşı kalbinden şefkat ve sevgi besliyor. Böylece Firavun bu müstakbel düşmanı karşısında eli bağlı kalıyor. Hiç bir işlem yapamıyor. Kendisi için korktuğu ve ürktüğü şeyi kendi eliyle büyütüyor, yetiştiriyor ve geliştiriyor.." [76]

Bu ilahi kıssa bize şu hakikati açık bir şekilde sergili­yor ki, Allah'ın gücü ve kudreti kimin yanında olursa ar­tık o kimseye ne bir korku, ne bir endişe, ne de bir zayıf­lık sözkonusudur. Aksine Allah'ın gücü ve yardımı ol­mazsa kişi için emniyet, rahat ve huzur olmaz. Bu konuda isterse yeryüzünün bütün şer güçleri yanında olsun... Ta­rih bu iddianın şahididir. Öyle ise düşünülecek, yapılacak tek şey var; O da, zayıf ve güçsüz olan varlıklara değil, güçlü ve kudretli olan Allah'a bağlanmaktır. İman eden bir kavim için bu doğrular gerçekten kaçınılmazdır. Ger­çek değer yargısı iman ve akidedir. İman ve akideye da­yanmayan sun'i güçlerin halinin ne olduğunu Adem (a.s)' dan günümüze kadar aleni bir şekilde görmekteyiz. Bu sun'i kuvvetlere sahip olan en azılı şerir Firavunun Al­lah'ın gücü karşısında dize gelişi de ibret almak isteyenler için açık bir hüccettir.

O şımarık insan, Musa (a.s) ile mücadeleye girince kuvvet ve gücüne güvenerek şöyle demişti:

“Ey millet, ben sizin için benden başka bir ilah tanımıyorum. Ey Haman, haydi bana çamurdan kerpiç pişir, sonra bana bir kule yap, olur ki ben yukarı çıkar Musa'nın ilahını görü­rüm. Doğrusu onu yalancılardan sanıyorum." [77]

O zalim herif, burada açıkça Yüce Allah'ı ve Musa (a.s)'in getirdiklerini alay ve istihza konusu yapmaktadır. Bütün alay ve istihzalar, karşı çıkışlar Allah'ı ve elçisini bilmemeden kaynaklanıyor. Asıl kaynak, bir otorite, bir saltanat ve bir ihtişamlı hayatın son bulma endişesiydi. İş­te dönüp dolaştığımız, söyleyip durduğumuz asıl nokta budur. Daha önceki haberlerde görüldüğü gibi, günümüze kadar İslam'ın karşısına dikilmelerin, onu sekteye uğrat­maların temelinde otorite ve saltanatın kaybolması, el de­ğiştirmesi korkusu yatıyor.

Musa (a.s), Rabbinden aldığı emirle İsrailoğullarını Fi­ravunun pençesinden kurtarmaya çalışırken, o azgın herif ona fırsat vermemeye çalışıyordu. "Musa sihirbazların hi­lelerini, tuzakların altüst ettiği sıra bütün sihirbazlar secdeye kapanarak 'Musa ile Harun'un Rabbine iman ettik' dediklerinde, Firavun hiddetlenerek ayağa kalktı ve şöyle dedi:

'Ben size izin vermeden mi ona iman ettiniz? Doğrusu o size büyü öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse andolsun ki, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama olarak kese­ceğim. Sizi hurma kütüklerine asacağım. O zaman hangi­mizin azabının daha çetin ve daha devamlı olduğunu bile­ceksiniz'

"Sihirbazlar dediler ki: 'bize gelen bu açık mucizelere ve bizi yaratana karşı asla seni tercih edemeyiz. Artık hükmün neye geçiyorsa hükmünü ver. Senin hükmün an­cak bu dünya hayatında geçerlidir. Doğrusu biz, hem günahlarımıza, hem de bizi zorladığın sihre karşı, bizi bağış­lasın diye Rabbimize iman ettik. Allah daha hayırlı ve da­ha devamlıdır."[78]

Yine Yunus Suresi'nde Yüce Allah onları şöyle tanıtı­yor:

“Musa kavmine şöyle dedi: 'Ey kavmim, eğer Allah'a inandıysanız, gerçekten O'na teslim olan insanlar iseniz O'na dayanın.' Dediler ki: 'Biz gerçekten Allah'a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz, bizi o zalim kavme sınav yapma ve bizi rahmetinle kurtar.' Biz ise Musa ve kardeşine şöyle vahyettik: 'Kavminiz için Mısırda bir takım evler hazırla­yın ve evlerinizi namazgah yapın. Namazı gereği üzere kılın. Hem de müminleri cennetle müjdele." [79]

Yüce Allah'ın açık mucizeleri karşısında mümin olan İsrailoğullarının hilafına bir çokları da mucizelerin Allah tarafından olduğunu yakinen bildikleri halde yüz çevir­mişlerdi:

"Kalpleriyle yakinen bildikleri (gördükleri) hal­de, sırf nefislerine zulmederek ve kibirlenerek bütün mu­cizeleri açıktan inkar ettiler. Bak ki müfsidlerin hali nasıl oldu." [80]

O günkü müfsidler, Allah'ın açık mucizeleri karşısın­da inat, kibir ve gururlarını temel prensip yaparak nasıl Hz. Musa'ya karşı çıkmışlarsa, dün de aynı şekilde Rasulullah'a karşı çıkmış, bugün de benzeri şekilde peygam­berlerin varislerine karşı gelmektedirler. Küfrün tuzakları, doğrulara karşı çıkışları her asırda ve her toplumda aynı­dır, değişmemiştir. Doğrulan kabul etmek, kendi varlıkla­rı, makam ve menfaatları için tehlike arzettiğinde hemen reddederler. Bu karşı koymalar, hiç bir zaman bilgisizlik­lerinden veya cehaletlerinden kaynaklanmamaktadır. Ak­sine bilgi ve şuurla, inat ve kibirle karşı koymaktadırlar.

Yüce Allah tarihi süreç içerisinde bütün azgınlara korkutucu elçiler göndermiş, onların yaptıkları bunca zulümlerin günün birinde mutlaka hesabı sorulacağını ken­dilerine hatırlatmıştır. Büyük şeytan Firavun'a da Yüce Allah Musa (a.s)'ı gönderiyor:

"Haydi Firavun'a git o pek azdı. De ki: 'İster misin küfürden temizlenesin. Seni Rabbime davet edeyim de O'na boyun eğesin.' Fakat o yalan­ladı ve isyan etti. Sonra koşarak yüz çevirdi. Nihayet or­dusunu çağırıp topladı ve 'ben sizin en büyük Rabbinizim' dedi. Allah da onu dünya ve ahiret azıbıyla yakalayıverdi." [81]

Mü'minun Suresi'nde de Yüce Allah Firavunun karşı çıkışım şöyle açıklıyor:

"Sonra Musa ile kardeşi Harun'u mucizelerimizle ve açık bir hüccetle Firavun'a ve onun ileri gelenlerine gönderdik de bunlar iman etmeyi kibirle­rine yediremediler. Onlar büyüklenen bir kavimdirler. (Bu itibarla Firavun ve kavmi) Şöyle dediler: 'Biz bizim gibi iki insana hiç iman edermiyiz? Hele birde kavimleri bize itaat edip dururlarken Böylece onları yalanladılar ve helak edilenlerden oldular." [82]

Yüce Allah, helak olan Firavun ve kavminin geride bıraktıklarından da şöyle bahsediyor:

"(Firavun ve ordusu boğulduktan sonra) Geriye neler bırakmışlardı. Ne bahçe­ler, ne kaynaklar, ne çiftlikler, ne güzel konaklar... İçinde zevk sürdükleri saltanatları. İşte bize isyan edenlere böyle yaparız. Onların mülklerini başka bir kavme miras bırak­tık.” [83]

Tarihi seyir çizgisinde İslami harekete karşı yapılan çıkışlar hep aynı noktada teksif ediliyor. Bu karşı çıkışın numunesi durumunda olan Firavun, kavmine 'Dikkat edin, Musa sizi dininizden uzaklaştırmak, atalarınızın di­nini hiçe saymak, sizleri ondan koparmak ister' gibi söz­leriyle bağnaz bir politika takip ediyordu. Ebu Cehil ve çağdaş firavunların bu paraleldeki çalışmaları, misyoner faaliyetleri Musa (a.s)'in Firavunundan az değildir. Bu noktada küfrün tek millet olduğu asla unutulmamalıdır.

Kureyş müşriklerinin Allah Resulüne söylediklerini aynı şekilde Firavun da Musa (a.s)'a söylemişti.

"Firavun dedi ki, 'Bırakın beni Musayi öldüreyim de O Rabbine dua etsin...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hz. Musa ve İsrailoğulları
« Posted on: 29 Mayıs 2020, 12:44:44 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hz. Musa ve İsrailoğulları rüya tabiri,Hz. Musa ve İsrailoğulları mekke canlı, Hz. Musa ve İsrailoğulları kabe canlı yayın, Hz. Musa ve İsrailoğulları Üç boyutlu kuran oku Hz. Musa ve İsrailoğulları kuran ı kerim, Hz. Musa ve İsrailoğulları peygamber kıssaları,Hz. Musa ve İsrailoğulları ilitam ders soruları, Hz. Musa ve İsrailoğullarıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &