ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Kültürü > İslam Kültürü K-Z > Veli
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Veli  (Okunma Sayısı 731 defa)
01 Şubat 2010, 12:36:02
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 01 Şubat 2010, 12:36:02 »



Veli
Mısır´da yetişen büyük velîlerden Muhammed Şâzilî (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretleri buyurdular ki: "Velî, "Lâ ilâhe illallah" deyip, bunun şartlarını yerine getiren kimsedir. Bunun şartları; Allahü teâlâyı ve O´nun Resûlünü sevmek ve dost edinmektir."Anadolu´da yetişen büyük velîlerden Muhammed Tevfîk Bosnevî (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretleri talebesi olan Erzurumlu Hüseyin Rûhî´ye yazdığı mektupta buyuruyor ki: "Allahü teâlânın dostu olan velî­ler bu makâmı şu dört şeyi yapmakla elde etmiştir. Dünyâyı terk, âhireti terk, varlığı terk ve kuru bilgiyi terk. Sülûk ilmi de dört esas üzere kurul­muştur: Birincisi Allahü teâlânın, kulu kendine çekmesidir. İkincisi, insanı doğru yola götürecek hocadır. Üçüncüsü, ilim ve irfândır. Dördüncüsü, nefs ile mücâdele etmektir.

Konya´ya gelen büyük velîlerden Şems-i Tebrîzî (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: "Velîler, Allahü teâlâyı zikretmekten yorulmazlar ve O´nun muhabbetine doymazlar. Onların yanında dünyânın hiçbir kıymeti yoktur. Onlar, her an Allahü teâlâyı zikrederler, şükrederler, ibâdete de­vam ederler. Bir kalpten bütün arzu ve istekler çıkarsa, orada Allahü teâlânın sevgisinden başka bir sevgi kalmaz."

Evliyânın büyüklerinden Ahmed bin Ebû Verd (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: "Velîler, şunlara riâyet sebebiyle Allahü teâlânın rı­zâsına kavuştu. Din büyüklerinin kapısından ayrılmamak, muhâlefeti, karşı gelmeyi terketmek, hizmetlerde mâhir ve gayretli olmak, musibet­lere sabretmek."

İstanbul´un mânevî fâtihi, büyük âlim, üstad, hekim ve velî Akşem- seddîn (rahmetullahi teâlâ aleyh) sohbetlerinde ve vâzlarında buyururdu ki: "Velî, insanlardan gelen sıkıntılara katlanıp, tahammül eden kimsedir. Sıkıntıları göğüsler, belâlar yüzünden şikâyetçi olmaz ve adâvet besle- mez, düşmanlık tavrı takınmaz. O, toprak gibidir. Toprağa her türlü kötü şey atılır. Fakat topraktan hep güzel şeyler biter.

Evliyânın büyüklerinden Alâeddîn Âbizî (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretleri, "Allahü teâlânın velî kulları, meclislerinde bulunan kimseleri mânevî yönden faydalandırırlar." buyurdu.

Horasan´da yetişen velîlerin meşhurlarından, tefsîr, kırâat, hadîs, fı­kıh ve tasavvuf âlimi olan Alâüddevle Semnânî (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: "Bir kimse velîlik mertebesine ulaşsa, onun üzerine Hak teâlânın bir perde örtmemesi, onu halkın gözünden gizlememesi mümkün değildir. "Evliyâm kubbelerim altında (saklı) dır. Onları benden gayrısı tanıyamaz." hadîs-i kudsînin mânâsı da budur. Burada bildirilen "Kubbeler" beşeriyet sıfatlarıdır. Pamuktan ve başka maddelerden do­kunmuş perde değildir. İnsanlık sıfatları öyle bir şeydir ki, o velîde, Hak teâlâ hazretleri açık bir kusûr kılar veya bir hünerini ayıp sûretinde göste­rir. "Onu Allah´tan başka kimse tanıyamaz." demek, "İçi, ilâhî irâde nûru ile dolu olmayan kimseler, o velîyi anlayamaz." demektir. Ancak o nûr ile nûrlanan kimseler anlayabilir."

Kendilerine ?Silsile-i aliyye? denilen büyük âlim ve velîlerin beşincisi olan Sultân-ül-Ârifîn Bâyezîd-i Bistâmî (rahmetullahi teâlâ aleyh) haz­retleri hakkında, velîler tâifesinin efendisi Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri buyuruyor ki: "Velîler arasında Bâyezîd-i Bistâmî´nin yeri, melekler ara­sında Cebrâil´in yeri gibidir."

Evliyânın büyüklerinden ve kendilerine ?Silsile-i aliyye? denilen bü­yük âlim ve velîlerin on beşincisi olan Şâh-ı Nakşibend Behâeddîn Bu- hârî (rahmetullahi teâlâ aleyh) bir defâsında Şeyh Seyfeddîn adlı bir zâtın ırmak kenarında bulunan kabri karşısında kalabalık bir cemâatle sohbet ediyordu. O cemâatte bulunanlardan bir kısmı, Behâeddîn Buhârî hazretlerinin tasavvufdaki yüksek derecesini bilmiyorlardı. Söz, velîlerin hâllerinden açılmıştı. Bir hayli süren bu konuşmada, evliyânın meşhûrla­rından olan Şeyh Seyfeddîn ile Şeyh Hasan-ı Bulgârî arasında geçen kerâmetler anlatıldı. İçlerinden biri dedi ki: "Eskiden velîlerin tasarrufu, kerâmeti çok olurdu. Acabâ bu zamanda da onlar gibi tasarruf ehli var mıdır? "Bunun üzerine Behâeddîn Buhârî hazretleri buyurdu ki: "Bu za­manda öyle zâtlar vardır ki, şu ırmağa yukarı ak dese ırmak tersine ak­maya başlar." Bu sözler Behâeddîn Buhârî hazretlerinin mübârek ağzın­dan çıkar çıkmaz, önlerindeki ırmak ters akmaya başladı. Bunun üzerine Behâeddîn Buhârî hazretleri; "Ey su! Ben sana yukarı ak demedim." bu­yurdu. Irmak tekrar eski yöne akmaya başladı. Bu kerâmetini o kadar çok kimse gördü ki, bu sebeple çokları Behâeddîn Buhârî hazretlerinin büyüklüğünü anlayıp, tam bir teslimiyetle ona bağlandılar ve saâdete ka­vuştular.

Evliyânın önde gelenlerinden Bekâ bin Batû (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: "Bir kimse, evliyâlık yolunun bidâyetinde (başlangı­cında) bu yolda bulunanların edebleri ile edeblenmezse, onun bu yolda nihâyete varması nasıl düşünülebilir."

Bağdât velîlerinden Câfer bin Ahmed Es-Serrâc (rahmetullahi te- âlâ aleyh) bir sohbetinde buyurdular ki: İnsanlar o velîlerin büyüklü­ğünü anlamıyorlar. Onlara câhil diyorlar. Allahü teâlâ mazlûm olan o bü­yüklerin yardımcısıdır. Onlar akıl sâhibi, ileriyi gören kimselerdir. Naîm cennetlerini bu büyük zâtlar dolduracaklardır. Orada nûrdan kürsüler ü- zerine oturacaklar, kendilerine sayısız nîmetler verilecektir. Cennet´te "Feyyân" adında bir nehir vardır. Orada âlimler ve velîler, Muhammed a- leyhisselâmın etrâfında toplanacaklardır. İslâm âlimleri ve velîler, Mu- hammed aleyhisselâmın vârisleridir."

Câfer bin Ahmed Es-Serrâc, Zünnûn-i Mısrî hazretlerinin hallerini ve sözlerini anlatırken şöyle buyurdular: Zünnûn-i Mısrî, Allahü teâlânın sevgisiyle dolu olanları şöyle anlattı: "Onlara, Allahü teâlânın sevgisi içi­rilmiştir. Kalplerindeki nefsin arzu ve istekleri, günahların kötü âkıbetleri­nin korkusu ile ölmüştür. Âhiretteki çeşit çeşit, bitmez tükenmez nîmetleri kaybetme korkusu, onlara bu dünyânın geçici zevk ve lezzetlerini unut­turmuştur. Onlar kalplerini, her türlü riyâ, gösteriş, hased, kin gibi mânevî kirlerden temizlemişlerdir. Onların kalbleri, Allahü teâlânın rızâsına ka­vuşma gayretindedir."

Tanınmış büyük evlîyadan Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî (rahmetul- lahi teâlâ aleyh) hazretlerine bir gün birkaç kişi gelip, "Efendim! Allahü teâlânın velî kulları vefât edince, tasarruf hakkına sâhib olurlar mı? Ha- yatta oldukları gibi insanlara yardım edip, sıkıntılarını giderirler mi?" diye sordular. Cevaben; "Cenâb-ı Hakk´ın evliyâ kulları âhirete inti­kâl ettikleri- nde, dünyâdakine oranla daha çok tasarrufa sâhib olurlar. Dünyâdaki ta- sarruf hududlu, âhiretteki ise hududsuzdur." buyurdular. Oradakiler; "Dostlarınıza ve talebelerinize dünyâdaki gibi âhirette de ih­sân ve mer- hamet eder misiniz?" deyince de; "Ey dostlarım! Kılıç kınında iken kes- mez. Kınından çıktığı zaman keser. Bize şefâat hakkı verilirse, elbette biz de sizlere şefâat ederiz." buyurdular.

Son devir velîlerinden Dârendeli Muhammed Hilmi Efendi (rahme- tullahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: "Hiç bir velî ben evliyâyım ya­nıma ge- liniz, sizi irşâd edeyim, demez. Çünkü onlar kendilerini ve kerâ­metlerini gizlemekle görevlidirler. Bize lâzım olan, evliyâ olduğu söyle­nen şahsa bakarız. Eğer yaşayışı İslâmiyet´e tam uyuyor ve elinde sil­sile-i aliyyeden gelen ve bu yolda yetişmiş büyük bir zâttan tasdikli icâ­zeti, yetki belgesi varsa o zâta büyük zât diye hürmet ederiz."

İskenderiye´de yetişen büyük velîlerden Dâvûd-i İskenderî (rahme- tullahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: "Bir velîde, iki çeşit nûr bulunur. Birin- cisi; rahmet ve şefkat nûru olup, bu nûrla, evliyâlık yolunda bulun­maya müsâid olanları kendisine cezbeder, çeker. İkincisi ise; feyz, izzet ve kahr nûru olup, bu nûrla da, Allah yolunda bulunmaktan uzak, taşkın kimseleri kendisinden uzaklaştırır."

Yine buyurdular ki: "Velîlerden bir zât, şarkta Allahü teâlânın dînine âit bir şey konuşsa, garbda bir kimse o velînin sözlerini duyup kabûl etse ve bunlara tâbi olup, uysa, nasîbi kadar o velînin nûrundan istifâde eder. Aradaki uzaklık istifâdeye mâni olmaz."

Basra´da yetişen evliyânın büyüklerinden Ebû Abdullah el-Basrî (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretlerine, "Velî halk içinde nasıl tanınır? Alâmetleri nelerdir?" diye sorulunca, evliyânın, Allahü teâlânın dostları­nın alâmetlerini şöyle bildirdi: "Velî, dilinin çok tatlı olması, ahlâkının gü­zel olması, özür dileyenlerin özrünü kabûl etmesi, ister iyi ister kötü ol­sun, bütün mahlûkâta tam bir şefkat ve merhametle, acımasıyla anlaşı­lır."

Ömründe hiç bir kimseyi kırmayan, incitmeyen Ebû Abdullah el-Basrî, en küçük mahluklara bile merhâmet eder, yolda yürürken bir ka­rıncayı bile ezmemeye çok dikkat ederdi. Dünyâya hiç kıymet vermeyen Ebû Abdullah el-Basrî, insanları Allahü teâlâdan uzaklaştıran şeylerin hepsinin dünyâ olduğunu beyân buyurur ve herkese; "Dünyânın oğulla­rına (dünyâ malı, mevkii, şan, şöhret, para, çocuk vs.) karşı zâhid olmak, onlara kıymet vermeyip terketmek; akıllı kişinin şânındandır. Çünkü onlar kendisini meşgûl eder, Allahü teâlâyı zikirden alıkor. Kendisi, din ve dün- yâ işlerinin düzgün olmasını istediği halde, dünyâ oğulları öyle değil­dir.

Evliyânın büyüklerinden Ebû Bekr Vâsıtî (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretlerine velînin mânevî hâlinden sordular. Cevaben; "Allahü teâlâ; evliyâsını başlangıç hâlinde ibâdeti, olgunluğunda lütufları ile örterek terbiye eder. Sonra onu kendisi için takdir edilen mânevî sıfatlara gar- keder. Daha sonra vakitlerini Allahü teâlâ için geçirmenin zevkini tattı­rır." buyurdular.

Yine buyurdular ki: Velînin dört alâmeti vardır.

1) Kendisine gelen musîbetten şikâyet etmemesi.

2) Kendisinden ortaya çıkan kerâmeti gizlemeye çalışması, âşikâr etmemesi, halka gösteriş yapmaktan ve şöhretten kaçması.

3) İnsanların verdiği sıkıntı ve belâlara katlanması, onlara karşılık vermemesi.

...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Veli
« Posted on: 14 Ekim 2019, 13:38:44 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Veli rüya tabiri,Veli mekke canlı, Veli kabe canlı yayın, Veli Üç boyutlu kuran oku Veli kuran ı kerim, Veli peygamber kıssaları,Veli ilitam ders soruları, Veliönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &